Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

Çocukların IQ Seviyelerine Bakıcıların Etkisi

Çocukların IQ Seviyelerine Bakıcıların Etkisi

Bakıcı kavramı özellikle yabancı bakıcılar; eskiden refah seviyesi çok yüksek olan ailelerin evlerinde, çocuklarının adab-ı muaşeret ve dil öğrenimleri sebebiyle olmazsa olmazlarıydı. Günümüz itibariyle ise insanların ihtiyaçları haline dönüştü. Ve etrafımızda görüyoruz ki yabancı bakıcılar çok yaygın. Sizin de bildiğiniz üzere her insan ayrı bir dünyadır ve her dünya ayrı bir ufuk açar. Evlerinizdeki yabancı bakıcılarınızın özelliklerini keşfedin, onlara sadece çocuklarınızın yeme-içme aktivitelerini emanet etmeyin. Onların içindeki farklılıkları, sanatsal becerilerini ve dil yeteneklerini tespit edin ki; çocuğunuz aynı zamanda multi-kültürel bir insana dönüşsün. Size küçük bir ipucu verelim. Mesela;DİL YETENEKLERİEğer bakıcınız yabancı bir dile çok hâkimse ve onun o dili doğru bildiğinden eminseniz mutlaka çocuğunuzla yabancı dilde konuşmasını sağlamalısınız. Bu size ilk başta endişe verici olabilir ama endişelenmenizi gerektirecek bir şey yok. Çünkü siz ve babası, kardeşleri, etraftaki diğer bütün insanlar kendi dilinde konuşuyor olacağından çocuğunuzun ana dilinde bir problem olmayacaktır. Çift dil bilen çocukların IQ seviyeleri bilmeyenlere oranla daha yüksek olduğu araştırmalarca tespit edilmiştir. Çünkü yabancı dil öğrenmek beyni geliştirir ve güçlendirir.SANATSAL YETENEKLERSanatın insan hayatına olan etkisi ve problem çözme becerisine kattığı değer şüphesiz ki tartışılmazdır. Ve her toplumun kendine has sporu vardır. Tıpkı bizde güreşin, Uzakdoğu’da tekvandonun, Brezilya’da futbolun olduğu gibi. Bakıcılarınızın da sanatsal ve sporsal yetenek ve becerilerini keşfedip, çocuğunuza aktivite olarak sunmasını sağlayın. Biz mesela öfke problemi yaşayan insanlara bazı spor aktivitelerini tavsiye ediyoruz ya da okul döneminde başarısızlık yaşayanlara. En çok da küçük yaşlarda sosyal becerileri gelişmemiş, diğer çocuklarla anlaşamayan ailelere tavsiyelerimiz çocuklarını mutlaka sanatsal faaliyetlerin olduğu bir kursa yazdırmaları. Böylelikle beynimizde bulunan yaklaşık 9 tane zekâ çeşidinden tutabildiğimiz kadarını aktif tutup çocuğun motor ve zekâ beceri oranını yüksek tutmaya çalışıyoruz. Siz de farklı kültürlerdeki hareketlilikleri hayatınıza adapte etmeye çalışarak çocuğunuzun dil zekâsını, sanatsal zekâsını ve spor zekâsını eşzamanlı bir şekilde aktif tutarak çocuğunuzun IQ seviyesini yükseltebilirsiniz. Ve emin olun bu en çok sizin işinize yarayacaktır.BU NEDENLE ELİNİZDEKİLERİN DEĞERİYLE, EN DEĞERLİNİZE DEĞER KATMANIZ DİLEĞİYLE…

