Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

Filipinli Bakıcılarla İlgili Bilinmeyenler

Filipinli Bakıcılarla İlgili Bilinmeyenler

İş hayatı bazen bebeğimizle veyahut çocuğumuzla daha az vakit geçirmemize neden olabiliyor. Bu durumda bir yardımcı almak bize büyük bir destek oluyor. Canımızı emanet edeceğimiz bakıcı adayının ise çocuğumuz için iyi bir aday olmasına emin olmamız gerekir. Türkiye’de birçok uyruktan bakıcı adayları mevcut. Ancak içlerinde dünya bazında da en ön plana çıkan Filipinli bakıcı adaylarıdır. Bunun ise birçok sebebi mevcuttur.Neden Filipinli Adayları Tercih Etmeliyiz?GüvenilirlikKendi çocuklarını ve ailesini geride bırakarak başka bir ülkeye taşınmış Filipinli bakıcılarımız, gurbette bir sıcaklık ararlar. Buldukları sıcaklık elbette dünyanın en masum canlıları olan bebekler ve çocuklardır. Kendi çocuklarına olan özlemlerini, bakmakta sorumlu oldukları bebekler ve çocuklarla doldurmaya çalışırlar. Bu durum kendileriyle, baktıkları bebekler ve çocuklar arasında derin bir bağ oluşturur ve işlerini severek yaparlar. İşini severek yaptıklarından büyük bir özveriyle ve disiplinle çalışırlar. Çocuklarınızı rahatlıkla emanet edeceğiniz adaylar olarak karşımıza çıkarlar.Yabancı DilOkuldaki gramer yoğunluklu İngilizce eğitimi çocuğunuzun yabancı dile adapte olma konusunda yeterli olmayabilir. Ancak ana dili kadar İngilizceyi iyi bilen Filipinli adaylarımız, çocuklarınıza küçüklükten verilmesi gereken yabancı dil eğitimini sağlamak konusunda en iyi tercihiniz olacaktır. Çocuklarınıza bakıcılık yaparken aynı zamanda çocuğunuzla sürekli İngilizce konuşarak, çocuğunuzun İngilizce ‘ye kulak doygunluğu sağlar. Küçüklüğünden beri İngilizce konuşan bakıcı ile büyümüş çocuğunuz ileride İngilizceyi çok daha hızlı adapte olacak ve en az kendi dili kadar iyi bilmiş olacaktır.TecrübeBüyük çoğunluğunun çocuk bakımı konusunda tecrübeleri mevcuttur. Çoğu daha önce Hong Kong’da, Dubai’de ve daha birçok ülkede çocuk bakımı konusunda tecrübe edinmişlerdir. Bunun yanı sıra Filipinli adaylarımızın çoğu da eğitimlidirler. Eğitimli olmaları onlara bir çocuğa davranırken ne çocuğun sadece isteklerini yerine getirmeyi ne de çocuğa sadece emir veren bir öğretmen gibi davranılmaması konusundaki ince noktayı kavratmıştır. Hepsi oturma izinlidir ve Avrupa’ya ya da yurt dışındaki başka ülkelere seyahatinizde kolaylıkla size eşlik edecek adaylardır.Çocuğunuza gözü gibi bakacak kalifiyeli, eğitimli, tecrübeli ve merhamet duygusunu barındıran Filipinli çocuk bakıcısı adaylarımız için bizimle iletişime geçin.

