Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

İyi Bir Baba Olmak İçin Neler Yapmalısınız?

İyi Bir Baba Olmak İçin Neler Yapmalısınız?

Çocuğun psikolojik, zihinsel ve sosyal gelişiminde annenin etkisi kadar babanın da rolü oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Sanılanın aksine baba çocuğun gelişiminde belirleyici bir yere ve öneme sahiptir. Özellikle güven, sadakat, güçlülük gibi imgeler çocuğun babayla kurduğu bağ ile öğrenilir ve gelişir. Hem kız hem erkek çocuk için babanın ilgili, sevgisini gösteren ve güven veren bir kişilik yapısı içerisinde olması oldukça büyük önem taşır.Çocuğun doğumundan itibaren anne ile kurduğu bağın yanı sıra baba ile de sağlıklı bir bağ kurması gerekmektedir. Bu sayede çocuk öncelikli olarak sevgi, güven, şefkat duygularını hissedecek ve anlayacaktır. Ayrıca ileriki yaşlarda çocuğun cinsel kimliğini kazanması anlamında da baba ile sağlıklı ve doğru bir ilişki kurması önemlidir. Erkek çocuklar kendi cinsel kimliklerini algılamak, öğrenmek için babalarını örnek alır ve taklit ederler. Kız çocuklar ise karşı cinsin cinsel kimlik özelliklerini öğrenmek ve anlamak için babalarına ihtiyaç duyar. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, babası ile sağlıklı ve doğru ilişki kuran çocuklar ileriki yaşamlarında özgüveni yüksek, uyumlu, akademik başarısı yüksek yetişkinler haline gelmektedir.İyi bir baba olmak için dikkat etmeniz gereken 10 madde:Öncelikle baba-çocuk ilişkisinin anne-çocuk ilişkisi kadar önemli olduğunun bilincinde olmalısınız. Bu ilişkinin çocuğun kişisel gelişiminde etkili ve diğer tüm gelişimsel süreçlerinde belirleyici olduğunu unutmayın!Geleneksel anlayışa göre babanın daima sert, otoriter, mesafeli olması gerektiği ön görülür. Ancak çocuk gelişiminde bu oldukça yıkıcı bir etkiye neden olabilir. Aşırı sert, kısıtlayıcı, cezalandırıcı babaların yetiştirdiği çocuklar ileriki dönemlerde pek çok sorunla karşılaşabiliyor. Bunların başında ise özgüven eksikliği geliyor. Bu nedenle sert ve kısıtlayıcı olmak yerine tutarlı ve dengeli bir baba figürü sergilemek doğru olacaktır.Erkek çocuklar babalarını rol model alır ve taklit ederler. İyi bir baba-oğul ilişkisi yakalamak için daima doğru örnek olmanız önemlidir. Kız çocuklar için ise hayatlarına giren ilk erkek babaları olduğundan bu ilişki daha hassas bir hal alır. Baba-kız ilişkisi karşı cinsin özelliklerini tanımak ve anlamak konusunda önemli olduğu gibi aynı zamanda kız çocuğun nasıl bir eş seçeceği konusunda da yol gösterici olur. Bu nedenle iyi bir baba olmak için burada sevgi, şefkat dolu bir tavır sergilemek önemlidir.Çocuklarınızın sizi rol model aldığını asla unutmamalısınız! Eğer sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak istiyorsanız önce kendiniz sağlıklı beslenmelisiniz. Kazandırmak istediğiniz her güzel alışkanlığa önce kendinizin sahip olması gerektiğini bilmelisiniz.Çocuğunuzla olan ilişkinizde açık ve net olun. Tutarsız davranışlardan kaçının.Eşinizle olan ilişkinize de özen gösterin, sevgi dolu ve şefkatli davranın. Çocuğunuz bunu da gözlemleyecek ve güven duygusu geliştirecektir.Çocuğunuz için ulaşılabilir olun. Korkuya ve cezaya dayalı bir ilişki geliştirmeniz aranızdaki bağın sağlıksız gelişmesine ve çocuğunuzun kişilik gelişiminde bozukluklar yaşamasına neden olacaktır.Çocuğunuza sevginizi göstermekten, sarılmaktan çekinmeyin hatta bunu sık sık göstermeye çalışın.Bir baba olarak çocuğunuzun daima yanında ve destekçisi olduğunuzu hissettirmeniz oldukça önemlidir. Bu sayede güven duygusu gelişecektir.İyi bir ebeveyn olmanın en önemli kurallarından birisi olan sabırlı olmak ve davranmak iyi bir baba olmanın da kurallarından biridir. Gelişimi boyunca sabırla ve anlayışla yaklaşmak çocuğunuzun sağlıklı bir gelişim süreci geçirmesine yardımcı olacaktır.