Devamını Oku
Oyuncakçılarda Çocukları Doğru Yönlendirecek 5 Madde

Oyuncakçılarda Çocukları Doğru Yönlendirecek 5 Madde

Çocuklarımızın girdiklerinde kendilerini kaybettikleri yer hepimizin bildiği gibi OYUNCAKÇILARDIR. Tıpkı bayanların alışveriş merkezlerinde, beylerin de galeriler, spor ya da hobi mağazalarında olduğu gibi. Herkes kendilerini zevklerine uygun ortamlarda bulunca değişik değişik tepkiler verebilir.PEKİ, SİZCE NEDEN BAZI ÇOCUKLAR SAKİN SAKİN GEZERKEN, BAZILARI DA BİR ORAYA BİR BURAYA HIRÇINCA SALDIRIYOR?Bunun cevabını siz yazının sonunda kendiniz bulacaksınız. Şimdi hangi davranışlar yanlış, hangileri doğru biraz maddeleyelim:Oyuncak mağazasına sadece oyuncak alınacağı zaman girmek yanlış, şartlar müsaitse, vakit sıkıntısı yoksa çocuk oyuncakçıya girmek istiyorsa, istediği her zaman girmek doğru.Oyuncakçıya girerken acaba pahalı bir oyuncak mı alacak, nasıl çabuk çıkartırım, ağlamadan nasıl çıkarız gibi kafanızın içindeki endişe balonları ile girmek yanlış, onun içeriye girerken hissettiği heyecan ve mutluluğu, çocuğunuzla dokunsal olarak paylaşmak doğru.Çocuğunuz eline alıp incelediği her oyuncağa elleme kızım, evet boşver şunlara bak oğlum gibi sürekli direktifler vermek yanlış, elindeki oyuncağın özelliklerini beraber keşfedip eğlenerek vakit geçirmek doğru.Her gördüğünü satın almak isteyen çocuğa tepkili davranmak ve hayır demek yanlış, oyuncakçıyı gezerken beğendiği her oyuncağı size vermesi ve gezme bittikten sonra beraber tek tek konuşup oyuncakları eleyerek ortak istenilen oyuncağı almak doğru.Maddi durumunuz o an oyuncak almanıza müsait değilse, sadece bakacaksın hiçbir şeyi almayacağız bak yoksa girmeyiz demek yanlış, o oyuncağın fotoğrafı çekilip, aklımızda kalsın müsait olduğumuz ilk zamanda alacağız demek doğru.Bu tarz çözüm yollarıyla çocuğunuz sizin rahat ve mutlu olduğunuzu gördüğü için o da sakin olacaktır.Aslında çocuk gelişiminde kilit nokta ve her kriz anında kilidi açacak nokta şudur; çocuğunuzun da düşünen, yaşayan, isteyen, sinirlenen, öfkelenen ya da heyecanlanan kendince hedef ve planları olan bir İNSAN olduğunu unutmamak. Nasıl etrafımızdaki insanlara ya da eşimize, anne-babamıza yanlış anlar, kalbi kırılmasın diye hassas ve dikkatli davranıyorsak çocuklarımıza da böyle davranmalıyız.AMA ABARTMADAN VE ÇOCUKLARIN BUNU KULLANMASINA İZİN VERMEDEN…Yine de birçok şey denediyseniz ve bu oyuncak meselesi kriz haline dönüştüyse, davranış bozuklukları konusunda uzman bir psikologdan yardım almanızı tavsiye ederiz.

Devamını Oku
Bakıcı mı? Yoksa Kreş mi?

Bakıcı mı? Yoksa Kreş mi?