Devamını Oku
Stresliyken Emzirmeyin

Stresliyken Emzirmeyin

Bebeğinizin şüphesiz ki en temel ihtiyacı anne sütü. Emzirme dönemi dediğimiz dönem ise anne sütünü nasıl alacağı, hangi şart ve koşullarda besleneceği konusunda önem arz etmekte. Görüyoruz ki bazı anneler sadece karnını doyurmak ve beslenme ihtiyacını gidermek amacıyla emzirirken bazıları da bebeğiyle çok daha değerli anlar ve duygular paylaşarak emziriyor.Bebeğinizin bakımı kadar ona hissettirdikleriniz de bu sürecin zor veya kolay atlatılmasında önemli rol alır.Size bir danışanımdan bahsetmek istiyorum. Çocuğu şu an 3.5 yaşında olan danışanım çocuğunun gelişimsel sürecini anlatırken çocuğunun çok huysuz olduğundan ve sürekli ağladığından bahsetti. Her zaman problem ve sorun çıkarıp ağlama krizine girecek bir şeyler bulduğundan da. Sonra bu problemlerin hepsinin emzirme dönemini tamamlamalarıyla sona erdiğini, asıl problemin çocukta değil onda olduğunu fark ettiğini şu cümlelerle anlattı;‘’ Kızım dünyaya geldikten sonra eşimle aşılmaz problemler yaşıyorduk. Ailelerimizden dolayı ciddi çatışmalarımız ve tartışmalarımız olmaya başlamıştı. Eşim benim yeni doğum yaptığımı unutmuş gibiydi, lohusalık döneminin önemini kimseye anlatamıyordum. Yaşadıklarımı, hissettiklerimi kimseyle paylaşamazken bir de üstüne herkes asıl problemli benmişim gibi davranıyordu. İnsanların bana dikkatli ve hassas davranmaya çalışmamasını hazmedemiyordum. Üzerine bir de eşimin tavır ve davranışları eklenince depresyona girmiştim. Sürekli ağlıyordum. Zaten kavga ediyorduk. Bebeğimin bakımını sadece vazife olarak rutine bağlamıştım. Sabah kalk emzir, altını değiştir, mamasını ver, uyut yine emzir derken büyüdükçe onun problemleri ağlama krizleri ve zorlukları da sıkıntılı hayatıma eklendi. En son yardım almaya karar verdim çünkü çok çaresizdim. Ve yardım aldıkça kendime geldim, sakinledim, bebeğimle huzurlu zamanlar geçirmeye çalıştım. Diğer insanları değiştiremeyeceğim için kendimi bana zarar verenlerden soyutlamaya başladım. Bu süreçte kızım büyümüştü ve 2 yaşına gelmişti artık yavaş yavaş emzirme dönemini de tamamlamalıydım. Ben emzirmeyi azalttıkça kızımın da sakinlediğini farkettim. Bunun sebebini sizden öğrendiğimde ise çok üzüldüm. İstemeden kızımı kendi ellerimle bu hale getirmiştim. Şimdi sizden isteğim kızımın bu durumdan dolayı bilinçaltında kötü hatıraların kalmaması. Şimdi de kızım için buradayım.’’Evet sizin de okuduğunuz gibi, mutsuz anne mutsuz bebek demek.Danışanım çocuğunu emzirirken bütün yaşadıklarını minicik bebeğine geçirdiğinin farkında bile değildi. Anne ile bebeğin bütünleştiği o değerli anları sıkıntı aktarmak olarak yaşıyorlardı.Siz ne kadar rahat, soğukkanlı ve huzurlu olursanız bebeğiniz de o kadar rahat olacaktır.Eğer artık anneyseniz, hayatınızdaki en büyük sorumluluğunuz evladınız olacaktır. Duygu ve düşüncelerinizi, hislerinizi hatta istediklerinizi bile bundan sonra süzgeçten geçirmek zorunda olduğunuz bir hayat sizi bekliyor demektir.

Devamını Oku
Antisosyal ve Asosyal Kişilik Bozukluğu Nedir?

Antisosyal ve Asosyal Kişilik Bozukluğu Nedir?