Devamını Oku
Bebeğiniz Size Ne Anlatmak İstiyor

Bebeğiniz Size Ne Anlatmak İstiyor

Çoğu anne için çocuk yetiştirmenin en zorlu süreci bebek dünyaya geldikten sonra başlar. Hamilelik süresince ‘Ya çocuğum için iyi bir anne olamazsam?’ endişeleri yerini ‘Ya çocuğumun ne istediğini anlayamazsam?’ korkularına bırakır. Her anne çocuğunun ne istediğini, neyi sevip-sevmediğini, nelerden korktuğunu bilmek ister. Dil gelişimi başlayana dek bu yalnızca bebeğinizin mimiklerini, yüz ifadesini ve çıkardığı sesleri tanımlayabilmek ile mümkündür. Dil gelişimini tamamlayan çocuk ise kendi istek ve beklentilerini, duygularını açıkça ifade edebilecek duruma gelmektedir.Aslında bebekler çoğu duygularını (kızgın, üzgün, neşeli, korkmuş) yüz ifadeleri ve çıkardıkları seslerle ifade edebilmektedir. Bu ifadeler annelik içgüdüsü ile birleştiğinde arada sağlıklı bir ilişki kurmak aslında sanıldığı kadar da zor değildir. Örneğin, korktuğunda gözlerini kocaman açması, sıkıldığında elindeki nesneleri fırlatma refleksi göstermesi ya da acıktığında parmaklarını emmeye başlaması kendi ifade edebilmek adına seçtiği yollardan bazıları arasında yer alır.İşte, bebeğinizin başlıca duyguları ve bunları ifade etme şekli:Şaşkınlık :Bebeğiniz ağzı açık, kaşları kalkık bir şekilde bir nesneye ya da kişiye gözlerini dikerek bakıyorsa bu onun şaşırdığı anlamına gelmektedir. Bizler için sıradan görünen hatta çoğu zaman farkında bile olmadığımız nesneler bebekler için oldukça ilgi çekici görünmektedir. Bebeğinizin her şeyi ilk defa gördüğünü ve deneyimlediğini unutmamanız gerekmektedir. Onun için zararlı değil ise dokunmasına ve keşfetmesine izin verin.Üzüntü – Ağlama :Bebeğinizin ağız kenarları aşağı doğru sarkmışsa, gözleri dolmuşsa, çenesi ve elleri titriyorsa muhtemelen ağlamak üzeredir ve üzüntülü bir hal içindedir. Bu gibi belirtileri gördüğünüz zaman bebeğinizi kucağınıza almanız, mümkünse sessiz ve sakin bir ortama geçmeniz ve onu sakinleştirmeniz doğru olacaktır. Bebeğinizi kucağınıza alarak, sarılarak ya da sesinizle sakinleştirmeniz mümkün olacaktır.Kızgınlık :Gözlerinde ve yanaklarında kızarma, nefessiz kalacak şekilde ağlama, elleri ve ayakları ile itme refleksi sergileme gibi belirtiler bebeğinizin kızgın olduğunun işaretidir.  Bebekler acıktıklarında, yorulduklarında, uykuları geldiğinde ya da altları uzun süre değiştirilmediğinde kızabilir ve bu belirtileri sergileyebilirler. Bu noktada en hızlı ve doğru şekilde bebeğinizin ihtiyacını karşılamanız ve onu sakinleştirmeniz önemlidir.Korku :Bebeklerin en sık ve yoğun yaşadığı temel duygulardan biri de korkudur. Bizler için sıradan ya da normal gelen sesler, mimikler onlar için oldukça korkutucu olabilir. Örneğin, yoldan geçen bir ambulans sireni ya da evde çalıştırdığınız elektrik süpürgesi sesi gibi sesler onları korkutabilir. Bu durumda bebeğiniz gözlerini kocaman açarak donup kalabilir ya da şiddetli bir şekilde ağlayabilir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda en hızlı şekilde bebeğinizi kucağınıza alıp sarılmanız ve onu sakinleştirmeniz oldukça önemlidir.Mutluluk ve Neşeli Olma :Bebeğinizin suratında kocaman bir gülümseme görüyor hatta bazen içinizi titretecek kadar içten bir kahkaha sesi duyuyorsanız o an her ne yapıyorsanız yapmaya devam edin çünkü bebeğiniz çok mutlu! Böyle zamanlarda ona keyif veren, onu güldüren ve eğlendiren şeyleri sürdürmeniz ve tekrar etmeniz doğru olacaktır. Böylece bebeğiniz mutlu olacak ve kendini güvende hissedecektir. Bu durumda ona karşılık vermeniz, ona içten bir tebessümle bakmanız aranızdaki bağın güçlenmesini sağlayacaktır.

Devamını Oku
Bebeklerde Emzik Kullanımı

Bebeklerde Emzik Kullanımı

Günümüzde bebek bakımı ile ilgili olarak en çok tartışılan konulardan birisi de emzik kullanımı hakkındadır. Kimi uzmanlar tarafından faydalarının olduğu iddia edilirken kimi uzmanlar tarafından ise zararlarının var olduğu üzerine önemli görüşler sunulmaktadır. Uzmanlar arasında yaşanan bu kararsızlık durumu anneleri de bebekleri dünyaya geldikten sonra emzik verip vermeme konusunda bir kararsızlığa sürüklemektedir. Emzik kullanımının zararları, faydaları tartışılıyor olmasına rağmen yapılan araştırmalara göre annelerin ortalama %85’i emzik kullanmaktadır.Bebeklerin sakinleşmesi, emme reflekslerinin güçlenmesi gibi fayları bulunan emziğin kullanım zamanı, nedeni ve şekline dikkat ederek kullanmak asıl önemli olan noktadır. Bu noktada emzik kullanımı hakkında nelere dikkat etmeniz gerektiğine değinmek doğru olacaktır. Bebeklerde emzik kullanımı hakkında bilmeniz gerekenler:Emzik kullanımı ile ilgili bilinmesi ve dikkat edilmesi gerek en önemli nokta emzik kullanımını en doğru yaş aralığında başlatmak ve bitirmektir. Bebek 1 aylık olduktan sonraki süreçte başlayan emzik kullanımı ortalama 2 yaş civarında mutlaka bıraktırılmalıdır.2 yaş sonrasında emzik kullanımına devam eden çocuklarda dişlerde kayma, yer değiştirme, çene problemleri, kulak ve burun rahatsızlıkları gözlemlenebilir. Ebeveynler bu noktada dikkatli olmalıdır.Bazı bebekler oldukça güçlü bir emme refleksi ile dünyaya gelirler. Bu tarz bebekler sürekli olarak anneyi emmek isteyeceğinden ve durum bir süre sonra anne için oldukça can yakıcı olacağından bu noktada emzik kullanımı faydalı olacaktır.Emzik kullanımının faydaları arasında, bebeğin emme refleksini güçlendirmesi, emme refleksini tatmin etmesi, uykuya daha rahat dalması gibi durumlar bulunmaktadır.Emzik kullanımı bebeklerdeki parmak emme gibi alışkanlıkların ortaya çıkmasının da önüne geçmektedir.Emzik kullanımının bir diğer faydası ise bebeğin emziği eli ile tutması, düşürdüğünde aramaya ve alıp yeniden ağzına götürmeye çabalaması da bir gelişimsel artı olarak görülmektedir.Eğer emzik kullanmaya karar verdiyseniz doğru emzik seçimi de bu noktada oldukça büyük önem taşımaktadır. Bebeğinizin içinde bulunduğu aya bağlı olarak ihtiyacı olan büyüklükte, silikon ya da kauçuk emzik tercih etmelisiniz.Emzik kullanımının olumsuz noktalarından biri ise, emzik sürekli olarak dışarıya açık ancak bebeğinizin ağzıyla temas eden bir üründür. Temizliğine ve hijyenine dikkat edilmediği taktirde enfeksiyon yaratma riski yüksektir. Emzik kullanırken temizliğine önem vermeniz gerekmektedir.Uzmanlar tarafından önerilen emzik kullanımı sürekli olmak yerine bebeğin uykuya geçiş sürelerinde verilebileceği ve bunun bebeğe daha faydalı olacağı yönündedir.Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken bir diğer nokta ise, emzik alışkanlığının bırakılması noktasında akılcı ve uzlaşmacı yollar seçilerek emzik bıraktırılmaya çalışılmalıdır.Yukarda da belirtilen faydalar ve zararlar göz önünde bulundurulduğunda en doğru kararı bebeğinizin ihtiyaçları doğrultusunda siz ebeveynler vereceksiniz. Annenin bebeğini emzirmesi, anne sütünün önemi, emzirmenin anne-bebek bağına etkisi gibi konuların önemi zaten bilinmektedir. Bunun yanında ise, emzik kullanımının en doğru ve sağlıklı şekilde gerçekleşmesi de oldukça önemlidir.

