Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

Yaşlılarda Uyku Bozukluğu

Yaşlılarda Uyku Bozukluğu

Uyku, insanın yaşamında oldukça fazla yer kaplar ve hem vücut hem de ruh sağlığını dengeler. Uykunun temel amacı kişinin yorgunluğunun atılması, gün içinde harcadığı enerjiyi geri kazanması, vücut ve zihin dinginliğini kazanmasıdır. Bireyin uyku ihtiyacı yaşına göre farklılık göstermektedir. Yapılan araştırmalarda bir yetişkin veya bir yaşlı birey için günde ortalama 6-7 saat uyku yeterli olmaktadır.Yaş ilerledikçe fiziksel ve zihinsel bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bunun sebebi bedenimizin ve zihnimizin sürekli değişiyor ve farklı bir biçim alıyor olmasıdır. Yaşlılıkta sık rastlanan sorunlardan biride uyku problemleridir. 60 yaş üstü çoğu bireyin uyku ile ilgili sorunlar yaşadığı gözlenmektedir.Insomnia, yani uyku bozukluğu kişinin uykuya dalamaması, düzenli uyku uyuyamaması, daldıktan sonra gece sık sık uyanması şeklinde tanımlanabilir. Sağlıklı ve kaliteli bir uyku için, uykunun evrelerinden biri olan REM uykusuna ulaşmak gereklidir. REM uykusu yani derin uyku dediğimiz evre vücudumuzu ve zihnimizi yenileyen, besleyen ve onaran en önemli evredir. Bu noktada insomnia hastaları derin uykuya geçemedikleri için en büyük şikâyetlerinden biri de sürekli yorgun hissetmektir.Yaşlılıkta ve yetişkinlikte ortaya çıkan uyku bozukluklarının pek çok sebebi olabilir. Bu sebepler fizyolojik olabileceği gibi aynı zaman da psikolojik temelli de olabilir.Peki, yaşlılarda insomnia görülmesinin nedenleri nelerdir?Kronik – hiç geçmeyen yorgunluk haliAşırı strese maruz kalmakPsikolojik rahatsızlıklarÖlüm korkusuAşırı düzeyde kaygılar, endişelerTıbbi kökenli rahatsızlıklarKullanılan ilaçlar ( tansiyon, idrar söktürücü, antidepresan gibi )Alkol, kafein, nikotin tüketimiYukarıda belirtmiş olduğumuz tüm nedenler yaşlılık döneminde bireyin uyku sorunları yaşamasına sebep olabilir. Bu noktada asıl önemli olan kısım ise nedenlerin bir an önce belirlenmesi ve buna uygun bir tedavi şekli izlenmesidir. Yaşlılarda görülen uyku bozukluklarının birkaç çeşidi bulunmaktadır.Bunlar şu şekildedir:Uyku apnesi; gece solunumun durması olarak ta bilinen bir rahatsızlıktır. Gece uyku sırasında bireyin nefesi 10 saniye ve üzeri süre durur ve kişi uykusundan uyanır. Bu sorun kaliteli bir uyku uyumayı engellediği gibi beraberince pek çok rahatsızlığı ve riski de getirmektedir.Horlama; yaşlılarda sık görülen bir uyku bozukluğu şeklidir. Tıpkı uyku apnesi gibi bu da bireyin kaliteli bir uyku uyumasına engel olur. Kaliteli bir uyku uyuyamayan bireyler ise güne yorgun başlar ve yaşam kaliteleri oldukça düşük olur.Parasomnia; kişi uykusunda konuşur, bağırır, yataktan çıkar yürür. Bu da aynı şekilde yaşlı bireylerin sağlıksız bir uyku uyumalarına hatta çoğu zaman uyuyamamlarına neden olur.Kaliteli bir uyku uyumak için neler yapılabilir?Uyku saatlerinizi düzenlemeye çalışın. Her gün aynı saatlerde uyumaya ve uyanmaya özen gösterin. Bu biyolojik ritminizi dengeye sokacak ve daha rahat uykuya dalmanıza yardımcı olacaktır.Uyumak için yalnızca yatak odanızı ve yatağınızı kullanın.Beslenmenize dikkat edin. Çok ağır ve yağlı yiyecek tüketiminden uzak durun. Bu midenizde rahatsızlık hissetmenize ve uyuyamamanıza sebep olur.Gün içinde çeşitli aktivitelerde bulunmaya çalışın. Kısa yürüyüşler veya basit egzersizler enerji kaybı yaşamanıza ve bu sebeple uykuya gece daha çabuk dalmanıza yardımcı olur.Herhangi bir fiziksel rahatsızlığınız varsa doktorunuza başvurarak bunun tedavisini istemelisiniz. Vücuttaki ağrılar ve rahatsızlıklarda uykuya dalışınızı engeller.Uyku vaktiniz geldiğinizde aşırı uyaranlardan uzak durmak, örneğin ses ve ışık gibi sizin uyumanızı kolaylaştıracaktır.

