Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

Yeni Doğanlar İçin Önemli 5 Madde

Yeni Doğanlar İçin Önemli 5 Madde

İlk bebeğini kucağına almayı bekleyen annelerin içini rahatlatıp işini kolaylaştıracak 5 bilgi paylaşacağız. Bu bilgilerle bebeğinizin bakımını daha rahat yapacak ve emin adımlarla onu büyüteceksiniz.1. BEBEĞİNİZ AĞLADIĞINDA PANİK OLMAYINBebeğinizin her ağlaması sizde eyvah şimdi ne yapmam gerekiyor sinyalleri uyandırmamalı. Normal ve sağlıklı bir bebek 4 durumda ağlar. Ya karnı acıkmıştır emmek ister ya altı pistir temizlensin ister ya canı sıkılmıştır pozisyonunun değişmesini ister ya da uykusu gelmiştir uyku moduna geçmek için sizi ister.2. MUTLAKA GÖRÜNTÜLÜ BİR BEBEK TELSİZİ ALINBebek telsizi bence bebek bakımını kolaylaştıran en önemli aletlerden biri. Çünkü bir annenin özgür olduğu tek an bebeğinin uyuduğu andır. Anne bu süre zarfında başka odada uyuyabilir, arkadaşlarıyla çay kahve içebilir, mutfakta yemek yapabilir ya da kendine vakit ayırır. Ama aklında hep ya üstünü açtıysa ya tükürüğü boğazına kaçarsa ya uyanır da ben duymazsam gibi sorular döner durur. O yüzden görüntülü bir telsiz çok işinize yarayacaktır.3. AŞIRI KORUMACI OLMAYINBazı anneler bebeklerini dışarı çıkarmaz, insanlara çıkarmaz, babasına bile müdahale eder. Bu tarz annelerden olmayın. 40’ı çıktıktan sonra siz de dışarı çıkın. Bunu deneyimlemiş ve Kasım’da doğan oğlumu Aralık ayında dışarı çıkarmaya başlamış bir anne olarak yazıyorum. Havanın durumu sizi çok endişelendirmesin. Oksijen almasını sağlayın. Hijyene dikkat ettikten sonra çocuğunuzu heryere götürebilirsiniz. Siz ne kadar korumacı olursanız o kadar kısıtlayıcı olursunuz. Ve çocuğunuz büyüdükçe kısıtlamalarınızdan kurtulmak için sizden uzaklaşmak isteyebilir. Bu yüzden doz önemli.4. BEBEĞİNİZİ PROGRAMLAMAYINŞu saatte emzirmeliyim, daha 2 saat olmadı şu an emziremem. Eyvah uyku saati geldi hemen uyumalı gibi sürekli bir yönetici gibi daha dünyaya yeni gelmiş minik yavrunuza yoğun iş planı uygulamayın lütfen. Bırakın acıkınca emsin, uykusu gelince uyusun. Sakin olun zamanla hepsi düzene girecektir. Düzene girmesi gereken zaman da gelecektir. Sabrınızı dağıtmayın çünkü ilerde çok ihtiyacınız olacak.5. İÇGÜDÜLERİNİZİ DİNLEYİNEtrafınızda bebeğinizin bakımıyla alakalı size ne yapmanız ya da yapmamanız gerektiğini söyleyecek onlarca insan olacak. Hepsine kulaklarınızı kapatın ve çıkmaza girdiğinizde alın bebeğinizi kucağınıza ve ona bakın. O an içinizden hangisi doğru geliyorsa onu yapın. Çünkü anne yüreği her şeyin en doğrusuna karar verecektir.Bebeğinizi sağlıkla büyütmenizi diler, bakıcı ihtiyaçlarınız için her daim burada olduğumuzu unutmamanızı isteriz.

Devamını Oku
Ergenlik Dönemi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Ergenlik Dönemi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

