Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

Çocuklarda Endişelenme ve Stres

Çocuklarda Endişelenme ve Stres

Çağımızın hastalığı, stres! Gelişen yaşam şartları ve değişen dünyada her bireyi etkisi altına alan, pek çok fiziksel ve ruhsal sorunun nedeni olan şeydir stres. Çoğumuz bu durumu yalnızca yetişkin bireylerin yaşadığını ve deneyimlediğini düşünebiliriz ancak sanılanın aksine çocuklarda endişelenebilir ve stres yaşayabilir. Üstelik biz yetişkinlerin bile baş etmekte oldukça zorlandığı stres konusunda onlar tamamen deneyimsiz ve desteksiz kalıyor. Çocuklarda stresi deneyimle aslında bebeklik dönemlerinden başlıyor ve her yaş döneminde farklı şekillerde ve şiddetlerde ortaya çıkıyor. Bebeklik döneminde anneden ayrılma kaygısı, hayatta kalma isteği gibi sebepler strese neden olurken çocuğun yaşı ilerledikçe stresin kaynakları da farklılık gösteriyor.Peki, başlıca stres kaynakları neler olabilir?Aile içerisinde yaşanan stres – Anne ve baba arasında yaşanan kavgalar, tartışmalar ya da şiddet.Kardeş kıskançlığı – Aileye yeni bir bireyin katılması, anne-babanın ilgi ve sevgisinin dağılması çocuğu oldukça büyük bir stres durumu içerisine sokabilir.Okul problemleri – Ders zorluğu, ödev fazlalığı, okul başarısızlığı gibi durumlar olabilir.Sınav stresi – Çocukların belirli bir yaştan itibaren sürekli olarak sınavlara girmeleri, geleceklerini belirleyecek olduğunu düşündürtmek bu noktada çocuğun aşırı kaygı duymasına ve stres yapmasına neden olur.Paylaşılmayan korku ve kaygılar – Çocuğun aile ile paylaşmaktan çekindiği konular olabilir. Bu noktada yaşanan durumun kendisi kadar aileden saklanmaya çalışılması da çocuk için oldukça stresli bir durumdur. Örneğin, çocuğunuz okulda büyük sınıflardan bir çocuk tarafından şiddet görüyor olabilir fakat bunu sizden saklamaya çalışıyor, böylelikle vücudundaki morlukları gizlemeye çalışıyor olabilir. Burada yaşanan olayın zorluğu kadar aileden saklamak için yaşadığı streste oldukça yıpratıcı olabilir.Ebeveyn olarak çocuğunuzun yaşadığı stresi en aza indirgemek için neler yapabilirsiniz?Çocuğunuzun yaşadığı stresi, kaygıyı ve endişeyi en aza indirmek ya da önlemek tamamen ebeveynlerin elinde olan bir durumdur. Bu noktada yapmanız gerekenler şu şekildedir;Öncelikli olarak yapılması gereken ilk adım çocuğunuzu stres, kaygı ya da endişeye sebep olan durumla yüzleşmesi için cesaretlendirmenizdir. Bu yüzleşmeyi sizin yapmanız, korkusunun üzerine gitmesi için onu zorlamanız kesinlikle doğru değildir. Yapılması gereken şey, çocuğunuzu korkusu ile yüzleşecek duruma gelene kadar yani kendisini hazır hissedene kadar desteklemenizdir.Çocuklar genelde karşılaştırılma, kıyaslanma, başarı gibi kavramların arasında kaybolurlar ve bu durum onların kaygılanmalarına neden olur. Ebeveynlerinin gözünde iyi bir çocuk olmanın yolunun her şeyi hatasız ve kusursuz yapmaktan, mükemmel olmaktan, çok başarılı olmaktan geçtiğini sanarlar. Anne-baba olarak yapmanız gereken hayatta hatalara ve yanlışlara da yer olduğunu, kimsenin mükemmel olmak zorunda olmadığını anlatmalısınız.Çocuğunuzla birlikte kaliteli vakit geçirmek, onu rahatlatıcı ve eğlendirici etkinlikler planlamak bu süreci atlatmanızı oldukça kolaylaştıracaktır. Çocuk, bu süreçte hem onun yanında olduğunuzu hissedecek hem de eğlenceli aktiviteler ile uğraşırken strese neden olan konuyu zihninden uzak tutacaktır.Çocuğunuzla olan ilişkinizde takdir ve teşekkürü eksik etmeyin. Bu süreç içerisinde yaptığı davranışlarda ya da gösterdiği değişimlerde, kat ettiği ilerlemelerde onu mutlaka ödüllendirin ve tebrik edin. Bu şekilde onu süreçle ilgili olarak yüreklendirmiş olacaksınız.Ebeveynler olarak sakinliğinizi koruyun ve problemi çözme aşamasında çocuğunuza destek olmak için elinizden geleni yaptığınızdan emin olun. Şuanda yaşamakta olduğu bu durumla kendi başına mücadele edebilmesine izin verin. Problem çözme aşamasında, problemi onun yerine çözmek yerine ona destek olun ve kendi başına başarabilmesi için yardımcı olun. Böylece yaşadığı bu stresli durum ona yeni bir deneyim ve beceri kazandırmış olacaktır. Bu da çocuğunuzun daha güçlü bir kişilik yapısına sahip olmasına olanak tanır.Çocuklar çoğunlukla ebeveynlerini kendilerine örnek alır ve taklit ederler. Siz de anne babalar olarak stresle nasıl baş ettiğinizi, bir problemi nasıl çözdüğünüzü çocuğunuza anlatın ve gösterin. Böylelikle çocuğunuz sizin baş etme yöntemlerinden yola çıkarak bu sorunun üstesinden gelebilmek için kendine has yeni methodlar geliştirmeyi deneyebilir. Ya da sizin başarabildiğinizi gördüğünde kendisinin de başarabileceğine inanmaya başlar.

