Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

Hasta Yakınlarının Yaşadığı Psikolojik Problemler

Hasta Yakınlarının Yaşadığı Psikolojik Problemler

FELÇLİ HASTA YAKINLARININ YAŞADIĞI PSİKOLOJİK PROBLEMLERSağlık bakanlığının verilerine göre Türkiye’de her yıl 125 bin beyin felci vakası yaşanıyor. Bununla birlikte kazalarda, ya da beyin hasarlarında kısmi felçlerin sayısı da az değil.Felçli hastaların bakımı ağır olmakla beraber yapılan yanlış tedavi ya da müdahaleler sonucu bakımın zorluğu gittikçe artmaktadır. O yüzden aileler bakımla alakalı bilgi ve eğitim almak zorundadırlar. Bu eğitimler hem onların bu süreci psikolojik olarak rahat geçirmesi için önemlidir hem de hastayı yıpratmayacakları için önemlidir.Ama en sağlıklı bakım eğitimli ve deneyimli hasta bakıcılar tarafından olacaktır.Peki hasta yakınları bu süreçte psikolojik olarak nasıl etkileniyor?SinirlilikDepresyonKorkuUyku bozukluğuAnksiyeteİştah değişikliğiHayal kırıklığıGeleceğe karşı ümitsizlikBu gibi semptomların oluşmaması için;Bakımı yapacak olan kişi, tam gün hayattan soyutlanarak bu işi üzerine almamalıdır. Hayatın olumsuzluklardan ibaret olmadığını ve bu hastalığın ondan hayatın bütün lezzetlerini almaması gerektiğini hatırlatacak aktivitelerde bulunmalıdır.Hastada oluşacak herhangi bir olumsuzluk ya da ilerlemede kendini suçlu hissetmemelidir. O iyi bakamadığı için hasta daha kötü olduğu hissine kapılmamalıdır.Arada bakım ve terapi eğitimlerine katılmalıdır. Hem profesyonel bakım için hem de ruh sağlığını korumak için.Kendini iyi hissetmeyen başkasına iyilik yapamaz. Başkasına iyilik yapmak ve hayat vermek için sadece hayat enerjisi ile dolu olmak yeterlidir. Çünkü hal dili her dilde kendini ifade edecektir.Bu yüzden önce kendi ruh sağlığımız sonra sorumluluklarımız…

Devamını Oku
Güvenli Ayrılma mı Ayırma mı?

Güvenli Ayrılma mı Ayırma mı?

