Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

Yaşlıların Yaş Aldıkça Gelişen Psikososyal Sorunları

Yaşlıların Yaş Aldıkça Gelişen Psikososyal Sorunları

Yaşı ilerledikçe olgunlaşan ve hayat deneyimi konusunda daha bilgili hale gelen insanlar etrafında gördüğü hataları düzeltme ve diğer hayatlara müdahale etme gibi davranışlar sergilerler. Bu davranışlar da aile içi veya sosyal ortamlarda aldıkları tepki ile alamadıkları beklentiler doğrultusunda bazı psikolojik sorunları ortaya çıkarır.İlerleyen yaşlarla beraber ortaya çıkan bazı sorunlara bakalım;Yaş ilerledikçe ortaya çıkan ilgi ve alaka görme isteğinden kaynaklı hastalık hastalığıKendi ihtiyaçlarını ve hizmetini kendisinin göremediği durumlarda başkasına muhtaç olma duygusundan kaynaklanan alınganlık ve yanlızlık korkusuEmeklilik sürecinden sonra meşguliyet azalmasından kaynaklanan etrafa otorite kurma ve müdahale etmeAile içerisinde herhangi bir konuda sürekli çatışma halinde olmaktan kaynaklanan anlaşılamadığını düşünme, kırgınlıklar, ani duygu iniş çıkışları olarak beliren duygu durum bozukluklarıBu tarz problemlerin en büyük kaynağı hayatın içinde olmak, iç-dış aktivitelere katılmak, hobilerle uğraşmak ya da oyalanabileceği aynı zamanda da zevk alabileceği bir işle hayatını idame ettirmeye çalışmak yerine HAYATI SEYRETMEKTİR.Çünkü emeklilik ve yaşlılık hiçbir şey yapmadan kenara çekilip oturulacak bir dönem değildir. Aksine biriktirdikleri bütün deneyimlerini ve değerlerini dolu dolu hayata yerleştirme ve uygulama, huzura erme, ektiklerini biçmenin tadına varma dönemidir.Eğer hayatınızda bu tarz problemler yaşıyorsanız siz değerli büyükler, etrafın size olan bakım ve hizmetlerini, saygı ve hürmetlerini ölçüp tartmak ve sürekli analiz yapmak yerine pencerenin öbür tarafından bakmayı deneyebilirsiniz.Belki bu pencerenin manzarası çok daha güzel yerlere bakıyordur. Kim bilir…

Devamını Oku
Kafein Entoksikasyonu (Yoksunluğu)

Kafein Entoksikasyonu (Yoksunluğu)

Dünyada en çok tercih edilen içecek olarak kahve sağlık birimlerinin hep odak noktası olmuştur. Kardiyologlar, onkologlar, diyetisyenler gibi tıbbi alanda uzmanlığı olan neredeyse bütün doktorlar kahveyle alakalı olumlu-olumsuz birçok fikir beyan etmişlerdir.Kahvenin içinde bulunan maddelere bakıldığında en çok bilineni şüphesiz ki kafeindir. Kafeinin dolayısıyla kahve tüketiminin kan basıncı, hipertansiyon hastalığı, kalp hastalıkları, kronik rahatsızlıklar, gibi hastalıklar üzerindeki etkisi hala araştırılmakla beraber bazı net tespitler de yapılmıştır.DSM-IV (psikiyatrik hastalıklar tanı kitabı) itibariyle psikolog ve psikiyatristlerde kahve ve içindeki madde kafein ile alakalı alanlarda söz hakkına sahip olmaya başlamıştır. Kitapta bulunan madde kullanımı ile alakalı bölümün arasına kafein bozukluğu ve doğurduğu kafein entoksikasyonu da eklenmiştir.Buna göre;Düzenli kafein kullanımıyla beraber kafeinin aniden kesilmesi durumlarında,Son 24 saat içinde ortaya çıkanBaş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, depresif mod, konsantrasyon bozukluğu gibi belirtiler oluşursa bu kafein yoksunluğu olarak tanılaştırılmıştır.Güne genellikle kahve ile başlayan bireyler, gün içerisindeki yoğunluk sebebiyle kahve içmeyi unuttuklarında agresiflik, sinir hali, tahammülsüzlük gibi belirtiler ortaya çıkar. Çünkü vücut kafein ister. İstediğini aldığı anda yoksunluk durumu ortadan kalkar ve vücut bir anda rahatlama yaşar. Bunun sebebi ise kafeinin bağımlılık yapan etkisidir.Bu bağımlılık etkisi psikolojik olarakDuygu durum değişikliğiniO anki günlük hayata etki edecek yoğunlukta yaşadığı için;Kendini artık psikolojik bir madde kullanım bozukluğu olarak tanımlatmıştır.