Devamını Oku
Çocuklarda Konuşma Bozuklukları

Çocuklarda Konuşma Bozuklukları

Çocuklarda konuşma bozuklukları, çocuğun dil gelişiminin yaşına ve gelişim özelliklerine uygun şekilde ilerlememesi ya da bazı eksikliklerin olması durumudur. Aynı zaman da çocuğun sosyal ve ilişkisel anlamdaki gelişimi de önemli ölçüde etkileyen rahatsızlıklardan biridir. Çoğunlukla ailelerin fark etmede güçlük çektiği bu durum, doğumdan itibaren ya da sonradan ortaya çıkabilir. Bu noktada önemli olan ise, ailelerin çocuğun gelişim düzeyine göre hangi dil yeterliliklerine sahip olması gerektiği konusunda bilinçli olması ve herhangi bir anormallik sezdikleri anda bunu takip edip, bir uzmana danışmaları gerekmektedir.Çocuklardaki dil gelişimi süreci şu şekildedir;Dil gelişimi her çocukta ufak farklılıklar gösterebilir ancak mutlak şekilde belli bir gelişim düzeyine göre sıra içerisinde ilerler. Çocuk doğduğu andan itibaren aslında konuşmaya başlar. Düzgün cümleler kurup, dil gelişimini sağlamaya başlayana kadar kullandığı en etkili iletişim aracı ağlamaktır. Çocuğun 6 aya kadar ki sürecinin tepkisel geri dönüşü ağlama ya da gülümseme üzerinden sağlanır. Aynı zamana 6 aya kadar olan süreçte ilk heceler, duyduğu cümleleri anlamlandırmaya çalışma, sesleri çözümle süreçleri hakimdir. Ortalama olarak 1 yaş civarında çocuk ilk anlamlı kelimelerini kurmaya başlar ve devam eden süreçte ise 2–3 yaş aralığında anlamlı kelimelerden oluşan cümleler kurmaya başlar.Kimi çocuklarda ise süreç normal seğirin dışında ilerler ve bu da çocuktaki konuşma bozukluğunun habercisi olabilir. Konuşma bozukluğunun sebebi, fizyolojik etmenlerden kaynaklanabileceği gibi ( işitme bozukluğu, zekâ geriliği, otizm vb.) psikolojik etmenlerden de kaynaklanabilir. Aileler özellikle, 0–3 yaş arasında çocuklarındaki hem fiziksel hem de dilsel gelişimi dikkatle takip etmelidir. Konuşma bozukluklarının geç fark edilme sebeplerinden biri de halk arasında oldukça normal karşılanması ve çeşitli yanlış genellemelerin mevcut olmasıdır. (Okula başlayınca düzelir, Zaten annesi de geç konuşmuştu vb.)Çocuklarda karşılaşılabilecek konuşma bozuklukları; kekemelik, geç kalmış konuşma, telaffuz ve dizilim problemleri, dili anlama ve kendini ifade etme problemleri şeklinde olabilir. Ebeveynlerin bu problemlerden birini ya da birkaçını fark ettikleri zaman mutlaka bir uzmana danışmaları gerekmektedir.Çocuğunuzun fizyolojik ya da genetik bir rahatsızlık dolayısı ile konuşma bozukluğu yok ise bu süreçte şunlara dikkat ederek onun dil gelişimine katkıda bulunabilirsiniz:Anne-babanın çocukla doğduğu andan itibaren iletişim halinde olması gerekmektedir. Çocuğunuzun sizi anlamadığını ya da dinlemediğini düşünseniz dahi sürekli olarak onunla konuşmalısınız.Çocuklar en çok anne babalarını rol model alırlar ve onların gelişiminin en büyük kısmı modelleme ile öğrenmek oluşturur. Bu sebeple konuştuğunuz dile, kelime seçimlerinize, ses tonunuza ve mimiklerinize önem vermelisiniz. Çocuk bu noktada öncelikli olarak sizi taklit edecektir.Çocuğunuzu cesaretlendirin! Farklı sosyal ortamlarda ve ev içerisinde çocuğunuzu konuşması için teşvik edin. Yaptığı yanlışlara dikkat çekmekten çok doğru söylediği kelimelere, yeni öğrendiği kelimelere odaklanın ve onu sürekli olarak tebrik ederek destekleyin.Konuşmaya teşvik edebilmek adına ona ilgisini çekecek sorular sorabilir, değişik hikâyeler anlattırabilirsiniz.Çocuğunuzu asla dinler gibi yapmayın! Onu gerçekten dinleyin. Çocuklar siz anlamadıklarını düşünseniz de, gerçekten dinlenmedikleri zaman bunu anlayabilirler. Bu hem konuşma anlamındaki hevesini kıracaktır hem de size olan güvenini.Çocuğunuzla iletişim kurarken cümlelerinizin kısa,net ve anlaşılır olmasına özen gösterin. Gelişim düzeyi ile orantılı cümleler kurmalı ve karmaşık anlatımlardan kaçınmalısınız.Peki, bir uzmandan yardım almanız gerektiğini nasıl anlayabilirsiniz?0–3 yaş arasındaki bebeğiniz seslere herhangi bir tepki vermiyorsa,6 ay ve üzerindeki bebeğiniz basit hecelemeleri gerçekleştirmiyorsa,11–12 aylık bebeğiniz anne-babayı ve onların çıkardığı sesleri taklit etmiyorsa, basit kelimeleri kullanmaya başlamadıysa,18–24 ay arasında etrafındakileri tanıyamıyor, tepkisel davranışlar göstermiyor, ebeveynlerin basit düzeyde kullandığı kelimeleri anlamıyor ve tekrar etmiyorsa,3 yaş ve sonrasında ise, cümle kuramıyor, taklit edemiyor, neden-sonuç ilişkilerini anlamlandıramıyor ve ebeveynlerinden aldığı yönlendirmeleri / komutları anlamlandıramıyorsa,Mutlaka bir uzmana danışmalı ve yardım almalısınız!