ERGENİM KİŞİLİĞİMİ ARIYORUMErgenlik döneminin, birçok ailenin kâbusu haline dönüştüğüne hepimiz şahit oluyoruz. Aileler melek gibi yavrularının bir anda hırçın, asi, vurdumduymaz ve tuhaf varlıklara dönüştüğünü gördükçe paniğe kapılıyorlar, nasıl davranacaklarını bilmiyorlar ve olanlar bu panik durumundan sonra oluyor.Aile içi çatışmalar, çocuklarda özgüven eksiklikleri, aile bağlarından kopma, evde güç ve otorite savaşı, aileye karşı güven problemi, derslerde başarısızlık, aileye tepki, isyan, madde kullanımı, sigaraya başlama derken felaket…PEKİ NE YAPACAĞIZ, NASIL DAVRANMALIYIZ?Öncelikle çocuğunuzla yaşadığınız olay ne kadar zor olursa olsun, üstesinden gelemeyeceğinizi ve ne yapacağınızı bilmediğinizi hissettirmeyin.Çocuğunuz her öfkelendiğinde siz de ona öfkeyle tepki vermeyin, çünkü bu sadece güç savaşına dönmekten başka hiçbir işe yaramaz. Bırakın bağırsın çağırsın, kırsın döksün, sakinleşsin sonra güzel bir üslupla önce tartışma konusuyla alakalı duruma açıklık getirin, sonra verdiği tepkiyle ve öfkelendiğinde kendisini nasıl kontrol etmesiyle alakalı öğütler verin.Giyim, kuşam ve tarz konusunda çok değişik imajlar oluşturacaktır. ‘’Şu hale bak palyaço gibi olmuşsun ‘’gibi eleştirilerde bulunmayın çünkü sizin palyaço dediğiniz değişim arkadaş ortamında ‘’ooo çok tarz olmuşsun’’a dönüşüyor. Ve çocuk sizi değil arkadaşlarını dikkate almayı tercih ediyor. Ve aranızda güvensizlik oluşuyor. Aile yapınıza ve kendi değerlerinize zıt giden bir durum değilse çok müdahale etmeyin çünkü geçici bir durum ama diğer türlüyse mutlaka üslubunuza dikkat etmeli ve probleminizi çocuğunuzla başbaşa çözmeyi denemelisiniz aile içinde ortalıkta çözmek yerine.Son olarak ergenlerde sık karşılaştığımız bir sakarlık durumu var. Vücutlarındaki organlar hızla büyümeye başladıkları için, bedenlerini tam anlamıyla kontrol etmeyi yeni yeni öğreniyorlar ve bu değişime yeni yeni alışıyorlar. Bu yüzden farkında olmadan çokça sakarlık yapıyorlar. Ergenlerin bu dönemde en hassas oldukları duygu rezil olma korkusudur. Bu sakarlıklar onları kendi dünyalarında rezil oldukları düşüncesine iter. Ve aileler her sakarlık sonrası o durumu’ ’Bir şeyi de düşürme’’, ‘’Kaç yaşına geldin bi yürümeyi öğrenemedin’’ gibi cümlelerle pekiştirirse bu çocuğunuzda aynı zamanda özgüven eksikliğine sebebiyet verecektir.Bu yüzden çocuğunuzun hangi aşamalardan geçtiğinin farkında olun. Delikanlılık dönemi dediğimiz dönemdeki kanı deli olma dönemi bu dönem. O yüzden biraz sabır, biraz metanet, biraz da soğukkanlılık.

Devamını Oku
Çocuğum mu Başarısız Ben mi?

Çocuğum mu Başarısız Ben mi?

Hemen hemen hepimizin evinde yaş farklılıkları olsa da okul çağında en az bir çocuk var. Kimi çocuklar başarılı, kimileri anne-babalarının iteklemeleri ile başarılı, kimileri de ne yaparsanız yapın başarısız.Başarıyı etkileyen etmenler var tabiki bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir;Teknik Sıkıntılar:Mental eksikliklerDikkat dağınıklıklarıÖğrenme bozukluklarıSosyal Sıkıntılar:Sosyal beceri kuramamışlıktan kaynaklı derse odaklanamama durumuUlaşımın uzak olmasından doğan yorgunluk ve halsizlikYeme bozuklukları ( çok aç olma ya da çok tok olma)Rahat kıyafetler yerine sıkışık veya gereğinden fazla giyinmeBu tarz sıkıntılar kolay bir şekilde giderilebilir ve başarısızlık eğer bu nedenlerden oluşuyorsa çok rahat başarıya dönüştürülebilir. Teknik sıkıntıları psikologlarla gerekli uygulamaları yaparak, sosyal sıkıntıları da tespit ettikten sonra gerekeni yaparak giderebilirsiniz. Yalnız; yukarıda yazmayan sıkıntıların haricinde başarısızlık sebeplerinden belki de en önemlisini belirtmek isteriz.Lise son sınıf öğrencilerde gördüğümüz çok acı bir durum var. Bu çocukların %90’ı ailelerine yük olduklarını ve bi an önce para kazanmaları gerektiğini düşünüyorlar. Evet, %90 çok büyük bir oran. Bu çocukların böyle düşünmelerinin sebebi tabi ki biz ailelerin cümlelerimizi süzgeçlerimizden geçirmeden çıkardığımız sitemlerimiz yüzünden.“Bu yıl ne yap ne et kazan!”“O kadar dershaneye gidiyorsun, koleje gidiyorsun”“Bak baban gecelere kadar ter döküyor senin için”“Seneye benden sana yardım yok, yazın çalışır paranı kazanır dersanene gidersin”Buna benzer size birebir şahit olduğumuz onlarca cümle yazabiliriz. Bi düşünsenize bu yaş grubu ortalama 18 yaşında ve tam ergenlik döneminde. Ve hayatının en önemli dönüm noktasında yaşadığı birçok gel-gitleri var. Vücudu çok hızlı bir değişime giriyor biyolojik olarak ona ayak uydurmak istiyor ama SINAV VAR. Aile içinde kabul görülmek, değer verilmek, söz sahibi olmak istiyor ama karşılaştığı hep aynı cümle SENİN SINAVIN VAR BUNLARA KAFA YORMA. Vücudunda anlam veremediği enerjiyi dışa vurmak istiyor ve spora yüzmeye gitmek istiyor ama aldığı cevap SINAV VAR BU YIL OLMAZ!Evet, sınav var ama sınav çocuğunuzun zihnindeki sizden önemli değil. Sınav bir şekilde kazanılır ama o yıl çocuğunuza verdiğiniz zararı bir daha toparlamanız çok zor olacaktır. Çocuklarımıza da hata yapma payı vermeliyiz ve bu süreci birçok kaygıyla, tehditle, korkuyla ya da şantajla geçirmeleri yerine onlara verdiğimiz sevgiyle, onları rahatlatmak için kurduğumuz cümlelerle, sosyalleşmesi ve arkadaşlarıyla KALİTELİ zaman geçirmesine olanak tanımanızla, anlayışla, arada onu alıp doğayla küçük kaçamaklar yaptırarak geçirmeliyiz.Unutmayın ki, tehdit, sitem, acıtasyon başarı getirmez inat getirir. Başarıyı sadece empati ve çocuğunuzun derdiyle dertlenme, onun yanında onunla el ele, omuz omuza olma getirir.

