Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

Alzheimer Hastalarına Bakım Farkı

Alzheimer Hastalarına Bakım Farkı

Alzheimer hastalığı zaman ilerledikçe bilişsel durumun geriye gittiği bir beyin hastalığıdır. Dolayısıyla ilk teşhis konduktan sonra sürekli egzersizlerle ilerlemeye direnç göstermenin önemi büyüktür. Fakat bu yazımızda ne tür egzersizlerin iyi geldiğini ya da ilerlememesi için neler yapılabileceği ile alakalı bilgiler vermek yerine bilinçli bakımın önemini vurgulayacağız.Bir hastalıkla uğraşmak ilk evreden son evreye kadar ciddi sabır isteyen bir iştir. Çünkü ilk başlarda olayın verdiği üzüntü ve şaşkınlık merhamet ve acıma duygusunun etkisiyle çok farklı boyutlarda olurken zamanla hastalığın kötüye gitmesi bakan insanın duygu durumunda değişikliklere sebebiyet veriyor. Bu değişiklikler;Günlük hayatı zorlaştırmaEve veya hastaya bağlı kalma zorunda olmaSürekli hasta biriyle yaşamaktan dolayı depresif belirtiler taşıma gibi durumlar olabiliyor.Bu yüzden bir hastaya bakan yakını ve bakıcısı arasındaki farkı göstermek istiyoruz.YAKINI BAKTIĞI DURUMLARDABu tarz durumlarla çok karşılaşmadığı için hastaya ve hastalığa karşı yanlış müdahalelerde bulunabilir.Başka sorumlulukları da olduğu için hastayı ihmal veya göz ardı edebilir.Aradaki duygusal bağ yüzünden hasta yanında isyanlar ve serzenişlerde bulunarak hastayı olumsuz yönde etkileyebilir.Hastayla bir geçmişi bulunduğundan hastanın Alzheimer hastalığının verdiği etkiyle yaptığı yanlış anımsama ya da silinmelerle alakalı arada kırıcı davranışlar olabilir.Hastalığın sürekli ilerlemesinden kaynaklı yakının hayata karşı depresif bakması ve hastayı moral olarak sürekli aşağıya çekmesi gibi durumlar yaşanabilir.PROFESYONEL HASTA BAKICILARIN BAKTIĞI DURUMLARDABakıcılarımız birçok evde bakım gerektiren hastalıklarda tecrübe edindikleri için hangi hastalıklarda hangi durumlar ortaya çıkarsa ne gibi yaklaşımlarda bulunulur çok iyi bilirler.Tek sorumluluğu hastanız olduğu için gözünü bir an bile ondan ayırmayacaktır dolayısıyla hastanızın herhangi bir ihmalden dolayı başına kötü bir olay gelmeyecektir.Görevi hastanın bakımıyla birlikte onun moral ve motivasyonunu da ayakta tutmaya çalışmak olduğu için hastanız bu süreci olabildiğince duygusal inişler yaşamadan geçirecektir.Hastanızla bakıcımız arasında duygusal bir bağ olmadığı için hastanın yaptığı hiçbir olumsuz davranış çok uç sınırlarda olmadığı sürece bakıcımızı rahatsız ya da rencide etmeyecek aksine idare ederek hoş tutmaya çalışacaktır.Alzheimer hastalığında en önemli şey ilgi olmakla beraber yaşa ve hastalığın evresine bağlı egzersiz, aktivite, anlatılanı aktif dinleme ve diyalog olduğu için bunu 24 saat en iyi bir bakıcı yapacaktır.

Devamını Oku
Demanslı Hastalara Nasıl Davranmalıyız ?

Demanslı Hastalara Nasıl Davranmalıyız ?