Devamını Oku
Çocuk Eğitiminde Ödül ve Ceza

Çocuk Eğitiminde Ödül ve Ceza

Ebeveynler için çocuğunu hayata en iyi şekilde hazırlamak ve ona en doğru şekilde iyi bir eğitim vermek oldukça büyük bir önem taşır. Bu süreçte anne ve babanın çocuklarına karşı sergiledikleri davranış ve tutumlar çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimini, kişilik özelliklerini, eğitim performansını etkiler. Anne-baba ve çocuk arasındaki bu kuvvetli etkileşim ağı yaşam boyu devam eder.Ebeveynlerin çocuklarına kazandırmak istediği davranışlar, alışkanlıklar ve vermek istedikleri eğitim doğrultusunda bir yol izlemeleri gerekmektedir. Bu noktada bilinmelidir ki disiplin çocuk eğitiminin en önemli yapı taşlarından birisidir. Disiplin denildiğinde akla ilk gelen şeylerin cezalar ve ağır yaptırımlar olması doğru değildir. Aile içerisindeki düzenin ve dengenin sağlanabilmesi ve geliştirilebilmesi için disiplinin varlığı büyük önem taşır. Çocuğun eğitiminde cezanın ve ödülün etkili bir yeri olduğu yapılan araştırmalar doğrultusunda kanıtlanmış dahi olsa, doğru bir şekilde dikkatlice kullanılması gerekmektedir. Ödül ve cezanın yanlış ya da fazla kullanımı çocuğun duygusal, sosyal, zihinsel gelişimini olumsuz etkileyecek ve bazı ileriye dönük problemlerin ortaya çıkmasına sebep olacaktır.Peki, doğru ödül ve ceza kullanımı nasıl olmalıdır?Ödül, her hangi bir davranışı-tutumu kazandırmak için ya da doğru davranışların pekiştirilmesi, motivasyonun arttırılması için çocuğun doyuma ve mutluluğa ulaşmasını hedef alan bir araçtır.Ceza, ortadan kaldırılmak istenen davranışı hedef alarak çocuğun yaptığı hatanın farkına varmasını sağlamak için kullanılan bir araçtır.Ödül ve cezanın yanlış ve aşırı bir şekilde kullanılması çocuğun farklı alanlardaki gelişimini etkileyerek geri döndürülemez problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle ebeveynler olarak bu süreci iyi değerlendirmek önemlidir.Ödülün motivasyonu ve istenen davranışı arttırıcı etkisi her yaşta etkin bir şekilde devam etmektedir. Çocuğa öğretilmek veya kazandırılmak istenen davranış oldukça net ve açık bir ifade ile çocuğa anlatılmalıdır.Ödül sisteminin oturmasını ve doğru işlemesini sağlayan en önemli nokta ise, ödülün davranışın hemen ardından verilmesidir. Bu şekilde ödül, davranışın pekiştirilmesi için etkin bir rol oynayacaktır.Ödül seçerken, manevi içerikli ve maddi anlamda çok büyük ya da ağır olmayan ödüller seçmeye özen göstermelisiniz. Beklenen davranışın açıklaması yapılırken, beklenen davranış sonrası verilecek ödüle çocuk ile birlikte karar vermekse daha doğru bir seçim olacaktır.Ebeveynlerin unutmaması ve dikkat etmesi gereken bir diğer nokta ise, maddi içerikli ödüller başlangıçta davranışın hızlıca gerçekleşmesini sağlarken manevi içerikli ödüller ise o davranışın çok daha kalıcı olmasını sağlayacaktır.Ceza da ise en önemli nokta çocuğun yaptığı hatanın,yanlışın ve ya doğru olmayan davranışın farkında olmasını sağlamaktır.Nedeni tam olarak ifade edilmeyen ve amaçsız gerçekleştirilen her ceza uygulaması çocukta onarılamaz büyük yaralar açılmasına neden olacaktır. Anne-baba olarak ceza uygulamalarında çok daha dikkatli ve özverili olunmalıdır.Seçtiğiniz cezalar mutlaka uygulanabilir olmalıdır ve asla tehdit, küfür, şiddet içermemelidir.Ebeveynlerin kendi aralarında ve çocuğa karşı tutarlı davranmaları bu süreçte çok önemlidir. Sözle belirtilen bir cezanın uygulama anlamında gerçekleşmemesi çocukta ters etki yaratabilir ve onun anne-baba otoritesinin zayıf olduğu algısına kapılmasına neden olabilir.Ceza, istenmeyen davranışı ortadan kaldırmak için kullanılan yöntemlerden yalnızca birisidir. Tek başına kullanımı doğru değildir. Gerekli adımları tamamladıktan sonra etkili bir sonuç alınamazsa ceza yöntemine başvurulmalıdır.Çocuk hatalı ya da istenmeyen davranışı gerçekleştirdiğin öncelikle görmezden gelinmelidir. Ardından ikaz edilmelidir. Tüm bu adımlar etkili olmadığında ise ceza uygulamasına geçilmelidir.Ceza uygulamasında, çocuğun bu cezayı neden aldığını bilmesi önemlidir. Ceza verilmeden önce çocuk hatalı davranışı hakkında ikaz edilmelidir ve neden cezayı aldığı net bir şekilde açıklanmalıdır.Ceza, olumsuz pekiştireç şeklinde gerçekleştirilmelidir. Yani çocuk sevdiği ve istediği bir şeyden mahrum bırakılarak ceza uygulaması yapılmalıdır. Örneğin, odasını toplamadığı için o günkü parka gitme hakkını kaybetmesi gibi.Ebeveynler ödül ve ceza seçimlerini aile yapılarına ve çocuklarının kişilik özelliklerine göre yapmalıdır.Ödül ve ceza mutlaka çocuğun yaşına ve çocuktan beklenen davranışın yapısına uygun olmalıdır.Ödülde ve cezada aşırıya kaçılmamaya dikkat edilmelidir. Ödülde aşırılık, ödülü değersizleştirir ve çocuğun her şeyi ödül için yapmasına neden olur. Ödülde cimrilik ise, ödülü fazla değerleştirir ve gereksiz bir aşırılığa, hırsa neden olabilir. Ceza da aşırılık ise çocuğun özgüvenini kaybetmesine, kendini küçük hissetmesine ve onarılmaz yaralar almasına neden olabilir.