Devamını Oku
Çocuklarda Hafife Alınan Duygular

Çocuklarda Hafife Alınan Duygular

Birçok anne babanın çocuk eğitiminde atladıklarını gördüğümüz bir durum var son zamanlarda. Bunu çok farkında olarak yapmıyorlar, hatta yüzleştiklerinde ne kadar acımasız davrandıklarını onlarda kabul ediyor. Hatta her şeyin farkına vardıklarında çok da üzülüyorlar.Neyden mi bahsediyoruz?Çocuklarının duygularını, hislerini abartılı bulmalarından. Hassas olduğu noktaları önemsememelerinden. Acılarını umursamamalarından. Bazı huy ve karakteristik özelliklerine karşı gereken ilgiyi göstermemelerinden.Çocuk dediğimize bakmayın. Çocuktan kastım 0-6 yaş arası değil buna 12 yaş, hatta 18 yaş da dahil.Mesela, sürekli hasta olan bir çocuk, annesine başım ağrıyor, karnım ağrıyor, bacağım ağrıyor, halim yok dediğinde annesi yine başladın, bişeyi de abartma, ilacını iç geçer gibi onu değersiz hissettiren cümleler kuruyor. Ya da birşey olmaz geçer gibi. Aslında belki saysak 30 sn. bile sürmeyecek olan bir ilgi ile bu sıkıntıyı halledebilecekken, ya da ona üzüldüğünü ve onun canının yanmasının onu üzdüğünü, ona yardım etmek istediğini belirten cümleler kurarak bu işi bitirebilecekken, bakın nelere sebebiyet veriyoruz;Bu durum, çocukta farkında olmadan bir yara açıyor. Bu yara bencilliğe ve kendini düşünmeye odaklandırıyor. Onu evde düşünen yok. Kendince kendini aciz hissettiğinde yani en zor zamanında yanında kimse yoktu diye düşünerek;’’Kimsenin kendinden başka yardımcısı yok. Ayakta durmam lazım ve bunun için her şeyden önce BEN önemliyim’’ demeye başlıyor. Çünkü olay artık karın ağrısı ve baş ağrısından çıkmış, hayatta ve ayakta kalma mücadelesine dönüşmüştür onun için.2. Diğer bir durum ise bu duygunun acımasızlık duygusuna dönüşmesi. Yani evde başka bir birey hasta olduğunda çocuk da aynı şeyi yapıyor ben o kadar hasta oldum kimse ilgilenmedi çeksinler şimdi gibi. Kendince intikam almaya çalışıyor. Merhamet, yardım etme gibi duyguların yerini acımasızlık ve bedel ödeme duyguları alıyor.Bir örnek daha vererek somutlaştıralım. Çocuğunuz evde herhangi bir nesneden, doktordan veya bir arkadaşından korkuyor. O anda yapmak istemediği bir davranışın sebebini korkuyorum diye açıkladığında biz:‘’Ne var bunda korkacak, korkarsan, yapmazsan sana şu cezayı veririm ‘’gibi onu korkutan şeyin sebebini anlamak yerine, hemen duygularını hafife alıyoruz. Hatta bazen farkında olmadan aşağılıyoruz bile. Ama yine unutuyoruz, çocuğumuz hisleri olan bir birey. Verdiğimiz tepkilerin hepsini kaydedip kafasında bir anne profili oluşturuyor. Baba profili oluşturuyor. Ve bize not veriyor. Anne – babalığımıza not veriyor. Sevgimize, saygımıza, değer duygumuza.Çocuklarımızı büyütürken sürekli problemler yaşıyoruz ama çocuklar bizim problem çözme becerilerimizi hep not ediyor ve kaydediyor. Ona göre onları yetiştirme tarzlarımızı eleştiriyorlar.Bu durumu çocuklarla konuştuğumuzda şunu fark ediyoruz. Anne babalarımızın birçoğunun hayattaki en önemli hedefi çocuklarının okul başarısı. Yani çocuk okulda çok başarılıysa yaptığı her kusur görmezden geliniyor. Bu olayları abartmaları, korkuları, endişeleri bi anda ilgilenilmesi gereken bi konu oluyor. Çünkü akademik başarılarını etkileyebilir.Ama okul başarısı ile alakalı sıkıntı yaşanıyorsa, aile bütün dertleri topluyor, yuvarlak kocaman bir kar topu yapıp çocuğa atıyor. Zaten okulda da başarısızsın. Bişeyi de büyütme, biraz kendin hallet koca kız oldun. Kocaman adamsın her şeyi de biz mi yapalım gibi.Çocuklarımız değerlidir. Başarılı da olsalar, başarısız da. Abartsalar da büyütseler de. Onlar geleceğin tohumları, gelecek olan toplumun minik ön izlemeleridir. O yüzden hiçbir duyguyu hafife almayın, eğer hafife alınmak istemiyorsanız.