Demanslı hasta bakımında öncelikle demansın derecesi önemlidir. Hastanın yaşı, öyküsü, fiziksel, biyolojik ve psikolojik durumunun da önemli olduğu gibi. Ama bunların yanında takip etmeyi atlamamanız gereken en önemli şey demansın derecesi ve boyutudur.Aşağıda demanslı bireylere nasıl yaklaşmanızla alakalı birkaç bilgi sunacağız:Özellikle hafif ve orta dereceli demanslarda hastanın bakımı mutlaka evde yapılmalıdır. Çünkü bir yaşlıyı sürekli olarak hastaneye yatırmak ya da yaşlı evinde yatmasını sağlamak hastalığının artmasına ve var olan yetilerin hızla kaybolmasına sebebiyet verecektir.Mümkünse bilindik ve sürekliliği olan bir çevrede yaşamını sürdürmelidir. Çünkü yaşam dönemindeki çevresel değişikliklere adapte olmada zorluk yaşayacaklarından hastalıkla alakalı olumsuzluklara sebebiyet verebilir.Hastanın bakımını yapacak olan kişi hastanın yaşadığı ortamda güvenli çevre koşulları oluşturmalıdır. Bu hastalar yerinde duramayabilir kazaya sebebiyet verecek durumlar ortadan kaldırılmalıdır.Hasta konuşmakta ve kendini ifade etmekte zorlanabilir bu yüzden sürekli yanlış kullandığı kelimeleri düzeltmeye çalışılmamalı bu kendisini kötü hissetmesinden başka bir işe yaramayacaktır.Çatışmalardan kaçının. Hatta çatışmaya yol açacak durumlarda dikkati başka yöne çekmeye çalışın ve özenli bir biçimde yapın bunu. Çünkü mantıklı anlaşmaları anlayamayacaklardır.Tüm bu eksikliklerine rağmen saygılı ve onurlu davranma ve erişkin olarak ciddiye alınma hakları olduğunu da unutmayalım.Son olarak onların dünyasına girmeyi deneyin. Çünkü hiçbir demanslı hayatta yaptıkları hatalar ya da kendi seçimlerinden dolayı demanslı olmadı. Ve hiç kimsenin demanslı olmayacağının garantisi yok. Bu yüzden birçoğunun yaşlı ve hasta olduğu demanslı bireylerin bakımlarını yaparken psikolojik ve ruhi hassasiyetlerini ve doyumlarını da göz ardı etmemenizi tavsiye ederim.

Devamını Oku
Huzurevi ve Hüzünevi

Huzurevi ve Hüzünevi

Huzurevi kavramı, yaşlıların bakıma muhtaç hale gelmelerinden kaynaklı, aile ve arkadaş çevrelerinde yaşanan sosyal sorunlarını çözmek amacıyla oluşturulmuştur. Aile içinde yaşanan çatışmalar, bakım ve hastalıklarla alakalı maddi-manevi yetersiz olmaları onları bu alternatife itmiştir. Böylece kentsel yaşamın bir gereği haline gelmiştir. İlgili bakanlıklarca açılan huzurevlerinin esas amacı yaşlıların geri kalan yaşamlarını huzurlu ve mutlu geçirmeyi sağlamaktır.Ancak bakıma muhtaç teyze ve amcalarımızla diyaloğa girdiğimizde huzurevinin onlar için hüzünevine dönüşebildiğini görüyoruz. İlk zamanlar oraya ümitle gidiyorlar. Yaşadıkları sıkıntılardan kurtulacaklarını güzel arkadaşlıklar edinebileceklerini ve hayata tekrar bağlanacaklarını ümit ediyorlar ama bir süre sonra kendilerini eksik hissetmeye başlıyorlar. Torunlarını özlüyor, dışarda vakit geçirmek istiyor, kalabalık ve mutlu aile sofralarının içinde hayal ediyorlar kendilerini.Birçok Avrupa ülkesiyle kıyasladığımızda bizim huzurevlerimizde çalışan personellerimizin örf adetlerimiz, büyüğe saygı, sevgi ve hürmet duygularıyla yetişmiş olması açısından çok yüksek farklar olduğunu biliyoruz. Teknik olarak bakıldığında kendi bakımını sağlayamayan günlük yaşamını sürdürmekte zorlanan yaşlılarımız için huzurevi bir alternatif olarak düşünülse de vicdani olarak buna çok da normal bakamayacağımı belirtmek isterim.Çünkü huzurevine bıraktığımız yaşlılarımız bir zamanlar yanlarından ayrılmadığımız eteğine yapıştığımız anne babalarımız.Onlar bir ömürlerini bizim ayağımızın altına sererken, bizim için yaşarken bakıma muhtaç haline gelen yaşlılarımıza bakmak bize yükümlülük olarak gelmemeli.Evet bizi aşan ağır durumlar olabilir ama onları bir binada yaşamaya bırakmak ve sınırlı insanlarla iletişim kuracakları bir ortamda yaşamak zorunda bırakmak yerine ona sevgi, saygı ve hürmetle bakabilecek, tecrübeli ve deneyimli birçok bakım hizmeti veren emin ellere emanet etmek çok daha iyi olacaktır.Böylelikle yanlızlığa terkedilmiş duygusunu hissetmeyecek ve sizinle, aile ortamından, hayattan dışlanmadan, soyutlanmadan fiziksel, biyolojik ve psikolojik yaşadığı birçok hastalıkla başa çıkabilmeyi çok daha rahat başaracaktır.

