Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

Alzheimer Hastalarına Bakım Farkı

Alzheimer Hastalarına Bakım Farkı

Alzheimer hastalığı zaman ilerledikçe bilişsel durumun geriye gittiği bir beyin hastalığıdır. Dolayısıyla ilk teşhis konduktan sonra sürekli egzersizlerle ilerlemeye direnç göstermenin önemi büyüktür. Fakat bu yazımızda ne tür egzersizlerin iyi geldiğini ya da ilerlememesi için neler yapılabileceği ile alakalı bilgiler vermek yerine bilinçli bakımın önemini vurgulayacağız.Bir hastalıkla uğraşmak ilk evreden son evreye kadar ciddi sabır isteyen bir iştir. Çünkü ilk başlarda olayın verdiği üzüntü ve şaşkınlık merhamet ve acıma duygusunun etkisiyle çok farklı boyutlarda olurken zamanla hastalığın kötüye gitmesi bakan insanın duygu durumunda değişikliklere sebebiyet veriyor. Bu değişiklikler;Günlük hayatı zorlaştırmaEve veya hastaya bağlı kalma zorunda olmaSürekli hasta biriyle yaşamaktan dolayı depresif belirtiler taşıma gibi durumlar olabiliyor.Bu yüzden bir hastaya bakan yakını ve bakıcısı arasındaki farkı göstermek istiyoruz.YAKINI BAKTIĞI DURUMLARDABu tarz durumlarla çok karşılaşmadığı için hastaya ve hastalığa karşı yanlış müdahalelerde bulunabilir.Başka sorumlulukları da olduğu için hastayı ihmal veya göz ardı edebilir.Aradaki duygusal bağ yüzünden hasta yanında isyanlar ve serzenişlerde bulunarak hastayı olumsuz yönde etkileyebilir.Hastayla bir geçmişi bulunduğundan hastanın Alzheimer hastalığının verdiği etkiyle yaptığı yanlış anımsama ya da silinmelerle alakalı arada kırıcı davranışlar olabilir.Hastalığın sürekli ilerlemesinden kaynaklı yakının hayata karşı depresif bakması ve hastayı moral olarak sürekli aşağıya çekmesi gibi durumlar yaşanabilir.PROFESYONEL HASTA BAKICILARIN BAKTIĞI DURUMLARDABakıcılarımız birçok evde bakım gerektiren hastalıklarda tecrübe edindikleri için hangi hastalıklarda hangi durumlar ortaya çıkarsa ne gibi yaklaşımlarda bulunulur çok iyi bilirler.Tek sorumluluğu hastanız olduğu için gözünü bir an bile ondan ayırmayacaktır dolayısıyla hastanızın herhangi bir ihmalden dolayı başına kötü bir olay gelmeyecektir.Görevi hastanın bakımıyla birlikte onun moral ve motivasyonunu da ayakta tutmaya çalışmak olduğu için hastanız bu süreci olabildiğince duygusal inişler yaşamadan geçirecektir.Hastanızla bakıcımız arasında duygusal bir bağ olmadığı için hastanın yaptığı hiçbir olumsuz davranış çok uç sınırlarda olmadığı sürece bakıcımızı rahatsız ya da rencide etmeyecek aksine idare ederek hoş tutmaya çalışacaktır.Alzheimer hastalığında en önemli şey ilgi olmakla beraber yaşa ve hastalığın evresine bağlı egzersiz, aktivite, anlatılanı aktif dinleme ve diyalog olduğu için bunu 24 saat en iyi bir bakıcı yapacaktır.

Devamını Oku
Psikolojide Yansıtma Nedir?

Psikolojide Yansıtma Nedir?