Anti-sosyal kişilik bozukluğu, sosyal kurallar, toplumsal norm ve değerlere uyum ve sürekli hukuki cezalara maruz kalma durumudur. Bu kişilik bozukluğu genellikle asosyal kişilik bozukluğuyla karıştırılmaktadır. Ama ikisi birbirinden çok farklıdır. Asosyal kişilik bozukluğu sosyalleşmede sıkıntı yaşarken; anti-sosyallerde sosyal olan her şeye karşı olma durumu vardır. Gelin biraz karşılaştıralım.ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞUEtrafa zarar verirler ve bundan rahatsız olmazlar.Sürekli saldırgan davranışlarda bulunurlar.Sosyallikten nefret ederler.Tehlikelidirler.Yaptıklarını hata olarak görmezler ve pişmanlıkları yoktur.ASOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU İnsanların psikolojik olarak kendilerine zarar verirler.İçe dönüklerdir, iletişim kurmazlar.Sosyallikten korkuyorlar.Zararsızdırlar.Dışarı çıkararak insanların iletişimini kurmayı başaramazlar.Bu listede yer alan 2 farklı kişilik tipinin bazı ayrıntılarında ayrıntılarını incelemesini incelediniz. Sebeplerine ait kurallar;Asosyallerde geçmişte yaşanan bir travma ya da insanın yaşadığı ve atlatamadığı bir olayın sonucunu görürüz.Ama antisosyallere ilişkin gelişmeler, evliliklerde sürekli hayvanlara zarar verme, kesme, bıçaklama ya da tutulma olarak patlama çıkarma vakaları vardır.Anti sosyal bir vakadan bahsetmek istiyorum. 25 yaşında bir genç kız, dedesinin annesiyle hararetli tartışmasını hissediyor ve öfkeleniyor. O çok yoğun bir öfke yaşıyor, kendini hakim olamıyor ve öfkesini söndürmek için onu öfkelendiren durumu ortadan kaldırarak ya da kendince çalışıyor. Dedesine göre şiddet oranları ve daha sonra çamaşır makinesine sıkıştırmaya çalışıyor ve öldürüyor.Asosyal bir vakadan bahsediyor, 20 yaşında genç bir kız erkek arkadaşı tarafından aşağılanıyor ve giderek kendini değersiz hissetmeye başlıyor. Erkek arkadaşlarının toplum içindeki davranışlarını küçümsemeye ve eleştirmeye başlıyor. Kızın kendisi erkek arkadaşına beğenilmeye devam ederken hareketlerinde tutarsızlıklar oluşmaya başlıyor ve bu tutarsızlıklar çevre tarafından da yargılanmaya ve dalga geçilmeye başlıyor. Bunlarla baş edemeyen genç kız insanlarla iletişimini kesiyor ve içine kapanmaya başlıyor. En sonunda çıkış çıkışı, herhangi bir insanla iletişim kurma cesaretini gösterir.Hapishanelerdeki çoğu insan anti sosyal kişilik bozukluğundadır. Bunları sosyopat veya psikopat olarak adlandırın. Mümkün olduğu kadar bu tarzdan uzak durulmalıdır çünkü vicdana sahip değildirler, her olayda kendi çıkarları ve kapasitelerini tatmin etmeyi değerlendirmeler ve tedavileri oldukça zordur.Ama asosyallerde tedavi mümkündür. Sadece asosyal kişinin tedavisinin açık olması gerekir ve yaşının çok geçmemesi gerekir çünkü tedavide yaş çok önemlidir.Bu belirtilerin belirtilerini ayrıntılarıyla varsa çevrenizde iyi gözlemleyin ve mutlaka bir psikiyatriste gitmelerini tavsiye edin.