Devamını Oku
Akran Zorbalığı

Akran Zorbalığı

DİKKAT! ÇOCUĞUNUZ AKRAN ZORBALIĞINA MARUZ KALIYOR OLABİLİRAkran zorbalığı, akranların çoğunlukla okul ortamında bir birlerine fiziksel ya da sözel olarak şiddet uygulaması olarak tanımlanabilir. Genellikle bir ya da birden fazla öğrencinin kendinden daha güçsüz olan, kendini koruyamayacak durumda olan başka bir öğrenciyi ya da öğrencileri kurban olarak seçerek kasıtlı uyguladıkları zorbalık-şiddet içerikli davranışlar bütünüdür. Akran zorbalığının birden fazla çeşidi bulunmaktadır. Bunlar;Fiziksel zorbalık: Vurma, itekleme, sarsma, ısırma, tükürme vb. davranışlardır.Sözel zorbalık: Akranların, kurban olarak nitelendirebileceğimiz öğrencinin fiziksel özelliklerinden tutun da zihinsel özelliklerine kadar kusur ya da hatalı gördükleri her şey ile alay etmeleri, dalga geçmeleridir. Kurbana lakap takmak, küfür etmek, aşağılayıcı konuşmakta sözel zorbalık olarak adlandırılabilir.Sosyal zorbalık: Kurban konumunda bulunan öğrencinin diğer arkadaş grupları tarafından dışlanması, oyunlara ve aktivitelere alınmaması şeklinde görülebilir.Nesneler üzerinden zorbalık: Burada da dışlanan ve kurban olarak görülen öğrencinin eşyalarına zarar verme eğilimi gözlenmektedir. Bu şekilde nesneler üzerinden dışlanan öğrenciye zorbalık yapılmakta ve onun canını kasti olarak yakmaya çalışmaktadırlar.Akran zorbalığı, yabancı ülkelerde oldukça sık karşılaşıldığı gibi bizim ülkemizde de giderek artmaktadır. Bu noktada hem eğitimcilerin, hem ailelerin konu hakkında bilgilendirilip, bilinçlendirilmesi oldukça büyük önem taşımaktadır. Akran zorbalığına maruz kalan bir çocuk, giderek içine kapanmaya başlar ve bu da depresyona sebebiyet verebilir. Çocukların oldukça acımasız bir şekilde maruz kaldıkları bu şiddet, onları eğitim hayatından soğutmaya, okulu bırakmaya hatta asosyal bireyler olmaya kadar tehdit eden oldukça tehlikeli bir risktir.Çocuğunuzun akran zorbalığına maruz kaldığını nasıl anlarsınız?Çocuğunuzun okula ısrarlı bir şekilde gitmek istemiyor oluşu en önemli ipuçlarından birisidir. Eğer her sabah okula gitmeyi reddediyor ise bu çocuğunuzun okulda geçirdiği vakti, arkadaşları ile olan ilişkilerini gözlemlemeye başlamanız gerektiğinin işaretidir.Eğer çocuğunuz okuldan döndüğünde ağlıyor ise, sürekli olarak bir ya da birkaç isimden şikayet ediyor ise ya da bunların hiçbirini yapmıyor ancak çok fazla sessiz, içe kapanık ve mutsuz duruyor ise mutlaka bu konunun üzerine gitmeli ve sorunun kaynağı hakkında bilgi edinmelisiniz.Çocuğunuzun okul başarısında ani bir düşme varsa ya da beklenmedik bir şekilde okula, derslere, sosyal aktivitelere karşı ilgisini kaybettiyse bu durumlarda da mutlaka dikkatli olmalı, sebebini sorgulamalısınız.Normalden farklı olarak çocuğunuzda ani öfke patlamaları, ağlama krizleri meydana gelmeye başladıysa ya da tam tersi olarak aşırı sessizleşip, içine kapanıp sizden ve sosyal çevresinden uzaklaşmaya başladıysa bu durumlar da akran zorbalığının habercisi olabilir.Yemek yeme alışkanlığı değiştiyse, iştahında aşırı artış / düşüş gözleniyorsa ya da alt ıslatma, tırnak yeme gibi farklı davranış bozuklukları gözlemlenmeye başladı ise mutlaka sebepleri araştırmalıdır.En önemli ipuçlarından bir diğeri ise, çocuğunuzun fiziksel olarak açıklanamayan, yara izleri, morluklar, yanık izleri, kesikler vb. değişiklikler göstermesidir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda da çocuğunuzun üzerine çok fazla gitmeden sebeplerini öğrenmelisiniz.Akran zorbalığında en önemli nokta ailelerin çocuklarını gözlemlemesi ve yukarıda belirtmiş olduğumuz maddelerden herhangi bir kaçına denk geldiğinde ise mutlaka süreci dikkatle takip etmesi gerekmektedir. Genellikle, anne-babalar “Çocuktur yapar.”, “Arkadaşlar arasında böyle şeyler olabilir.”, “Üzülme yakında düzelir.” Düşünceleri ile olaya bakma eğilimindedirler. Ancak, akran zorbalığı hafife alınmayacak ve çocuğun kişilik gelişimini ve psikolojik durumunu derinden etkileyebilecek kadar önemli ve de ciddi bir konudur.Bu noktada ebeveynler olarak yapmanız gerekenler;Onları dinleyin, anlamaya çalışın ve en önemlisi suçlamayın.Siz harekete geçmeden önce, ona neler yapabileceğini öğretin ve kendisinin yapmasını sağlayın. Böylelikle zaten güçsüz hisseden çocuğunuzu bir de siz onun yerine hareket ederek daha da güçsüz hissettirmemiş olursunuz.Çocuğunuzu maruz kaldığı bu durum hakkında bilgilendirin. Bunun bir zorbalık olduğunu, bir problem olduğunu sadece onun değil herkesin yaşayabileceğini ona açıklayın.Yaşadığı durumu küçümsemeyin ya da basite indirgemeyin! Akran zorbalığı, ciddi anlamda çocuğun kişisel gelişimini etkileyebilecek bir durumdur. Bu sebeple, çocuğunuzun içinde bulunduğu durumu ciddiye alın ve bunu ona hissettirin.

Devamını Oku
Profesyonel Dadının Özellikleri Nasıl Olmalıdır?

Profesyonel Dadının Özellikleri Nasıl Olmalıdır?

