Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

Çocuklarda Oyun Oynamanın Önemi

Çocuklarda Oyun Oynamanın Önemi

“Çocukların oyunu oyun değil, onların en gerçek uğraşıdır.” MontaigneYüzyıllar önce ünlü İngiliz denemecisinin söylediği bu sözü anlamaya çalışan pedagoglar, psikologlar bu sözün doğruluğunu her geçen gün daha da kanıtlayan bilimsel sonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçlar gösteriyor ki çocuklar için oyun sandığımız gibi bir hobi, zaman geçirme aracı değil gerçek bir uğraş ve ihtiyaçtır.Çünkü çocuklar duygu ve düşüncelerini oyun aracılığıyla ifade edebiliyor. Ayrıca oyun çocukların bedensel, ruhsal, dilsel ve sosyal gelişimlerinin olmazsa olmaz aracıdır. Çocuklar oyun sırasında özellikle grup oyunlarında; paylaşmayı, sosyalleşmeyi, diğergamlığı, başkalarına kendini ifade edebilmeyi, bir diğeri ile empati kurabilmeyi, yaşadığı problemleri çözebilmeyi öğrenir. Aynı zamanda oyun oynamak gerçek dünyanın küçük bir benzetmesi olduğu için sosyal normları, toplumsallaşmayı da öğrenirler.Tüm bunların yanı sıra çocukları fiziksel gelişim açısından da destekler; oyun yolu ile hem kaba motor beceriler (yürüme, koşma gibi beceriler) hem ince motor beceriler ( el-parmak kullanma becerileri) gelişir. Çocuk biriken fiziksel enerjisini de oyun yolu ile atarak daha sağlıklı ve zinde bir bedene sahip olmanın yanı sıra dikkat dağınıklığı da azalacaktır.Bu araştırmaların sonuçları gösteriyor ki; oyun çocuğun olmazsa olmaz ihtiyacı ve gelişim kaynağıdır. Bu nedenle çocuk oynamak istediği zaman çocuğa uygun bir ortam ve imkan tanınmalıdır fakat bu imkan çok fazla oyuncak alma ile değildir aksine çocuklara sade ve az sayıda oyuncaklar alınarak çocukların bu oyuncakları çok yönlü, işlevsel olarak kullanmasını ve hayal güçlerinin geliştirilmesi sağlanmalıdır. Çocuklar oyun oynarken siz de onlara eşlik ederek doğru yönlendirmelerle çocuğun yaratıcılık, zeka ve öğrenme kapasitesini geliştirebilirsiniz. Duygusal olarak da çocuklarınızla oyun oynayarak onların oyunlarında vermeye çalıştığı mesajları, duygu ve düşüncelerini daha somut bir şekilde anlayabilirsiniz.Haydi oyuna o zaman 🙂