Devamını Oku
Çocuğum Üstün Zekalı Çıktı

Çocuğum Üstün Zekalı Çıktı

IQ seviyesi yüksek olan çocuklar genellikle 5-6 yaşlarında fark edilirler. Önce yaşıtlarıyla bulunduğu ortamlarda sergiledikleri konuşmalarla, oynadıkları oyunlarla aileleri ve bakıcıları tarafından daha sonra anaokullarında öğretmenleri tarafından dikkat çekerler.Bazı aileler çocuklarına konduramasalar da bazı aileler çocuklarını üstün zekalı olmasa bile benim çocuğum çok zeki diye de adlandırabilir ancak;Bu tespit sadece uzmanlar tarafından netleşir ve kesin sonuca sadece uzmanlar ulaşabilir. Üstün zekalı çocuklarla alakalı birkaç belirti verelim size;BELİRTİLERİMantıklı birçok soru sormak; Dünyayla alakalı, uzayla alakalı, dünyadaki sorunlar ya da tabiattaki işleyiş, varoluş ve eşyaların üretimi, aralarındaki bağ ile ilgili birçok soru soruyor olmakDiğer çocukların takılmadığı birçok şeye takılabilirler, çorabının dikişi, kıyafetinin etiketi onu rahatsız edebilir ya da çok duygusal olabilirler.Mizah anlayışları çok farklıdır.Normal eğitime adapte olmada sıkıntı yaşayabilirler.Önemli olan bunu tespit etmek değil, tespit ettikten sonrası. Çünkü üstün zekalı çocuklar gerekli eğitimi almazsa bu zekâ seviyesi çok hızlı bir şekilde normal çocukların seviyesine inebilir.Şöyle düşünün;Üstün zekalı çocukların kapasitesini bir sürahi olarak varsayalım. Normal zekalı çocuklarınkini de bir bardak. Bir bardak 200 ml alıyorsa içine maksimum, sürahi 1 lt alır. Ama üstün zekalı çocuğun zekasını aktif tutmazsanız yani sürahiyi sürekli doldurmazsanız normal bir çocuktan daha aşağıda bile olabilir. Üstün zekalı bir çocuk sürahiye 100 ml dolduruyorsa, normal çocuk bardağına 150 ml dolduruyorsa normal çocuk üstün zekalı çocuktan daha iyi performans gösterir. Bu yüzden üstün zekalı çocuklara özel eğitim mutlaka verilmelidir. Aileler bunu takip etmeli ve tespitten sonraki süreci çok verimli geçirmelidirler.Gelelim bir diğer önemli meseleye, size tavsiyemiz çocuğunuz bu zekanın ne demek olduğunu anlayabilecek ve bunu yönetebilecek olgunluğa erişene kadar bunu onunla paylaşmamanız. Çünkü kendini diğer çocuklardan farklı görmemeli ve ben zekiyim çalışmama gerek yok algısı oluşmamalı.Diğer yandan da üstün zekalılara özel program ve planlamayı aksatmanızdan kaynaklı çocuğunuzun IQ seviyesi düşerse bu sefer çocuk kendisini akıl yönünden eksilmiş hissedebilir ve bu durum ona zarar verir.O yüzden testi yaptırdıktan sonra bana çekmiş diye övünmek ve rahatlamak yerine omuzlarınıza çok önemli bir yük bindiğini unutmayın.