Devamını Oku
Yabancı Uyruklu Bakıcılar Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Yabancı Uyruklu Bakıcılar Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Yabancı bakım ararken dediğiniz yerde  güvenilir bakım hizmeti  ile çalışmak ve profesyonel danışmanlık hizmeti almak istiyorsanız Kalite İnsan Kaynakları olarak geniş eleman portföyümüz ile size kaliteli hizmet sunmak bir telefon kadar yakınız.İşkur’a bağlı danışmanlık şirketi olarak tamamen yasal bir şekilde hizmet sunma şirketimizde ailelerimizin dağılımları ve ayrıntıları bizim ayrıntılı inceleme ayrıntılarıdır.Yabancı bebek bakıcısı, yabancı hasta bakıcısı, yabancı çocuk bakıcısı, yabancı oyun ablası  gibi alanda tedavi gören, referanslı, güvenilir ve adaylarımızı sizin kriterlerinize uygun bir şekilde inceleyerek, ihtiyacınıza en güzel şekilde cevaplandırılmışız adayları sizlere sunuyoruz.buradaki ki annemiz, babamız, hayatta kalanlar ve değerli varlıklarımız. Emanet eşyalarınız yabancı bakıcılar konusunda kendimizi sizin yerinize yapıyor, en memnun kalacağınız şekilde hizmet uygulamaları çalışıyoruz.Yabancı Çocuk Bakıcısı ArıyorumYatılı yabancı çocuk bakıcısı, gündüzlü yabancı çocuk bakıcısı, yatılı yabancı bebek bakıcısı, gündüzlü yabancı bebek bakıcısı, Filipinli çocuk bakıcısı, Filipinli bebek bakıcısı, çocuk bakıcısı, bebek bakıcısı, İngilizce bilen çocuk bakıcısı, İngilizce bilen bebek bakıcısı gibi taleplerinizi karşılayabilmek için  öncelikle kriterleri dinleyip sizi anlayarak işinize başlıyor ve sizin için en uygun olup olmadığını araştırıp güvenilir adayları incelemenize sunuyoruz.Yabancı Hasta Bakıcı ArıyorumHastalarımızın özenli ve titiz bir şekilde bakıma hizmet ettiği alanda deneyim ve bilgili, sohbet ve güler yüzlü güler yüzlü hasta bakıcı adaylarımız sizler için en iyi hizmet vermek amacıyla portföyümüzde yer almaktadır. Yatılı yabancı hasta bakıcıları, gündüzlü yabancı hasta bakıcıları, yabancı yatalak hasta bakıcılarımız ister evde ister evde hasta bakım hizmeti uygulamaları uygun adaylarımızdır.Yabancı Yaşlı Bakıcısı ArıyorumAnneniz, babanız, anneanneniz, babaanneniz, dedeleriniz için onlara eşlik edecek, kişisel bakımlarında ve ev işlerinde yardımcı olacak yabancı yaşlı bakımlarına zaman zaman ihtiyaç duyabilirsiniz. Yabancı  yaşlı bakıcıların  kadınlarına saygıyla sevgiyle ve profesyonel bir şekilde yardımcı olacak, onların hayatlarında üyelerinde devam edecek adaylarla çalışmak istiyorlar ve çalışmak istiyorlar. Bu noktada sizlere en memnun kalacağınız hizmeti verebilmek için  yatılı yabancı yaşlı bakıcıları, gündüzlü yabancı yaşlı bakıcıları adaylarımızı sizlerle tanıştırmaya hazırız.

Devamını Oku
Eğitimde İstikrarın Önemi

Eğitimde İstikrarın Önemi

Eğitimle dediğimiz olay emek ve çabalamak aynı zamanda da meyvesini ancak ve ancak istikrarla alabileceğimiz, iniş-çıkışlarla dolu uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta ailelerin yorulduğunu, boşa kürek çektikleri hissine kapıldıklarını, sabırsızlandıklarını sık sık görürüz. Hatta birçok defa pes etmişliğe ve çaresizliğe histmişliğe bireysel ifadeler olanlarımız da vardır.Boyut Çin bambu ağacının nasıl yetiştiğini anlatmak istiyoruz. Lütfen dikkatle okuyun.”Çinliler bu ağacı söyle yetiştirir:Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacının ikinci yılda da harcaması filizlenmez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrarlanarak bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.Ancak engeller tohum filiz vermez.Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre uygulamalarına devam ediyorlar. Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir hızla yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. ”Şimdi size sorumuz şu: Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı yoksa beş yılda mı ulaştı?Bu örnek sadece canlı bir bitkiden. Peki insanoğlu? Sizce bir bitki için 5 yıl sabrediliyorsa yaşayan, düşünen, hayat sürdüren, nesil devam ettiren insanoğlu için kaç yıl sabredilmeye değer?Unutmayın, unutmayın ya da ne yetiştirirseniz yetiştirin, sadece bir araya gelenlerin sonucunu göreceklerdir. Bu hasta için geçerli olan, bebek bakımı için de geçerlidir.Kariyer planlama için geçerli değerler eğitimi için de.Hatta zaman diliminde uzun uzun pişen yemeğin tadı buna benzer örnek değil de nedir?O yüzden MUVAFFAKİYET = SABIR + İSTİKRAR

Devamını Oku
Hayır Diyememenin Nedenleri Nedir?