Çalışmak zorunda olan birçok annenin kararsız kaldığı bir noktaya değinmek istiyorum. Doğumdan yaklaşık 1 yıl sonra çoğu anne çocukları için bir arayışa giriyor. Önce güvenilir bi aile dostuna emanet etmeyi tercih ederken bebekleri büyüdükçe kreş ya da bakıcı arayışına giriyorlar. Önce bakıcı, sonra olmadı kreş,  kreşte hasta oldu tekrar evde bakıcı derken çocuklar deneme tahtasına dönüyor. Her uzmanın kendine göre görüşü olsa da hepimizin ortak noktası 2 yaşına kadar çocuğun anneden ayrılmaması yönünde.PEKİ, 2 YAŞINDAN SONRA?Gelin bu konuyu beraber inceleyelim.KREŞ SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER NELERDİR?2 yaşından 3 yaşına doğru çocukta özerklik dönemine yavaş yavaş geçilir. Sosyal olması önemlidir ama seçeceğiniz kreş, her sınıftaki çocuk sayısı, öğretmenlerin ilgileniş tarzları ve sınıftaki çocukların hal ve hareketlerini iyice analiz etmeden çocuğunuzu bi kreşe yazdırmayın derim. Hem bi anne hem de bir psikolog olarak bu yaş grubundaki çocuklarınızı 6-7 kişiden fazla gruplara koymamanızı tavsiye ederim. O da 2 öğretmen şartıyla tabi.Temizlik, hijyen ve yemek de çok önemli.Aynı zamanda çocukların gün içerisinde oksijen ve gün ışığı alabilecekleri oyun alanlarının olması gerekir. Bazı kreşlerin oyun alanları da kurumun içinde oluyor ve çocuklar hep iç içe yaşamak zorunda kalıyor.Maalesef çoğu ailenin yaptığı ortak bi hata var. Evlerine en yakın olan okula gidip ücret konusunda anlaşıp tokalaşmak ve ertesi gün çocuğu kreşe bırakmak. Çocuklarımızın dünyalarını bi düşünürse yaptığımız çok acımasızca. Siz bi anda hiç bilmediğiniz bi ortamın içinde kendinizi bulsanız, eminim ki siz de hemen hemen aynı duyguları hissedersiniz. O yüzden kreş seçimine özen göstermelisiniz.BAKICI SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER NELERDİR?2 yaşından sonra eğer bakıcıyla devam etmek isterseniz mutlaka sizin sıcaklığınızı ve şefkatinizi verecek güvenli birini bulmak ilk şartınız olmalı. Çünkü çocuğunuz hala sevgiye ve ilgiye muhtaç.Hangi bakıcıyla devam etmeye karar verdikten sonra bakıcıyla birlikte siz de en az bir 4 aylık süreçte beraber olmalısınız ki çocuğunuzda terkedilmişlik hissi oluşmasın. Çocuğunuz sizin yanınızda bakıcısına daha iyi alışacaktır ve kendini güvende hissedecektir. Böylelikle bakıcı da sizin eğitim ve sevgi tarzınızı öğrenip çocuğunuza alıştığı ilgi ve alakayı verecektir.Çocuğunuzun bakıcıya alıştığını ve onunla kalmaktan zevk aldığını iyice tespit ettikten sonra ayrılmanızın ve rahatlıkla işe gitmenizin vakti gelmiş demektir.Daha sonra yavaş yavaş bakıcınızın çocuğunuzu sosyal ortamlara alıştırmasını sağlayın. Günlük bi saatlik oyun evlerine, yarım gün anne-bebek aktivitelerine gibi.Böylelikle çocuğunuz hem anne şefkatinden mahrum kalmamış olacak, hem de doğayla ve akranlarıyla güven ortamı içinde sağlıklı bir sosyalleşme süreci geçirecektir.Hepinize sağlıklı ve mutlu iletişimler dilerim.