Mürebbiye, kelime anlamı olarak bir evde yatılı olarak ve aylıkla çalışan, evin çocuklarının bütün ihtiyaçlarını karşılayan, bakımını ve eğitimini üstlenen görgülü, bilgili, eğitimli ve donanımlı olan kadın anlamına gelmektedir. Geçmişten günümüze gelene kadar kelime olarak kullanımını yitirse de aslında mürebbiyeler bugün hala profesyonel dadı adı ile iş dünyasında kendilerine yer bulmaktadır. Geçmiş zamanlarda, bir ailenin çocuklarının mürebbiyelere sahip olması o ailenin aynı zamanda sosyo-ekonomik düzeyini de gösterirdi. Tarihe baktığımızda, özellikle varlıklı ailelerin çocukları için mürebbiyeler tuttukları, onları en donanımlı, eğitimli ve asil şekilde yetiştirmek için ellerinden gelen her şeyi yaptığını görüyoruz.Oysa bugün değişen yaşam şartları, standartları doğrultusunda baktığımızda çocukları için profesyonel dadı tutan ailelerin yalnızca üst düzey gelir sahibi aileler olmadıklarını görüyoruz. Bunun sebebi ise profesyonel dadıların artık ulaşılması zor bir lüksten çok çalışan her ailenin ihtiyacı haline gelmiş olmasıdır. Her anne baba çocukları için konforlu, standartları yüksek ve başarılı bir gelecek hayali kurar. Bu nokta siz ebeveynler olarak işte çalışırken aklınız kalmadan, gerçekten güvenilir ama aynı zamanda da çocuğunuzla kaliteli vakit geçirebilecek bir yardımcı arıyorsanız, bu işi geçmişin mürebbiyeleri, bugünün ise profesyonel dadıları yapıyor.Peki, bir profesyonel dadının özellikleri nasıl olmalıdır?Öncelikle, yaş aralığı oldukça önemlidir. Sizler de bu noktada seçim yaparken daha hızlı ve hareketli olur düşüncesine kapılmamalı ve yaşı biraz daha olgun olan adaylarla görüşme sağlamalısınız. Yapılan araştırmalara bakıldığında, tarihte de mürebbiyelerin çoğunun 35 yaş ve üzerinde olduğu görülmektedir.Profesyonel dadı adayı mutlaka başarılı bir akademik geçmişe sahip olmalıdır. Bu alanda ilerleyen adaylar genelde çocuk gelişimi, psikoloji tarzında çocukların gelişimi ve eğitimi ile ilgili olarak profesyonel eğitim geçmişine sahip olurlar.Eğitimlerini yalnızca lisans eğitimleri ile sınırlandırmamış aynı zamanda ilk yardım, gelişim, eğitim ve çocuklar üzerine çeşitli eğitimler almış, sertifikalar edinmiş olmalıdır.Profesyonel bir dadının mutlaka yabancı bir dil biliyor olması gerekmektedir. Sizler de çocuğunuz için en doğru adayı seçerken bu kritere dikkat etmelisiniz. Tercih ettiğiniz bir dil varsa bu bilgiye sahip adaylar ile görüşme sağlayabilirsiniz. Ancak çoğu profesyonel aday zaten 1 veya 2 farklı dil yeterliliğine sahiptir.Profesyonel dadı olabilmek için yalnızca akademik bilgiye sahip olmak yeterli değildir. Aynı zamanda kültürel ve sosyal anlamda da oldukça donanımlı olması gerekmektedir. Çocuğunuza sofra adabından tutunda, tuvalet eğitimine kadar her şeyi verebilmek anlamında yeterli olmalıdır. Kültürünüze, adetlerinize ve geleneklerinize hakim adaylar tercih etmeniz adaptasyon anlamında kolaylık sağlayacaktır.Profesyonel bir dadının bir diğer özelliği ise, mutlaka bir hobi sahibi olmasıdır. Bu sayede çocuğa sahip olduğunu hobiyi öğretebileceği gibi aynı zamanda çocuğun içindeki potansiyeli de dışarı çıkarabilir. Örneğin, herhangi bir müzikal enstrüman çalmayı biliyor olması o adayı tercih etmenizde sizi etkileyecek bir özellik olabilir.Profesyonel bir dadı olabilmenin en önemli kriteri ise psikolojik anlamda yeterli olabilmektir. Bu psikolojik yeterlilik yalnızca dadının ruhsal durumunun sağlıklı olması anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda gerçekten sabırlı, uysal, uyumlu olması, şiddete eğilim göstermeyen ve saldırgan bir yapıda olmaması da oldukça önemlidir.Geçmişten günümüze kadar incelediğimizde, mürebbiyelerden tutun da bugünün profesyonel dadılarına kadar hepsinin çocukların hayatında önemli ve kayda değer bir yer kapladığı aşikardır. Unutmamanız gereken nokta ise, çocuğunuzun asıl yol göstericisi, yardımcısı, öğretmeni, eğiticisi, arkadaşı ve ebeveyni sizsiniz. Profesyonel dadılar ise, size bunu en doğru nasıl yapabileceğiniz konusunda yardımcı olan yol göstericilerdir. Bu anlamda, en doğru adayı seçmeniz oldukça önemlidir.