Devamını Oku
Engellerimizden Kurtulalım

Engellerimizden Kurtulalım

Aslında kendi engellerimizi çoğu zaman fark etmeden kendimiz koyuyoruz. Onları kaldırmak da bizim elimizde. İnsanların nasıl göründüğünden çok bizlerin onları nasıl gördüğü önemli olan. Bazılarımız doğuştan ya da bir kaza, hastalık sonrası engelli kalabiliyoruz. Bu engellerle yaşama tutunup devam etmeye çalışıyoruz. Bu süreçte de bence en önemli koşullardan biri yanınızda kimin olduğu ve çevrenin size davranışları.Sosyal ÇevreBulunduğunuz sosyal çevrenin bakış açısı hayatınızdaki her adım için siz fark etmeden de olsa yer edinir. Evet toplum baskısından kaçabiliriz, evet kendi kararlarımızı alabiliriz ama bilinç altımızda bir noktada sosyal çevrenin ve toplum baskılarının izlerini taşırız. Bedensel olarak problemi olan insanlar için de bu faktör bazen daha sivrilir. Çünkü dışarı her çıktıklarında, topluma her karıştıklarında onlara dikilen gözler vardır.Bedenlerine Değil Gözlerine BakınYolda yürürken ya da bir yerde otururken, bedensel engeli olan biri yanımıza geldiğinde ya da karşılaştığımızda önce onu inceler, sonra üzgün bir ifadeyle devam ederiz, en azından toplumun çoğunluğu için böyle. Aslında yapmamız gereken tek şey gözlerine bakıp iletişim kurmaktır. Onlar bedenlerine dikilen gözleri değil, gözlerinin içine normal bakan, saygılı gözleri istiyor.Destek?Destek almaları gerekir mi? Bu kişinin bedensel ve psikolojik durumuna göre değişiklik gösterir. Ancak bazı kişiler evde ya da dışarıda bir yardımcıya ihtiyaç duyarlar. Ellerinden tutacak birinin olması, evde onlara bir el olması önemlidir. Böyle durumlarda profesyonel ve duruma hâkim birini titizlikle seçmek gerekir.Hepimiz Aynıyız!Her şeyden önce hepimizin aynı olduğu bilincine varmalıyız. Irk, renk, din, dil ve bedensel özellikler fark etmeksizin. Çünkü kimse mükemmel değil, her insanın kusurları vardır. Yalnızca aradaki tek fark, bazılarımızın kusurları örtülebilir şekilde, bazılarımızınki örtülemez şekildedir. Şimdi biraz düşünelim, sizce hangisi acınası?

Devamını Oku
Özgüven Başarının Anahtarı

Özgüven Başarının Anahtarı

ÖzgüvenKişinin kendine duyduğu güveni ifade eder ve kişinin kendini ne kadar rahat ifade ettiğiyle doğru orantılıdır. Özgüveni yüksek olan bireylerin iletişim problemleri fazla olmaz ve girdikleri her ortamda kendilerini kolayca ifade edebilirler. Potansiyellerinin farkındadırlar ve aldıkları sorumlulukları yerine getirirken daha rahat davranırlar. Hayatın her aşamasında önemli bir etken olarak karşımıza çıkar özgüven.Temeli Atmak ÖnemliTemeller çocuklukta atılmaya başlar aslında çoğu şeyde olduğu gibi. Çocuklarımızın özgürce kendilerini ifade etmesine izin vermek ve onların istedikleri şekilde oyunlarını kurmalarına göz yummak önemli. Tabii ki belli bir kontrol altında ve çizgiyi aşmadan yapılmalı bu. Çocukların daha gelişim çağında kendilerinin fakına varması gerekir. Kendi potansiyellerini fark etmelerine, yapabileceklerini görmelerine yardımcı olmalıyız. “Yapamazsın, bu senin yapabileceğin bir şey değil.” cümleleri yerine “deneyebilirsin, şu yaşa geldiğinde bunu yapabileceksin” gibi hem onun cesaretini kırmayan hem de onu ileriye dönük teşvik eden ifadeler kullanılabilir.Arkadaş ÇevresiTabii ki arkadaş çevresi de önemli bir etken çünkü zor kurulan özgüvenin desteklenmesine ya da tam tersi yıkılmasına da neden olabilirler. Çocuklarımızın arkadaşlarının, yaptıkları şeylere olan tepkisi ya da görüşlerini ifade ederken bakış açıları çok önemlidir. Farklı durumlara ve görüşlere saygı duyan arkadaş gruplarının olması erken yaşta özgüven inşasına yardımcı olur ya da atılan temelin kuvvetlenmesine neden olur. Tabii bu biraz daha ilerleyen yaşlarda etkisini gösterecek bir sosyal durum.Kendine Güven!Her şeyden önce kendimizi sevmeliyiz. Biz kendimizi sevmiyorken insanlardan nasıl sevgi bekleyebiliriz? Önce biz kendimize güvenmeliyiz kendi potansiyelimizi bilmeliyiz ki insanlar da bizim potansiyelimizi görsünler, bize güvensinler. Biz görünür olmak istediğimiz kadar görünürüz. Kendimize inanmak çok önemli. İnanmak başarmanın yarısıdır sözü de bu yüzden zaten. Hayatın her aşamasında kendine güven ve başar!