Devamını Oku
Üstün Zekalı Çocuklar

Üstün Zekalı Çocuklar

ÇOCUĞU ÜSTÜN ZEKALI OLAN ANNE-BABALAR İÇİN TAVSİYELERÜstün zekalı yani aynı zamanda üstün yetenekli olan çocuklar, genel anlamda ve bazen belirli konularda yaşıtlarına göre çok daha başarılı, aktif, yaratıcı olan aynı zamanda dikkatini kusursuz şekilde toparlayabilen ve daha uzun süre aktif tutabilen çocuklardır. Üstün zekalı çocuklar da kendi aralarında zeka alanlarına göre farklılık göstererek ayrışırlar. Örneğin, bir çocuk matematiksel zeka anlamında ilerde iken diğer çocuk uzamsal zeka alanında ya da görsel zekâ alanında ilerde olabilir. 1983 yılında Howard Gardner’ın öne sürdüğü çoklu zeka kuramında, zekanın tek boyutlu olmasından ziyade farklı alanlarda baskın olabilen ve çeşitliliği olan bir olgu olduğunu savunmuştur.Peki, çocuğumun hangi zeka alanında üstün olduğunu nasıl anlarım?Genellikle çocuklar yalnızca akademik anlamda sınanabildikleri için en kolay şekilde üstünlüğü anlaşılabilen zeka türleri akademik zeka dediğimiz yani matematiksel, analitik, uzamsal, sözel zekadır. Bu noktada çocuğun etkin olduğunu zeka alanını keşfetmedeki en büyük sorumluluk ebeveynlerdedir. Ailenin çocuğunu dikkatli bir şekilde gözlemlemesi, gerekli testleri yaptırması gerekmektedir. Testler ile ortaya konulamayan zeka türlerini için örneğin, doğa zekası, sosyal zeka, sanatsal zeka vb. ailenin çocuklarını gözlemlemesi ve yatkınlıklarını keşfetmesi oldukça önemlidir.İşte üstün zekalı çocuklarınızın kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri ve içlerinde sahip oldukları potansiyeli çıkartabilmeleri için dikkat etmeniz gerekenler şunlardır:Ebeveyn olarak çocuğunuza karşı iyi bir gözlemci olmayı öğrenmeniz gerekmektedir. Bu ondaki değişimleri ve farklılıkları en hızlı şekilde keşfetmenize olanak sağlayacaktır.Üstün zekalı bir çocuğa sahip olmak her ne kadar gurur verici bir durum olsa da aynı zamanda da oldukça zorlayıcı yanları da bulunmaktadır.Ebeveynler olarak çocuğunuzla gurur duymanız oldukça normaldir ancak bu durumu çocuğunuza aşırı şekilde yansıtmak, onu sürekli övmek, poh pohlamak ve çocuğunuza karşı yüksek beklentiler duymak onun kişilik gelişimi açısından tehlikeli olabilir. Unutmayın o üstün zekalı da olsa yalnızca bir çocuk!Çocuğunuzla açık iletişim kurmaya çalışın. Onu dinlemeye ve anlamaya özen gösterin.Üstün zekalı çocuklar çoğu zaman yaşıtlarından üstün ve önde oldukları için sosyal ilişkilerde dışlanabilirler ya da sorun yaşayabilirler. Bu nedenle ebeveynler olarak çocuğunuzun kendisi gibi üstün yetenekli olan çocuklarla bir araya gelmesine, iletişim kurmasına, arkadaş olmasına yardımcı olmanız doğru olacaktır.Üstün yetenekli çocuklar çoğu zaman sorumluluklardan, ödevlerden kaçma eğiliminde olurlar. Çünkü ödevler ve sorumluluklar onlar için çok kolay olduğundan vakit kaybı olarak ve sıkıcı bulurlar. Bu durumda mutlaka çocuğunuza sorumluluk almayı uygulama yolu ile öğretmelisiniz.Özel yetenekli çocuklar sürekli olarak düşünme, sorgulama ve soru sorma halinde olurlar. Anne – baba olarak onu bu süreçte desteklemeniz, sorduğu sorulara sabırla karşılık vermeniz, merak ettiği şeyleri araştırmasına yardımcı olmanız büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde merakına ket vurulan çocuğun yetkinlikleri körelecek ve sahip olduğu potansiyele ulaşamayacaktır.Çocuğunuzu sadece akademik anlamda değil sosyal anlamda da desteklemeniz gerektiğini unutmayın. Üstün zekalı çocuğunuzu yalnızca akademik başarı odaklı destekler ve yetiştirirseniz kişiliğinin pek çok yönü eksik kalacak ve ilerde sosyal anlamda oldukça sorun yaşayacaktır.Üstün zekalı çocuklar için yapılan çalışmaları, etkinlikleri ve eğitimleri mutlaka takip edin ve bu etkinliklere çocuğunuz ile birlikte katılım sağlamaya özen gösterin. Unutmayın onun kendini en iyi hissedeceği yerlerden birisi kendine benzer insanlar ile bir arada olacağı yerlerdir!Çocuğunuza üstün zekalı da olsa her zaman başarmak, kazanmak zorunda olmadığını bazen bazı şeylerde insanların başarısız olabileceğini, kaybedebileceğini ya da yenilebileceğini mutlaka öğretmelisiniz. Aksi takdirde çocuğunuz olası başarısızlıklara karşı savunmasız kalacak ve aldığı ilk darbede ağır bir aşağılık duygusuna kapılacaktır.Çocuğunuzla birlikte belli aktiviteler yapmaya, kaliteli vakit geçirmeye, onun sevdiği tarzda oyunlar oynamaya, sohbetler etmeye mutlaka özen göstermelisiniz. Bu durum onun kendini yalnız hissetmesinin önüne geçecek aynı zamanda da hem sosyal anlamda hem güven anlamında gelişecektir.Üstün zekalı bir çocuğa sahip olmak başta da söylediğim gibi hem oldukça gurur verici hem de zorlayıcı bir durumdur. Bu noktada hem kendinizin hem de çocuğunuzun çıkma girdiğini düşündüğünüz anda mutlaka bir uzmandan destek almalısınız. Hatta çoğu zaman bu durumu bile beklemeden, yardım alan ailelerin üstün yetenekli çocukları ile çok daha sağlıklı ilişkiler kurdukları gözlenmiştir.