Psikolojik projeksiyon dediğimiz yansıtma kavramı ilk SİGMUND FREUD tarafından kullanılmıştır. Anlamı ise;Kişinin istemediği düşünceleri ya da davranışları karşı tarafta varmış gibi gösterme HASTALIĞIDIR. Evet bu bir hastalıktır ve genellikle bu hastalık narsistik kişilik bozukluğu taşıyan insanlarda görülür.Günlük hayatta ise savunma mekanizması olarak kullanılır. Kendini başkalarında görme olarak da sergilenir.HASTALIK OLARAK YANSITMABu kavramın içine suçu başkasına atmak, kötü durumdan sıyrılmaya çalışmak, istemediği sonuçlara sebebiyet vermeyi kabul edemeyiş vb. davranışlar girer. Şu tarz davranışlar sergilerler;Narsist bir insanı kaba ve anlayışsız davranışlarından dolayı suçladığınızda bunun sebebinin tamamen siz olduğunuzu, her şeyi çok abarttığınızı çok büyük bir özgüven ve rahatlıkla söyleyecektir ama asıl sebep kendisinin suçlu olması ve olayları gereğinden fazla abartması sonucu kaba ve anlayışsız tavırlarının ortaya çıkmasıdır.Ya da bir iş ortamında narsist bireyin toplantısı çok kötü geçmiştir sebebi kendisi asla olamaz. İşi alamayışının hırsını herkesi etrafına toplayarak, tek tek ortada var olmayan hakarete dayanan yüzleşmeler yapar ve kendini öyle rahatlatır.SAVUNMA MEKANİZMASI OLARAK YANSITMAFarkında olmadan sergilediğimiz, otomatik savunma mekanizması olarak kullandığımız yansıtmalardır. Örneğin;Bir adamın iş yerinde patronundan azar işitmesi üzerine sinirlenip duvara yumruk atması.Birinin sizden nefret ettiğini düşünmenizin sebebi aslında sizin o kişiden nefret etmenizin sonucu olması.Okulda başarısız olan bir öğrencinin başarısızlığını ona çalışma ortamı sağlamayan anne babasına atması, ya da sınavdan önce moralini bozan arkadaşına atfetmesi gibi.Çevrenizdeki problemleri düşünün. Ne kadarı gerçek problem? Ne kadarı sizin beyninizin oluşturduğu yansıtmalar? Problemlerin ne kadarı gerçek problem? Ne kadarı yüzleşemediğimiz etrafımızda var ettiğimiz problemler? Gerçekçi olun aradaki farkı göreceksiniz.

Devamını Oku
Gülümseyin, Çekiyoruz!

Gülümseyin, Çekiyoruz!

Gülümsemek, şu aralar toplumda ihtiyaç duyduğumuz en acil duygu. Dışarı çıkıp bir bakın. Gülümseyerek gezen kaç tane insan var? Herkes kendi işlerini halletmek ile, bir yere yetişmekle meşgul. Kimsenin kimseyi fark edecek hali kalmamış. Bırakın gülümsemeyi, somurttuklarının bile farkında değiller. Yanlışlıkla göz göze gelseniz, hızla kafasını çevirip bu bana niye baktı şimdi gibi düşüncelere dalarlar.Biraz da Avrupa ülkelerinden bahsedelim. Onlardaki gülümseme ahlakından. Yurtdışına çıkanlar bu duyguyu bilirler. Özellikle Türklerin en çok şaşırdıkları olaylardan biri de insanların sürekli onlara gülümseyerek merhaba demeleridir. Yurtdışına ilk çıktığımda buna ben de çok şaşırmıştım. Ama çok hoşuma gitmişti, takdire şayan bir davranıştı. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan, insanları tanımadan, sadece insan olduğu için hatırı olan bir merhabaydı.Ne kadar olgunca ne kadar sıcak bir davranıştı. O ülkeye gezmeye gitmişsiniz ve hiç kimseyi tanımıyorsunuz, birçok yeri de bilmiyorsunuz ve herkes size evine gelmiş misafir edasında gülümseyerek hoş geldin diyor. Kendinizi daha mutlu ve daha özgüvenli hissediyorsunuz ve yüzünüzde sebepsiz bir mutluluk ifadesiyle geziyorsunuz.Bence bu davranışı sergileme en çok biz Türklere yakışır. Biz de misafire verilen değer, insanlara yardım etmeyi aşılama duygusu, dertli insanların derdiyle dertlenme ve onların yaralarını sarmaya çalışma çabası başka hiçbir yerde olamayacak kadar yoğunken belki de en çok somurtan toplum biziz. Bu çelişkiye birimizin dur demesi gerekmez mi?Bilim adamları insan vücudunun hareketlerini sağlayan 600’ün üzerinde adale olduğunu söylüyor. Ve yüzümüzü asmak için kullandığımız adale sayısı 43 iken gülümsemek için sadece 17 adale kullanmamız yeterli oluyor.Gülümsemek için bir fotoğraf çekmeye, komik bir olay yaşanmasına, sizi mutlu edecek bir hediyenin gelmesine, başarı elde etmeye gerek yok. Aslında hiçbir sebebe gerek yok. Sadece sizin siz olmanıza gerek var.Kendiniz için GÜLÜMSEYİN! Hayatta var olduğunuz için! Doğanın güzelliklerini görebilecek gözünüz, baharın sesini, kuşların cıvıltılarını duyabilecek kulağınız olduğu için GÜLÜMSEYİN!