Çocuk gelişim sürecini takip eden anneler 2.5 – 3 yaş gibi annenin çocuktan güvenli ayrılma dönemine girdiğini iyi bilirler. Ve 3 yılın verdiği yoğun bağlılık ve yorgunluğun etkisiyle annelerin çoğu bu durumun bir an önce gerçekleşmesini ister.Çünkü bu yaşa kadar olan dönemde;Anneler kendilerine hiç vakit ayıramamışlardır.Yemeleri, uykuları, banyoları hep ışık hızıyla olmak zorunda olmuştur.Bebeğinin güvenliği için nereye giderse gitsin, gittiği çoğu yerin tadını çıkaramamıştır.Sürekli onun gelişimsel sürecini sağlıklı atlatma çabası içinde olmuştur. Tuvalet eğitimi, yürümesi, emmeyi bırakması vs.Bu yoğun dönemin 3 yaşına gelinmesi itibariyle, çocuğun ayrılma döneminin gelmesi annede farklı anlaşılmaya, bu anlaşılma da annelerin bir kreş telaşına girmesine sebebiyet vermiştir.Ayrılma dönemi dediğimiz dönem çocuğun fıtri olarak artık bu sürece gireceğinin habercisi demek. Yani çocuğunuz 3 yaşına geldi artık kendinizden ayırın kreşe yazdırın demek değil.O yüzden bırakın çocuğunuz önce biyolojik olarak, fizyolojik olarak kendi gelişimsel sürecini bi kendinde sindirsin. Daha sonra zaten yavaş yavaş sizinle değil, yaşıtlarıyla zaman geçirmek istemesinden anlayacaksınız, bu dönemin aslında neyi ifade ettiğini. İlgi ve istekleri değişecek. Sizi elinizden tutup sosyal ortamlara çekmek isteyecek. Zaman verin.Siz gelişen çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalıyorsanız, bakıcılık hizmeti veren en doğru şirketten, bir çocuk bakıcsı veya oyun ablası isteyebilirsiniz. Güvenli ayrılma döneminde size yardımcı olacak, çocukları seven ve deneyimli, eğitim almış bakıcılar veya oyun ablaları çocuğunuza iyi gelecektir.Böylelikle sizin yükünüz hafifleyecek ve çocuğunuzu 3 yaşında kreşe alıştırma çabasına girmeyecek, okula gitmek istememesinden kaynaklı ağlama krizleriyle uğraşmanıza da gerek kalmayacaktır.Kalite İnsan Kaynakları; 825 kodu ile İŞKUR a bağlı, mesleki yeterlilik belgesine sahip, çalışma bakanlığından onaylı, 10.000 i geçkin portföyü ve 5 Şubat itibariyle “Yılın En Başarılı İnsan Kaynakları Şirketi” ödülü alan bir danışmanlık şirketi olarak size her daim memnuniyetle yardımcı olmaya hazırdır.Bize ulaşmak çok kolay -> https://kaliteik.com/iletisim – 0212 347 1188 – 0532 624 0835

Devamını Oku
Öfke ve Etkileri Nelerdir?

Öfke ve Etkileri Nelerdir?

Öfke dediğimiz kavram kabaca kişinin istemediği durumlarda istenmeyen durumu ortadan kaldırmak veya o durumu oluşturana karşı tavır almak için verilen duygusal bir tepkidir. Bu duygusal tepkinin içi o kadar doludur ki, içinde barındırdığı öfkenin, nedenleri, ortaya çıkış sebepleri, kendini gösteriş şekilleri ve sonuçları insan hayatına büyük bir etki yapar. Bu etkileri;Fiziksel etkilerDuygusal etkilerDavranışsal etkilerDüşünsel etkiler olarak 4’e ayırabiliriz.ÖFKENİN OLUŞTURDUĞU FİZİKSEL ETKİLERBir insan öfkelendiğinde kendini ifade etmeye başlayana kadar bazı fiziksel belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Bunlar;Kalp ritminin artmasıYüzün kızarmaya başlamasıGöz bebeklerinin büyümesiBaş ağrısı, titreme ya da sallanmaya başlamaDUYGUSAL ETKİLERÖfke, bazen örtülü bir biçimde de ortaya çıkabilir. Bu yüzden buz dağına benzetilir. Görünen kısım öfkenin bir kısmıdır ama aslında onu oluşturan şey alttaki görünmeyen kısımdaki duygulardır. Bu duygular; kıskançlık, üzüntü, merak, yalnızlık, dışlanmışlık hissi, kaygı, hayal kırıklığı, haksızlık, anlaşılamamak olur genellikle.DAVRANIŞSAL ETKİLERÖfkenin doğrudan ve üstü kapalı davranışsal belirtileri vardır. Doğrudan davranışsal etkileri; fiziksel ve sözel saldırı, aşırı eleştiricilik, kusur buluculuk, önyargılılık, sorun çıkarma, isyankâr davranışlarla kendini gösterebilir. Üstü kapalı davranışsal etkileri; sözel işaretler, güvensiz, kıskanç, tartışmacı, alaycı ve yargılayıcı davranışlar biçiminde olabilir.DÜŞÜNSEL ETKİLERBireyin sahip olduğu kalıplaşmış düşünceler öfkeye neden olabilir. Bu kalıplaşmış düşünceleri bireyin kendisi geliştirebildiği gibi kalıplaşmış düşüncelerin kaynağı ailesi ve çevresindeki diğer insanlar olabilir. Bunlar;Hata yapmamalıyım.Duygularımı göstermemeliyim.Bu ailemin hatası, zavallı/mağdur olan benim.Eğer istediklerim yolunda gitmezse bu benim için korkunç olur.Arkadaşlarıma uyum sağlamalıyım.Eleştirilmeye katlanamam.Küçük düşmemeliyim vb.Bütün bunları toplu olarak ele alırsak öfkenin oluşmasındaki en büyük etken düşünsel etkilerdir. Çünkü düşüncede ne varsa (bilinçli, bilinçaltı ya da bilinç dışı) ortaya çıkan davranış o olur. Davranış düşünceye bağımlıdır.Bu yüzden çocuk yetiştirirken, onların fiziksel bakımlarına önem vermek kadar duygusal bakımlarına da önem vermek gerekir ki ortamlarda sağlıklı bireyler yaşasın.