Devamını Oku
Yaşlılarda Ölüm Korkusu

Yaşlılarda Ölüm Korkusu

YAŞLILARDA ÖLÜM KORKUSUNUN NEDENLERİ VE GETİRDİKLERİÖlüm, hayatın acı gerçeği olarak bilinse de birçok durumda ölümü ister hale gelinebildiğine de şahit olanlarımız vardır. Küçükten büyüğe herkes ölümü duyar, bilir, kullanır ama hiç kimse tam anlamıyla kendine yakıştıramaz.Yaşımız ilerledikçe ise yavaş yavaş yolun sonuna doğru gidiyor olmak, sona yaklaştıkça bizde bazı korkulara sebebiyet verir. Bu işin sırasının olmadığını herkes bilir ama artık 70’li yaşlar, 80’ler, 90’lar derken kaçınılmaz sona geldiği duygusu ortaya çıkarır bu korkuyu. İnsan hep bilmediğinden korkar ya. Ölüm de öyledir işte bilmediği için korkar insan.Genç insanlarla yaşlı insanların ölüm korkusu kaygı düzeyleri aynı değildir. Çünkü gençler aktiftir, yapacakları çok şey vardır. Hayalleri onları hayata bağlar. Ama yaşlılar birçok şeyi yapmıştır. Birçok adrenalinin tadına bakmış ya da ulaşmak istediği çoğu şeye giden yolu onlarca kez denemiştir. Hayattan beklentisinin kalmaması tetikleyici sebep olmakla beraber ölüm korkusunu tetikleyen en büyük sebepler şunlar olmuştur;Çocukların büyümesi, hayatlarını kurması, evden tek tek gitmesi, hatta üstüne de eşlerden birinin vefat etmiş olması, yaşanan mutsuzluklar ve YANLIZLAŞMA.Aslında çoğu psikolojik hastalık ve rahatsızlıkların altında hep yalnız kalınmışlık vardır. Hayat sizi bir şekilde yanlızlığa itiyorsa, sizi bu durumda bırakmak istemeyen evde yaşlı bakım hizmetleri veren, yaşlılara değer veren anlayışla çalışan yerlerden yaşlı bakım desteği alabilirsiniz.Böylelikle evde bir ses, bir hareket size hayatın hala devam ettiğini hatırlatacak ve sizin yalnız olmadığınızı size gösterecektir.Çünkü bazen dışardan bir el sıcacık gelir ve hayatınızda donan bütün duygularınızı bir anda ısıtabilir.Önemli olan ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımızdır. O yüzden kaliteli insanlarla, kaliteli zamanlar geçirmeniz dileğiyle.