Devamını Oku
Çocuğumu Okula Kayıt Ettirmeli Miyim?

Çocuğumu Okula Kayıt Ettirmeli Miyim?

Hepinizin de bildiği gibi eğitim sistemi ülkemizde çok sık değişmektedir. Değişmekte olan eğitim sistemi genelde üniversiteye hazırlanan çocuklarımızı etkilese de lise sınavlarına hazırlananları etkileme oranı yavaş yavaş çoğalmaktadır.Ama bundan birkaç yıl önce ilkokul çağındaki çocuklarımız da bu sistem değişikliğinden nasibini almış durumda. Bununla birlikte doğan sorundan da tabi.Aileler eskiden 7 yaşına gelen çocuklarını ilkokul 1.sınıfa yazdıracaklarını biliyorlardı ve hiçbir karmaşıklık yaşamıyorlardı. Ama yeni eğitim sistemiyle birlikte zorunlu okula başlama yaşı değil zorunlu okula başlama ayı şartı getirildiği için aileler, haklı olarak çok kararsız ve endişeliler.Bu eğitim sisteminde 60 aydan 66 aya kadar zorunlu olmadan, 66 aydan itibaren 72 aya kadar ise zorunlu olarak ilkokula başlaması gerekiyor çocuklarımızın. Tabi baktığımız zaman 66 ay ile 72 ay arasında tam 6 ay var. Sizin de bildiğiniz gibi 6 ay çocukların motor ve beyin gelişimleri için çok önemli bir süre. Yani 66 aylık bir çocukla 72 aylık bir çocuk aynı sınıfta eğitim gördüğünde muhakkak algılama ve uyum sorunları yaşanacaktır. Ama önemli olan bu sorunun akademik hayatını etkileyip etkilememesi ve sosyal ilişkilerini kurmada zorluk çekmemesi.Çünkü çocuklar için okul, derslerden daha çok arkadaş ilişkilerinin iyiliği ve mutluluğu doğrultusunda ilerler.Ama bütün bu olumsuzluklara rağmen ailelerimiz endişelerini giderebilir. Bir psikologdan yardım alarak çocuğunuzun hangi eğitim öğretim yılında okula başlaması gerektiğine çok rahatlıkla karar verebilirsiniz. Danışmanınız çocuğunuza bazı akademik başarı ve sosyal uyum envanterleri uygulayacak ve çıkan sonuçlara göre beraber analiz yaparak bu yıl mı başlaması gerektiğine yoksa bir yıla daha mı ihtiyacı olduğuna karar vereceksiniz.Bu testler genellikle çocuğunuzun;Sınıf ortamı için algı seviyesiniBilişsel olarak akademik eğitim yeterliliğiniMotor becerilerinin hazırlık durumunuVe son olarak psikolojik eksikliklerini tespit etmeye yarar ve eksiklikleri belirleyip okula hazır duruma getirebilmeyi de sağlar.Kısacası eğer çocuğunuzu bu eylül ayında mı yoksa bir sonraki eylül de mi okula başlatmalıyım diye düşünüyorsanız ve kararsızsanız endişelenmeyin, bir uzmandan yardım alın.