Devamını Oku
Sosyal Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Sosyal Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Sosyal anksiyete bozukluğu yani halk arasında bilinen diğer adı ile sosyal fobi, kişinin sosyal ortamlar içerisinde kendini rahatsız hissetmesi, kontrol edilemez ve şiddetli şekilde rezil olacağı ve yargılanacağı korkusuna kapılması gibi duyguları içeren bir kaygı bozukluğudur. Durumun Sosyal Anksiyete Bozukluğu olarak tanımlanabilmesi için, yaşanan korkunun ve kaçınmanın 6 ay ve üzeri süre ile devam ediyor olması gerekmektedir. Bir diğer önemli nokta ise, kişinin her türlü sosyal ortamda aynı şiddette kaygıyı yaşıyor olmasıdır. Ayırt edici bir diğer nokta için ise, korkunun sadece toplum içinde bir konuşma yapılacağı ya da performans sergileneceği zaman ortaya çıkıp çıkmadığının kontrol edilmesi gerekmektedir.Eğer;Başkalarının sizin hakkında ne düşündüğüne çok fazla önem veriyorsanız ve bu düşünceler sürekli olarak zihninizi kurcalıyorsa,İnsanlarla iletişim kurarken sürekli olarak zihninizde yanlış bir şeyler söylememek için hazır şablonlar bulunduruyorsanız,Yabancılarla konuşmaktan, yeni ortamlara girmekten, sosyal ortamın içerisinde yer almaktan şiddetle kaçınıyor ve bu tarz ortamlara girmemek için elinizden geleni yapıyorsanız,Sosyal hayatın içinde yaptığınız ufak hataları sürekli olarak zihninizde yaşatıyorsanız,Sosyal ortamlara ya da etkinliklere karşı duyduğunuz korku çarpıntı, mide bulantısı, el ayak titremesi şeklinde fiziksel etkiler gösteriyorsa,Hayatınızın her anını sosyal ortamlardan kaçınarak yaşamaya çalışıyorsanız ya da korkunuz hayatınızı şekillendirmeye başladıysa,mutlaka bir uzmandan yardım almalısınız!Tüm bu belirtiler sosyal anksiyete bozukluğunun habercisi olabilir ve kontrol altına alınıp, tedavi edilmez ise ilerleyen dönemlerde hayatınızı kabusa çevirebilir. Sosyal Anksiyete Bozukluğu hem ilaç tedavisi hem de psikoterapi ile desteklendiği zaman kısa sürede çözülebilmektedir. Tedavi süresi ortalama olarak 8 ile 12 ay arasında sürmektedir.Sosyal Anksiyete Bozukluğu hakkında bilmeniz gerekenler:Sosyal fobi yaşayan bireyler, topluluk içinde konuşma yapmak, umumi tuvaletleri kullanmak, telefon konuşması yapmak, toplum içerisinde yemek-içmek, toplantılara ya da partilere katılmak, başkalarının önünde soru sormak, yazmak, çalışmak gibi tüm sosyal içerikli aktivitelerden / davranışlardan kaçınırlar.Sosyal ortamlara maruz kaldıkları durumlarda çoğunlukla, şiddetli baş ağrısı, mide bulantısı, kalp çarpıntısı, el-ayak terlemesi/titremesi, terleme, yüz kızarması gibi fiziksel belirtiler yaşarlar.Sosyal anksiyete çoğu zaman tek başına görülen bir rahatsızlık değildir. Panik atak, depresyon gibi diğer zihinsel rahatsızlıklarla bağlantılı olarak ortaya çıkabilir.Sosyal Anksiyete’nin psikolojik, çevresel ve biyolojik nedenleri olabilmektedir.Rahatsızlığın görülme yaşı değişkenlik göstermek ile birlikte ağırlıklı olarak 10-18 yaş arasında daha sık rastlanmaktadır.Sosyal Anksiyete Bozukluğu ile ilgili olarak başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi edinebilirsiniz. Örneğin, yararsız düşünce şekillerine karşı mücadele, nefes egzersizi, korkularla yüzleşme gibi yöntemlerle sosyal fobinizle yüzleşebilirsiniz.Kaygılarınızın üstesinden gelebilmenizin en etkili yolu, kaçınmak yerine korkularınızın üzerine giderek onlarla yüzleşmektir. Kaçınma devam ettiği sürece, korkularınız hayatınızı ele geçirecektir. Mükemmel olmaya çalışmadan, içinde bulunduğunuz ana odaklanmak ve kendinize güvenmeniz bu süreçte faydalı olacaktır.