Devamını Oku
İndigo Çocuk Nedir?

İndigo Çocuk Nedir?

İndigo çocuk, yaşına göre ya da kendi yaşıtlarına kıyasla özel yetenekleri olan yeni çağ çocuklarına verilen isimdir. Davranışlarındaki büyük farklılıklar ve zekâ seviyelerinin yüksekliğiyle fark edilirler. Bu teşhisi koymak için yalnızca dışarıdan görülen kadarının değerlendirilmesi ya da genel yargılar tabii ki yeterli değildir, bunun yanında tıbbi olarak da testlerin yapılıp tanı konulması gerekmektedir.Zekanın çok çeşitli kategorileri vardır. Sosyal zekâ, duygusal zekâ, sözel ya da matematiksel zekâ gibi. Algı çeşitlilikleri, kendini ifadedeki değişiklikler ve derine inersek daha bir çok farklı durum. O nedenle de yalnızca bir duruma bakıp çocuğunuzun üstün zekalı ya da indigo çocuk olduğuna karar vermek doğru değildir, mutlaka bunun için uygulanan özel testlere yönelmek gerekir. Ama öncesinde gözlemlerken size yardımcı olabilecek, indigo çocuklarda bulunan bazı özellikleri sıralayabiliriz;Fikren ve ruhen daha farklı ve aydın olmaları, yaş gruplarına göre farkındalık seviyesinin daha yüksek olması.Kendilerinden ve çevrelerinden beklentilerinin çok yüksek olması.Güçlü ve yüksek öngörülerinin olması.Kendini ve toplumu sürekli sorgulama hali.Çok duyarlı ve hassas olmaları.Yaratıcılık seviyelerinin çok yüksek olması, sanata ve müziğe bakış açılarının farklılığı.Liderlik duygularının olması, sorunlara çözüm yaratan, değişiklikleri yapan ve uygulayan kişi özelliklerine sahip olmaları. Toplumun, ekonominin ve sosyal yapının eksikliklerinin farkında olmaları ve buna çözüm üretmeye çalışmaları.Kaybolmuş hissetmeleri, kendilerini bu topluma ait hissetmemeleri.Sabırlı ve odaklı olmaları.Empati, telepati gibi duygularının çok gelişmiş olması.Bizi Onlar Yönetse Ne Olur?İndigo çocuklar dünyaya farklı bir gözle bakarlar, sanatı, insanı, var olan her şeyi farklı bir gözle görürler. Farkındalıkları yüksektir ve öngörüleri ve sezileriyle oluşmadan problemleri fark edebilirler. Eğer dünyayı yönetselerdi, belki de hiçbir problem ortaya çıkmaz, hepimiz daha huzurlu hissederdik. Sosyal, ekonomik sorunlara çözüm odaklı yaklaşırlardı. Ya da kendilerinden bekledikleri kadar bizden de beklerler miydi? Bilmiyoruz…

Devamını Oku
Hamile Kadınlarda Stres Bebeğe Nasıl Yansıyor?

Hamile Kadınlarda Stres Bebeğe Nasıl Yansıyor?