Devamını Oku
Yeni Yılda Yeni Hedefler Belirlemek İster Misiniz?

Yeni Yılda Yeni Hedefler Belirlemek İster Misiniz?

İŞ BULAMAYANLAR İÇİN—YENİ YILDA YENİ HEDEFLER—Bir yılın daha sonuna geldik! Önümüzde upuzun ve yeniliklerle dolu bir yıl bizleri bekliyor. Yeni yıla hazırlıklar çoktan başladı. Yeni kariyer hedefleri, yeni hayaller, yapılacaklar listesi şimdiden hazırlandı bile. Her yeni başlangıç gibi yeni bir yıla yeni hayallerle ve hedeflerle girmekte oldukça heyecan verici bir durumdur. Bu noktada hedeflerimizi gerçekçi tutmak motivasyonumuzun tüm yıl yüksek kalması için de oldukça önemlidir.Geçtiğimiz bir yıl boyunca kimimiz hedeflerine ulaştı, kimimiz hedefe giden yolu yarıladı kimimiz ise hedeflerine, hayallerine ulaşacak bir yol bulamamamın umutsuzluğu içinde sıkışıp kaldı. Bugün ki yazımız da 2023 yılında çoğu kişi kariyerinde güzel adımlar atarken hala aradığını bulamayanlar ve hayalindeki işe ulaşamayanlar için hazırlandı. Bu durumu değiştirmek için neler yapılabilir, yeni hedefler nasıl olmalı tüm bunların cevabı yazımızda olacak.Öncelikle iş arayış süreci oldukça zorlu ve stresli bir yolculuktur. Bu noktada birey kendini yetersiz, güçsüz hatta çaresiz hissedebilir. Çünkü çoğu zaman “Neden kimse beni görüşmeye çağırmıyor?”, “ Cv’imde bir sorun mu var?” gibi cümleler ile başlayıp “ Ya asla iş bulamazsam?” şeklindeki cümlelerle devam eden umutsuzluk dolu bir süreç ortaya çıkıyor. Hayatımızın her alanında olduğu gibi iş arayışında da olumsuz bir bakış açısına sahip olmak aslında işleri daha da zorlaştırmaktan başka bir işe yaramamaktadır.İşte iş bulamayanların yapması ve dikkat etmesi gereken noktalar:İş arayanların yaptığı en büyük hatalardan birisi vazgeçmek oluyor. İş arama süreçleri uzayan kişiler, bu süre uzadıkça sosyal hayattan kopmaya, evde daha çok vakit geçirmeye kısacası kendi kabuklarına çekilip, içe kapanmaya başlıyorlar. Çünkü, uzayan süreç onların olumlu geri bildirimler alacaklarına dair olan inançlarını olumsuz etkilemektedir. Bu noktada yapılması gereken ise; bunun zorlu ve uzun bir süreç olduğu kabul edilmelidir. Sonrasında varolan bütün potansiyelleri değerlendirmeye çalışın. Yalnızca online ortamda başvuru yapmak yerine cv’nizi elden teslim edebilir ya da yakın çevrenize iş arayışında olduğunuzu belirtip destek olmalarını sağlayabilirsiniz.İş arayan kişilerin yapmakta olduğu bir diğer hata ise yaşanan olumsuz deneyimler sonucunda tüm süreci olumsuz olarak değerlendirmek ve bu duruma takılı kalmaktır. Her birimiz hayatlarımızda güzel deneyimler yaşadığımız kadar olumsuz ve kötü deneyimler de yaşıyoruz. Başımıza gelen tatsız yaşantıların tüm süreci etkilemesine izin vermek doğru değildir. Bu noktada yapılması gereken ise, yaşanan olumsuz deneyimleri kabullenmek, bunları ileriki deneyimlerimizde kullanmak üzere saklamak ve süreci yeniden şekillendirmektir. Bunun haricinde süreç boyunca kendinize güven duymanız oldukça önemlidir. Kendinizin, yeterliliklerinizin, becerilerinizin, eksikliklerinizin farkında olmanız iş arama serüveninizi kolaylaştıracak bir etkendir.İş arama sürecinde adayların yaptığı en büyük hatalardan bir diğeri ise başkalarının beklentilerine göre konuşma ve davranma çabasıdır. Hayatımız boyunca her birimiz kimi zaman kendi isteklerimizi ve beklentilerimizi göz ardı ederek başkalarının beklentilerine ve taleplerine göre hareket etmişizdir. Bunu yapıyor oluşumuzun en önemli sebebi ise, beğenilme ve istenilme arzumuzdur. İş arayan adaylar da tıpkı bu sebepten süreçleri boyunca katıldıkları mülakatlarda ve yaptıkları görüşmelerde çoğu zaman işverenin beklentilerine ve taleplerine göre konuşmak için çabalar. Adayın kendini beğendirme, sevdirme çabası içinde olması oldukça anlaşılırdır fakat kendi kimliğimizden uzaklaşarak bir başkasıymışçasına davranıyor oluşumuz uzun vadede bizim için çok yıpratıcı olacaktır. Oysa bunun yerine kendi yeteneklerinizin ve yeteneklerinizin farkında olmanız, görüşmeler sırasında sahip olduğunuz güçlü yanları öne çıkarmanız çok daha etkili olacaktır.İş arama sürecinin uzun bir yolculuk olduğunun farkına varın. Kendi yeteneklerinizin ve olumlu, olumsuz yönlerinizin farkında olun. Kendinizi ifade etmekten çekinmeyin. Süreç boyunca varolan bütün potansiyelinizi ortaya koyun ve bu şekilde emin adımlar atın. Her şeyden önce gerçekçi ancak sağlam hedefleriniz olduğundan emin olun.Hayal ettiğinizin her şeyin gerçek olduğu ve hedeflerinize sağlam adımlarla ulaştığınız bir yıl diliyorum…