Devamını Oku
Yaşlıların Yaş Aldıkça Gelişen Psikososyal Sorunları

Yaşlıların Yaş Aldıkça Gelişen Psikososyal Sorunları

Yaşı ilerledikçe olgunlaşan ve hayat deneyimi konusunda daha bilgili hale gelen insanlar etrafında gördüğü hataları düzeltme ve diğer hayatlara müdahale etme gibi davranışlar sergilerler. Bu davranışlar da aile içi veya sosyal ortamlarda aldıkları tepki ile alamadıkları beklentiler doğrultusunda bazı psikolojik sorunları ortaya çıkarır.İlerleyen yaşlarla beraber ortaya çıkan bazı sorunlara bakalım;Yaş ilerledikçe ortaya çıkan ilgi ve alaka görme isteğinden kaynaklı hastalık hastalığıKendi ihtiyaçlarını ve hizmetini kendisinin göremediği durumlarda başkasına muhtaç olma duygusundan kaynaklanan alınganlık ve yanlızlık korkusuEmeklilik sürecinden sonra meşguliyet azalmasından kaynaklanan etrafa otorite kurma ve müdahale etmeAile içerisinde herhangi bir konuda sürekli çatışma halinde olmaktan kaynaklanan anlaşılamadığını düşünme, kırgınlıklar, ani duygu iniş çıkışları olarak beliren duygu durum bozukluklarıBu tarz problemlerin en büyük kaynağı hayatın içinde olmak, iç-dış aktivitelere katılmak, hobilerle uğraşmak ya da oyalanabileceği aynı zamanda da zevk alabileceği bir işle hayatını idame ettirmeye çalışmak yerine HAYATI SEYRETMEKTİR.Çünkü emeklilik ve yaşlılık hiçbir şey yapmadan kenara çekilip oturulacak bir dönem değildir. Aksine biriktirdikleri bütün deneyimlerini ve değerlerini dolu dolu hayata yerleştirme ve uygulama, huzura erme, ektiklerini biçmenin tadına varma dönemidir.Eğer hayatınızda bu tarz problemler yaşıyorsanız siz değerli büyükler, etrafın size olan bakım ve hizmetlerini, saygı ve hürmetlerini ölçüp tartmak ve sürekli analiz yapmak yerine pencerenin öbür tarafından bakmayı deneyebilirsiniz.Belki bu pencerenin manzarası çok daha güzel yerlere bakıyordur. Kim bilir…

Devamını Oku
Kafein Entoksikasyonu (Yoksunluğu)

Kafein Entoksikasyonu (Yoksunluğu)