Devamını Oku
Bebeğinizi Emzirirken Dikkat Etmeniz Gerekenler

Bebeğinizi Emzirirken Dikkat Etmeniz Gerekenler

Günümüzde anne sütünün önemi sürekli olarak vurgulanmakta, toplumu bilinçlendirmek adına seminerler, kampanyalar düzenlenmektedir. Uzmanların ortak görüşü yeni doğan bebeği ilk 6 ay süre ile yalnızca anne sütü ile beslemek gerektiği şeklindedir. Anne sütünün içerisinde bulunan protein, yağ, mineraller ve vitaminler bebeğin ihtiyacı olan tüm besin maddelerini karşılamaktadır. Anne sütünün bebeğe olduğu kadar emzirmenin de anneye faydaları oldukça fazladır. Örneğin, anne sütü ile beslenen bebeklerde alerji, kanser, obezite gibi rahatsızlar çok daha az görüldüğü gibi emziren annelerde de, göğüs kanseri, rahim kanseri, yumurtalık kanseri, kansızlık gibi rahatsızlıklar daha az görülmektedir.Peki, bebeğinizi emzirirken nelere dikkat etmeniz gerekiyor?Öncelikle, bebeğin ilk memeyi alması oldukça önemlidir. Bebekler oldukça güçlü bir emme refleksi ile dünyaya gelseler bile bazı bebekler ilk seferde memeyi tutamayabilirler. Böyle bir durumla karşılaşıldığında annenin kesinlikle pes etmeden denemeye devam etmesi gerekmektedir.Emzirme sürecinde annelerin yaşadığı problemlerden biri meme ucunun acıması ve yara olmasıdır. Bu nedenle hamilelik döneminizden başlayarak göğüs ucunu hazırlayan ve koruyan kremlerden kullanmanız bu durumu önlemenizi sağlayacaktır.Emzirme sürecinizde gerekli göğüs ucu kremlerini, göğüs pedlerini kullanmanız bu süreçte göğsünüzü koruyacak ve göğüs ucu yaralarının oluşmasını önleyecektir.Emzirme zamanlarınızı programlayın. Emzirmeye başladığınız andan itibaren belirli saat aralıkları ile düzenli bir şekilde emzirmeniz gerekmektedir. Emzirme konusundaki bu düzeni sağlamanız bebeğinizin gece uykularının da düzene girmesine yardımcı olacaktır.Bebeğinizi emzirmeye başlamadan önce ellerinizi yıkayın, meme ucunu ve çevresini temiz su ile temizleyin.Emzirmeye başlamadan önce size en rahat ve kolay gelen duruşu belirleyin.Ortalama bir emzirme yaklaşık 15–20 dakika kadar sürer. Bebekler ihtiyaçları olan besinin %50lik kısmını 1–2 dakika içerisinde alırken kalan diğer zamanda da kalan besin ihtiyaçlarını karşılarlar.Bebeğinizi emzirirken önce bir göğsünüzde 8–10 dakika sonra da diğer göğsünüzde aynı şekilde emzirmeniz doğru olandır.Emzirme süresinde hem bebek hem de anne rahat olmalı ve mutlaka göz temasında bulunmalıdır. Bu durum anne ile bebek arasında kurulan bağın güçlenmesine yardımcı olur.Emzirme esnasında meme çevresinin büyük çoğunluğunun bebeğin ağzının içinde ve çenesinin de göğse dayalı olduğundan emin olunmalıdır. Çünkü, bebek yalnızca meme ucunu emerse bu durum göğüste yaraların oluşmasına ve annenin canının yanmasına neden olur.Emzirmek için pek çok farklı pozisyon bulunmaktadır. Bu durumda anne hepsini araştırarak ya da deneyerek kendi ve bebeği için en doğru, rahat olanını tercih etmelidir.Emzirme sırasında bebeğinizin rahat nefes alabildiğinden emin olmalısınız.Emzirme sırasında bebekler oldukça fazla şekilde hava yutarlar ve bu da midelerinde gaz oluşmasına neden olur. Bu nedenle her emzirme sonrasında mutlaka bebeğin gazı çıkartılmalıdır.Emziren annelerin mutlaka beslenme şekillerine dikkat etmesi gerekmektedir. Özellikle doktorunuza danışarak hangi besinleri tüketip tüketmemeniz gerektiğini öğrenmelisiniz. Bebeğinizin emdiği süt tamamen sizin yiyip içtiklerinizden oluşmaktadır. Örneğin, siz lahana gibi gaz yapan bir yiyecek tükettiğinizde bebeğinizde de muhtemelen gaz oluşacaktır. Bu nedenle emzirme süresince beslenmenize dikkat edin.Emzirmenin anne ile bebek arasındaki sağlıklı bağlanmayı olumlu bir şekilde etkilediği gözlenmiştir. Bu nedenle kimi zaman zorlayıcı, bunaltıcı bir süreç dahi olsa bebeğinizi mutlaka anne sütü ile besleyin, emzirin ve aranızdaki bağı güçlendirin!