Devamını Oku
Hayatınızı Kolaylaştıracak Tedbirler

Hayatınızı Kolaylaştıracak Tedbirler

Hayatı kolaylaştırmak ve huzurlu yaşamak hayatın kolay ve pratik yönlerini bilmekle mümkündür. Yoksa zenginlik ve parayla değildir.HAROLD SHERIYANNasıl ki bir projenin, bir yemeğin, bir inşaatın yapılmasında, bebek bakımında, çocuk büyütmekte, hasta ve yaşlı hizmetlerini görmekte bazı püf noktalar ve pratik çözümler varsa hayatınızı kolaylaştırmak için de yüzlercesi var.Şimdi bunlardan bazılarını madde madde yazalım.Borçlarınızın listesini yapın ve en önce küçük miktarlıları ödemeye başlayın. Böylelikle listenin azalması ve borçlu sayınızdaki düşüş sizi daha çok çalışmaya teşvik edecek ve borçlarınızı kapatabileceğinize olan inancınızı artıracaktır.Dostlarınıza karşı vefalı olun ki, bazı şeyler ters gittiğinde size kucak açacak onlarca insan olsun etrafınızda.Büyük insanlar affeder, küçük insanlar kin tutar. Siz büyük insanlardan olun.Zorluklar, sıkıntılar ve problemlerden kaçan insanlar geri döndüklerinde bedelini olması gerekenden çok daha ağır öderler. Bu yüzden her zorluğun üstesinden zamanında gelmeye çalışın.Büyük insanların ibretlik hayatlarını okuyun. Bu size güç verecek ve sizden daha çok sıkıntı yaşamış ve buna rağmen çok şey başarmış insanların hayatları sizi hayata bağlayacaktır.Güçlü olmak istiyorsanız dürüst yaşayın. Çünkü hiçbir güç dürüst yaşamak kadar etkili değildir.Hayata karşı hedefiniz olsun. Hedefi olmayan bir gemi rüzgâr nereye savurursa oraya gitmeye mahkumdur. Bu yüzden kariyer hedefleriniz olduğu gibi karakter hedefiniz de olsun ki her rüzgârda karakter değiştiren aciz insanlardan olmayın.Son olarak hayalleriniz olsun. Bir insanı ayakta tutan tek şey hayalleridir.