Devamını Oku
Hemşirelik Hizmetleri

Hemşirelik Hizmetleri

Hemşirelik Hizmetleri Yönetmeliğinin belirlediği yöntem, hedef, nizam, yönetmelik ve ölçüler doğrultusunda hemşirelik bakımının sağlanması, geliştirilmesi hizmetlerinin yönetimi ve denetimini sağlayan kişidir.Hastanın bakımını yaparken, insanların teneffüs, beslenme, ifna gibi temel ihtiyaçlarını dikkate alır. İlaç teminini sağlamak, iğne yapıp serum takmak, bandajlama ve tansiyon ile vücut ısısını ölçmek Hemşirelik Hizmetleri vazifelerinin arasındadır.Hemşirelik Hizmetinin sorumluluk alanlarını 4 ana başlık altında toplamamız mümkündür.Birinci İşlevi: Bireye, aileye ya da topluma koruyucu, geliştirici, tedavi ve rehabilite edici amaçlar ile hizmetlerin götürülmesi ve bu hizmetlerin yönetiminin sağlanmasına yardımcı olmak.İkinci İşlevi:  Hastalar veya hizmet sunumu yapılanlar ile birlikte sağlık personelinin eğitiminin sağlanması.Üçüncü İşlevi: Görev alanında sağlık bakımı ekibi içerisin de etkin bir şekilde rol almak.Dördüncü İşlevi: Gerek eleştirel düşünce gerekse araştırmalar yolu ile hemşirelik uygulamalarının geliştirilmesinin sağlanması.Hemşirelik eğitimi alan kişiler hemşirelik hizmetini hasta, sağlıklı, yaşlı, genç, zengin, fakir tüm insanların bulunduğu her ortamda ve alanda hizmet verme zorunlulukları bulunmaktadır. Kişilerin ruhsal ve bedensel olarak bu mesleğe hazır olması sonrasında da hemşirelik eğitiminin gerekliliklerini yerine getirmesi, hem kendi gelişimi hem de hizmet vereceği hastalar için oldukça önemlidir.Hemşire, eğitim sırasında kendine gösterilen ve öğretilen bilgileri uygulama sırasında hatasız yapmak zorundadır. İnsan sağlığının ele alındığı bir alanda hemşirelik hizmeti veren personellerin sağlık durumlarının korunması açısından da oldukça önemlidir.İnsan kaynakları sektöründe 2006 yılından bu yana İstanbul’da hizmet veren ve bu hizmeti yeni markası altına taşıyan Kalite İnsan Kaynakları, siz değerli müşterilerimize İŞKUR güvencesiyle Hemşirelik Hizmetleri portföyündeki güvenilir, tecrübeli ve işinde uzman hemşirelerimiz ile hizmet vermekteyiz.