Dünyada en çok tercih edilen içecek olarak kahve sağlık birimlerinin hep odak noktası olmuştur. Kardiyologlar, onkologlar, diyetisyenler gibi tıbbi alanda uzmanlığı olan neredeyse bütün doktorlar kahveyle alakalı olumlu-olumsuz birçok fikir beyan etmişlerdir.Kahvenin içinde bulunan maddelere bakıldığında en çok bilineni şüphesiz ki kafeindir. Kafeinin dolayısıyla kahve tüketiminin kan basıncı, hipertansiyon hastalığı, kalp hastalıkları, kronik rahatsızlıklar, gibi hastalıklar üzerindeki etkisi hala araştırılmakla beraber bazı net tespitler de yapılmıştır.DSM-IV (psikiyatrik hastalıklar tanı kitabı) itibariyle psikolog ve psikiyatristlerde kahve ve içindeki madde kafein ile alakalı alanlarda söz hakkına sahip olmaya başlamıştır. Kitapta bulunan madde kullanımı ile alakalı bölümün arasına kafein bozukluğu ve doğurduğu kafein entoksikasyonu da eklenmiştir.Buna göre;Düzenli kafein kullanımıyla beraber kafeinin aniden kesilmesi durumlarında,Son 24 saat içinde ortaya çıkanBaş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, depresif mod, konsantrasyon bozukluğu gibi belirtiler oluşursa bu kafein yoksunluğu olarak tanılaştırılmıştır.Güne genellikle kahve ile başlayan bireyler, gün içerisindeki yoğunluk sebebiyle kahve içmeyi unuttuklarında agresiflik, sinir hali, tahammülsüzlük gibi belirtiler ortaya çıkar. Çünkü vücut kafein ister. İstediğini aldığı anda yoksunluk durumu ortadan kalkar ve vücut bir anda rahatlama yaşar. Bunun sebebi ise kafeinin bağımlılık yapan etkisidir.Bu bağımlılık etkisi psikolojik olarakDuygu durum değişikliğiniO anki günlük hayata etki edecek yoğunlukta yaşadığı için;Kendini artık psikolojik bir madde kullanım bozukluğu olarak tanımlatmıştır.

Devamını Oku
Yeni Yılda Yeni Hedefler Belirlemek İster Misiniz?

Yeni Yılda Yeni Hedefler Belirlemek İster Misiniz?