Devamını Oku
Stresle Baş Edebilmek İçin 5 Öneri

Stresle Baş Edebilmek İçin 5 Öneri

Metropol şehirlerde yaşayan insanların hemen hemen hepsinde yaşadığı bazı ortak sıkıntılar vardır. Yoğun iş temposu, trafik, aile ve iş sorumlulukları için yeterli zamanı bulamama, kendine vakit ayıramama ve daha fazlası. Herkes aynı şeyleri yaşamasına rağmen aynı tepkileri vermez.Çünkü;Bir işin sıkıntıya dönüşmesindeki en büyük etken kişinin kendi kendine var ettiği strestir.Stresten uzaklaşmak, en azından daha az stresle yaşamak veya stresle birlikte yaşamayı sürdürmek mümkündür.PEKİ NASIL?1.KENDİNİ TANIÇünkü stres kişinin biyolojik ve psikolojik gücünü zorlamasıyla ortaya çıkar. Bu yüzden kendini tanıyan insan sınırlarını ve kapasitesini de bilir. Böylelikle hayatı kapasitesi kadar sırtlar, olaylara çözebileceği ya da sıyrılabileceği kadar bulaşır hedefini de ulaşabileceği yere koyar.2.KENDİNLE BARIŞKendisiyle barışmayan insan etrafına da barışık olmayacaktır. Kendi küskünlüklerini hep etrafa mal edecektir. Bu yüzden eksikliklerini tamamlama yoluna girmeli maddi ve manevi bir detoks yapmalıdır.3.KENDİNLE BÜTÜNLEŞEğer anlayışınız davranışlarınızla, davranışlarınız da yaşama amacınızla uyuşmuyorsa beklediğiniz huzura asla eremeyeceğiniz için stresiniz de hiç bitmeyecektir. O yüzden bu 3 olguyu birleştirip zincirin ayrılmaz 3 halkası haline getirmelisiniz.4.KENDİNE NEFES ALDIRKitap okuma, yazı yazma, bir hobiyle uğraşma, seyahat, açık havada yürüyüş insanı bazen bütün streslerinden arındırmakla beraber yeni streslere karşı da yumuşatır. Kendinize nefes alacağınız alanlar bırakmalısınız.5.KENDİNİ TESLİM ETBazen ne yaparsak yapalım gücümüzün yetmediği problemler hatta kimsenin gücünün yetemediği çözümsüz problemlerimiz olabilir. Böyle durumlarda ise kadere teslim olmak en büyük rahatlıktır. Kilit noktalarda;‘’VAKİ OLANDA HAYIR VARDIR’’ DEYİP GEÇMEKTEN BAŞKA ÇARE YOKTUR.

Devamını Oku
Disleksi Nedir?

Disleksi Nedir?