Devamını Oku
Çocuk Gelişiminde Eğitim Nasıl Olmalıdır

Çocuk Gelişiminde Eğitim Nasıl Olmalıdır

Teknoloji sayesinde çoğumuz çözemediğimiz, bizi yorduğunu düşündüğümüz ya da bunun kolayı nedir acaba dediğimiz birçok olay için internete başvururuz. Ve iyi ya da kötü bir yöntem olduğunu deneyimlerken anlarız. Deneyim sırasında işe yararsa iyidir ama bizi bir önceki durumdan daha da zorluyorsa kötüdür bizim için. Bu bize bakan yönü. Peki deneyimin ana unsuru, ana öğesi deneyimin asıl muhatabı olan kişi tarafından bakıldığında yani kabaca denekler tarafından bakıldığında sonuç korkunç olmaktadır.Ailelerin özellikle bebeklerde uyku, çocuklarda davranış bozuklukları veya bebeklerde kucağa alma, emme gibi vakaları tarattığını, bu konularla alakalı araştırma yaptıklarını görüyoruz. Ve ne yazık ki hiç tasvip etmediğimiz birçok yöntemin internette dolaştığını size söylemek zorundayız. Bundan daha kötü olanı ise ailelerin bu yöntemleri çocuklarına uygulamalarıdır. Uygulayanlara şahit olduklarımızın  %70’i işe yaramadığını söylerken bu yöntemi uygulayıp da pişman olanların sayısı da oldukça fazladır.HANGİ YÖNTEMLERDEN Mİ BAHSEDİYORUZ?UYKU BOZUKLUKLARI İÇİNYeni doğum yapmış annelerin gece bebeklerinin emme isteminin çok fazla olması sebebiyle sürekli uyuyup uyanmalarından dolayı ne kadar zorluk çektiklerini bilirsiniz. Anneler için bir 15 dakikalık uyku bile onlar için çok değerlidir. Hatta çoğu anne biri gelse çocuğa baksa da bir rahat rahat uyusam diye iç geçirmiyor değildir. Ve ne yaparlar internetten bu işin yolu yordamı yok mu diye bakarlar. Karşılarına birkaç yöntem çıkar. Cry it out ve Ferber yöntemi en sık rastlanan yöntemlerdendir. Cry it out yöntemini tercih etmezler çünkü bebeğinizi ağlata ağlata öğretilen bir yöntemdir. Genelde deneme için Ferber yöntemini seçerler.Ferber Yöntemi, bebeğinize bir çeşit uyku eğitimi verme yöntemidir. Bu yöntemde bebeğinizin uykusu gelmeye başlayınca beşiğe yatırılır ve ağlamaya başlasa bile bir süre odaya girilmez. Bebeğe bir gözükülür, bir gözükülmez. Süre 5 dakika dan 10 dakikaya, 10 dakika dan 15 dakikaya kadar çıkartılır ve tek başına uyutulması öğretilir. Ve burada eğitim mi eziyet mi sorumuz devreye girer.Bakın, bebeğiniz 9 ay boyunca sizin nefesinizle nefes alıp sizin nefesinizle nefes verir. Sizin kalbinizle kalbi atar. Sizin hayatınızla hayat olur. Evet, dünyaya gelir ve sizin kokunuzdan başka, sizin verdiğiniz sütten başka ve sizin teninizden başka hayatta zevk aldığı bir şey yoktur. Ve kendini huzurlu hissettiği başka bir yer de yoktur. O yüzden her minik midesi acıktığında sizi istemesi, hiç bilmediği bir dünyada her korktuğu an size dokunmak istemesi, sizi özlemesi ve sizin teninizde huzur bulmak istemesi sizce de doğal değil mi? Çünkü sizden başka hiç kimseyi tanımıyor, size ve sevginize, gülümsemenize muhtaç.Bu uyku problemleri emmeyi bıraktıktan sonra düzene giriyor. Emme olayı da 2 yaşına kadar. Yani 2 yıl boyunca bebeklerinizi eğitmeye çalışıp, birçok yöntem denemeye çalışacağınıza sevginizi verip onun gelişimini keyifle izleseniz emin olun bebeğiniz gerilmeyecek ve rahat bir bebeklik geçirecektir.PASPAS YÖNTEMİHiç tasvip etmediğim bir eğitim modeli de yapılan anlaşmanın dışına çıkıldığı takdirde yaşı kadar dakikada paspas da bekletilme yöntemi. Bu yöntem çocuğu aşağılamaktan, onu değersizleştirmekten ve bir insana itaat ve boyun eğme ahlakını yerleştirmekten başka hiçbir işe yaramıyor maalesef. Çocuklar önce hırçınca ağlarlar sonra çaresizce boyun eğerler ve ebeveynler işe yaradığını düşünerek bu davranışı sürekli tekrarlarlar. Çocuklarımız insandır ve insan olmayan varlıklara uygulanan eğitimler onlara uygulanmamalıdır. Sevgi dili en etkili dildir. En kısa yoldur. En zevkli yöntemdir. Diretme ve baskı sadece anlık çözümdür ve ileriye dönük bıraktığı etki çok fazla olacaktır. Bir çocuk anne babası ona ceza verecek diye korkmamalı, en korktuğu şey bu sevginin yoksunluğu olmalı. Yani sevginizi kaybetmekten korkmalı.KUCAĞA ALMA ALIŞIR SONRABu bahsedeceğimiz son konu. Aman çok kucağına alma alışır sonra. Size soruyorum sevgili ebeveynler; bir çocuk kucağa nasıl alışabilir? Mesela bebekken hep kucağa alınmış ve 20 yaşına gelmiş hala kucak isteyen bir insan gördünüz mü? Ya da bebekken çok kucakta taşınmış da okula giderken kucakta gidip gelmeyi isteyen bir çocuk gördünüz mü? Veya işe kucakta gitmek isteyen, parkta annesiyle kucak kucağa oynamak isteyen, sinemada babasının kucağında film izlemek isteyen gibi. Örnekleri çoğaltabiliriz. Demek ki kucağa alışılmıyormuş. Bir çocuk en fazla 2 yaşına kadar kucak ister. Siz zaten sevginizi eksik etmezseniz çocuğunuz kendi ayrılmak isteyecektir.0-2 yaş dönemi hep zordur. En yoğun dönemdir. En bunaldığınız ve çaresiz hissettiğiniz dönemdir. Ama siz ne kadar huzurlu hissederseniz, ruhunuzla, kalbinizin sesini dinleyerek geçirirseniz bu dönemi, sonrası o kadar rahat olacaktır. Siz soğukkanlı ve yaptığınızdan emin olursanız bebeğiniz de sizden emin olacaktır. Eğitimlerinizi eziyete çevirmemeniz dileğiyle…