İŞ BULAMAYANLAR İÇİN—YENİ YILDA YENİ HEDEFLER—Bir yılın daha sonuna geldik! Önümüzde upuzun ve yeniliklerle dolu bir yıl bizleri bekliyor. Yeni yıla hazırlıklar çoktan başladı. Yeni kariyer hedefleri, yeni hayaller, yapılacaklar listesi şimdiden hazırlandı bile. Her yeni başlangıç gibi yeni bir yıla yeni hayallerle ve hedeflerle girmekte oldukça heyecan verici bir durumdur. Bu noktada hedeflerimizi gerçekçi tutmak motivasyonumuzun tüm yıl yüksek kalması için de oldukça önemlidir.Geçtiğimiz bir yıl boyunca kimimiz hedeflerine ulaştı, kimimiz hedefe giden yolu yarıladı kimimiz ise hedeflerine, hayallerine ulaşacak bir yol bulamamamın umutsuzluğu içinde sıkışıp kaldı. Bugün ki yazımız da 2023 yılında çoğu kişi kariyerinde güzel adımlar atarken hala aradığını bulamayanlar ve hayalindeki işe ulaşamayanlar için hazırlandı. Bu durumu değiştirmek için neler yapılabilir, yeni hedefler nasıl olmalı tüm bunların cevabı yazımızda olacak.Öncelikle iş arayış süreci oldukça zorlu ve stresli bir yolculuktur. Bu noktada birey kendini yetersiz, güçsüz hatta çaresiz hissedebilir. Çünkü çoğu zaman “Neden kimse beni görüşmeye çağırmıyor?”, “ Cv’imde bir sorun mu var?” gibi cümleler ile başlayıp “ Ya asla iş bulamazsam?” şeklindeki cümlelerle devam eden umutsuzluk dolu bir süreç ortaya çıkıyor. Hayatımızın her alanında olduğu gibi iş arayışında da olumsuz bir bakış açısına sahip olmak aslında işleri daha da zorlaştırmaktan başka bir işe yaramamaktadır.İşte iş bulamayanların yapması ve dikkat etmesi gereken noktalar:İş arayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi vazgeçmek oluyor. İş arama süreçleri uzayan kişiler, bu süre uzadıkça sosyal hayattan kopmaya, evde daha çok vakit geçirmeye kısacası kendi kabuklarına çekilip, içe kapanmaya başlıyorlar. Çünkü, uzayan süreç onların olumlu geri bildirimler alacaklarına dair olan inançlarını olumsuz etkilemektedir. Bu noktada yapılması gereken ise; bunun zorlu ve uzun bir süreç olduğu kabul edilmelidir. Sonrasında varolan bütün potansiyelleri değerlendirmeye çalışın. Yalnızca online ortamda başvuru yapmak yerine cv’nizi elden teslim edebilir ya da yakın çevrenize iş arayışında olduğunuzu belirtip destek olmalarını sağlayabilirsiniz.İş arayan kişilerin yapmakta olduğu bir diğer hata ise yaşanan olumsuz deneyimler sonucunda tüm süreci olumsuz olarak değerlendirmek ve bu duruma takılı kalmaktır. Her birimiz hayatlarımızda güzel deneyimler yaşadığımız kadar olumsuz ve kötü deneyimler de yaşıyoruz. Başımıza gelen tatsız yaşantıların tüm süreci etkilemesine izin vermek doğru değildir. Bu noktada yapılması gereken ise, yaşanan olumsuz deneyimleri kabullenmek, bunları ileriki deneyimlerimizde kullanmak üzere saklamak ve süreci yeniden şekillendirmektir. Bunun haricinde süreç boyunca kendinize güven duymanız oldukça önemlidir. Kendinizin, yeterliliklerinizin, becerilerinizin, eksikliklerinizin farkında olmanız iş arama serüveninizi kolaylaştıracak bir etkendir.İş arama sürecinde adayların yaptığı en büyük hatalardan bir diğeri ise başkalarının beklentilerine göre konuşma ve davranma çabasıdır. Hayatımız boyunca her birimiz kimi zaman kendi isteklerimizi ve beklentilerimizi göz ardı ederek başkalarının beklentilerine ve taleplerine göre hareket etmişizdir. Bunu yapıyor oluşumuzun en önemli sebebi ise, beğenilme ve istenilme arzumuzdur. İş arayan adaylar da tıpkı bu sebepten süreçleri boyunca katıldıkları mülakatlarda ve yaptıkları görüşmelerde çoğu zaman işverenin beklentilerine ve taleplerine göre konuşmak için çabalar. Adayın kendini beğendirme, sevdirme çabası içinde olması oldukça anlaşılırdır fakat kendi kimliğimizden uzaklaşarak bir başkasıymışçasına davranıyor oluşumuz uzun vadede bizim için çok yıpratıcı olacaktır. Oysa bunun yerine kendi yeteneklerinizin ve yeteneklerinizin farkında olmanız, görüşmeler sırasında sahip olduğunuz güçlü yanları öne çıkarmanız çok daha etkili olacaktır.İş arama sürecinin uzun bir yolculuk olduğunun farkına varın. Kendi yeteneklerinizin ve olumlu, olumsuz yönlerinizin farkında olun. Kendinizi ifade etmekten çekinmeyin. Süreç boyunca varolan bütün potansiyelinizi ortaya koyun ve bu şekilde emin adımlar atın. Her şeyden önce gerçekçi ancak sağlam hedefleriniz olduğundan emin olun.Hayal ettiğinizin her şeyin gerçek olduğu ve hedeflerinize sağlam adımlarla ulaştığınız bir yıl diliyorum…