Disleksi, bir öğrenme bozukluğudur. Bu bir hastalık değildir. Aksine normal veya üstün zekalı insanlarda bile ortaya çıkabilir. Okuma yazma ve dil problemleri sıkıntıları yaşarlar. Psikolojide buna disleksi, diskalkuli ve disgrafi denir.BELİRTİLERİCümle kurarken doğru sözcüğü bulamamaDüşüncelerini kağıda aktarmada güçlükBir metni okurken kelime ve cümleler üstüste binmesi, kelime atlamasıBirşeyi hem dinleyip hem not alamamaBir şey dinlerken arkaplandaki sesin rahatsız etmesiTelefon numaralarını karıştırma, çarpım tablosu ezberlemede güçlükÇok çabuk yolu kaybetmeZaman ve mekan kavramının karıştırılması vb gibiBu tarz belirtilerin hepsi olabileceği gibi bazılarının görülmesi de mümkündür. Bunlar disleksi çeşidine göre sosyal hayatı yada okul başarısını etkileyebilir. Bu yüzden çocuğunuz da bir şeylerin yolunda gitmediğini düşünüyorsanız ya da okulda bir türlü başaramadığı bi ders varsa  bu belirtileri bi gözden geçirin derim .YAKLAŞIM TARZIMIZ NASIL OLMALI?Disleksi teşhisi konulan çocuklarımızı yetiştirirken bazı konulara dikkat etmeliyiz. Mesela diskalkuli teşhisi konan bir çocukta matematik öğrenme güçlüğü var demektir. Eğer siz ısrarla matematikte algılayamadığı, takıldığı bir yerde durursanız bu çocukta yetersizlik hissi uyandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. O yüzden;GÖRSEL ALGILAMA SIKINTISI YAŞAYANLARA; hafıza oyunları, eşleştirme oyunları, sınıflandırma oyunları, renklerine ayırma ya da iki farkı bulma gibi oyunlar oynatabilirsiniz.İŞİTSEL ALGILAMA SIKINTISI YAŞAYANLARA; cümle tamamlama oyunları, gözler kapalı halde kaç kere el çırptım, kaç kere zıpladım gibi oyunlar oynanabilir.BUNLARIN DIŞINDA; 3 – 4 komut ard arda vermemelisiniz (çoraplarını çıkar, makineye at, içine deterjan koy, 50 derecede çalıştır gibi). En fazla 2 komut peş peşe verebilirsiniz. Ellerini yıka ve ışığı söndür gibi.Son olarak çocuğunuz bu sıkıntısını belli bir yaşa kadar bilmemelidir. Çünkü gelişime en açık ve müsait olduğu zamanları yetersizlik duygularıyla ve bunun doğurduğu özgüven eksikliğiyle geçirmemelidir. Çünkü çocuğunuz küçük yaşlarda bu problemin üstesinden rahatlıkla gelebilir.Unutmayın Einstein, Walt Disney, Tom Cruise, Edison’ a da disleksi teşhisi konmuştur.