Devamını Oku
Postpartum Depresyon Nedir?

Postpartum Depresyon Nedir?

Genelde hepimizin bildiği, duyduğu doğum sonrası depresyonun adı aslında Postpartum depresyondur. Postpartum depresyon, doğumdan sonra annede gözlemlenen duygusal, fiziksel, zihinsel değişimlerin giderek karmaşık bir hal alarak bireyde depresif hal yaratmasına verilen isimdir. Genellikle doğumdan sonraki 4 hafta içinde ortaya çıkan, major depresyon dediğimiz formda gerçekleşen ve genellikle hormon değişimine bağlı olarak ortaya çıkan bir depresyon çeşididir.Hamilelik sırasında dişi üreme hormon seviyeleri 10 kata kadar artış gösterir ve doğum sonrasında ise hızla düşmeye başlar. Bu hormon seviyesindeki düşüş depresyonun fiziksel sebebi olarak belirtilirken diğer yandan da annenin geçirdiği psikolojik, sosyal değişimler de doğum sonrası depresyona sebep olur. Hamilelik sırasında yaşadığınız depresyon, daha önceden geçirmiş olduğunuz psikolojik rahatsızlıklar, hamile kalma yaşınız, sahip olduğunuz çocuk sayısı, evlilikte yaşanan sorunlar, sosyal hayattaki sıkıntılar, desteksiz ve yalnız yaşamak gibi durumlar da hamilelik sonrası depresyona etki eden faktörlerdir.Belirtileri nelerdir?Annenin beslenmesinde değişiklikler gözlemlenir. Genelde beslenme şekli aşırı uçlarda olur. Örneğin, aşırı yemek ya da hiç yememek gibi.Uyku problemleri yaşar.Aşırı yorgunluk ve halsizlik hisseder.Ruh hali sürekli dalgalanmalar halinde belirir.Depresif bir ruh hali hakimdir.Ölüm korkusu ağırlıklı olarak hissedilir.Kendini değersiz, yalnız, aciz hisseder.Çoğunlukla agresif davranışlar sergileme eğilimindedir.Genellikle kaçma isteği duyar ve bu da zihninde intihar düşüncesine sebep olur.Hamilelik süreci kadınlar için anneliğe atılan ilk adım olduğu için hem heyecan verici hem de türlü kaygı ve endişelerle dolu bir süreçtir. Her birimiz kişilik özelliklerimizin de yarattığı etki ile değişime karşı farklı tutumlar içinde oluruz. Birimiz değişime karşı aşırı dirençli bir tutum sergilerken bir diğerimiz oldukça kabullenici bir şekilde onu karşılayabilir. Aslında hamilelik, annelik, bir bebeğe sahip olmak sahip olduğunuz çoğu alışkanlığı bir kenara koymak ve büyük bir değişim süreci yaşamakla ilgilidir. Bu noktada her kadın kendi mizacı ile doğru orantılı olarak değişime karşı bir tepki geliştirir ve o tepkinin şiddetine bağlı olarak bir doğum sonrası depresyon süreci geçirir.Peki, bu süreçte neler yapılabilir?Süreç içerisinde en önemli olan şey öncelikli olarak değişimin kendisini kabullenmeye çalışmaktır.Annelik hisleriniz ile yetişkinliğe ait olan hislerinizin bir biri ile çatışmasına izin vermeyin. Kendi sınırlarınızı belirleyin.Size en iyi gelecek olan şeyi sadece sizin bildiğinizi asla unutmayın.Destek almaktan çekinmeyin. Ailenizden, arkadaşlarınızdan ya da profesyonel çocuk bakımı personellerinden yardım alın.Eşinizle olan iletişiminizi güçlendirin ve ondan uzaklaşmayın.Ailenizden, arkadaş ortamlarınızdan uzaklaşmayın ve kendinizi sosyal hayattan izole etmeyin.Her zaman aynı hissedemeyeceğimizi bazı günlerin keyifli ve güzel ve bazı günlerin ise keyifsiz ve kötü geçebileceğini / bu durumun normal olduğunu kendinize sık sık hatırlatın.Alkolden ve kafeinden uzak durmaya çalışın.Size sürekli bir şeyleri nasıl yapmanız gerektiğini söyleyen insanlara karşı sınır koyun ve bu süreçte onlarla olan iletişiminizi minimum düzeyde tutun.Bebeğinizin sizden bir parça olduğunu, onun size dair güzelliklerin bir temsili olduğunu düşünün. Ve bu kıymetli emanete en iyi şekilde sahip çıkacağınıza inanın.Annelik dışında da birçok sıfata sahip olduğunuzu, asla yalnızca mükemmel anne olmak zorunda olmadığınızı hatırlayın!Bebeğinizin uyuduğu zamanlarda kendinize zaman ayırın. Dilerseniz siz de uyuyarak dinlenin ya da kitap okuyun, film izleyin. Size kendinizi iyi hissettiren şeylerden uzaklaşmayın.