Devamını Oku
Otizm İle Yaşamak

Otizm İle Yaşamak

Otizm, dünya üzerinde en sık rastlanan gelişimsel bozukluklar arasında yerini alan ve yaşam boyu devam eden bir rahatsızlıktır. Halk arasında bu hastalıkla ilgili doğru bilinen yanlışların en başında hastalığın psikolojik olduğudur. Otizm, nörolojik kökenli bir hastalıktır. Günümüzde neden ve nasıl oluştuğu tam olarak bilinmemekle birlikte araştırılmaya devam edilmektedir.Otizm, bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklanan ve bireyin dış uyaranları tam olarak anlamlandırmasına, edindiği bilgileri düzenlemesine ve kullanmasına engel olan, tekrarlayan davranışlara neden olan bir rahatsızlıktır. Çoğunlukla hastalığın belirtileri 0-3 yaş arasında ortaya çıkıyor ve yaşam boyu devam ediyor.Peki, Otizm belirtileri nelerdir?Çocuğun başkaları ile göz teması kuramamasıİsmi ile seslenildiği zaman bakmamasıOyuncakları ile oynamıyor olmasıTekrarlayan sesler çıkarması ve hareketler yapmasıÇoğunlukla duymuyor gibi davranmasıDuygusal tepkiler vermemesiDavranış ya da ses taklidi yapamıyor olmasıKaba ve ince motor gelişiminde yavaş olması ya da hiç yapamamasıTüm bu belirtileri gözlemleyebilmek, hastalığın varlığını anlamak ve kesin tanı konulabilmesi için bebeğin ortalama 15 ile 18 aylık olması gerekmektedir. Bundan önceki dönemde çocuğun otizmli olup olmadığını anlamak pek mümkün olmamaktadır. Aynı zamanda ebeveynlerin bu belirtileri gözlemlemesi ve dikkatlerini çekmesi oldukça güçtür.Otizmli çocukla yaşamak ve bilmeniz gerekenler:Otizmli çocuklar çoğunlukla söylediğin bir kelimeyi ya da etraftan duydukları belirli bir kelimeyi sürekli olarak tekrar ederler.Otizmli çocuklar değişime karşı oldukça dirençlidirler. Kendilerinde ki ya da çevrelerindeki değişime karşı mutlaka tepki gösterirler. Alıştıkları durumların dışına çıkılmasından hoşlanmazlar.Otizmli çocukların bağ kurdukları bazı nesneler vardır ve bu nesneler onlar için oldukça önemlidir. Çoğunlukla bağ kurdukları nesneler ile sakinleşir ve kaybolduğunda oldukça huzursuz olurlar.Parlak renkli ya da hareketli olan nesneleri izlemeyi çok severler ve bu davranışı uzunca bir süre devam ettirebilirler.Otizmli çocuklar genellikle araba ile dolaşmaktan ve camdan dışarıyı – hareket eden nesneleri- izlemekten hoşlanırlar. Bu durum onların sakinleşmesine yardımcı olur.Otizmli çocuklar çoğunlukla acıya, ağrıya, aşırı sıcağa ve soğuğa duyarsızlardır. Bunun nedeni ise, vücutlarındaki bazı proteinlerin yeterince sindirilmeden kanlarına karışması ve morfin etkisi yaratmasıdır.Otizm hastalığında erken teşhis için herhangi bir laboratuar testi ya da yöntemi bulunmamaktadır. Bunun yerine bebeklik dönemindeki bazı anormallikleri iyi gözlemlemek takip etmek önemlidir. Örneğin, kucağa alındığında bebeğin sakinleşmemesi, bebeğin hiçbir nesne ile ilgilenmemesi, uzun süren ağlama krizleri, seslere tepki vermemesi, kucağa alınmamak için direnmesi gibi durumlar erken teşhis için önemli ipuçları oluşturabilir.Otizm tedavisinin en etkili olduğu kritik dönem 1-5 yaş arasıdır.Otizm tedavisinde sürekli ve yoğun bir şekilde eğitim oldukça büyük öneme sahiptir. Eğitimin sürekliliğinden kasıt hayatının her alanında evde,okulda,yolda olmalı ve etkili olabilmesi için yoğun bir şekilde gerçekleştirilmelidir.Uzman kişilerce belirli bir plan program yapılmalı ve bu program izlenerek çocuğun tedavisine ve eğitimine devam edilmelidir.Otizm hastalığını ortadan kaldıracak bir tedavi şekli maalesef yoktur. Ancak uzman kişilerce çocuğa özel hazırlanan tedavi ve eğitim programları sayesinde çocuk pek çok zorluğun üstesinden gelebilir, sosyal hayata adapte olabilir.