Devamını Oku
Hayatınızı Kolaylaştıracak Tedbirler

Hayatınızı Kolaylaştıracak Tedbirler

Hayatı kolaylaştırmak ve huzurlu yaşamak hayatın kolay ve pratik yönlerini bilmekle mümkündür. Yoksa zenginlik ve parayla değildir.HAROLD SHERIYANNasıl ki bir projenin, bir yemeğin, bir inşaatın yapılmasında, bebek bakımında, çocuk büyütmekte, hasta ve yaşlı hizmetlerini görmekte bazı püf noktalar ve pratik çözümler varsa hayatınızı kolaylaştırmak için de yüzlercesi var.Şimdi bunlardan bazılarını madde madde yazalım.Borçlarınızın listesini yapın ve en önce küçük miktarlıları ödemeye başlayın. Böylelikle listenin azalması ve borçlu sayınızdaki düşüş sizi daha çok çalışmaya teşvik edecek ve borçlarınızı kapatabileceğinize olan inancınızı artıracaktır.Dostlarınıza karşı vefalı olun ki, bazı şeyler ters gittiğinde size kucak açacak onlarca insan olsun etrafınızda.Büyük insanlar affeder, küçük insanlar kin tutar. Siz büyük insanlardan olun.Zorluklar, sıkıntılar ve problemlerden kaçan insanlar geri döndüklerinde bedelini olması gerekenden çok daha ağır öderler. Bu yüzden her zorluğun üstesinden zamanında gelmeye çalışın.Büyük insanların ibretlik hayatlarını okuyun. Bu size güç verecek ve sizden daha çok sıkıntı yaşamış ve buna rağmen çok şey başarmış insanların hayatları sizi hayata bağlayacaktır.Güçlü olmak istiyorsanız dürüst yaşayın. Çünkü hiçbir güç dürüst yaşamak kadar etkili değildir.Hayata karşı hedefiniz olsun. Hedefi olmayan bir gemi rüzgâr nereye savurursa oraya gitmeye mahkumdur. Bu yüzden kariyer hedefleriniz olduğu gibi karakter hedefiniz de olsun ki her rüzgârda karakter değiştiren aciz insanlardan olmayın.Son olarak hayalleriniz olsun. Bir insanı ayakta tutan tek şey hayalleridir.

Devamını Oku
Stresle Baş Edebilmek İçin 5 Öneri

Stresle Baş Edebilmek İçin 5 Öneri

Metropol şehirlerde yaşayan insanların hemen hemen hepsinde yaşadığı bazı ortak sıkıntılar vardır. Yoğun iş temposu, trafik, aile ve iş sorumlulukları için yeterli zamanı bulamama, kendine vakit ayıramama ve daha fazlası. Herkes aynı şeyleri yaşamasına rağmen aynı tepkileri vermez.Çünkü;Bir işin sıkıntıya dönüşmesindeki en büyük etken kişinin kendi kendine var ettiği strestir.Stresten uzaklaşmak, en azından daha az stresle yaşamak veya stresle birlikte yaşamayı sürdürmek mümkündür.PEKİ NASIL?1.KENDİNİ TANIÇünkü stres kişinin biyolojik ve psikolojik gücünü zorlamasıyla ortaya çıkar. Bu yüzden kendini tanıyan insan sınırlarını ve kapasitesini de bilir. Böylelikle hayatı kapasitesi kadar sırtlar, olaylara çözebileceği ya da sıyrılabileceği kadar bulaşır hedefini de ulaşabileceği yere koyar.2.KENDİNLE BARIŞKendisiyle barışmayan insan etrafına da barışık olmayacaktır. Kendi küskünlüklerini hep etrafa mal edecektir. Bu yüzden eksikliklerini tamamlama yoluna girmeli maddi ve manevi bir detoks yapmalıdır.3.KENDİNLE BÜTÜNLEŞEğer anlayışınız davranışlarınızla, davranışlarınız da yaşama amacınızla uyuşmuyorsa beklediğiniz huzura asla eremeyeceğiniz için stresiniz de hiç bitmeyecektir. O yüzden bu 3 olguyu birleştirip zincirin ayrılmaz 3 halkası haline getirmelisiniz.4.KENDİNE NEFES ALDIRKitap okuma, yazı yazma, bir hobiyle uğraşma, seyahat, açık havada yürüyüş insanı bazen bütün streslerinden arındırmakla beraber yeni streslere karşı da yumuşatır. Kendinize nefes alacağınız alanlar bırakmalısınız.5.KENDİNİ TESLİM ETBazen ne yaparsak yapalım gücümüzün yetmediği problemler hatta kimsenin gücünün yetemediği çözümsüz problemlerimiz olabilir. Böyle durumlarda ise kadere teslim olmak en büyük rahatlıktır. Kilit noktalarda;‘’VAKİ OLANDA HAYIR VARDIR’’ DEYİP GEÇMEKTEN BAŞKA ÇARE YOKTUR.