Devamını Oku
Yaşlılığın Psikolojisi

Yaşlılığın Psikolojisi

“Yaşlanmak” duyduğumuzda her birimizi korkutan, içimizin derin bir endişe duygusu ile kaplanmasına sebep olan ağır bir kelimedir. Aslında yaşlılık bir durum değil, hayatımız boyunca süren bir yolculuktur. Terminolojik olarak bakıldığında ise, bireyin zihinsel, fiziksel ve ruhsal yeteneklerinin kaybı anlamına gelmektedir. Her birimizin zamanı geldiğinde yürümek zorunda kalacağı bu yolda onlara elimizden gelen desteği sağlamak, fiziksel ve duygusal anlamda yanlarında olmak, içinde bulundukları durumu anlamak oldukça önemlidir. Bu durum onların yolculuklarının son aşamasında olabildiğince kaliteli zaman geçirmelerine, büründükleri bu korkutucu psikolojiden uzaklaşmalarına, daha huzurlu ve mutlu bireyler olarak yolculuklarını tamamlamalarına sebep olacaktır.Kıymetli büyüklerimizin yürüdüğü bu yolda peki bizler onların daha iyi hissedebilmesi adına neler yapabiliriz?Bu süreçte yaşlılarımızın hem fiziksel hem de ruhsal bakımlarına destek olmalıyız.Onlara içinde bulunduğumuz hayatın değiştirilemeyecek bazı gerçeklerinin olduğunu ve bu gerçekleri kabullenmeleri gerektiğini anlatmalı ve öğretmeliyiz.Bireyin kendini kabullenmesi, kendi varlığından ve durumundan hoşnut olması yaşlılık döneminin de rahat geçmesi açısından oldukça önemlidir.Onlara geçmişteki başarılarını, güzelliklerini ve anılarını sık sık hatırlatın. Yaşlılık psikolojisine kapılmış bir birey kendini oldukça yetersiz ve işe yaramaz hissedecektir. Ancak etrafındaki sevdiklerinden geçmiş hikayelerini ve başarılarını duymak ona gençken başardığı şeyleri hatırlatacak ve kendini çok daha iyi hissettirecektir.Onları kontrol ve gözlem altında tutun. Anne-babalarımız yaşlandıkça ve bizler büyüdükçe birbirimizden uzaklaşıyor olmamız kaçınılmazdır. Ancak kendi hayat koşuşturmacamız içinde onlarında hayatlarında gerçekleşen değişiklikleri kaçırmamamız gerekmektedir. Örneğin, artık kendi kişisel bakımını yapamıyorsa, daha az yemek yiyorsa mutlaka ortada yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Bunları fark edip, müdahale etmeliyiz.Ortaya çıkabilecek sorunları, riskleri değerlendirin ve gerekiyorsa profesyonel yardım alın. Yaşlı anne-baba veya yakınınız fiziksel/zihinsel açıdan giderek kötüleşen bir tablo seyrediyorsa mutlaka ya sizin ya da bu işi profesyonelce yapan yaşlı bakım personellerinin gözetiminde hayatını sürdürmesi gerekmektedir. Kendi iş yoğunluğunuzdan ya da hayat şartlarınızdan dolayı bireysel olarak ilgilenemiyorsanız onun için en iyisi olacak şekilde durumu planlayabilirsiniz. Günümüzde bu işi profesyonel anlamda yapan yaşlı ve hasta bakıcılar bulunmaktadır. Böyle bir bakıcı hem yaşlı yakınlarınıza arkadaş olacak hem de onların eksik yönlerinde destek olabilecektir.Kendinizi asla suçlu hissetmeyin! Anne veya babanızın yaşlanması, yeterlilik ve yeteneklerini kaybediyor olması sizin suçunuz değil. Hayatın doğal akışı içerisinde ilerleyen bu durum karşısında elinizden gelen en iyi şartları onun için sağladıktan sonra gerisi için endişelenmek ancak sizin daha fazla yıpranmanıza sebep olacaktır.Yaşlılık psikolojisi içine giren bireyler için kaçınılmaz olan durumlardan biri de depresyondur. Önceden yapabildiği şeyleri artık yapamıyor olmak, fiziksel aktivitelerde zorlanmak, unutmak, hatırlayamamak vb. gelişen tüm bu değişimler yaşlı yakınlarımızı psikolojik açıdan oldukça yıpratır ve depresif bir ruh haline bürünmelerine sebep olabilir. Böyle durumlarda mutlaka bir profesyonelden yardım alın. Ve olabildiğince güler yüzlü, sıcakkanlı ve arkadaşça ona yaklaşın ve yanında olduğunuzu hala çok değerli olduğunu ona hissettirin.