Devamını Oku
Çocuklarda Oyuncak Seçimi

Çocuklarda Oyuncak Seçimi

Oyun ve oyuncaklar çocuğun gelişiminde oldukça önemli bir yere sahiptir. Çocuğun farklı açılardan gelişimini sağlayabilmesinin en etkili yolu ise kaliteli oyunlar oynaması ve doğru oyuncak seçimidir. Oyunlar ve oyuncaklar, çocuğun sosyal, duygusal, fiziksel, zihinsel, bilişsel gelişiminde oldukça önemli bir yere sahiptir. Çocuk doğası gereği aslında dünyaya geldiği andan itibaren oyun oynamaya başlar. Yani gelişim süreci boyunca çocuğun en önemli işi ve işlevi oyun oynamaktır. Ebeveynler olarak yapmanız gereken ise, çocuğunuzu bu süreç boyunca doğru oyuncaklarla doğru oyunlar oynamaya yönlendirmenizdir. Bu sayede çocuğunuzun tüm bu gelişim süreci en doğru şekilde desteklenmiş olacaktır.Peki, yaşlara göre çocukların gelişim özellikleri nasıldır ve ne tarz oyuncaklara ihtiyaç duyarlar?0–6 Ay Arası Bebekler: Yeni doğan bebeğin en güzel oyuncağı aslında kendi bedenidir. Uzunca sürecek bir keşif yolculuğuna kendi bedeni ile başlar. Ellerini kollarını sallaması, ellerini ayaklarını emmeye çalışması, değişik sesler çıkarması hem kendi keşif yolculuğunda ilerlemesine hem de eğlenmesine sebep olur. Bu dönem içerisinde bebeğinizin görsel ve işitsel duyularına hitap eden oyuncaklar almanız, onun gelişimini olumlu yönde etkileyecektir.6–12 Ay Arası Bebekler: Bebekler 6. ay itibarı ile artık oturmaya başlarlar. Bu da onların daha bağımsız hareket edebilmelerine ve daha geniş alanlara sahip olmalarına olanak sağlar. Ayrıca bu aylarda bebeğinizin tutma, kavrama gibi kabiliyetleri de gelişmektedir. Bu sebeple elinde tutabileceği, çok fazla büyük olmayan, yumuşak dokulu oyuncakları verebilirsiniz. Örneğin hayvan figürleri, bebekler ya da sesli ve ışıklı oyuncakları tercih edebilirsiniz. Gene bu dönem içerisinde, bebeğinizin diş çıkarma serüveni de başlamış olacağından, aynı zamanda yumuşak, sağlık açısından zararlı olmayan diş kaşıyıcıları da kullanabilirsiniz. 8. aydan sonra bebeğiniz emeklemeye başlayacak ve bu dönem için tercih edebileceğiniz çok çeşitli oyuncaklar bulunmaktadır. Yürümeye teşvik edici yürüteçlerden tutunda, minik plastik toplara kadar pek çok alternatif bulunmakta. Motor gelişimi devam eden bebeğiniz için, tutunabileceği, atabileceği, itip-çekebileceği çeşitli oyuncaklar oldukça faydalı olacaktır. 1 yaş itibarı ile ise, sesli ve renkli kitapları artık hayatınıza sokabilirsiniz. İçeriğinde basit kelimeler, renkler, hayvanlar, sebzeler ve meyveler olan kitaplar hem birlikte keyifli vakit geçirmenizi hem de çocuğunuzun dil gelişimini önemli ölçüde etkiler.12–24 Ay Arası Bebekler: Çocuğunuzun yürümeye başlaması ile keşif yolculuğu da hız kazanmaya başlar. Bir odadan bir odaya gitmek, ulaşabildiği çekmeceleri dolapları açmak karıştırmak, ortadaki nesneleri taşımak gibi davranışlarda bulunabilir. Aslında yaşadığı ortamı keşfederken çokta oyuncaklara ihtiyaç duymasa da bu dönemde üzerine binebileceği bir araba, bisiklet ya da oturup oynayabileceği ahşap bloklar tercih edebileceğiniz oyuncaklar arasındadır.2–3 Yaş Arası Çocuklar: 2 yaş çocuğun etrafındakileri taklit etmeye ve gördüğü rolleri deneyimlemeye başladığı dönemdir. Bu sebeple bu dönemdeki çocuklar için en uygun oyuncaklar yemek takımları, doktorculuk setleri, çeşitli boyutlarda bebekler, mutfak malzemeleri, temizlik malzemeleri, hayvan setleri, ulaşım setleri şeklindeki oyuncak setleridir. Bu şekilde çocuğun hayal dünyası gelişecek ve dramatize ettiği rollerin özelliklerini kolaylıkla öğrenmesini sağlayacaktır.4–6 Yaş Arası Çocuklar: 4 yaş itibari ile çocuklar daha sosyal hale gelmeye başlarlar. Bu sebeple açık havada gerçekleştireceğiniz etkinlikler örneğin parka gitmek ya da bisiklete binmek, scooter kullanmak gibi etkinlikler oldukça ilgi çekici olacaktır. Bunun yanı sıra çocuğunuzun bilişsel gelişimi de bu dönemde hız kazanır. Masa başında gerçekleştireceği etkinlikler de bu gelişimi desteklemek adına oldukça ilgi çekici olacaktır. Örneğin, resim yapmak, boyama, kesme, yapıştırma gibi. Çocuğunuz bu dönem itibarı ile yalnızca gördüğünü taklit etmez artık kendi yorumlamalarını katma, çözümler bulma, parçaları birleştirme gibi bilişsel gelişim de sağlar.6 Yaş ve Üzeri Çocuklar: Bu dönemle birlikte çocuğunuzun hayal dünyası da en üst seviyeye ulaşmış bulunmaktadır. 6 yaş çocuğun okula başladığı, bireyselleştiği, özgürleştiği dönemdir ayrıca. Sosyal ilişkilerinin de geliştiği bu dönemde, çocuğunuz aynı zamanda kendini bir birey gibi hissetmeye de başlayacaktır. Sosyal birey haline gelen çocuk, özellikle arkadaşları ile oynayabileceği oyunlardan keyif alır. ( İp atlamak, saklambaç oynamak, kovalamaca oynamak, top oynamak, yüzmek vb. ). Bu dönemde aynı zamanda hayal dünyasını geliştirecek doktorculuk, evcilik, bakkalcılık, öğretmencilik gibi oyunları oynamaktan oldukça keyif alırlar. Siz de bu ve buna benzer diğer oyunlarını destekleyecek materyalleri tercih edebilirsiniz.Çocuğunuzun yaşı kaç olursa olsun, onun en iyi oyun arkadaşının siz ebeveynler olduğunu unutmamalısınız. Çocuk oyunla var olur ve gelişir. Bu süreçte sabırla, sevgi ile onu desteklemeniz aranızda sağlıklı bir ilişki oluşması açısından ve çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için oldukça önemlidir.Oyunla ve sevgi ile kalın…