Devamını Oku
Kolay Doğum Tavsiyeleri

Kolay Doğum Tavsiyeleri

Hamile kaldığını öğrenen anne adayları, hem heyecanlı hem de pek çok soru işareti ile dolu bir döneme de giriş yapmış bulunmaktadırlar. Ortalama 40 haftalık sürecek hamilelik yolculuğu başladığında genelde ilk ve öncelikli olarak düşünülen doğum sürecidir. Anne adayı bu süreci en sağlıklı şekilde atlatabilmesi için öncesinde mutlaka fizyolojik ve psikolojik olarak hazırlıklı olmalıdır.Anne-babalar için oldukça heyecanlı olan bu süreçte, hem daha rahat olabilmek, hem kötü deneyimler yaşamamak adına mutlaka hazırlıklar önceden yapılmalıdır. Her anlamda kolay ve rahat bir doğum gerçekleştirilmesi için anne adayının güçlü olması, kararlarını net bir şekilde vermesi ve sürece hazırlıklı olması gerekmektedir.İşte anne adaylarının çok daha rahat ve kolay bir doğum süreci geçirmesini sağlayacak 15 tavsiye:Sürecin en önemli başlangıç noktası hamile olduğunuzu öğrendikten sonra kendinizi hem fiziksel hem de ruhsal anlamda anne olmaya hazırlamanızdır. Bu noktada gerçekten çocuk sahibi olup olmak istemediğinizi, çocuk yetiştirmek için gerekli olan sabra ve özveriye sahip olup olmadığınızı net bir şekilde değerlendirmelisiniz. Yolculuğun bu kısmında yaşayacağınız en ufak tereddüt hem doğumda hem ileriki dönemlerde oldukça büyük sıkıntılar ve sorunlar yaşamanıza neden olacaktır.Yapılması gereken ikinci adım ise, gideceğiniz hastane ve doktora karar vermektir. Özellikle evinize yakın bir hastane tercih etmeniz bu süreçte işinizi kolaylaştıracaktır.Hamile kaldığınızı öğrendikten ve doktorunuza karar verdikten sonra hemen bir muayene görüşmesi ayarlamalısınız. Ve böylelikle hamilelik maceranız resmen başlamış olacaktır.Nasıl beslenmeniz gerektiğini, nelere dikkat etmeniz gerektiğini ve ek gıda ya da vitamin takviyeleri gibi konularda doktorunuzdan mutlaka bilgi almalısınız.Doktor kontrolünde ve ondan aldığınız bilgiler doğrultusunda mutlaka belirli egzersiz ve yürüyüş programları hazırlayın.Kendinize bir hamilelik ajandası oluşturun. Bu ajandayı beslenme saatlerinizi, egzersizlerinizi, duygu durumlarınızı not etmek için kullanabilirsiniz. Böylelikle hem her şey gözünüzün önünde olmuş hem de ileriki dönemler için güzel bir anı defteri kalmış olacaktır.Eşinizle birlikte maddi konuları netleştirmeye çalışın. Eğer çalışıyor iseniz hamileliğinizin son dönemlerinde çalışamıyor duruma geleceğinizi de göz önünde bulundurarak maddi bir planlama yapmanız işleri kolaylaştıracaktır. Bu noktada hastanenizden doğum ücret bilgisini almayı unutmayın.Doğum şekli tercihiniz hakkında düşünmeye başlayın. Hamilelik döneminin en zorlu ve karmaşık süreçlerinden birisi de anne adayının normal doğum ya da sezaryen doğum için karar verme sürecidir. Bu noktada önemli olan doktorunuzun verdiği bilgiler ışığında kendiniz ve bebeğiniz için en doğru kararı verebilmektir.Doğum öncesi hazırlık kursları, hamile yoga grupları, hamile egzersiz grupları gibi çeşitli aktiviteleri araştırın ve katılmaya çalışın.Hamileliğiniz süresince bol bol su tüketmeyi unutmayın!Bebek odasının hazırlıklarına ortalama 5. aydan sonra başlayın. Odanın hem bebeğiniz hem de sizin için konforlu bir alan olması gerektiğini unutmayın.Hamileliğiniz süresince doğum hakkında doğru kaynaklardan bilgi edinmeye, okumaya ve araştırmaya özen gösterin. Bu süreçte farklı doğum hikayeleri dinlemekten ya da bilgi kirliliğinden kaçının.Doğumla ilgili zihninizden var olan her türlü kaygıyı, korkuyu ve soru işaretini mutlaka doktorunuzla paylaşın. Bu süreç içerisinde psikolojik bir destek almanız gerektiğini hissettiğiniz noktada mutlaka bir uzmana başvurun.Eşinizin doğuma girip girmeyeceğini şimdiden netleştirin.Eşinizle hamileliğiniz ve hissettikleriniz hakkında konuşun. Hamilelik sürecinde onu kendinizden uzaklaştırmak yerine bu yolu sizinle yürümesine izin verin.Ve en önemlisi her ne olursa olsun, hamilelik sürecinizin tatlı heyecanını, mutluluğunu gereksiz kaygı ve korkuların gölgelemesine izin vermeyin. Bunun yerine derin bir nefes alın ve bu sürecin tadını çıkarmaya bakın…