Devamını Oku
Yaşlılık Hastalığı: Demans (Bunama)

Yaşlılık Hastalığı: Demans (Bunama)

Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği kriterler doğrultusunda artık 65 yaş üstü her birey yaşlı olarak sayılmaktadır. Genelleme yapmak her ne kadar doğru olmasa da, bu yaşın üstündeki çoğu bireyin sağlıkla ilgili şikayetleri artmaktadır. Bu sebeple, belirli bir yaş ile birlikte önlemler alınmalı, düzenli sağlık kontrolleri yapılmalıdır. Yaşlılık döneminde görülme sıklığı oldukça yüksek olan hastalıkların başında Alzheimer ve Demans gelir.Yaşlanma sürecinde, beyin hücrelerinde belirli oranda kaybolma ve azalma görülür. Bu kaybın miktarı ve hızı arttığında ise beyin normal fonksiyonlarını yerine getiremediği için bunama yani demans ortaya çıkar. Bu hastalık, pek çok zihinsel aktivitenin gerçekleşmesini engeller ve bozar. Dikkat, planlanma, düşünme, konuşma ve tüm davranış şekilleri hatta duygular bile bu hastalık sürecinde etkilenir ve çoğu zaman işlevlerini yerine getiremez.Sadece bir süreliğine, bildiğiniz, yaşadığınız, düşündüğünüz ve öğrendiğiniz her şeyin yavaş yavaş silindiğini düşünün. Ne kadar korkutucu bir his olduğunun eminim farkına varmışsınızdır. İşte, bizler için yalnızca birkaç saniye için bunu düşünmek bile korkutucu iken yaşlı bireyler bu zorlu süreci adım adım deneyimlemek durumunda kalıyor. Bunama, hem hastanın kendisi hem de hasta yakınları için oldukça zorlu bir süreçtir. Hastalık, git gide kötüleşen bir seyir izler. Örneğin, Alzheimer rahatsızlığı giderek ağırlaşan 7 farklı evreden oluşur. Bunamada ise tablo ve unutkanlık düzeyi giderek artarken buna eşlik eden en büyük rahatsızlık depresyondur. Ve depresyon bunama hızını arttırmaktadır. Bu sebeple, genellikle demans hastaları bir yakını tarafından unutkanlığından çok içinde olduğu depresyon sebebi ile doktora götürülür.Peki tedavisi var mıdır?Alzheimer dışındaki bunamalar genellikle tedavi ile geri dönüşüm sağlanabilir, durdurulabilir ve hızı yavaşlatılabilir duruma gelmişlerdir. Tedavinin niteliğinin yanı sıra hastanın içinde bulunduğu çevresel ve sosyal faktörler, yakınlarının desteği çok önemlidir. Erken evrelerde, kitap, dergi, gazete okumak, bulmaca çözmek vs. bunama sürecini yavaşlatıcı etkiye sahiptir. Sonra ki dönemlerde ise hastayla sürekli iletişim halinde olmak, onunla sohbet etmek ve zihnini açık tutmakta önemli bir etkendir. Bu süreçte, hasta yakınları olarak bu hastalığı çeken birine bakmak yorucu bir görev olarak gelebilir. Bazen yorulduğunuzu hissedebilir, bir nefes almak için molaya ihtiyaç duyduğunuzu hissedebilirsiniz. İşte bu sebeple hastalıkla başa çıkmak için alınabilinecek her türlü yardımı almak gerekir. Örneğin, bu süreci Demans ve Alzheimer hasta bakımı konusunda deneyimli profesyonel bakıcılardan, hemşirelerden destek alarak en az yıpratıcı şekilde tamamlamak mümkün olacaktır. Böylelikle, kıymetli büyüklerimiz için korkutucu, zorlu ve yıpratıcı olan bu süreçte en azından tüm enerjinizle onların son anına kadar yanlarında olabilmenin huzurunu yaşayabileceksiniz.