Devamını Oku
Çocukların Yeni Arkadaşı Oyun Ablaları

Çocukların Yeni Arkadaşı Oyun Ablaları

Çocuğunuzun zihinsel, fiziksel, duygusal, sosyal gelişimini en doğru şekilde etkileyebilmenizin yolu doğru ve eğitici oyunlar seçerek aynı zamanda da kaliteli vakit geçirmesini sağlamaktan geçer. Ebeveynler olarak çocuğunuzun her ihtiyacına aynı düzeyde karşılık verebilmeniz mümkün değildir. Özellikle çalışan ebeveynler çoğu zaman çocukları ile oyun oynayacak vakit bulamamaktadır. Çocuğunuza bir bakıcı bulmak istemiyorsanız, yalnızca oyun oynasın, ödevlerine yardımcı olsun ve sizi desteklesin aynı zamanda da çocuğunuzun gelişimine katkıda bulunsun istiyorsanız, günümüzde son zamanlarda oldukça popüler hale gelen ve isimlerini sık sık duyduğumuz oyun ablaları bu noktada sizin ihtiyacınıza en uygun kişi olabilir.Peki, kim bu oyun ablası?Oyun ablası; genelde 18–25 yaş aralığında olan, üniversite eğitimine devam eden ya da yeni tamamlamış, çocuğunuzla eğitici, bilimsel, sanatsal aktiviteler yapan, okuldan geldiğinde onu karşılayan ödevlerine destek olan, genellikle yabancı dil bilgisine sahip ve çocuğunuza yabancı dil öğreten, onunla kaliteli ve eğlenceli oyunlar oynayan kişilere denir. Kısacası, çocuğunuzun hem eğlenmesi hem de öğrenmesi için çabalayan genç ve eğitimli kişilerdir.Oyun ablası seçerken ne gibi özelliklere ve donanıma sahip olması gerektiğine kendiniz karar verebilir, bir liste oluşturabilir ve bu liste üzerinden adaylar ile görüşebilirsiniz. Bu süreci kendi başınıza yönetebileceğiniz gibi aynı zamanda bu işi profesyonel şekilde yürüten şirketlerden de yardım alabilirsiniz.Önceliklerinizi belirleyin. Seçeceğiniz en doğru adayın ne gibi özelliklere sahip olması gerektiğine, çocuğunuzun ihtiyaçları doğrultusunda karar verin. Örneğin, spora yatkın bir çocuğunuz varsa sporla ilgilenen ve bu alanda başarılı olan bir aday çocuğunuza hem örnek hem destek olacaktır.Oyun ablaları genelde üniversite eğitimine devam etmiş ya da yeni mezun olan kişilerden oluşur. Adaylar genelde harçlıklarını çıkartmak amacı ile bu işi yaptıklarından, bir bakıcıya göre çok daha uygun ücretler ile hizmet vermektedirler.Görüşmeleri çocuğunuz ile birlikte gerçekleştirin. Bu şekilde hem adayın çocuğunuz ile olan iletişimini gözlemleme şansı bulmuş olursunuz hem de çocuğunuzun bu yeni abla / arkadaş ile ilgili fikirlerini öğrenmiş olursunuz.Eğitimli ablalar çocuğunuzun gelişiminde oldukça faydalı olacaktır. Çünkü, bu işi profesyonel anlamda yapan oyun ablalarının çoğu eğitici-öğretici aktiviteler hakkında bilgi sahibidir.Çocuğunuzun eğlenirken öğrenmesine fırsat yaratın! Çocuklar için okula gitmek, ders çalışmak, ödev yapmak genelde oldukça sıkıcı ve bunaltıcı olabilir. Bu durumda bir oyun ablası eşliğinde bunları gerçekleştirmeli onların hem motivasyonunu hem de başarısını arttırıcı bir etki sağlar.Oyun ablaları genelde belirli günler ve saatler aralığında çalışırlar. Oyun ablasının gelmesini istediğiniz zamanları hem kendi ajandanıza uygun olacak şekilde hem de çocuğunuzun programına uyacak şekilde kendiniz ayarlayabilirsiniz.Çoğu oyun ablası sizin sağ kolunuz gibi olacağından bazı konularda esneklik gösterebilir. Bu durumda bir davete katılmanız gerektiğinde ya da eşinizle baş başa birkaç saat geçirmek istediğinizde oyun ablası çocuğunuzu emanet edebileceğiniz doğru kişidir. Hem çocuğunuz sıkılmayacak hem de güvenli bir şekilde yapmanız gereken işleri yapabileceksiniz.Kendinizi suçlu hissetmeyin! Çoğu çalışan anne-baba çocuğuna yeteri kadar vakit ayıramadığı ve tüm ihtiyaçlarını karşılayamadığı için vicdan azabı çeker. Ancak düşünüldüğünde ebeveynler olarak her biriniz aslında çocuğunuza daha iyi bir gelecek sağlayabilmek adına çalışıyorsunuz. Bu durumda bir oyun ablası çocuğunuzun ödevlerini yapmasına yardımcı olurken ve onları kontrol ederken sonrasın da sizde kalan vaktinizi en iyi şekilde değerlendirerek onunla oynayabilirsiniz.Oyun ablaları, dil eğitiminden tutunda satranç oynamaya, keman çalmaya kadar pek çok beceriyi çocuğunuza öğretebilir. Bunun yanı sıra birlikte kitap okumak,sinemaya gitmek, tiyatro izlemek, birlikte yüzmek gibi pek çok aktivitede onun arkadaşı ve destekçisi olabilir.Eğer sizlerde çocuğunuz için hem eğlenebileceği bir arkadaş, hem destekçisi olabilecek bir abla arayışında iseniz, bu durumda kriterlerinizi ve önceliklerinizi belirleyip, çocuğunuzun ihtiyaçları doğrultusunda oyun ablası arayışına başlayabilirsiniz. Bu noktada önemli olan ise, bu işi profesyonel anlamda yapan insan kaynakları firmalarından destek alarak güvenilir, referanslı ve eğitimli adayları bulabilmektir.