Hayır Diyememenin Nedenleri Nedir?

Bazı yetişkinlerin en büyük problemlerinden biridir hayır diyememek. Bu yüzden istemedikleri çok şey yapmak zorunda kalırlar. Bazen bir iş ya da projede, bazen hayati meselelerde, bazen de kendilerini maddi olarak sıkıntıya sokacak durumlarda hayır diyemezler. Şu an yok artık diyeceksiniz ama hayır diyemediği için istemediği evliliği yapan birçok insan var.PEKİ NEDEN BİR İNSAN BU KADAR AĞIR DURUMLARDA BİLE HAYIR DİYEMEZ?Karşıdaki insanı kırmak istememeKendini nasıl ifade edeceğini bilememeDışlanma ve yadırganma korkusuStres ve kaygı oluşursa baş edememe korkusuBU PROBLEMİN KAYNAĞI NE OLABİLİR?Tabi ki bu sorunu birebir ele aldığımızda çok farklı nedenler görürüz. Bazı vakaların altında yatan sebep terk edilmişlik ve yalnız kalma korkusuyken, bazılarında özgüven eksikliği olabiliyor. Ama bunların da köküne indiğimizde bireyin baskıcı, otoriter, disiplinli ebeveynlerle yetişmiş olduğunu diğer oranlara göre çok fazla görüyoruz.Birey her ne kadar anne-babasını sevip saysa da onların bakım hizmetlerini seve seve görse, ihtiyaçlarını karşılasa, taleplerini yerine getirse de seanslarda geriye dönük kurdukları cümleler hemen hemen hep aynı:‘’ Keşke annem ya da babamla oturup konuşabilseydim. Keşke bu kadar sert olmasalardı da birbirimizi konuşarak anlamaya çalışsaydık, sevgi ve ilgiye ihtiyaç duyduğumuz zamanda bir bakışlarından korkmasaydık. Bir şeyi yapmak istemediğimizde korkudan yapmak zorunda kalmasaydık vb.’’Biz ebeveynler bazen çocuklarımızın ne istediğini kaçırabiliyoruz. Görmezlikten geliyor ya da birçok sıkıntı ve koşuşturmaca arasında uğraşmak istemediğimizden dolayı kesin çizgiler koyabiliyoruz. Farkında olmadan ya da farkında olarak kurduğumuz EĞİTME tarzımızdan ortaya çıkan üslubumuz onları çok etkiliyor.Ve bu ister istemez gelecekte bizi hatırlatan her olayda kitlenme durumu ortaya çıkarabiliyor. Bu yüzden çocuklarımızın ilerde sosyal ilişkilerde sağlıklı ve kendini iyi ifade eden bireyler olmalarını istiyorsak mutlaka ebeveyn olma tarzımızı değiştirmeliyiz.