Devamını Oku
Doğru Ebeveyn Tutumu Nasıl Olmalıdır?

Doğru Ebeveyn Tutumu Nasıl Olmalıdır?

Bugün size birkaç çeşit ebeveyn tipinden ve farklı farklı tutumlardan bahsedeceğim. Bu tutumları belki farkında olarak belki de farkında olmadan sergiliyorsunuzdur. E tabi sergilediğiniz tutum ve davranışa göre de çocuğunuzun ahlaki ve dünya değerleri değişecektir. Ona göre kendinde bir kimlik ve karakter oluşturacaktır.Eğer çocuğunuzu büyütmekte zorlanıyorsanız belki tutumlarınızda bir sorun vardır.İsterseniz başlayalım bakalım siz hangisisiniz?Çocuk eğitiminde 2 ana madde vardır. Birincisi duygusal destek ikincisi kontrol etme yani kurallar.Eğer çocuğunuza aşırı duygusal destek veriyor aynı zamanda da kontrol yetkiniz çok düşükse yani çok özgür bırakılan ve hep pohpohlanan bir çocuk var ise siz AŞIRI İZİN VERİCİ EBEVEYN kategorisine giriyorsunuz.Eğer düşük düzeyde kontrolünüz varsa ve aynı zamanda da duygusal desteğiniz de düşükse yani çocuğunuzun bütün gün ne yaptığından bihaber olmakla beraber onu sarıp sarmalama konusunda da eksikseniz siz İHMAL EDEN EBEVEYN kategorisine giriyorsunuz.Eğer düşük düzeyde duygusal destekle beraber yüksek düzeyde kontrolünüz varsa yani sürekli onu yönetip emirler görevler verip, duygusal manada da tatmin etmiyorsanız siz OTORİTER EBEVEYN kategorisine giriyorsunuz.Eğer yüksek düzeyde duygusal destek verip yüksek düzeyde de kontrol ediyorsanız yani neyi neden istediğinizi onu sevip sayarak ifade ediyor ve olması gereken kuralları beraber mantık ve muhakeme çerçevesinde ifade ediyorsanız o zaman siz YETKİN EBEVEYN kategorisine giriyorsunuz.İstediğimiz ve olması gereken yetkin ebeveyn modeli. İnceleyin bakalım siz hangi kategoridesiniz.Eğer;– Yanlış giden şeyleri fark ettiyseniz ve değişmek istiyorsanız psikolojik destek için,– Yardıma ihtiyacınız varsa ve tek başınıza halledemeyeceğinizi düşündüğünüz durumlarda da her türlü bakıcılık ve evde hizmetler için yanınızda olduğumuzu unutmayın.

Devamını Oku
Demanslı Hastalara Nasıl Davranmalıyız ?

Demanslı Hastalara Nasıl Davranmalıyız ?