Devamını Oku
Çocuklarda Tırnak Yeme Alışkanlıkları

Çocuklarda Tırnak Yeme Alışkanlıkları

Tırnak yeme alışkanlığı, hem çocukluk hem de yetişkinlik hayatında görülen bir davranış bozukluğudur. Çoğu davranış bozukluğu gibi altında yatan nedenleri fark etmek, bulmak ve anlamak oldukça büyük önem taşır. Sebebi bulunduktan sonra da tedavi yollarına bakılmalı ve en sağlıklı yol izlenmelidir. Çocuklarda sıklıkla görülen davranış bozuklukları şu şekildedir:Tırnak yemeAlt ıslatmaKaygı bozukluklarıSaldırganlık – Agresif tutumlarFobilerİçe kapanıklıkSaç koparmaParmak emmeUyku bozukluğuEvden / Okuldan kaçmakÇoğu aile çocuğunun tırnak yeme alışkanlığı karşısında endişeye kapılır ve bu kaygı ile hareket ederek yanlış tutumlar sergileyebilir. Aslında önemli olan bu davranışın altında yatan çevresel ya da psikolojik sebebe ulaşabilmektedir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki tırnak yeme davranışı kız çocuklarında erkek çocuklarına nazaran daha fazla görülmektedir.Bu davranışın kökeni aslında çocuğun duyduğu aşırı kaygıya yani kaygı bozukluğuna dayanmaktadır. Çocuklarda görülen kaygı bozukluğunun temel sebebi ise anne-babanın davranışlarındaki eksiklik ya da yanlışlardan kaynaklanmaktadır. Örneğin, anne babanın sevgi ya da ilgi eksikliği, kardeş kıskançlığı, ebeveyn kaybı, annenin ya da babanın uzaklaşması, anne-baba boşanması, ev içerisindeki şiddetli kavgalar gibi durumlar çocuğun aşırı düzeyde kaygı duymasına sebep olur. Çocuk çoğu zaman bu kaygı ile nasıl baş edeceğini bilemez ve kendince yöntemlerle bunu bastırmaya çalışır. Tırnak yeme davranışı da çocuğun baş edemediği aşırı kaygı içeren durumda ortaya çıkan aslında bir baş etme yöntemidir.Tırnak yeme alışkanlığı nasıl sonlandırılır?Öncelikli olarak ailenin tırnak yeme davranışı hakkında bilgili olması gerekmektedir. Bunun çocuğun bir eksikliği hatası olmadığını kabullenmesi ve bu doğrultuda bu davranışı düzeltmek adına kendisini desteklemesi gerekmektedir.Çocuğunuza tırnak yediği zaman kızmayın, bağırmayın, ceza vermeyin! Bu çocuğunuzun kaygı düzeyini arttırmaktan ve yaptığı yanlış davranışı daha sık tekrarlamasından başka bir işe yaramayacaktır.Bir profesyonelden yardım alın ve davranışın altındaki temel sebebe ulaşın.Bu süreçte anne babanın çocukla daha fazla ilgilenmesi, sevgisini her koşulda hissettirmesi ve onu desteklemesi oldukça önemlidir. Mümkün olduğu kadar çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmeye çalışın.Çocuğunuzun dikkatini başka noktalara çekmek onu bu davranıştan uzaklaştırma konusunda size yardımcı olacaktır. Çocuğunuzun davranışı gerçekleştirdiğini gördüğünüz zamanlarda “tırnağını yemeyi bırak, elini ağzından çek, çocuk gibisin aynı” gibi dikkati oraya çekecek davranışlardansa onu sevdiği şeylere yönlendirmeniz gerekir.Tırnağına acı oje sürmek, ağzına biber sürmek gibi cezalandırıcı yöntemlerden uzak durun. Bu çocuğunuzun kaygısını arttırır ve davranışa daha sıkı tutunmasına sebep olur.Çocuğunuza bulunduğu davranışın yanlış olduğunu, ellerinin bu şekilde sağlıklı ve güzel görünmeyeceğini, bu davranışın kendi sağlığı için zararlı olduğunu onu incitmeyecek ve eleştirmeyecek bir üslupla kendisine anlatabilirsiniz.Çocuklar anne ve babalarını kendilerine rol model olarak alırlar ve onların yaptığı davranışları tekrarlarlar.  Bu noktada sizin tırnaklarına bakım yapmanız ona özendirici davranışlarda bulunmanız da oldukça etkili olacaktır.

Devamını Oku
Çocuklarda Diş Gıcırdatma 1

Çocuklarda Diş Gıcırdatma 1

Diş gıcırdatma yani Bruksizm; uyku sırasında dişleri bilinçsiz bir şekilde sıkıp bir birine sürterek ses çıkarmaktır. Çocuklarda diş gıcırdatma yetişkinlerde olduğundan daha sık görülmektedir. Özellikle çocuklar uykularında dişlerini gıcırdattığından dolayı anne babaların bunu fark etmesi biraz daha kolay oluyor. Diş gıcırdatmanın hem yetişkinler hem de çocuklarda görülmesinin sebepleri kimi zaman biyolojik olsa da çoğunlukla psikolojik nedenlere dayanmaktadır.Çocuk süt dişlerini döktükten sonra kalıcı dişleri çıkarken buna bağlı sebeplerle dişlerini sıkabilir.Sinüs akıntısı, bağırsak paraziti gibi tıbbi nedenlerle diş sıkabilir.Psikolojik nedenlere bağlı olarak ( anne baba kavgası, kardeş kıskançlığı, okul başarısızlığı, arkadaş problemleri vb.) diş sıkabilir.Hangi nedenle olursa olsun, çocuğunuzda diş gıcırdatmasını fark ettiğiniz anda mutlaka bir uzmana danışın ve kendisinden konu ile ilgili olarak yardım alın. Çünkü bu rahatsızlıkta öncelikli olarak sebep olan nedeni bulmak ve bu doğrultuda bir tedavi yolu izlemek oldukça önemlidir. Nedenin biyolojik nedenlerle ya da psikolojik nedenlerle gerçekleşmesi tedavi açısından önemlidir. Örneğin, çocuğun bağırsaklarında parazit varsa bu parazitler çocuklarda tükürük üretimini arttırıp, kaslarda kasılmaya neden olabilir bu da çocuğun dişlerini sıkmasına ve gıcırdatmasına sebep olur. Böyle bir sebep varsa, çocuk doktorundan destek alınarak tedavi süreci başlatılabilir. Ve ilaçlar yardımı ile diş gıcırdatma durumu ortadan kaldırılır.Ancak diş gıcırdatmanın sebebi çocuğun yaşadığı psikolojik rahatsızlıklar ise tedavi süreci biraz daha uzun soluklu olabilir. Öncelikli olarak bir profesyonelden yardım almalısınız. Çocuklarla yürütülen terapi aslında bir okadar da anne-baba ile gerçekleştirilen terapidir. Çocuğun diş gıcırdatması da tıpkı alt ıslatma, tırnak yeme gibi aslında tamamen tepkisel davranışlardır. Çocuk baş edemediği bir durumla karşı karşıya kaldığında bunu tepkiselliğe döker ve kendini korumaya almaya çalışır.Peki, çocuğu bu tepkiselliğe iten en önemli sorunlar nelerdir?Aile içi (anne-baba) kavgalarıŞiddet görmekAnnenin / Babanın uzak olmasıKardeş kıskançlığıSosyal çevre içerisinde kabul görmemeYoğun stres altında kalmakOkul başarısızlığı / Okulda yaşadığı problemlerİlgi eksikliğiHiperaktivite ve Dikkat bozukluğuTravmalar – Cinsel İstismarYukarıda belirtilen tüm sorunlar çocukta diş gıcırdatmanın temelinde yatan psikolojik sebeplere zemin hazırlamaktadır. Bu noktada ailenin bilinçli olması, çocuğunu gözlemleyebilmesi oldukça önemlidir. Anne-baba olmak çocuğun yalnızca fiziksel ihtiyaçlarına karşılık vermek, onun kişisel bakımını sağlamaktan çok ötedir. Ebeveynler çocuğun bu tarz tepkisel davranışlarını genelde şımarıklık olarak adlandırır ve üzerine düşmezler. Oysa, bu tarz diş gıcırdatma gibi rahatsızlıklar çocuğun yardım çağrısıdır ve anne baba bu çağrıyı duymadıklarında ya da bu çağrıya yanıt vermediklerinde çocuk hayatı boyunca izlerini taşıyacağı yaralar alır. Bu rahatsızlık çocuklukta fark edilmez ve tedavi edilmez ise yetişkinlikte de devam edecektir. Diş gıcırdatma ve sıkma çocuğun bir problemi olduğunu ve bununla baş edemediğini göstermektedir. Bu ilerde daha büyük psikolojik rahatsızlıklara neden olabileceği gibi aynı zamanda fiziksel hasarlara da yol açacaktır. Çünkü, diş sıkma ile çene kasları ve yüz kasları devamlı olarak baskı altında olduğunda zarar görebilir.Ebeveyn olarak yapmanız gereken, çocuğunuzun davranışlarını gözlem altında tutmanız ve bir anormallik ya da sıkıntı hissettiğinizde hemen müdahalede bulunmanız ve profesyonel yardım almanızdır.