Devamını Oku
Serviks Kanser

Serviks Kanser

SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLERJinekolojik kanser türleri arasında yer alan serviks yani halk arasında bilinen adı ile rahim ağzı kanserinin günümüzde görülme sıklığı giderek artmaktadır. Yapılan bilinçlendirme kampanyalarına, erkan tarama tekniklerine rağmen hastaların yalnızca %45’ne erken teşhis konulabilmektedir. Bunun nedeni ise, çoğu kadının rahim ağzı kanser belirtilerini ciddiye almaması, gerekli aşılamaları ve kontrolleri yaptırmamasıdır.Rahim ağzı kanseri nedir?Serviks, rahim boynunun diğer ismidir. Rahim içinde yer alan bu güçlü kas doğum sırasında bebeğin dışarı çıkışını sağlar. Serviks’in iç bölgesinde hücre tipinde bir tabaka bulunmaktadır. Çoğunlukla HPV virüsü nedeni ile bu hücrelerde gerçekleşen bozulma sebebiyle rahim ağzı kanseri meydana gelmektedir.Rahim ağzı kanseri ile ilgili bilmeniz gerekenler:Serviks kanser erken teşhis ile önlenebilir ve tedavi edilebilir bir kanser türüdür.Hastalığa neden olan risk faktörleri arasında en yaygın olanı HPV virüsüdür. HPV cinsel yolla bulaşabilen, rahim içinde enfeksiyonlara, yaralara ve siğillere neden olan, ilerleyen dönemde ise kanser oluşmasına etki eden bir virüstür.Hastalığa neden olan diğer faktörler ise; sigara kullanmak, düşük bağışıklık sistemi, çok fazla sayıda doğum yapmak, uzun süreli doğum kontrol hapı kullanmak, erken yaşta cinsel deneyim yaşamaktır.Rahim ağzı kanseri oluşmadan önlenebilecek bir hastalıktır. Bu nedenle serviks taramalar yaptırmak, rahim içinden örnek alınarak düzenli olarak bu bölgedeki hücre yapısını kontrol ettirmek oldukça önemlidir.Son yıllarda HPV virüsünü ve rahim ağzı kanserini önleyen aşılar bulunmuştur. Yapılan bilinçlendirme kampanyaları ile bilinir hale getirilmeye çalışılan rahim ağzı kanser aşısı hastalığın önlenmesi açısından oldukça önemli bir yer tutmaktadır.Özellikle cinsel hayatı başlamış olan kadınların her yıl düzenli olarak rahim ağzı kanser taraması yaptırması gerekmektedir. Bu test rahim içerisindeki hücre yapılarını kontrol eder. Bir anormallik olması durumunda ya da ileride kanser olma riskiniz var ise erken dönem tedavisi ve koruması uygulanır. Bu da hastalığın ortaya çıkışını büyük ölçüde engellemektedir.Rahim ağzı kanser belirtileri şu şekildedir; adet döneminde bozulma ya da adet dönemi dışında kanamalar, cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında anormal olan kanamalar, kötü kokulu vajinal akıntı, cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında hissedilen şiddetli ağrı, menopoz döneminde kanama. Eğer bu belirtilerden bir ya da birkaçına sahipseniz mutlaka bir uzmana görünmelisiniz.Rahim ağzı kanserinde görülen belirtilerin bir çoğu vajinal başka rahatsızlıklarda da görülebilmektedir. Bu noktada önemli olan belirtileri fark ettiğiniz anda mutlaka bir uzmana danışmanız gerektiğidir.Hastalığın tedavisi rahim ağzı kanserinin bulunduğu evreye göre farklılık gösterebiliyor. Tedavi şekilleri, cerrahi ya da radyoterapi olarak 2 ana başlıkta toplanabilir. Erken evrede olan kanserde cerrahi müdahale tercih edilirken ileri dönemlerde ise radyoterapik müdahale tercih edilmektedir.Hastalıktan korunmak için HPV virüsü aşısı yaptırmak, düzenli olarak Smear testi ya da HPV virüs taraması yaptırmak, cinsel yönden aktif iseniz mutlaka korunarak ilişkiye girmeniz, cinsel ilişkide tek eşli olmanız oldukça önemlidir.

Devamını Oku
Somatizasyon Bozukluğu Nedir?

Somatizasyon Bozukluğu Nedir?