Devamını Oku
Epilepsi Hastalığı Hakkında Merak Ettikleriniz

Epilepsi Hastalığı Hakkında Merak Ettikleriniz

Halk arasında Sara krizi olarak bilinen Epilepsi hastalığı, beyinde bulunan hücrelerin aşırı uyarılması sebebi ile vücutta kasılmalara, bayılmaya, bilinç kaybına, idrar kaçırmaya, ellerde ve kollarda istemsiz kasılmalara ve atmaya sebep olan bir rahatsızlıktır. Epilepsi, yaşamın farklı döneminde görülebilen türlere sahip. Bebeklikte, çocuklukta, yetişkinlikte ya da yaşlılıkta görülen farklı çeşitlere sahip bir rahatsızlık. Yapılan araştırmalara göre, toplumumuzda epilepsi hastalığına sahip olan kişi sayısı oldukça yüksek. Ancak genel toplum yargıları sebebi ile bu rahatsızlık bir hastalıktan çok kusur olarak görülmekte ve çoğu hasta tarafından gizlenmektedir.Oysa sanılanın aksine Epilepsi, erken teşhis, doğru tanı ve tedavi ile genellikle tedavisi mümkün bir hastalıktır. Başlangıç düzeyinde olan ve aşırı direnç göstermeyen hastalar düzenli ilaç kullanımı ve tedavi ile ortalama 2 ile 5 yıl arasında normal yaşamlarına dönebilmektedir.Epilepsi (Sara Krizi) hakkında bilmeniz gerekenler işte şöyle:Epilepsinin temel sebebi olan beyindeki hücrelerde gerçekleşen uyarı bozukluğu beyinin yalnızca belirli bir bölgesinde olabildiği gibi tamamında da gerçekleşebiliyor.Aşırı uyarının beyinde gerçekleştiği bölgeye göre nöbetin şiddeti ve şekli de farklılık gösterir. Örneğin, bir nöbet geçiren hastanın ağzından köpükler gelirken, diğer bir hastanın ise yalnızca kollarında istemsiz kasılmalar meydana gelebilir. Hatta kimi hastalarda yalnızca duygusal açıdan ani değişimler yaşamak şeklinde de kriz ortaya çıkabilir.Epilepsi hastalığına sahip olduğu düşünülen hastalara mutlaka beyin MR’ı ve ya beyin tomografisi çekilir ve hastanın tanısı bu kontrollerin neticesinde netlik kazanır.Epilepsi nöbetinin yaklaşık 30’dan fazla çeşidi ve buna bağlı olarakta 100’ün üzerinde belirtisi bulunmaktadır.Genel olarak, bilinç kaybı yaşıyorsanız, vücudunuzda özellikle kol ve ellerinizde istemsiz kasılmalarınız varsa, ışık patlamaları, aşırı düzeyde baş dönmeleri ve vücudunuzun çeşitli bölgelerinde karıncalanmalar yaşıyorsanız bunlar genele yayılan epilepsi belirtileridir ve mutlaka bir doktora başvurmalısınız.Epilepsi hastalığının asıl sebebi beyindeki sinir hücreleri arasındaki iletişim bozukluğudur. Bunun haricinde ise genetik faktörler, kafa travmaları, bulaşıcı hastalıklar, doğum öncesi rahatsızlıklar, gelişime bağlı bozukluklar da epilepsiyi ortaya çıkaran sebepler arasındadır.Epilepsi krizlerinin sıklığı ve geliş zamanı kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda, kişilerin dikkatlerinin dağınık olduğu ve yorgun oldukları zamanlarda kriz geçirmeye daha yatkın oldukları fark edilmiştir.Yorgunluk dışında görülen hastalığın diğer tetikleyicileri ise; uyku eksikliği, stres, yetersiz ve düzensiz beslenme, aşırı alkol tüketimi, uyarıcı ve uyuşturucu madde kullanımı, düşük kan şekeri, aşırı gürültülü sesli yani fazlaca uyaran bulunan ortamlar, ateşli hastalıklardır.Nöbet geçiren kişiye nasıl davranmalısınız?Nöbetin ne zaman geleceği belli değildir. Ancak nöbet geçiren birinin yanındaysanız hastanın nöbeti sona erene kadar yanında bekleyin. Hastanın bilinci yerinde değilse bilinci yerine gelene kadar bekleyin.Krizler sırasında nöbetin süresi önemlidir. Eğer hastanız 5 dakikadan uzun süredir nöbet geçiriyorsa mutlaka ambulansı arayın!Hasta yakını olarak sakin kalmaya ve hastanız için en uygun ortamı oluşturmaya özen gösterin.Nöbet sırasında hasta nefesini tutabilir. Bu sebeple hastaya rahat nefes alabileceği bir ortam yaratın.İstemsiz kasılmalar sırasında hasta bilinci yerinde olmadığı için kendine zarar verebilir. Bunu önlemek adına önlemler alın.En önemli noktalardan biri de nöbet geçiren hastanın hareketlerini engellemeyin. Bu hastanın kriz süresini kısaltmayacağı gibi ona zarar verecektir.Hasta nöbet sırasında dişlerini sıkıyorsa açmaya çalışmayın. Ağız yolu ile su veya başka bir şey vermeyin. Bu hastanın nefes alışını daha da zorlaştıracaktır.