Devamını Oku
Aile Toplantısı Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Madde

Aile Toplantısı Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Madde

Aile içi iletişimde, iletişimi aktif ve sağlıklı tutabilmenin en iyi yolu belirli periyotlarla çekirdek aile toplantısı yapmaktır. Evet, toplantı kelimesi belki biraz ciddi gelebilir ama asıl sorunlar da zaten sevdiklerimizin rahatsız oldukları durumlara karşı ciddiyetimiz bittiğinde başlamaz mı?Bir baba çocuklarının dertlerini, sıkıntılarını zevk ve eğlenme yollarını bilmiyorsa, sevdiği yemeği, en hassas olduğu noktayı en sevmediği karakter tipini, en rahatsız olduğu durum ve davranışları bilmiyorsa çocuğuyla çatışmaya ve çocuğuyla arasında mesafe olmaya mahkûmdur.Aynı şekilde anne için de geçerli. Anne çocuklarının karnını doyurup çamaşırlarını yıkamaktan çok daha fazlası olmalıdır. Ya da çocuklar anne-babalarının onlara vermeye çalıştığı değerleri anlayamıyorsa burda sıkıntı var demektir.Çocuklarınızla 7 yaşına kadar onlarla oyun oynayarak, 14 yaşına kadar arkadaşlık kurarak, 14 yaşından sonra da onlarla birçok meseleyi istişare ederek iletişim kurmanızı tavsiye ederim.AİLE TOPLANTILARI NASIL OLMALIDIR?Öncelikle ihtiyacınıza göre belirli periyodlarla olmalıdır.O gün aile fertlerinden herkesin olması gereklidir.Öncesinde güzel bir kahvaltı yapılarak sorunlu hava biraz yumuşatılmalı ve herkesin sıkıntılarını açabileceği kıvama getirilmelidir.Daha sonra baba evdeki sıkıntıları güzel bir üslupla tek tek ifade edip, neden böyle olduğunu anlamalı ve nasıl bu sıkıntıların giderilebileceği konusunda fikir alışverişi yapmalıdır.Suçlayıcı ifadelerden ve tahrik edici cümlelerden kaçınılmalıdır.Amaç aile içi sevgiyi artırmak, iletişimi kuvvetlendirmek ve çözüm yolu bulmaktır.Ebeveynlerin çocuklarıyla alakalı problemleri konuşulduktan sonra söz çocuklara da verilmelidir.Çocukların rahatsız olduğu noktalar düzeltilmeli ya da çocuğunuzun düşünce biçimi düzeltilmelidir.Anne-baba gerektiğinde özür dilemeyi bilmelidir.Toplantı sonunda çocuklara bu konuda sizlere yardımcı oldukları be güzel bir iletişimle problemlerini çözdükleri için teşekkür etmeli ve mümkünse minik hediyeler verilmelidir.Aile içi iletişimde en büyük problem iletişimsizliktir. Bu yüzden iletişiminizi kaybetmemeye özen gösterin.Sağlıklı diyaloglar, bol empatili ilişkiler dileğiyle..

Devamını Oku
1 2 ... 18 19 20 21 22 23 24 ... 31 32
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al