Stres ve HamilelikHamilelik boyunca stres yaygın bir his ve durumdur. Fiziksel rahatsızlıklar ve günlük hayattaki diğer değişiklikler bu dönem boyunca strese neden olabilir. Uzun süre yüksek stres halinde olmak, yüksek kan basıncı ya da kalp ritim bozuklukları gibi ciddi sağlık problemlerine neden olabilir. Stresinizi nasıl yöneteceğinize dair yollar öğrenmek, doktorunuzla sürekli iletişim halinde olmak ve eşinizden, dostlarınızdan destek almak size iyi gelebilir.Hamilelikte Strese Neden Olabilecek DurumlarHormon değişiklikleri hızlı mod değişikliklerine neden olur. Ve bu duygu değişimleri stresle baş etmeyi zorlaştırır. Stresin nedenleri her annede farklıdır ama çoğunlukta görülen bazı yaygın nedenler vardır;Yorgunluk, bulantılar ve sırt ağrıları gibi durumlarDoğum kaygısı, çocuğunuza nasıl bir anne olacağınızın düşünceleriEğer çalışıyorsanız, işlerinizle duygu durumlarınızı aynı anda yönetmenin zorluğuBeslenme alışkanlıklarınız ve bunların bebeğinizi nasıl etkilediği ve daha birçok neden hamilelikte strese neden olabilir.Stresin Hangi Türleri Hamileliği Kötü Etkiler?Boşanma, aile içinde ciddi hastalıklar ya da ölüm, evinizi ya da işinizi kaybetmek gibi durumlarDepremler, terör atakları, doğal afetler gibi durumlarDepresyon veya kaygı bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklarUzun süreli stresYaşadığınız mahallede ya da apartmanda yaşanan huzursuzluklarDüşük yapma, bebeğin sağlığı gibi durumlardan endişe duymakIrkçılık gibi durumlar hamileliği kötü etkiler. Yapılan araştırmalara göre Afrikalı Amerikalı kadınlarda prematüre bebek doğum oranının daha yüksek olduğu görülmüştür.Yüksek Stres Bebeğinizin Sağlığını İleride Etkiler Mi?Bazı çalışmalar hamilelik boyunca yüksek stresin çocuklukta; dikkat bozukluğu, korku durumu gibi ciddi problemlere yol açabildiğini gösteriyor. Stresin aynı zamanda bebeğin beyin gelişimini ve bağışıklık sistemini etkilemesi de mümkün.Stresten Nasıl Kaçabiliriz?Kendinize dikkat edip iyi bakmak stresten kaçmak için en önemli yol olabilir. Sağlıklı yiyecekler tüketin, düzenli ve yeterli uyumaya çalışın, doktorunuzun onayıyla yapacağınız egzersizler de stresinizi azaltmaya yönelik size iyi gelecektir.Yapmanızın şart olmadığı aktiviteleri yapmayı bırakın.Toplu eğitimlere ya da kurslara katılıp doğum öncesi bilgi almak, nefes egzersizleri yapmak bir seçenek olabilir.Çalışıyorsanız iş ortamınızda size daha konforlu bir alan yaratılması ve iş yükünüzün durumunuza göre azaltılması size yardımcı olacaktır.Her şeyden önce stresinize neden olan şeyi bulup onu çözmeye yönelmelisiniz. Çevrenizde bulunan herkesin, eşiniz ve dostlarınızın rolü de çok önemli. Her türlü psikolojik desteği almaktan çekinmeyin ve kendinizi stres kaynaklarından uzak tutun. Depresyon ya da kaygı bozukluğu gibi durumlarda dahi erken fark etmek ve tedavi sürecini başlatmak hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı için önemlidir.Hamilelik yogası ya da meditasyon gibi rahatlatıcı aktivitelere yönelin. Bunlar sizi daha rahat bir hamileliğe ve doğuma yönlendirecektir.Minimum stres ve rahat hamilelik de sizi buna bağlı sağlık sorunlarından koruyacak ve daha rahat bir anneliğe hazırlanma süreci yaratacaktır.