Demanslı hasta bakımında öncelikle demansın derecesi önemlidir. Hastanın yaşı, öyküsü, fiziksel, biyolojik ve psikolojik durumunun da önemli olduğu gibi. Ama bunların yanında takip etmeyi atlamamanız gereken en önemli şey demansın derecesi ve boyutudur.Aşağıda demanslı bireylere nasıl yaklaşmanızla alakalı birkaç bilgi sunacağız:Özellikle hafif ve orta dereceli demanslarda hastanın bakımı mutlaka evde yapılmalıdır. Çünkü bir yaşlıyı sürekli olarak hastaneye yatırmak ya da yaşlı evinde yatmasını sağlamak hastalığının artmasına ve var olan yetilerin hızla kaybolmasına sebebiyet verecektir.Mümkünse bilindik ve sürekliliği olan bir çevrede yaşamını sürdürmelidir. Çünkü yaşam dönemindeki çevresel değişikliklere adapte olmada zorluk yaşayacaklarından hastalıkla alakalı olumsuzluklara sebebiyet verebilir.Hastanın bakımını yapacak olan kişi hastanın yaşadığı ortamda güvenli çevre koşulları oluşturmalıdır. Bu hastalar yerinde duramayabilir kazaya sebebiyet verecek durumlar ortadan kaldırılmalıdır.Hasta konuşmakta ve kendini ifade etmekte zorlanabilir bu yüzden sürekli yanlış kullandığı kelimeleri düzeltmeye çalışılmamalı bu kendisini kötü hissetmesinden başka bir işe yaramayacaktır.Çatışmalardan kaçının. Hatta çatışmaya yol açacak durumlarda dikkati başka yöne çekmeye çalışın ve özenli bir biçimde yapın bunu. Çünkü mantıklı anlaşmaları anlayamayacaklardır.Tüm bu eksikliklerine rağmen saygılı ve onurlu davranma ve erişkin olarak ciddiye alınma hakları olduğunu da unutmayalım.Son olarak onların dünyasına girmeyi deneyin. Çünkü hiçbir demanslı hayatta yaptıkları hatalar ya da kendi seçimlerinden dolayı demanslı olmadı. Ve hiç kimsenin demanslı olmayacağının garantisi yok. Bu yüzden birçoğunun yaşlı ve hasta olduğu demanslı bireylerin bakımlarını yaparken psikolojik ve ruhi hassasiyetlerini ve doyumlarını da göz ardı etmemenizi tavsiye ederim.

Devamını Oku
Sosyal Medya ve Aile Hayatımıza Olan Etkisi

Sosyal Medya ve Aile Hayatımıza Olan Etkisi

Teknoloji ve sosyal medyanın hayatımızı ne kadar kolaylaştırdığını ve birçok faydası olduğunu biliyoruz. Saymakla da bitiremeyiz. Ama bilmediğimiz ya da bilsek de umursamadığımız önemli bir nokta var ki o da akıp giden hayatımızda kaçırdıklarımız ve kaybettiklerimiz.BUNLARDAN EN ÖNEMLİLERİÇocuklarımızın dönemsel evreleri. Sürekli çocuğumuzu ekrandan izliyoruz. Yanımızda canlı canlı anını yaşayabilme ve yaşadığımız andan keyif alma imkanımızı elimizle itip hemen çocuğumuzu çekelim, insanlara gösterelim diye 5 inç ekranlardan izliyoruz yanıbaşımızdakini.Çocuğumuzun bizimle olan iletişim çabasını görmezden geliyoruz. Eteğimizi çekiştiren anne bak diye seslenen çocuğumuza, bir dakika çocuğum işim var diyoruz. Bu arada da sosyal medyada başka çocukların videolarını beğenerek kendi çocuğumuzu ihmal ediyoruz.Bir anı sırf deneyimlemek için, zevk almak için yaşamak yerine, sosyal medyaya uzun zamandır hikâye atmadım şuraya gidelim de bir hikâye atalım diye yaşıyoruz. Ve sonra istemeden ve farkında olmadan gösterişe önem veren, insanların bakış açılarını kendimize çekme ve beğenilme duygularının esiri oluyoruz.Var olanla yetinemiyoruz. Eşimizden, çocuğumuzdan hatta kendimizden var olan durumu aşan, problemlerin doğmasına sebebiyet veren olur olmaz şeyler istiyoruz, hatta diretiyoruz.Toplumun akışına kendini kaptıran, sormadan, sorgulamadan, süzgeçten geçirmeden her akımın içine kendini atma çabası içinde yaşıyoruz.Eşsiz, herkesten farklı bir aile olmak, parmakla gösterilen, bu çağda bu kadar organik kalmayı becerebilen bir aile olarak yaşamak varken, sıradan bir aileye dönüşme çabası neden?Teknolojiyi kullanalım, sosyal medyanın avantajlarını da kullanalım ama değerlerimizi, sevdiklerimizi, sorumluluklarımızı bu yola heba etmeyelim.