Devamını Oku
Disleksi Nedir?

Disleksi Nedir?

Disleksi, bir öğrenme bozukluğudur. Bu bir hastalık değildir. Aksine normal veya üstün zekalı insanlarda bile ortaya çıkabilir. Okuma yazma ve dil problemleri sıkıntıları yaşarlar. Psikolojide buna disleksi, diskalkuli ve disgrafi denir.BELİRTİLERİCümle kurarken doğru sözcüğü bulamamaDüşüncelerini kağıda aktarmada güçlükBir metni okurken kelime ve cümleler üstüste binmesi, kelime atlamasıBirşeyi hem dinleyip hem not alamamaBir şey dinlerken arkaplandaki sesin rahatsız etmesiTelefon numaralarını karıştırma, çarpım tablosu ezberlemede güçlükÇok çabuk yolu kaybetmeZaman ve mekan kavramının karıştırılması vb gibiBu tarz belirtilerin hepsi olabileceği gibi bazılarının görülmesi de mümkündür. Bunlar disleksi çeşidine göre sosyal hayatı yada okul başarısını etkileyebilir. Bu yüzden çocuğunuz da bir şeylerin yolunda gitmediğini düşünüyorsanız ya da okulda bir türlü başaramadığı bi ders varsa  bu belirtileri bi gözden geçirin derim .YAKLAŞIM TARZIMIZ NASIL OLMALI?Disleksi teşhisi konulan çocuklarımızı yetiştirirken bazı konulara dikkat etmeliyiz. Mesela diskalkuli teşhisi konan bir çocukta matematik öğrenme güçlüğü var demektir. Eğer siz ısrarla matematikte algılayamadığı, takıldığı bir yerde durursanız bu çocukta yetersizlik hissi uyandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. O yüzden;GÖRSEL ALGILAMA SIKINTISI YAŞAYANLARA; hafıza oyunları, eşleştirme oyunları, sınıflandırma oyunları, renklerine ayırma ya da iki farkı bulma gibi oyunlar oynatabilirsiniz.İŞİTSEL ALGILAMA SIKINTISI YAŞAYANLARA; cümle tamamlama oyunları, gözler kapalı halde kaç kere el çırptım, kaç kere zıpladım gibi oyunlar oynanabilir.BUNLARIN DIŞINDA; 3 – 4 komut ard arda vermemelisiniz (çoraplarını çıkar, makineye at, içine deterjan koy, 50 derecede çalıştır gibi). En fazla 2 komut peş peşe verebilirsiniz. Ellerini yıka ve ışığı söndür gibi.Son olarak çocuğunuz bu sıkıntısını belli bir yaşa kadar bilmemelidir. Çünkü gelişime en açık ve müsait olduğu zamanları yetersizlik duygularıyla ve bunun doğurduğu özgüven eksikliğiyle geçirmemelidir. Çünkü çocuğunuz küçük yaşlarda bu problemin üstesinden rahatlıkla gelebilir.Unutmayın Einstein, Walt Disney, Tom Cruise, Edison’ a da disleksi teşhisi konmuştur.

Devamını Oku
1 2 ... 16 17 18 19 20 21 22 ... 31 32
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al