Devamını Oku
Parkinson Hastalığı

Parkinson Hastalığı

Nedir?Parkinson hastalığı; titreme, tutukluk, yürüme, denge ve koordine zorluğu çekme gibi durumlara yol açan bir beyin rahatsızlığıdır. Parkinson hastalığının semptomları yavaş yavaş başlar ancak zamanla kötüleşir. İnsanlar hastalığın ilerleyişine göre yürümede ve konuşmada zorluk çekebilirler. Ayrıca uyku problemleri, depresyon, hafızanın zayıflaması, yorgunluk gibi bazı mental ve davranışsal değişiklikler de görülebilir.Ne Zaman?Kadınlarda da erkeklerde de görülen bir rahatsızlıktır. Ancak, hastalık erkekleri kadınlara göre yaklaşık %50 daha fazla etkilemektedir. Parkinson için en belirgin risk faktörü yaştır. Çoğu Parkinson hastasının ilk belirtilerinin 60 yaşlarında oluşmaya başlamasına rağmen yüzde 5 ila 10 arası bir grup hasta 50 yaşlarından önce de belirti gösterebilmektedir. Ancak bu çok nadir karşılaşılan bir durumdur.Hastalığa Ne Yol Açar?Parkinson, beynin hareketleri kontrol eden bölümündeki sinir hücrelerinin ya da nöronların yıpranması ya da ölmesiyle ortaya çıkar. Normalde, bu nöronlar dopamin olarak bilinen beyin kimyasal maddesini üretirler. Nöronlar öldüğünde ya da yıpranmaya başladığında daha az dopamin üretirler, bu da Parkinson un hareket problemlerine neden olur. Bilim insanları hala dopamin üreten hücrelerin neden olduğunu kesin olarak bilmemekte. Parkinsonlu insanlar aynı zamanda Noradrenalin üreten sinirleri de kaybeder.  Otomatik sinir sistemi, kalp atışı ve kan basıncı gibi sistemleri kontrol eder. Noradrenalin kaybı hareketsizlik, yorgunluk, düzensiz kan basıncı, oturur ya da uzanır pozisyondan ayağa kalkıldığında kan basıncının ani düşmesi gibi durumların nedenidir. Bazı Parkinson vakaları kalıtsal olmasına rağmen az bir kısmı spesifik genetik mutasyonlardan oluşabilir. Çoğu bilim adamı şu anda hastalığın genetik faktörlerin kombinasyonundan ve toksinlere maruz kalmaktan oluştuğuna inanıyor.Hastalığın SemptomlarıParkinson hastalığının 4 ana semptomu vardır;Elde, kolda, ayakta ya da kafada titremeKol ve bacaklardaki hareketsizlik ya da uyuşukluk durumuHareketlerdeki yavaşlamaBazen düşmelere neden olabilen denge ve koordinasyon bozukluğuDiğer semptomlar arasında duygusal değişimler, depresyon, yutmakta, çiğnemede ve konuşmada zorluk çekme, uyku bozuklukları sayılabilir. Bu zorlu dönemde hastaların yardıma ihtiyaçları olacaktır. Siz de hem bu konuda daha çok bilinçlenmek hem de onlara profesyonel anlamda yardım sağlayabilmek adına iyi araştırmalar yapmalısınız. Her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da bilinçli yaklaşım ve güzel bir bakım, hastalığın daha yavaş seyrine neden olacak, hastaya da bakana da yardımcı olacaktır.