Somatizasyon bozukluğu, tıbbi olarak açıklanamayan fiziksel ya da bedensel yakınmaların görüldüğü psikiyatrik bir durumdur. Hastaların somatizasyon  tanısı alabilmesi için yaşadıkları fiziksel yakınmaların ev, iş, sosyal ortamlarda da devam ediyor ve bu alanlardaki aktivitelerine engel oluyor olması gerekmektedir.Somatizasyon semptomları şu şekildedir;Vücutta yanma hissiSürekli yer değiştiren şiddetli ağrılarEl ve bacaklarda kasılmaKarın, mide ağrılarıVücudun çeşitli bölgelerine giren kramplarYeme ve tat alma duyusunda bozulmalarCinsel işlev bozukluklarıMide bulantısı, kusma, ishalŞiddetli göğüs ağrısıÇoğu zaman somatizasyon bozukluğuna sahip hastalarda bu şikayetlerin ne zaman, ne şekilde ve nasıl başladığı bilinmez. Ancak somatizasyon bozukluğundan kaynaklanan acının, ağrının ve problemlerin gerçek olduğu bilinmektedir. Hastaların yaşadığı bu semptomlar pek çok başka hastalıkta da görüldüğünden öncelikli olarak detaylı bir tıbbi kontrolden geçerler. Yapılan testler sonucunda herhangi bir fiziksel rahatsızlık saptanmaz ise oklar yoğun bir şekilde somatizasyon bozukluğunu işaret eder. Bazı durumlarda ise, beyine acı, ağrı ve hoş olmayan hisleri ileten sinirlerde problem meydana gelmiş olabilir.Somatizasyon bozukluğunun nedenleri nelerdir?Geçmişte ya da son dönemde yaşanan travmatik olaylar somatizasyon bozukluğuna neden olabilir. Çözülmemiş travmatik olaylar beyinde yoğun bir stres birikimine neden olur. Ve bu birikmiş stres sonucunda ise ortaya böyle bir rahatsızlık çıkabilmektedir. Yapılan araştırmalar da gösteriyor ki, somatizasyon tanısı almış kişilerinin %80’ninde çocukluk ya da ergenlik dönemine ait bir travma bulunmaktadır.Aşırı stres. Kişinin zihni stres faktörleri ile baş edemeyecek duruma geldiğinde bunu bedenin farklı noktalarına yönlendirir, bu durumda ortaya çıkan somatik rahatsızlıklar aslında beynimizin bizi strese karşı koruma yöntemi sayılabilir.Somatizasyon bozukluğu tanısı almış bireylerde yapılan psikiyatrik muayene sonucunda mutlaka altta yatan bir psikolojik rahatsızlığa rastlanır. Yani somatizasyon bozukluğu bir hastalık değil, başka bir rahatsızlığın semptomudur aslında.Kaygı bozukluğu. Somatizasyon bozukluğu yaşayan bireylerin beden duyumlarına normalden çok daha fazla kulak verdiğini görürüz. Kendi bedenine bu kadar çok odaklanmanın bir sonucu olarak ufak bir ağrıyı bile çok şiddetli bir şekilde hissetmelerine neden olur.Depresyon. Depresyon dönemindeki bir birey, sürekli içe kapanık ve kendini dinler durumda olacaktır. Bunun bir sonucu olarakta yeniden kendi bedenlerine olan hassasiyetleri artacak, beden duyumları artacak ve hissedilen ağrılar ile ilgili olarak şiddetli kaygılar hissedeceklerdir.Somatizasyon bozukluğu tedavisinde en önemli noktalardan birisi altta yatan ve bu bozukluğa neden olan etkenleri bulabilmektir. Temelde varolan sorunlar saptanmadığı sürece bir tedavi uygulanması mümkün olmayacaktır. Çoğu hastada altta yatan bir travma ya da psikolojik başka bir rahatsızlık ise, bunlar tedavi edildiğinde somatizasyonun da otomatik olarak ortadan kalktığı görülmüştür. Tedavi sürecinde amaçlanan, kişinin yaşam kalitesini arttırmak ve normal bir yaşam sürebilmesi için yardımcı olmaktır. Çoğu durumda ilaç tedavisi uygulanmasa da bazı durumlarda gerekli görülebilir. Ağırlıklı olarak uygulanan tedavi yöntemi ise, bilişsel-davranışçı psikoterapi yöntemidir. Bu yöntemle kişinin yaşadığı negatif düşünceler belirlenir ve bunların olumlular ile yer değiştirmesi sağlanır. Böylece yanlış düşünce kalıplarının yerini doğruları alır ve bu da hastanın yaşadığı somatik semptomların ortadan kalmasına yardımcı olur.