Devamını Oku
Hemşirelik Hizmetleri

Hemşirelik Hizmetleri

Hemşirelik Hizmetleri Yönetmeliğinin belirlediği yöntem, hedef, nizam, yönetmelik ve ölçüler doğrultusunda hemşirelik bakımının sağlanması, geliştirilmesi hizmetlerinin yönetimi ve denetimini sağlayan kişidir.Hastanın bakımını yaparken, insanların teneffüs, beslenme, ifna gibi temel ihtiyaçlarını dikkate alır. İlaç teminini sağlamak, iğne yapıp serum takmak, bandajlama ve tansiyon ile vücut ısısını ölçmek Hemşirelik Hizmetleri vazifelerinin arasındadır.Hemşirelik Hizmetinin sorumluluk alanlarını 4 ana başlık altında toplamamız mümkündür.Birinci İşlevi: Bireye, aileye ya da topluma koruyucu, geliştirici, tedavi ve rehabilite edici amaçlar ile hizmetlerin götürülmesi ve bu hizmetlerin yönetiminin sağlanmasına yardımcı olmak.İkinci İşlevi:  Hastalar veya hizmet sunumu yapılanlar ile birlikte sağlık personelinin eğitiminin sağlanması.Üçüncü İşlevi: Görev alanında sağlık bakımı ekibi içerisin de etkin bir şekilde rol almak.Dördüncü İşlevi: Gerek eleştirel düşünce gerekse araştırmalar yolu ile hemşirelik uygulamalarının geliştirilmesinin sağlanması.Hemşirelik eğitimi alan kişiler hemşirelik hizmetini hasta, sağlıklı, yaşlı, genç, zengin, fakir tüm insanların bulunduğu her ortamda ve alanda hizmet verme zorunlulukları bulunmaktadır. Kişilerin ruhsal ve bedensel olarak bu mesleğe hazır olması sonrasında da hemşirelik eğitiminin gerekliliklerini yerine getirmesi, hem kendi gelişimi hem de hizmet vereceği hastalar için oldukça önemlidir.Hemşire, eğitim sırasında kendine gösterilen ve öğretilen bilgileri uygulama sırasında hatasız yapmak zorundadır. İnsan sağlığının ele alındığı bir alanda hemşirelik hizmeti veren personellerin sağlık durumlarının korunması açısından da oldukça önemlidir.İnsan kaynakları sektöründe 2006 yılından bu yana İstanbul’da hizmet veren ve bu hizmeti yeni markası altına taşıyan Kalite İnsan Kaynakları, siz değerli müşterilerimize İŞKUR güvencesiyle Hemşirelik Hizmetleri portföyündeki güvenilir, tecrübeli ve işinde uzman hemşirelerimiz ile hizmet vermekteyiz.