Devamını Oku
Yaşlı Sevdiklerimizin Fiziksel Bakımları İçin Neler Yapabiliriz?

Yaşlı Sevdiklerimizin Fiziksel Bakımları İçin Neler Yapabiliriz?

Ne yazık ki ailemizde yada etrafımızda sevdiğimiz ve değer verdiğimiz büyüklerimiz, zaman içinde yaşlanarak yardıma ihtiyaç duyar hale geliyorlar. Bir gün bizim de geleceğimiz gibi…Onların hayatlarının geri kalan kısmını sağlıklı, mutlu ve güvende geçirmeleri için bizlere oldukça fazla görev ve sorumluluk düşüyor. Eğer siz de böyle bir durumdaysanız paniğe kapılmayın ve soğukkanlı düşünmeye çalışın. Öncelikli olarak yapmanız gerekenleri aşağıda sıraladık.1) Plan YapınBir çok çocuk sonunda ailelerine bakmak yada bakım hizmeti almak zorunda kalabilir. Durumun, son dakika acil haline gelmeden önce ön planda tutulması (örneğin, ani hastalık veya yaralanma ) bazı sorunların çözümüne yardımcı olabilir.Eğer yaşlı hastanız kendi evinde yaşamını sürdürüyorsa, evlerini onlar için güvenli hale getirmelisiniz. İlaçlarını zamanında alıp almadıklarını kontrol edip, evlerine duman dedektörü, hırsız ve yangım alarmı gibi güvenliği sağlayıcı cihazlar yerleştirmelisiniz. Evde kayan halı ve kilimler de yaşlı sevdiklerimiz için ciddi tehlike oluşturmaktadır.2) Onları Aktif TutunEgzersiz, yaşlı insanların hastalıktan korunmasına yardımcı olabilir ve işlevsel yaşlarını 10 ila 15 yıl arttırabilir. Bakım ihtiyacını geciktirebilir ve onları uzun süre hastalıktan uzak tutabilir.Yaşlıların haftada beş kez orta yoğunlukta 30 dakika aktivite (koşu, yüzme, yürüme, bisiklet vs.) yapmaları önerilir. Kalp atış hızının önemli derecede yükseldiği ve solunumun daha ağır olduğu yerlerde daha yoğun faaliyetlerde bulunanların haftanın üç günü, günde en az 20 dakika egzersiz yapmaları gerekir. Kilo verme egzersizleri ardışık olmayan günlerde haftada iki veya üç kez yapılmalıdır. Ayrıca, esneklik için her gün en az 10 dakika boyunca egzersiz yapmalıdırlar.3) Onlara Göz Kulak OlunFiziksel ve zihinsel sağlığına göz kulak olun. Eğer ağrısı ya da tıbbi sorunları varsa, onları bir doktora götürün. Ağrılar / tıbbi sorunlar yeterince ağır ise hemen hastaneye başvurun.Zayıflık, ekstra unutkanlık, yön eksikliği veya diğer dengesizlik belirtileri için yaşlı yakınınızı izleyin. Zihinsel sağlık genellikle göz ardı edilir, ancak yaşlı bir insanın bakımının önemli bir parçasıdır. İlgisizlik, huzursuzluk, derin üzüntü yada öfke duygusu gibi depresyon belirtileri için hastanıza göz kulak olun. Bu yaşlılar için çok zor bir zaman olabilir, bu nedenle zihinsel ve fiziksel sağlığını izlemeyi ihmal etmeyin.4) Beslenmesine Önem VerinÇoğu zaman yaşlılar, özellikle de depresyondaysa, beslenmeye ilgilerini  yitirirler ve bu durum sağlıkları için büyük tehdit oluşturur. Yeme-içme düzenlerine büyük bir özen gösterin.5) Eczacısıyla KonuşunYaşlılara farklı doktorlar tarafından farklı ilaçlar verilebilir. Dolayısıyla sevdiğiniz kişinin aldığı tüm ilaçları yalnızca eczacılar bilecektir. Olası yan etkiler ve etkileşimler konusunda yaşlı yakınınızın eczacısıyla mutlaka iletişim halinde olun.6) Hukuki Konuları Gözden GeçirinVekaletname, vasiyet ve bakım ile ilgili hukuki süreçlerle ilgilenin ve gerekli olan belgeleri bir an önce edinin. Bu evraklar acil durumlarda size fazlasıyla gerekli olacaktır.7) Profesyonel Bakıcı Yardımı AlınBazen koşullar evdeki yaşlılarla ilgilenmek için imkansız veya güvensiz olabilir ve bu sizin hatanız değil.Yaşlı yakınınıza yardım etmesi için  evde bir bakıcı düşünün. Bu sevdiklerinize bakmanın fiziksel zorluklarını çözecektir. Evde bakıcı, kişinin ihtiyaç duyduğu her şeyi yapmasına yardımcı olur ve aile üyelerinin yükünü hafifletir. Yaşlıları evlerinde tutarak bazı bağımsızlıklarını sürdürmelerine yardımcı olur.