Devamını Oku
İleri Yaş Depresyonu Hakkında Bilmeniz Gerekenler

İleri Yaş Depresyonu Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Özellikle son dönemde yaşlılarda sıkça görülen keyifsizlik, isteksizlik, aşırı uyku halinin altında saklı olan ileri yaş depresyonu olabilir. Bu belirtiler yaşlılarda gözlemlendiği zaman normal olarak algılansa da aslında derin bir depresyonun habercisi olabilir.Peki, ileri yaş depresyonu nedir?İnsan ömrü bebeklik, çocukluk, ergenlik, erişkinlik ve yaşlılık dönemlerinden oluşmaktadır. Yaşlılık dönemi yaşamın son evresini temsil ettiğinden yaşlı bireylerde büyük bir kaygı ve korkuya neden olabiliyor. Bu da ileri yaş depresyonuna sebep oluyor. Kişinin kendini yetersiz hissetmesi ve işe yaramaz olarak görmesi, tükenmiş hissediyor olması bu depresyon atağını tetikleyen önemli noktalardan bir kaçıdır.İleri yaş depresyonunun belirtileri nelerdir?Sık sık ağlamakSürekli ve belirgin bir şekilde hüzünlü olmakAni kilo kaybı ya da artışıUyku bozuklukları yaşamakHevessiz, isteksiz davranışlarda bulunmakAni öfke patlamaları, alınganlık, sinirlilik haliHuzursuzlukKişisel bakımını aksatma, kendine özen göstermemeŞiddetli fiziksel yakınmalar ( sırt, boyun, kol, bacak ağrısı gibi )Bu semptomlardan bir ya da daha fazlasını kendinizde / bir yakınınızda gözlemliyorsanız bu depresyon sürecinde olduğunun göstergesi olabilir. Mutlaka bir uzmana danışmalı ve yardım almalısınız.İleri yaş depresyonu hakkında bilmeniz gerekenler nelerdir?İleri yaş depresyonu diğer depresyon türlerinde olduğu gibi psikiyatrik ilaç kullanımı ve psikoterapiler ile tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.Depresyonun belirtileri arasında yer alan aşırı uyku hali, isteksizlik, sosyal ortamlardan uzak durma gibi semptomlar yaşlılık döneminde normal olarak algılandığı için ileri yaş depresyonu gözden kaçabiliyor. Bu noktada yaşlı bireylerin yakınlarının bu durumun farkında olması ve üzerinde durması oldukça önemlidir.Yukarıda belirtilen semptomları 15 gün ve üzeri süre ile yaşlı bir yakınınızda gözlemliyorsanız bir uzmandan yardım alması için mutlaka yönlendirmeniz gerekmektedir.Yaşlı bireyler çoğu zaman kendilerinin gereksiz, yetersiz ve bir işe yaramaz olduğu algısına kapılırlar. Bu gibi durumlarda çevresinde bulunan yakınlarının onlarla uzun uzun sohbetler etmeleri, yapabilecekleri işler konusunda yardım istemeleri kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olacaktır.İleri yaş depresyonu fark edilmediği ve üzerinde durulmadığı takdirde yaşlı bireylerde fiziksel bir takım rahatsızlıklara da neden olmaktadır. Depresyonun tetiklediği yüksek şeker, tansiyon, kalp rahatsızlıkları gibi hastalıklar ortaya çıkabilmektedir.Tüm depresyon rahatsızlıklarında olduğu gibi ileri yaş depresyonunda da kişinin kendini yalnız hissetmemesi, sevgi ve şefkat ile yakınları tarafından kucaklanması oldukça önemlidir.