Devamını Oku
Hasta Yakınlarının Yaşadığı Psikolojik Problemler

Hasta Yakınlarının Yaşadığı Psikolojik Problemler

FELÇLİ HASTA YAKINLARININ YAŞADIĞI PSİKOLOJİK PROBLEMLERSağlık bakanlığının verilerine göre Türkiye’de her yıl 125 bin beyin felci vakası yaşanıyor. Bununla birlikte kazalarda, ya da beyin hasarlarında kısmi felçlerin sayısı da az değil.Felçli hastaların bakımı ağır olmakla beraber yapılan yanlış tedavi ya da müdahaleler sonucu bakımın zorluğu gittikçe artmaktadır. O yüzden aileler bakımla alakalı bilgi ve eğitim almak zorundadırlar. Bu eğitimler hem onların bu süreci psikolojik olarak rahat geçirmesi için önemlidir hem de hastayı yıpratmayacakları için önemlidir.Ama en sağlıklı bakım eğitimli ve deneyimli hasta bakıcılar tarafından olacaktır.Peki hasta yakınları bu süreçte psikolojik olarak nasıl etkileniyor?SinirlilikDepresyonKorkuUyku bozukluğuAnksiyeteİştah değişikliğiHayal kırıklığıGeleceğe karşı ümitsizlikBu gibi semptomların oluşmaması için;Bakımı yapacak olan kişi, tam gün hayattan soyutlanarak bu işi üzerine almamalıdır. Hayatın olumsuzluklardan ibaret olmadığını ve bu hastalığın ondan hayatın bütün lezzetlerini almaması gerektiğini hatırlatacak aktivitelerde bulunmalıdır.Hastada oluşacak herhangi bir olumsuzluk ya da ilerlemede kendini suçlu hissetmemelidir. O iyi bakamadığı için hasta daha kötü olduğu hissine kapılmamalıdır.Arada bakım ve terapi eğitimlerine katılmalıdır. Hem profesyonel bakım için hem de ruh sağlığını korumak için.Kendini iyi hissetmeyen başkasına iyilik yapamaz. Başkasına iyilik yapmak ve hayat vermek için sadece hayat enerjisi ile dolu olmak yeterlidir. Çünkü hal dili her dilde kendini ifade edecektir.Bu yüzden önce kendi ruh sağlığımız sonra sorumluluklarımız…

Devamını Oku
Güvenli Ayrılma mı Ayırma mı?

Güvenli Ayrılma mı Ayırma mı?

Çocuk gelişim sürecini takip eden anneler 2.5 – 3 yaş gibi annenin çocuktan güvenli ayrılma dönemine girdiğini iyi bilirler. Ve 3 yılın verdiği yoğun bağlılık ve yorgunluğun etkisiyle annelerin çoğu bu durumun bir an önce gerçekleşmesini ister.Çünkü bu yaşa kadar olan dönemde;Anneler kendilerine hiç vakit ayıramamışlardır.Yemeleri, uykuları, banyoları hep ışık hızıyla olmak zorunda olmuştur.Bebeğinin güvenliği için nereye giderse gitsin, gittiği çoğu yerin tadını çıkaramamıştır.Sürekli onun gelişimsel sürecini sağlıklı atlatma çabası içinde olmuştur. Tuvalet eğitimi, yürümesi, emmeyi bırakması vs.Bu yoğun dönemin 3 yaşına gelinmesi itibariyle, çocuğun ayrılma döneminin gelmesi annede farklı anlaşılmaya, bu anlaşılma da annelerin bir kreş telaşına girmesine sebebiyet vermiştir.Ayrılma dönemi dediğimiz dönem çocuğun fıtri olarak artık bu sürece gireceğinin habercisi demek. Yani çocuğunuz 3 yaşına geldi artık kendinizden ayırın kreşe yazdırın demek değil.O yüzden bırakın çocuğunuz önce biyolojik olarak, fizyolojik olarak kendi gelişimsel sürecini bi kendinde sindirsin. Daha sonra zaten yavaş yavaş sizinle değil, yaşıtlarıyla zaman geçirmek istemesinden anlayacaksınız, bu dönemin aslında neyi ifade ettiğini. İlgi ve istekleri değişecek. Sizi elinizden tutup sosyal ortamlara çekmek isteyecek. Zaman verin.Siz gelişen çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalıyorsanız, bakıcılık hizmeti veren en doğru şirketten, bir çocuk bakıcsı veya oyun ablası isteyebilirsiniz. Güvenli ayrılma döneminde size yardımcı olacak, çocukları seven ve deneyimli, eğitim almış bakıcılar veya oyun ablaları çocuğunuza iyi gelecektir.Böylelikle sizin yükünüz hafifleyecek ve çocuğunuzu 3 yaşında kreşe alıştırma çabasına girmeyecek, okula gitmek istememesinden kaynaklı ağlama krizleriyle uğraşmanıza da gerek kalmayacaktır.Kalite İnsan Kaynakları; 825 kodu ile İŞKUR a bağlı, mesleki yeterlilik belgesine sahip, çalışma bakanlığından onaylı, 10.000 i geçkin portföyü ve 5 Şubat itibariyle “Yılın En Başarılı İnsan Kaynakları Şirketi” ödülü alan bir danışmanlık şirketi olarak size her daim memnuniyetle yardımcı olmaya hazırdır.Bize ulaşmak çok kolay -> https://kaliteik.com/iletisim – 0212 347 1188 – 0532 624 0835