Devamını Oku
Özgür Birey Özgün Birey

Özgür Birey Özgün Birey

Birey OlmakToplumun her ferdi bir birey ancak yetişkin olmak hepimizin kendi kararlarını alabildiği, kendi hatalarının sorumluluklarını yüklenebildiği yaşa gelmek aslında. Çocuklarımızı yetişkinliğe giden yolda hem yalnız bırakmamalı hem de onlara kendi özgür alanlarını yaratabilecek imkanlar tanımalıyız. Onların bizim kopyamız olmak zorunda olmadığını, ayrı birer birey olduklarını unutmamalıyız.Kendini KeşfetmekErken yaşta yetenek keşfi çok önemli konulardan biri mesela. Çocuklar bizim ilgi duymadığımız ya da onaylamadığımız alanlara ilgi duyabilirler ancak onların bunu keşfetmesine ve kendilerini denemelerine izin vermeliyiz. Bu aynı zamanda ileride tam bir özgüven sahibi olmaya da zemin hazırlayacaktır. Çocukların hayatında tabii ki bir denge kurulmalı, belli kurallar olmalı ancak bu dengede onların isteklerine ve hayallerine de yer verilmelidir. Bu durum onları daha mutlu edecek ve her anını daha verimli hale getirecektir.Avukat Babanın Avukat OğluÇoğu aile, çocuklarının baba mesleklerini devam ettirmesini ya da onların yönelttikleri alanda eğitim görmelerini ister. Aslında çocuklarının onların kopyası olmasını isterler. Onların da bağımsız bir birey olarak yetiştiğini bazen unuturlar. Eğitim hassas konulardan biri ve istemediği alanda bir eğitim görmesi belki de bütün hayatını mutsuz geçirmesi anlamına gelebilir. O yüzden önemli eğitim kararlarında çocukların sesine de yer verilmelidir.“Özgür” Bireyler “Özgün” BireylerAslında kendi özgür alanını yaratmasına izin verdiğimizde neler yapabileceğini gördüğümüzde, onun da kendi kararıyla farklı bir birey olduğunu kabul edip bununla gurur duymak daha kolay olacaktır.Hepimiz dünün çocuğu yarının yetişkin bireyleriyiz. Tabii ki bulunduğumuz kişiliklerin şekillenmesinde en önemli etken aile ancak her zaman olduğu gibi burada da “özgür” ruh özgür birey, “özgür” birey “özgün” birey.

Devamını Oku
Profesyonel Dadılığa Giden Yol

Profesyonel Dadılığa Giden Yol

Profesyonel Dadılık Nedir?Dadılık, en zor mesleklerden biri ve işini gerçekten başarılı yapanlar da büyük bir ödülü hak eder. Peki ya olmak için hangi özelliklere sahip olmak gerekir? Profesyonel kılan adımlar nelerdir? Gelin birlikte bakalım.1.TecrübeTabii ki birinci sırada çocuk bakımı tecrübesi var. Tecrübe kazanmaya ihtiyaç halinde yakınlarınızın çocuklarına bakarak, onlarla vakit geçirip onların doğasını daha yakından tanımaya çalışarak başlayabilirsiniz. Tecrübe, her alanda olduğu gibi bu alanda da çok önemli bir etkendir. Sizin kendinize olan güveninizi arttıracağı gibi ailenin de size olan güvenini arttıracaktır.2. Eğitimler ve SertifikalarÇocuk gelişimi ve psikolojisi hakkında eğitimlere katılmış olmak, sertifika sahibi olmak bir artı yaratır. Özel derslerle verilen eğitimlere katılmak, profesyonel anlamda bilgi sahibi olmak ta tecrübe kadar önemli bir detay olmaktadır.3. Çocuğun Dünyasını AnlamakÇocukları iyi anlamak için onlarla çok vakit geçirmeli, onların gözünden görebilmeli, gerektiğinde onların yaşına inebilmelisiniz. Çocuğu hareketlerinden çözebilmeli, ne istediğini anlayıp ona yanıt olmalısınız. Oyunlar oynamalı, onun kurduğu o güzel dünyada siz de bir yer edinmelisiniz.4. SabırOlumsuzluklara, iyiye olduğu kadar da kötüye sabretmek çok önemli. Çocuğa büyük bir sabırla yaklaşan biri olmalısınız ve empati duygunuz da güçlü olmalıdır. Sabırlı olmak her zaman çözüm odaklı olmayı da sağlar.Biz de profesyonel dadı konusunda da en iyi hizmeti vermeye çalışmaktayız. Her şeyin başı kalite ve güven…