Devamını Oku
Alzheimer Hastalığını Önlemek için Neler Yapılmalı?

Alzheimer Hastalığını Önlemek için Neler Yapılmalı?

Alzheimer Hastalığı, yaşlandıkça çoğumuzun en büyük endişelerinden biri haline gelir. Bu hastalığı ortadan kaldıracak tedavi yöntemi henüz bulunmamış olsa da elbette ki sağlığınız için yapabileceğiniz bir çok şey var.Yapılan araştırmalar, basit ama etkili bir yaşam tarzı değişikliği ile Alzheimer riskinin azaltılabileceğini gösteriyor. Beyniniz, sağlıklı bir yaşam tarzına liderlik ederek Alzheimer hastalığının belirtilerini önleyebilir, bozulma sürecini yavaşlatabilir.İşte Alzheimer hastalığından uzak durmanın ya da onu geciktirmenin yolları…Amerika’da yaşlılar üzerinde yapılan bir gözlemde, bol miktarda sebze ve meyve tüketen kişilerin, Alzheimer’a yakalanma ihtimallerinin tüketmeyenlere göre, 9 ila 10 yıl arası geciktiği saptanmıştır.İngilizce’ de “berry” olarak geçen çilek, kiraz, dut gibi meyveler hafıza bozukluğuyla savaşmaktadır. Her gün bol miktarda bu meyvelerden tüketin.Somon, uskumru ve orkinos tüketin. Bu balıkların hepsi omega-3 yağ asitleri açısından zengindir.Yapılan çalışmalarda Akdeniz tarzı diyetlere en çok uyan hastaların, bu diyeti izlemeyenlere göre Alzheimer insidansının daha düşük olduğu tespit edildi. Zeytinyağı ve salatayı mutfağınızdan eksik etmeyin.Karbonhidrat alımınızı günde 400 kaloriye kadar kısıtlayın ve kilonuzu dengede tutun.Tansiyonunuzu kontrol edin. Hipertansiyon, Alzheimer hastalığının artış riski ile ilişkilidir.Sigarayı mutlaka bırakın ve her gün 20 dakika veya daha fazla egzersiz yapın.Sevdiklerinizle ve dostlarınızla dafa fazla vakit geçirin. Bulgular aktif bir sosyal yaşamın ve güçlü bir arkadaş ağının, ilerleyen yaşlarda Alzheimer’i önlemeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.Ve son olarak… Gülmek her derde devadır. Gülmeyi hiçbir zaman unutmayın…Alzheimer Hasta BakımıAlzheimer hastası yakınlarınız için Alzheimer Hasta Bakımı sürecinin sabır ve dikkat gerektirdiğini unutmayın. Alzheimer hasta bakıcısı bu konuda deneyimli ve profesyonel ise hastanız çok daha güvenli ve kaliteli bir şekilde hayatını sürdürebilir.

Devamını Oku
Soluduğun Havaya Dikkat Et, Akciğerini Koru !

Soluduğun Havaya Dikkat Et, Akciğerini Koru !