Devamını Oku
Öfke ve Etkileri Nelerdir?

Öfke ve Etkileri Nelerdir?

Öfke dediğimiz kavram kabaca kişinin istemediği durumlarda istenmeyen durumu ortadan kaldırmak veya o durumu oluşturana karşı tavır almak için verilen duygusal bir tepkidir. Bu duygusal tepkinin içi o kadar doludur ki, içinde barındırdığı öfkenin, nedenleri, ortaya çıkış sebepleri, kendini gösteriş şekilleri ve sonuçları insan hayatına büyük bir etki yapar. Bu etkileri;Fiziksel etkilerDuygusal etkilerDavranışsal etkilerDüşünsel etkiler olarak 4’e ayırabiliriz.ÖFKENİN OLUŞTURDUĞU FİZİKSEL ETKİLERBir insan öfkelendiğinde kendini ifade etmeye başlayana kadar bazı fiziksel belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Bunlar;Kalp ritminin artmasıYüzün kızarmaya başlamasıGöz bebeklerinin büyümesiBaş ağrısı, titreme ya da sallanmaya başlamaDUYGUSAL ETKİLERÖfke, bazen örtülü bir biçimde de ortaya çıkabilir. Bu yüzden buz dağına benzetilir. Görünen kısım öfkenin bir kısmıdır ama aslında onu oluşturan şey alttaki görünmeyen kısımdaki duygulardır. Bu duygular; kıskançlık, üzüntü, merak, yalnızlık, dışlanmışlık hissi, kaygı, hayal kırıklığı, haksızlık, anlaşılamamak olur genellikle.DAVRANIŞSAL ETKİLERÖfkenin doğrudan ve üstü kapalı davranışsal belirtileri vardır. Doğrudan davranışsal etkileri; fiziksel ve sözel saldırı, aşırı eleştiricilik, kusur buluculuk, önyargılılık, sorun çıkarma, isyankâr davranışlarla kendini gösterebilir. Üstü kapalı davranışsal etkileri; sözel işaretler, güvensiz, kıskanç, tartışmacı, alaycı ve yargılayıcı davranışlar biçiminde olabilir.DÜŞÜNSEL ETKİLERBireyin sahip olduğu kalıplaşmış düşünceler öfkeye neden olabilir. Bu kalıplaşmış düşünceleri bireyin kendisi geliştirebildiği gibi kalıplaşmış düşüncelerin kaynağı ailesi ve çevresindeki diğer insanlar olabilir. Bunlar;Hata yapmamalıyım.Duygularımı göstermemeliyim.Bu ailemin hatası, zavallı/mağdur olan benim.Eğer istediklerim yolunda gitmezse bu benim için korkunç olur.Arkadaşlarıma uyum sağlamalıyım.Eleştirilmeye katlanamam.Küçük düşmemeliyim vb.Bütün bunları toplu olarak ele alırsak öfkenin oluşmasındaki en büyük etken düşünsel etkilerdir. Çünkü düşüncede ne varsa (bilinçli, bilinçaltı ya da bilinç dışı) ortaya çıkan davranış o olur. Davranış düşünceye bağımlıdır.Bu yüzden çocuk yetiştirirken, onların fiziksel bakımlarına önem vermek kadar duygusal bakımlarına da önem vermek gerekir ki ortamlarda sağlıklı bireyler yaşasın.

Devamını Oku
1 2 ... 17 18 19 20 21 22 23 ... 32 33
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al