Devamını Oku
Beyin Hücrelerinin Savaşı: Alzheimer

Beyin Hücrelerinin Savaşı: Alzheimer

Beyindeki mikroskobik değişiklikler hafıza kaybı belirtilerinden çok daha önce başlar. Ama tabii bizim fark edebileceğimiz düzeyde olmaz. Alzheimer dan önce biraz beynimizi tanıyalım ve bilimsel olarak soruna bakalım.Küçük Fabrikalar, Beyin HücreleriBeyin 100 milyar nörona sahiptir. Her hücre bir diğerleriyle bağlantı kurarak bizim sağlıklı bir iletişim kurmamızı sağlarlar. Her nöron grubunun farklı işlevleri vardır. Bazıları düşünme, öğrenme ve hatırlama kısmında bize eşlik eder. Bazıları da görme, duyma ve koklama konusunda bize yardımcı olurlar.Beyin hücreleri işlevlerini yerine getirebilmek için adeta küçük birer fabrika gibi çalışırlar.Bilim insanlarına göre Alzheimer hastalığı bu çalışan beyin hücrelerinin iyi çalışmasını, görevini yapmasını engelliyor. Ancak maalesef sorunun nerede başladığı konusunda emin değiller. Ama aynı gerçek fabrikalarda olduğu gibi, bir sistemdeki geçmiş yıkılmalar ve kırılmalar diğer bölümlerde de  problem oluşturuyor. Ve bu problem büyüyüp hasar yayıldıkça da, hücreler görevlerini yapma yeteneklerini kaybediyor ve zamanla ölüyor, bunlar da beyinde geri dönüşü olmayan değişikliklere neden olabiliyor.Alzheimer’ın SemptomlarıEn yaygın ve ilk semptomlardan biri, yeni öğrenilen bilgileri hatırlamakta güçlük çekmek. Aynı vücudumuzun geri kalan kısımlarında olduğu gibi, beynimizde biz yaş aldıkça değişir. Çoğumuzda yavaş düşünme ya da bir şeyleri kesin hatırlamakta problemler yaşama gibi durumlar oluşur. Ancak, ciddi hafıza kayıpları, kafa karışıklıkları ve beynimizin çalışma şeklinde ve davranışlarında, düşüncelerinde meydana gelen büyük değişiklikler, beyin hücrelerinin zayıflıyor olduğuna dair bize sinyal veriyor olabilir. İleri düzeylerde, oryantasyon bozuklukları, davranış değişiklikleri, olaylar hakkında yer ve zaman konusunda derin karışıklıklar yaşama, aileye, arkadaşlara ya da bakıcılara aslı olmayan şüphelerle yaklaşma. Daha da ileri seviyelerde ise maalesef konuşmada, yutmada ve yürümede, temel işlevlerde zorluk çekme görülüyor.Yaşam Kalitesini Arttırmak MümkünAlzheimer hakkında en çok bilinen risk faktörü yaş artışıdır ve Alzheimer olan insanların çoğu 65 yaş ve üstüdür. Ama Alzheimer sadece yaşlı hastalığı da değildir. Amerika’da ortalama 200.000 65 yaş altı kişi Alzheimer hastalığına sahiptir. Alzheimer hafızayı etkileyen bir demans hastalığı türüdür. Semptomlar günlük aktiviteleri yapmayı engelleyecek kadar büyüyebilir.Hastalığın maalesef kesin bir tedavisi bulunmamakta ama bazı semptomlara yönelik tedaviler mümkün ve bu konu hakkındaki araştırmalar da tüm dünya çapında tabii ki devam etmektedir. Hastalığa yönelik tedaviler, hastalığın ilerleyişini kesin olarak durduramasa da, semptomların daha yavaş ilerlemesine ve hasta kişinin ve ona bakan yakınının ya da bakıcısının da hayat kalitesinin gelişmesine yardımcı olur. Bu zorlu dönemde onlara yardımcı olmak önemli ve hassas bir noktadır. Bu konuda çok seçici olmak gerekir, profesyonel bir yardım için çekinmeden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Devamını Oku
1 2 ... 15 16 17 18 19 20 21 ... 32 33
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al