Devamını Oku
Oyun ve Çocuk

Oyun ve Çocuk

Oyun, çocukların kendi başlarına seçtikleri ya da arkadaşları tarafından seçilen, kuralları olan ya da olmayan, belirli bir amaca yönelik ya da kimi zaman tamamen amaçsız bir şekilde ilerleyen eylemler dizisidir. Her şekilde oyun dediğimiz şey, çocuğun keyif almasına, eğlenmesine, mutlu olmasına ve en önemlisi fiziksel, duygusal, zihinsel, sosyal gelişimine oldukça etkin bir şekilde katkı sağlayan öğrenme süreçlerinden biridir. Oyunlar yalnızca çocuğun oyalanmasını sağlayan araçlar değildir. Aynı zaman da çocuğun gelişimine ve geleceğine dair önemli ipuçları taşır.Anne-babalar olarak oyunu her ne kadar çocuğun oyalanmasını sağlarken kendilerine de soluklanma fırsatı veren bir araç olarak görseler de aslında duruma asla bu şekilde bakılmamalıdır. Ebeveynler kendi günlük işleri ve koşuşturmacaları sebebi ile çoğu zaman çocuklarının oynadığı oyunları gözlemlemeye, takip etmeye ve dahil olmaya fırsat bulamıyorlar. Özellikle çalışan ebeveynler için bunun oldukça yorucu ve kimi zaman sıkıcı olduğunu biliyorum. Çocuk bakımının keyifli olduğu kadar kimi zaman yıpratıcı ve yorucu tarafları da vardır. Bunun ardında anne-babanın sahip olduğu en büyük motivasyon ise çocuğunun sağlıklı bir gelişim göstermesi ve ilerleyen hayatında da oldukça başarılı adımlar atması ve en önemlisi mutlu olmasıdır. Bu sebeple yalnızca oyun diyip geçiştirilen durumun aslında çocuğunuzun hayatındaki önemini anlamak oldukça önemlidir.Hadi o zaman gelin oyun yolu ile çocuk aslında neleri öğreniyor ve neleri geliştiriyor birlikte bakalım…Oyunun en etkili tesir ettiği noktaların başında çocuğunuzun kendilik algısı gelir. Oyun oynayan çocuk kendini tanımaya ve anlamlandırmaya başlar.İkinci etkili nokta ise çocuğun sosyal çevresi ile olan iletişimidir. Çocuk oyunlar sayesinde çevresini tanımaya, anlamaya, sosyal ilişkiler kurmaya başlar.İşbirliği yapmayı, sorumluluk almayı, paylaşmayı bu sosyal çevrenin içindeki ilişkileri sayesinde öğrenir.Neden-sonuç ilişkilerini anlamlandırmayı öğrenir.Her anne-baba çocuğunun güçlü bir hayal gücüne sahip olmasını, yaratıcı ve becerikli olmasını ister ve bunu yalnızca eğitimle başarabileceğini düşünür. Bu ebeveynlerin sahip olduğu yanlış bir algıdır. Oyun, çocuğun hayal dünyasını zenginleştiren onu yaratıcı ve yetenekli hale getiren en önemli etkendir.Fiziksel gelişimine katkı sağlar. Çocuğun kas gelişimi hızlanır, hareket kabiliyeti artar ve sağlıklı bir bedensel gelişim gösterir.Yapılan araştırmalarda, oyunların çocukların dil gelişimi üzerinde de oldukça etkili olduğu gözlemlenmiştir. Çocuk, kendisini sözlü olarak ifade etmeyi, yeni kelimeleri ve kendisi için gerekli olan dil yeterliliğini oyunlar sayesinde öğrenir.Çocuklar yetişkin bireylere göre 5-6 kat daha fazla enerjiye sahiptirler. Çocukların sahip oldukları bu yoğun enerjiyi atabilmelerinin en sağlıklı yolu ise oyun oynamalarıdır. Saldırgan ve agresif tavırlar gösteren çocukların çoğunun oyun oynamalarının engellendiği görülmektedir. Bu sebeple çocukların en sağlıklı enerji boşaltma biçimi oyundur.Eğitici oyunların çoğunda çocuk yaşamın içinde var olan farklı rolleri deneyimleme fırsatı bulur. Böylelikle çocuğun kendi dışındaki canlılar ve nesnelerle olan ilişkileri de anlamlandırma yeteneği gelişir.Çoğu çocuğun eksik olduğu noktalardan biri de kriz yönetimidir. Çocuk oynadığı oyunlar sayesinde problem çözme yeteneğini geliştirir, böylelikle kriz anlarında daha soğukkanlı hareket ederek durumu çözebilir.Biz yetişkinlerin oyun diyerek geçiştirmeye çalıştığı şeyin, aslında çocuğun gelişiminde, eğitim-öğretim hayatında, kendini tanıma yolculuğunda ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu görüyoruz. Ebeveynler olarak bazen yorucu ve zorlayıcı olsa dahi elinizden geldiği kadar çocuklarınızın oyunlarını gözlemlemeniz ve oyunlarına dahil olmanız oldukça önemlidir. Eğer buna ayıracak vaktiniz yoksa dahi günümüzde bu işi profesyonel anlamda yapan eğitimli oyun ablaları bulunmaktadır. Belki de onlardan destek alarak, çocuğunuzun bu keşif serüveninde ona yol gösterici olmanız oldukça faydalı olacaktır.Oyun dolu günler geçirmeniz dileğim ile…

Devamını Oku
1 2 ... 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al