Devamını Oku
Subliminal Mesajlar ve Çocuğunuz

Subliminal Mesajlar ve Çocuğunuz

25.kare olarak da bilinen subliminal mesajlar genellikle kitle iletişim araçları kullanılarak hayatımıza belli hedefler doğrultusunda sızdırılmış ve yerleştirilmiştir. Bazı ticari firmalar masumane amaçlar için kullansalar da birçok kurum, kuruluş ve yapıt incelendiğinde birçoğunun ahlaki değer ve psikolojiyi bozma amaçlı yapıldığını görmekteyiz.Örneğin bazı içecek firmalarının sinema karelerine gözle görülüp fark edilemeyecek kadar hızlı yerleştirilen patlamış mısır ye kola iç yazıları beyinde bu yiyecek ve içeceklere karşı bir istendik komut oluşturur ve bu komut ancak onların tedarik edilmesiyle durur. Burada amaç o yiyecek ve içeceklerin satışlarının artırılmasıdır.Ama, çocuklarınızın tehlike altında olduğunu söylemek zorunda olduğumuz bir konu var ki o da subliminal mesajların çizgi filmler, bilgisayar oyunları gibi bilinçaltına siber saldırıyla maruz bırakılması durumudur. Bu durum hipnotik bir süreç içerisinde çok hızlı yansıtmalarla bilinçaltına yerleştirilme olarak açıklanabilir.Ortaya çıkan kötü etkileri ise;SaldırganlıkKorkuŞiddete eğilimCinsel dürtülerin artmasıKötü alışkanlıklara meyilBağımlılıkBunlar sadece en yaygın etkileri, intihara kadar giden hatta dini inançları yok etme ya da sapık inanışlara yönlendirme amaçlı şarkılar ve programlar da mevcut.Bu yüzden çocuk eğitiminde çocuklarınızı yalnız bırakmayın. Onların teknoloji adına kullandıkları her aleti bilmeli, deşarj olma adına geçirdikleri her teknolojik dakikayı kontrol altında tutmalı, aynı zamanda da onda olumsuz etkilerin farkında olup en kısa sürede bu etkiyi ortadan kaldırmalısınız.Bu kadar yoğun ilgi ve alakayı gösterecek vaktiniz yoksa, mutlaka yardım almalısınız. Bu bebek bakıcısı, çocuklarınıza yardımcı abla ya da evde bakım hizmetlerini yapacak yardımcı bir bayan olabilir. Güvendiğiniz birine bu hassasiyeti kazandırarak çocuğunuzu sevgiyle takip etmesini sağlamalısınız.