Devamını Oku
Diyabet Hastalığı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Diyabet Hastalığı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Diyabet yani halk arasında bilinen adıyla şeker hastalığı günümüzde 20 yaş üstü bireylerde %15 oranında görülmekte ve bu oran giderek artmaktadır. Önceki dönemlerde belirli bir yaş üzerinde görülen bu hastalık değişen yaşam standartları ile birlikte çocuklarda dahi görülebilmektedir.Diyabet dünya üzerinde görülen en yaygın ve önemli hastalıklar arasında yer almaktadır. Hem kontrol edilmesindeki güçlük hem de yayılma hızındaki artış nedeni ile son zamanlarda uzmanlar tarafından önemle incelenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Diyabet, dünya üzerindeki salgın hastalıklar arasında yer almaktadır.Peki, Diyabet (Şeker Hastalığı) nedir?Diyabet en basit hali ile pankreasın yeterli düzeyde insülin hormonu üretememesi ya da üretilen hormonun yeterli ve doğru şekilde kullanılamamasıyla kandaki şeker oranının yükselmesi olarak açıklanabilir. Diyabetin iki türü bulunmaktadır;Tip 1 Diyabet : 30 yaşından önce meydana gelmektedir. Bu hastaların vücutlarında insülin üretimi bulunmamaktadır.Tip 2 Diyabet : Ortalama 40 yaş ve üzeri hastalarda görülür. Bu hastaların vücudunda insülin üretimi bulunmaktadır ancak yeterli düzeyde değildir. Diyabet hastalarının ortalama %70’ni tip 2 hastalar oluşturmaktadır.Diyabet hakkında bilmeniz gerekenler:Hastalığın gelişim süreci oldukça yavaş ilerler ve çoğu zaman herhangi bir belirti göstermez. İlk belirtiler ortaya çıktığında ise hastalık yaklaşık olarak 5-6 yıllıktır.Hastalık büyük oranda genetiktir. Bu nedenle aile geçmişinizde Diyabet tanısı konmuş bir yakınınız var ise mutlaka düzenli kan testi kontrollerinizi yaptırmalısınız. Böylece erken teşhis mümkün olacaktır.Diyabetin belirtileri arasında; çok sık idrara çıkma, iştah kaybı ya da aşırı kilo alımı, ağız kuruluğu, ayak altında yanma hissi, geceleri sık sık idrara çıkma gibi semptomlar yer almaktadır.Bir kişiye diyabet tanısının konabilmesi için pek çok farklı test yöntemi bulunmaktadır.Halk arasında sıkça kullanılan ve bilinen bir diğer terim ise ‘Gizli Şeker’dir. Bu bir şeker hastalığı değildir ancak hastaya yapılan şeker yüklemesi sonrasında çıkan değerlere bakılarak ileriki dönemde şeker hastası olma ya da olmama ihtimali saptanabilir.Diyabet ciddi anlamda kişinin yaşam kalitesini etkileyen bir rahatsızlıktır. Kontrol altında tutulmadığı zaman kişileri ölüme götürebilecek kadar ciddi bir rahatsızlıktır.Tüm dünyada ve ülkemizde Diyabet rahatsızlığına karşı çeşitli etkinlikler, faaliyetler ve bilinçlendirme kampanyaları yapılmaktadır.Diyabet önlenebilen bir rahatsızlıktır. Erken çocukluk döneminden itibaren yapılan testler ve gerekli kontrollerin sağlanması ile önlenebilir ya da kontrol altına alınabilir.Diyabet hastalığında kişinin diğer organları da zarar görebiliyor. Özellikle bu rahatsızlıkta kalp ve böbrekler işlevini yerine getirmekte zorlanabiliyor ve zarar görebiliyor.Diyabetin belirtilerinden bir ya da birkaçını bile kendinizde ya da bir yakınınızda gözlemlediğinizde mutlaka bir uzmana başvurmanız gerektiğini unutmayın.Hastalıktan korunmak için şeker tüketiminizi azaltın ve sağlıklı beslenme alışkanlığı edinin.Bol bol su için ve düzenli olarak hareket etmeye ya da spor yapmaya özen gösterin.Unutmayın ki, diyabet bir kader değil sizin önleyebileceğiniz bir rahatsızlıktır.

Devamını Oku
1 2 3 4 5 6 7 8 9
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al