17 KASIM DÜNYA AKCİĞER KANSERİ GÜNÜDünyada hayati tehlikeye en fazla yol açan kanser türü! Akciğer kanseri.Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre akciğer kanseri; tüm dünyada kanser türleri arasında, erkeklerde en sık  ölüme sebep olan birinci, kadınlarda ise ikinci kanser türüdür. Tüm dünyada her yıl yaklaşık 1,5 milyon insanın ölümüne neden olan bu hastalığa yakalanmak ne yazık ki nefes alıp vermek kadar kolay. Akciğer Kanseri sebep ve belirtilerini öğrenin, soluduğunuz havaya dikkat edin, kendinizi koruyun.SigaraSigara dumanı solumaHava kirliliğiKimyasal gazlarKalıtımsalBazı akciğer hastalıklarıBU BELİRTİLER AKCİĞER KANSERİNİ İŞARET EDEBİLİR !Sürekli nefes darlığı, hırıltılı nefes almaSürekli ve giderek kötüleşen öksürükKanlı balgamİştah kaybı ve zayıflamaGöğüs ağrısıSes kısıklığıYutma güçlüğü

Devamını Oku
Yaşlılarda Beslenme

Yaşlılarda Beslenme

Orta yaş ve üzeri dönemlerde yeterli ve dengeli beslenerek sağlığınızı koruyabilir, iyileştirebilir, yaşam kalitenizi arttırabilirsiniz. Hayatınıza birkaç altın madde katarak daha sağlıklı ve rahat bir yaşam sürebilirsiniz.1) Besin Çeşitliliği ve Öğün Düzeninize Dikkat EdinizKendinize günlük en az 3 öğün kuralı koyunuz. Bu öğünlerde besin değeri birbirinden farklı yiyecek ve içecekleri tercih ediniz. Karbonhidrat, vitamin, yağ, su ve posa bulunduran besinleri yaşınıza, vücut kitlenize ve varsa perhizinize uygun olacak miktarlarda tüketiniz.2) İdeal Vücut Ağırlığı ve Kas Kitlenizi KoruyunuzKişi yaşlandıkça gücü,  ağırlığı ve fiziksel aktivitelerinde azalma görülür. Hareketsiz kalınan bu dönemde şişmanlık yakın bir ihtimaldir ve şeker, kalp, kanser gibi hastalıkları beraberinde getirir. Bu dönemde olabildiğince günlük hareket ve enerji tüketiminizi dengeleyerek, ideal vücut ağırlığınızı korumalısınız. Unutulmamalıdır ki; yaşlılıkta kilo alımı kadar hızlı kilo verilmesi de risklidir. Oluşan ani kilo alım ve veriminde mutlaka bir doktora başvurulmalıdır.3) Besinler Sağlıklı Şartlara Uyum SağlamalıdırYaşlanma ile kişinin bağışıklık sisteminde düşüş görülür. Çürük, beklemiş, bozuk ve hatta iyi pişmemiş yemekler dahi kişinin bakteri kapmasına, zehirlenmesine neden olabilir. Bu dönemde yaşlı yakınının, yaşlının kendisinin veya yaşlı bakıcısının gıda ve servisinin temizliğine dikkat etmesi büyük önem taşımaktadır.4) Sebze ve Meyve Tüketimini ArttırınızVitamin ve mineral  bakımından zengin olan sebze ve meyvelerin kişiyi kalp hastalığı, kanser,  şeker, tansiyon ve göz hastalıklarından korumada güçlü etkileri olduğu biliniyor. Burada yine besinlerin perhiz ve vücut ihtiyacına uygun tüketilmesi gereklidir. Meyve ve sebzelerin çiğneyerek veya hafif pişirilerek tüketilmesini öneririz.5) Doymuş Yağ Tüketimine DikkatBitkisel yağlar dışındaki margarin, kuyruk yağı gibi yağlar doymuş yağ kategorisine girer. Bu yağların tüketimi kandaki kolesterol düzeyinin artmasına, kalp ve damar hastalıklarının oluşumu veya ilerlemesine neden olur. Bu konuda yemek yerken gereksiz yağ tüketimini azaltmak, yağlı besinlerden uzak durmak gibi önlemler alabilirsiniz.6) Tuz ve Şeker TüketmeyinVücut tuz ve şekere olan ihtiyacını bitkisel ve özellikle hayvansal kaynaklı besinlerden karşılayabilir. Halk arasındaki yanlış inançla tuz ve şekere sarılmayınız. Gereksiz tuz tüketimi kalp hastalıkları, hipertansiyon ve osteoporoza neden olabilmektedir.Yaşlı bakıcısı veya yaşlı yakınlarının dikkat etmesi gereken bir konu; yaşlılar duyu kaybı nedeniyle daha tuzlu ve daha şekeri yiyecekleri tercih eder. Bu konuda yapılan bilinçli hareketlerle şişmanlık, şeker, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riski azaltılabilir.

Devamını Oku
1 2 3 4 5 6 7 8 9
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al