Devamını Oku
Huzurevi ve Hüzünevi

Huzurevi ve Hüzünevi

Huzurevi kavramı, yaşlıların bakıma muhtaç hale gelmelerinden kaynaklı, aile ve arkadaş çevrelerinde yaşanan sosyal sorunlarını çözmek amacıyla oluşturulmuştur. Aile içinde yaşanan çatışmalar, bakım ve hastalıklarla alakalı maddi-manevi yetersiz olmaları onları bu alternatife itmiştir. Böylece kentsel yaşamın bir gereği haline gelmiştir. İlgili bakanlıklarca açılan huzurevlerinin esas amacı yaşlıların geri kalan yaşamlarını huzurlu ve mutlu geçirmeyi sağlamaktır.Ancak bakıma muhtaç teyze ve amcalarımızla diyaloğa girdiğimizde huzurevinin onlar için hüzünevine dönüşebildiğini görüyoruz. İlk zamanlar oraya ümitle gidiyorlar. Yaşadıkları sıkıntılardan kurtulacaklarını güzel arkadaşlıklar edinebileceklerini ve hayata tekrar bağlanacaklarını ümit ediyorlar ama bir süre sonra kendilerini eksik hissetmeye başlıyorlar. Torunlarını özlüyor, dışarda vakit geçirmek istiyor, kalabalık ve mutlu aile sofralarının içinde hayal ediyorlar kendilerini.Birçok Avrupa ülkesiyle kıyasladığımızda bizim huzurevlerimizde çalışan personellerimizin örf adetlerimiz, büyüğe saygı, sevgi ve hürmet duygularıyla yetişmiş olması açısından çok yüksek farklar olduğunu biliyoruz. Teknik olarak bakıldığında kendi bakımını sağlayamayan günlük yaşamını sürdürmekte zorlanan yaşlılarımız için huzurevi bir alternatif olarak düşünülse de vicdani olarak buna çok da normal bakamayacağımı belirtmek isterim.Çünkü huzurevine bıraktığımız yaşlılarımız bir zamanlar yanlarından ayrılmadığımız eteğine yapıştığımız anne babalarımız.Onlar bir ömürlerini bizim ayağımızın altına sererken, bizim için yaşarken bakıma muhtaç haline gelen yaşlılarımıza bakmak bize yükümlülük olarak gelmemeli.Evet bizi aşan ağır durumlar olabilir ama onları bir binada yaşamaya bırakmak ve sınırlı insanlarla iletişim kuracakları bir ortamda yaşamak zorunda bırakmak yerine ona sevgi, saygı ve hürmetle bakabilecek, tecrübeli ve deneyimli birçok bakım hizmeti veren emin ellere emanet etmek çok daha iyi olacaktır.Böylelikle yanlızlığa terkedilmiş duygusunu hissetmeyecek ve sizinle, aile ortamından, hayattan dışlanmadan, soyutlanmadan fiziksel, biyolojik ve psikolojik yaşadığı birçok hastalıkla başa çıkabilmeyi çok daha rahat başaracaktır.

Devamını Oku
Yaşlılarda Ölüm Korkusu

Yaşlılarda Ölüm Korkusu

YAŞLILARDA ÖLÜM KORKUSUNUN NEDENLERİ VE GETİRDİKLERİÖlüm, hayatın acı gerçeği olarak bilinse de birçok durumda ölümü ister hale gelinebildiğine de şahit olanlarımız vardır. Küçükten büyüğe herkes ölümü duyar, bilir, kullanır ama hiç kimse tam anlamıyla kendine yakıştıramaz.Yaşımız ilerledikçe ise yavaş yavaş yolun sonuna doğru gidiyor olmak, sona yaklaştıkça bizde bazı korkulara sebebiyet verir. Bu işin sırasının olmadığını herkes bilir ama artık 70’li yaşlar, 80’ler, 90’lar derken kaçınılmaz sona geldiği duygusu ortaya çıkarır bu korkuyu. İnsan hep bilmediğinden korkar ya. Ölüm de öyledir işte bilmediği için korkar insan.Genç insanlarla yaşlı insanların ölüm korkusu kaygı düzeyleri aynı değildir. Çünkü gençler aktiftir, yapacakları çok şey vardır. Hayalleri onları hayata bağlar. Ama yaşlılar birçok şeyi yapmıştır. Birçok adrenalinin tadına bakmış ya da ulaşmak istediği çoğu şeye giden yolu onlarca kez denemiştir. Hayattan beklentisinin kalmaması tetikleyici sebep olmakla beraber ölüm korkusunu tetikleyen en büyük sebepler şunlar olmuştur;Çocukların büyümesi, hayatlarını kurması, evden tek tek gitmesi, hatta üstüne de eşlerden birinin vefat etmiş olması, yaşanan mutsuzluklar ve YANLIZLAŞMA.Aslında çoğu psikolojik hastalık ve rahatsızlıkların altında hep yalnız kalınmışlık vardır. Hayat sizi bir şekilde yanlızlığa itiyorsa, sizi bu durumda bırakmak istemeyen evde yaşlı bakım hizmetleri veren, yaşlılara değer veren anlayışla çalışan yerlerden yaşlı bakım desteği alabilirsiniz.Böylelikle evde bir ses, bir hareket size hayatın hala devam ettiğini hatırlatacak ve sizin yalnız olmadığınızı size gösterecektir.Çünkü bazen dışardan bir el sıcacık gelir ve hayatınızda donan bütün duygularınızı bir anda ısıtabilir.Önemli olan ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımızdır. O yüzden kaliteli insanlarla, kaliteli zamanlar geçirmeniz dileğiyle.

Devamını Oku
1 2 ... 17 18 19 20 21 22 23 ... 31 32
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al