Devamını Oku
Alzheimer Hastalarına Bakım Farkı

Alzheimer Hastalarına Bakım Farkı

Alzheimer hastalığı zaman ilerledikçe bilişsel durumun geriye gittiği bir beyin hastalığıdır. Dolayısıyla ilk teşhis konduktan sonra sürekli egzersizlerle ilerlemeye direnç göstermenin önemi büyüktür. Fakat bu yazımızda ne tür egzersizlerin iyi geldiğini ya da ilerlememesi için neler yapılabileceği ile alakalı bilgiler vermek yerine bilinçli bakımın önemini vurgulayacağız.Bir hastalıkla uğraşmak ilk evreden son evreye kadar ciddi sabır isteyen bir iştir. Çünkü ilk başlarda olayın verdiği üzüntü ve şaşkınlık merhamet ve acıma duygusunun etkisiyle çok farklı boyutlarda olurken zamanla hastalığın kötüye gitmesi bakan insanın duygu durumunda değişikliklere sebebiyet veriyor. Bu değişiklikler;Günlük hayatı zorlaştırmaEve veya hastaya bağlı kalma zorunda olmaSürekli hasta biriyle yaşamaktan dolayı depresif belirtiler taşıma gibi durumlar olabiliyor.Bu yüzden bir hastaya bakan yakını ve bakıcısı arasındaki farkı göstermek istiyoruz.YAKINI BAKTIĞI DURUMLARDABu tarz durumlarla çok karşılaşmadığı için hastaya ve hastalığa karşı yanlış müdahalelerde bulunabilir.Başka sorumlulukları da olduğu için hastayı ihmal veya göz ardı edebilir.Aradaki duygusal bağ yüzünden hasta yanında isyanlar ve serzenişlerde bulunarak hastayı olumsuz yönde etkileyebilir.Hastayla bir geçmişi bulunduğundan hastanın Alzheimer hastalığının verdiği etkiyle yaptığı yanlış anımsama ya da silinmelerle alakalı arada kırıcı davranışlar olabilir.Hastalığın sürekli ilerlemesinden kaynaklı yakının hayata karşı depresif bakması ve hastayı moral olarak sürekli aşağıya çekmesi gibi durumlar yaşanabilir.PROFESYONEL HASTA BAKICILARIN BAKTIĞI DURUMLARDABakıcılarımız birçok evde bakım gerektiren hastalıklarda tecrübe edindikleri için hangi hastalıklarda hangi durumlar ortaya çıkarsa ne gibi yaklaşımlarda bulunulur çok iyi bilirler.Tek sorumluluğu hastanız olduğu için gözünü bir an bile ondan ayırmayacaktır dolayısıyla hastanızın herhangi bir ihmalden dolayı başına kötü bir olay gelmeyecektir.Görevi hastanın bakımıyla birlikte onun moral ve motivasyonunu da ayakta tutmaya çalışmak olduğu için hastanız bu süreci olabildiğince duygusal inişler yaşamadan geçirecektir.Hastanızla bakıcımız arasında duygusal bir bağ olmadığı için hastanın yaptığı hiçbir olumsuz davranış çok uç sınırlarda olmadığı sürece bakıcımızı rahatsız ya da rencide etmeyecek aksine idare ederek hoş tutmaya çalışacaktır.Alzheimer hastalığında en önemli şey ilgi olmakla beraber yaşa ve hastalığın evresine bağlı egzersiz, aktivite, anlatılanı aktif dinleme ve diyalog olduğu için bunu 24 saat en iyi bir bakıcı yapacaktır.

Devamını Oku
Psikolojide Yansıtma Nedir?

Psikolojide Yansıtma Nedir?

Psikolojik projeksiyon dediğimiz yansıtma kavramı ilk SİGMUND FREUD tarafından kullanılmıştır. Anlamı ise;Kişinin istemediği düşünceleri ya da davranışları karşı tarafta varmış gibi gösterme HASTALIĞIDIR. Evet bu bir hastalıktır ve genellikle bu hastalık narsistik kişilik bozukluğu taşıyan insanlarda görülür.Günlük hayatta ise savunma mekanizması olarak kullanılır. Kendini başkalarında görme olarak da sergilenir.HASTALIK OLARAK YANSITMABu kavramın içine suçu başkasına atmak, kötü durumdan sıyrılmaya çalışmak, istemediği sonuçlara sebebiyet vermeyi kabul edemeyiş vb. davranışlar girer. Şu tarz davranışlar sergilerler;Narsist bir insanı kaba ve anlayışsız davranışlarından dolayı suçladığınızda bunun sebebinin tamamen siz olduğunuzu, her şeyi çok abarttığınızı çok büyük bir özgüven ve rahatlıkla söyleyecektir ama asıl sebep kendisinin suçlu olması ve olayları gereğinden fazla abartması sonucu kaba ve anlayışsız tavırlarının ortaya çıkmasıdır.Ya da bir iş ortamında narsist bireyin toplantısı çok kötü geçmiştir sebebi kendisi asla olamaz. İşi alamayışının hırsını herkesi etrafına toplayarak, tek tek ortada var olmayan hakarete dayanan yüzleşmeler yapar ve kendini öyle rahatlatır.SAVUNMA MEKANİZMASI OLARAK YANSITMAFarkında olmadan sergilediğimiz, otomatik savunma mekanizması olarak kullandığımız yansıtmalardır. Örneğin;Bir adamın iş yerinde patronundan azar işitmesi üzerine sinirlenip duvara yumruk atması.Birinin sizden nefret ettiğini düşünmenizin sebebi aslında sizin o kişiden nefret etmenizin sonucu olması.Okulda başarısız olan bir öğrencinin başarısızlığını ona çalışma ortamı sağlamayan anne babasına atması, ya da sınavdan önce moralini bozan arkadaşına atfetmesi gibi.Çevrenizdeki problemleri düşünün. Ne kadarı gerçek problem? Ne kadarı sizin beyninizin oluşturduğu yansıtmalar? Problemlerin ne kadarı gerçek problem? Ne kadarı yüzleşemediğimiz etrafımızda var ettiğimiz problemler? Gerçekçi olun aradaki farkı göreceksiniz.