Devamını Oku
Çocukları İstismardan Korumak

Çocukları İstismardan Korumak

Günümüzde çocuğa karşı ihmal ya da istismar durumları giderek üzücü bir şekilde artış göstermektedir. Hem kız çocukları hem de erkek çocukları için giderek artan bu üzücü durum aslında gerekli bilinçlendirmeler ve eğitimlerle en azından çocuk için yıkıcı boyutlara ulaşmadan önlenebilecek bir durumdur.İşte, ebeveyn olarak bilmeniz ve dikkat etmeniz gerekenler:İstismar; fiziksel, duygusal ya da cinsel olarak gerçekleşebilir. Özellikle cinsel istismardan söz etmek için yalnızca cinsel birleşmenin olmuş olması gerekmez. Kötü niyetli bir dokunuş, bir bakış, yüz yüze ya da internet üzerinden cinsel içerikli konuşmaya zorlama, teşhircilikte bulunma, zorla pornografik içerik izlettirme ya da bunlar için çocuğu kullanma vb. durumların hepsi cinsel istismar olarak tanımlanmaktadır.İhmal; fiziksel ve duygusal olarak gerçekleşmektedir. Çoğunlukla çocuğun ebeveyni ya da ona bakım veren kişi tarafından gerçekleştirilir. Ebeveynlerin çocuğun temel ihtiyaçlarını (fiziksel) karşılamaması ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamaması şeklinde ortaya çıkar. İhmal, istismar kadar olmasa da çocuğu psikolojik anlamda etkileyen, derinden izler bırakan çocuğa kötü davranışlarda bulunmanın en yaygın şekillerinden birisidir.Bir çocuğun ihmal edildiğini şu durumlar söz konusu ise tahmin edebilir ya da anlayabilirsiniz; çocuk sürekli kirli geziyor, kötü kokuyor ise, okula devamsızlığı çok fazlaysa, alkol-uyuşturucu-sigara gibi bağımlılıkları var ise, kendine zarar veriyorsa, güçsüz ve zayıf görünüyorsa, yemek yiyemiyor ve çoğu zaman bunun için dileniyorsa.Bir çocuğun istismar edildiğini işaret eden pek çok belirti olabilir. Bu durum fiziksel ve cinsel istismarda farklılık göstermekle birlikte oldukça fazla sayıda ortak belirtileri de bulunmaktadır. Eğer aşağıdaki durumları gözlemliyorsanız lütfen dikkatli olun!Çocuğunuzun vücudunda açıklanamayan ve sürekli tekrar eden yara ya da yanık izleri. Görünen ya da görünmeyen bölgelerinde ısırık, morluk, kızarıklık, kesik vs. gibi izlerin bulunması.Genital bölgede meydana gelen şişlik, kızarıklık, ağrı, morluklar.İdrarını yaparken yanma ya da acı çekmesi.Yırtılmış, kirlenmiş ya da kan lekeli iç çamaşırları.Aşırı korku duymaİletişim problemleri yaşamaEbeveynlerden uzaklaşma ve kaçınmaFiziksel temastan kaçınmaAni fiziksel değişiklikler örneğin birden zayıflama ya da kilo almaÖfke patlamaları yaşamaParmak emme, tırnak yeme, sallanma gibi aniden ortaya çıkan davranış bozukluklarıİçe kapanıklıkÖğrenme güçlüğü, akademik başarıda düşüşUzaklaşma ve depresyona yatkınlıkBeklenmedik ve ileri düzey yaşına uygun olmayan şekilde cinsel bilgi sahibi olmaSürekli cinsel içerikli oyunlar oynamaBelirli kişilerden ya da belirli yerlerden korkma, tanıdık bir bireyden özellikle korkma, kaçınma.Uyku bozuklukları, kabus ya da uyurgezerlik gibi uyku problemleriEbeveynler olarak çocuğunuzla doğru şekilde bir bağ kurmanız önemlidir. En sağlıklı bağ çocuk ile aranızda kuracağınız güvenli bağdır. Ebeveynleri ile arasında güvenli bağ gelişmiş çocuk yaşadığı hiçbir durumu ailesinden gizlemeyecektir.İstismarı önleyebilmeniz için dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli konu ise, çocuğunuza yaşına uygun cinsel eğitimi vermenizdir. Bu doğrultuda çocuğunuza özel bölgelerini öğretmek, iyi-kötü dokunuşlar hakkında bilgi vermek onun bu konu hakkında bilinçlenmesine ve gelecek zararlara karşı farkındalık kazanmasına yardımcı olacaktır.Geçmiş zamanlarda çocuklara verilen nasihatler çoğunlukla, yabancılarla konuşmama, görüşmeme, yabancılardan bir şey istememe şeklindeydi. Ancak günümüzde geldiğimiz noktada istismarların %80’i çocuğu tanıyan hatta çoğu zaman aile içerisindeki bireyler tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu noktada çocuğa özel bölgelerini, iyi-kötü dokunuşu anlatıp her kim olursa olsun bu sınırı geçerse gelip sizinle paylaşması gerektiğini ona anlatmalısınız.Çocuğunuzla güven temelli, sevgiyle desteklenen açık ve net bir iletişim şekli geliştirmelisiniz. Çocuğunuza karşı aşırı tepkiler veren, yargılayıcı, azarlayıcı ebeveynler olmanız onların yaşadığı şeyleri sizlere anlatmasını imkânsız hale getirecektir. Bu nedenle çocuğunuz böyle bir durumla karşılaştığında, sizinle paylaşabileceğini bilmeli ve kendisini yalnız hissetmemelidir.İstismara uğrayan çocukların hissettiği en büyük ve en korkutucu duygu “suçluluk” duygusudur. Çoğu zaman kendilerini suçlarlar, bu durumdan utanç duyması gerekenin kendileri olduklarını sanırlar. Kendilerini sevilmeye, değer verilmeye layık görmezler ve çoğu zaman kendilerine karşı aşırı bir öfke duyarlar.Çocukları bu suçluluk duygusundan kurtarabilmek için yapılacaklar konusundaki en büyük sorumluluk ise ebeveynlere düşmektedir. Asıl sorumlunun ve suçlunun kendileri olmadıkları anlatılmalı. Duygusal destek sağlanmalı ve güven duygusu verilmeli. Sonrasında ise, en hızlı şekilde gerekli şikâyetlerde bulunup, resmi işlemler başlatılmalıdır.Şikâyet süreci oldukça uzun ve zorlu olduğundan, çoğu aile bunun çocuğu için daha yıpratıcı olduğunu düşünmektedir. Ancak ebeveynler olarak duruma sessiz kalmanız, üstünü kapatıp devam etmeye çalışmanız çocuğunuza daha fazla zarar verecek ve daha fazla suçluluk ve utanç duymasına sebep olacaktır.Çocuklara kimsenin el uzatmadığı ve onların tüm kötülüklerden uzak kaldığı güzel günler diliyorum…