Devamını Oku
Gülümseyin, Çekiyoruz!

Gülümseyin, Çekiyoruz!

Gülümsemek, şu aralar toplumda ihtiyaç duyduğumuz en acil duygu. Dışarı çıkıp bir bakın. Gülümseyerek gezen kaç tane insan var? Herkes kendi işlerini halletmek ile, bir yere yetişmekle meşgul. Kimsenin kimseyi fark edecek hali kalmamış. Bırakın gülümsemeyi, somurttuklarının bile farkında değiller. Yanlışlıkla göz göze gelseniz, hızla kafasını çevirip bu bana niye baktı şimdi gibi düşüncelere dalarlar.Biraz da Avrupa ülkelerinden bahsedelim. Onlardaki gülümseme ahlakından. Yurtdışına çıkanlar bu duyguyu bilirler. Özellikle Türklerin en çok şaşırdıkları olaylardan biri de insanların sürekli onlara gülümseyerek merhaba demeleridir. Yurtdışına ilk çıktığımda buna ben de çok şaşırmıştım. Ama çok hoşuma gitmişti, takdire şayan bir davranıştı. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan, insanları tanımadan, sadece insan olduğu için hatırı olan bir merhabaydı.Ne kadar olgunca ne kadar sıcak bir davranıştı. O ülkeye gezmeye gitmişsiniz ve hiç kimseyi tanımıyorsunuz, birçok yeri de bilmiyorsunuz ve herkes size evine gelmiş misafir edasında gülümseyerek hoş geldin diyor. Kendinizi daha mutlu ve daha özgüvenli hissediyorsunuz ve yüzünüzde sebepsiz bir mutluluk ifadesiyle geziyorsunuz.Bence bu davranışı sergileme en çok biz Türklere yakışır. Biz de misafire verilen değer, insanlara yardım etmeyi aşılama duygusu, dertli insanların derdiyle dertlenme ve onların yaralarını sarmaya çalışma çabası başka hiçbir yerde olamayacak kadar yoğunken belki de en çok somurtan toplum biziz. Bu çelişkiye birimizin dur demesi gerekmez mi?Bilim adamları insan vücudunun hareketlerini sağlayan 600’ün üzerinde adale olduğunu söylüyor. Ve yüzümüzü asmak için kullandığımız adale sayısı 43 iken gülümsemek için sadece 17 adale kullanmamız yeterli oluyor.Gülümsemek için bir fotoğraf çekmeye, komik bir olay yaşanmasına, sizi mutlu edecek bir hediyenin gelmesine, başarı elde etmeye gerek yok. Aslında hiçbir sebebe gerek yok. Sadece sizin siz olmanıza gerek var.Kendiniz için GÜLÜMSEYİN! Hayatta var olduğunuz için! Doğanın güzelliklerini görebilecek gözünüz, baharın sesini, kuşların cıvıltılarını duyabilecek kulağınız olduğu için GÜLÜMSEYİN!

Devamını Oku
1 2 ... 18 19 20 21 22 23 24 ... 32 33
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al