Devamını Oku
Yenidoğan Bebeğiniz Nerede Nasıl Uyumalı

Yenidoğan Bebeğiniz Nerede Nasıl Uyumalı

Yeni doğan bebeğin dünyaya gelmesi ile birlikte hem heyecanlı, mutlu, huzurlu hem de endişelerle, kaygılarla, korkularla ve sayısız sorularla dolu bir yolculuk ebeveynler için başlamış oluyor. Yeni doğan bebeğin nasıl emzirilmesi gerektiğinden, ne kadar ve nasıl uyuması gerektiğine kadar hatta alt değiştirmeden, kıyafetlerinin nasıl yıkanması gerektiğine kadar pek çok soru çıkıyor ebeveynlerin karşısına.Günümüzde gelinen noktada bilgiye ulaşmanın kolaylığı ve bilginin fazlalığı aynı zamanda da bilgi kirliliğine ve kafa karışıklığına neden olabiliyor. Bu noktada öncelikli olan her bebeğin biricik olduğunun farkında olmaktır. Bir bebeğe iyi gelen şey muhtemelen diğerine gelmeyecektir. Temel bilgileri edindikten sonra ebeveynlerin içgüdüleri ile bebeklerinin ihtiyaçlarına uygun şekilde davranmaları süreci çok daha rahat bir şekilde atlatmalarına olanak sağlayacaktır.Bebeğin nasıl ve nerede uyuması gerektiği de ebeveynler tarafından en çok merak edilen, uzmanlar tarafından ise en çok tartışılan konular arasında yer almaktadır. Genel olarak bakıldığında tartışılan çok fazla görüş olmakla birlikte bunların içinden ebeveynlerin ve bebeğin ihtiyaçlarına göre en doğru olanını seçmek faydalı olacaktır. Bu yazımda ise, çocuğun gelişimsel süreçlerini dikkate alarak, hem fiziksel hem de psikolojik gelişimini de destekleyerek en doğru şekilde uyku düzeni için yapılması gereken noktalara değineceğim.Öncelikle 0–2 yaş, bebeklerin bakım verenleri ile (çoğunlukla anne) aralarındaki bağlanmayı gerçekleştirdiği dönemdir. Bu yüzden bu hasas dönem içerisinde, bebeğin ihtiyaçlarına en doğru ve hızlı şekilde cevap vermek sağlıklı bir bağlanma için oldukça önemlidir.Yeni doğan bebekler ortalama olarak günde 16–17 saat arasında uyurlar. Bu süreyi kesintisiz bir biçimde değil yaklaşık 2–3 saat uykuda kalarak tamamlarlar.Yeni doğan bebekler gece-gündüz ayrımını henüz yapamamaktadır. Bu ayrımı yapmasını ve uykusunu düzenlemesini yalnızca emzirme aralıklarınızı kontrollü tutarak sağlayabilirsiniz.Bebeğinize gece-gündüz ayrımını kazandırmak için her günün sonunda belli rutinler oluşturarak onu uykuya hazırlamanız oldukça önemlidir. Örneğin, her akşam aynı saatte banyo yaptırmak.İlk 6 ay boyunca bebeğinizin anne sütü ile beslenmesi oldukça önemlidir. Bu süreç içerisinde emzirme aralıklarınızı düzenli tutmalı, gün içerisinde daha sık iken geceleri daha seyrek aralıklar ile emzirmeyi gerçekleştirmelisiniz.Bebeğinizin kendine ait yatağı olması gerekmektedir. Bebeğinizin beşiğini kendi odanızda tutabilirsiniz.Bebeğinizi emzirdikten sonra kendi yatağına sırt üstü yatırarak uykuyu orada uyumasını sağlamanız en doğru olan yaklaşım şekillerinden birisidir.Bağlanma sürecinde olan bebeğin ihtiyaçlarına en hızlı ve doğru şekilde cevap verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle bebeğiniz başucunuzdaki beşikte uyuduğunda hem kendine ait bir alanı olduğunu, bireyselliğini hissedecek hem de siz ağladığında buna hemen cevap verebilecek kadar yakın olacaksınız.Bebeğiniz başlangıçta koynunuzdan ayrılmakta zorluk yaşayabilirler. Her bebek bir olmadığı gibi eğer kaygısı yüksek bir bebeğe sahip iseniz uykuya dalana kadar koynunuzda kendi kokunuz ile tutmanız, yanınızda uyutmanız ancak bebek uykuya daldıktan sonra kendi yatağına almanız doğru olacaktır.Sürecin devamında ise yaklaşık 6 ile 8 aylık olduğu dönemde, bebeğinizin hazır oluş durumu göz önünde bulundurularak odasını ayırmanız sağlıklı ruhsal gelişim için doğru olacaktır.Odasını ayırdıktan sonra ki dönemde de ihtiyaçlarına en hızlı şekilde karşılık vermek, sık sık onun odasında vakit geçirmek, uykuya dalmasını onunla birlikte odasında beklemek bu sürecin sağlıklı bir şekilde atlatılması için yardımcı olacaktır.En önemli nokta, bu dönemde bebeğin en çok ihtiyacı olan şey güven ve sevgidir. Ebeveynlerin önceliği bebeğe bu güveni ve sevgiyi hissettirmektir. Bu nedenle asla keskin kurallarla değil her bebeğe biricik olarak bakılarak yaklaşılmalıdır.

Devamını Oku
1 2 ... 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al