Devamını Oku
Evlenmeden Önce Konuşun

Evlenmeden Önce Konuşun

EVLENMEDEN ÖNCE PARTNERİNİZ İLE MUTLAKA KONUŞMANIZ GEREKEN 5 ÖNEMLİ KONUEvlilik, bir birini seven iki bireyin birleşmesinin yanı sıra beraber çıkılan yeni bir yolculuğun da başlangıcıdır aynı zamanda. Bu yolculuğa çıkmadan önce bireylerin bir birlerini tanımaları, ilerleyen dönemde hayatlarını etkileyecek önemli konuları önceden konuşmaları, bir birlerine karşı açık ve net olmaları oldukça önemlidir.Genelde sahip olunan yanlış algı çiftlerin yalnızca bir birleri ile aynı düşüncede, inançta olurlarsa anlaşabilecekleri yönündedir. Oysa her insanın biricik olduğunu düşündüğümüzde bu durum oldukça hayalî kalmaktadır. Partneriniz ile bire bir aynı olmanız mümkün değildir ki aynı olmamız aslında en doğru ve sağlıklı olandır. Ancak bazı durumlarda ortak paydada buluşabilmek, hemfikir olmak ve aynı zamanda karşılıklı olarak farklı düşüncelere de saygı duymak evliliğin olmazsa olmazları arasındadır. Bu noktada asıl önemli olan ise, belirli noktaları önceden konuşup fikir birliğine varmaktır. Karşınızdaki insanın düşüncelerini, huyunu, davranışlarını değiştirmek yerine olduğu gibi kabul edebiliyor ve belirli bir noktada buluşabiliyorsanız “evet” demelisiniz. Bu şekilde uzun ömürlü bir evliliğe adım atmak mümkün olacaktır.Evlenmeden önce konuşulması gereken 5 önemli konu şu şekildedir;PARA:Evlendikten sonraki dönemde her iki birey çalışıyor da olsa ortak bir bütçeye sahip olmaya başlayacaksınız. Bu noktada bir birinizin para harcama alışkanlıklarını gözden geçirmeli, sizin hedeflerinizle, talep ve beklentileriniz ile uyumlu olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Evinize giren paranın kontrolünü ortak bir şekilde yapmalısınız. İhtiyaçlarınızı, önceliklerinizi belirlemeli ve doğrultuda bir bütçe planlaması yapmalısınız. Bu durumları evlenmeden önce konuşmak ve ortak bir karar varmak sonradan doğabilecek maddi içerikli sorunların önüne geçecektir.AİLE:Evliliğin gerçekleşmesinden, yürümesinden tutun da bitmesine kadar ailenin etkisi oldukça fazladır. Evleneceğiniz kişinin aile bireylerini ve aile yapısını yakından inceleyip tanımaya çalışmalısınız. Bu hem evleneceğiniz kişi hakkında fikir sahibi olmanıza hem de ona dair detayları daha iyi bir şekilde anlamlandırmanıza olanak sağlayacaktır. Her iki tarafta evlendikleri zaman ailelerinden ayrılacak ve kendi yaşamlarını kuracaktır. Bu noktada ortak yaşam alanınız ve ortak bir aile birliğiniz kurulacaktır. Evlilik öncesinde ise, anne babalarınıza ziyaret sıklığı, anne babaların gelip kalması, onlara yakın oturmak vs. gibi konuların mutlaka konuşulması ve fikir birliğine sağlanması gerekmektedir.ÇOCUK:Evliliğin bir diğer önemli kilit noktası ise çocuktur. Çocuk sahibi olma isteğiniz, çocuk yetiştirme şekliniz gibi konuları mutlaka önceden konuşmalısınız. Evlilik öncesinde bu gibi düşünceler her ne kadar uzak gibi görünse de bu konuyla ilgili düşüncelerinizi açık ve net şekilde anlatmalısınız. Çoğu evlilikte krizlere neden olan sorunlardan birisi çocuk sahibi olma zamanıdır. Çiftlerden birisi hemen bir çocuk sahibi olmak isterken bir diğeri bir süre evliliğin tadını çıkarıp birkaç yıl sonra çocuk sahibi olmak isteyebilir. Ya da biri çocuk sahibi olmak isterken diğeri bunu hiç istemeyebilir. İleriki dönemlerde daha büyük krizlerle karşı karşıya kalmamak adına bu konular evlilik öncesinde konuşulmalı ve her iki tarafta açıkça fikrini ortaya koymalıdır.ÇALIŞMA:Evlenmeden önce netleştirilmesi gereken bir diğer konu ise çalışma durumudur. Halk arasında yaygın olan düşünceye göre erkek çalışan evine ekmek getiren kişiyken, kadın evinde oturan ve çocuklarına bakan kişidir. Oysa günümüzdeki yaşam şartları ve değişen durumlar her iki kişinin de çalışmasına imkan sağlarken bir yandan da geçim sıkıntıları çekmemek adına zorunlu kılmaktadır. Özellikle evlilik öncesinde kadının çalışmıyorsa, istediği zaman çalışmaya başlayabileceğini ya da çalışıyorsa çocukları olduktan bir süre sonra da çalışma hayatına yeniden dönebileceğini açık ve net bir şekilde belirtmelidir.İŞ BÖLÜMÜ VE PAYLAŞIM:Evlilik öncesi üzerinde konuşulması gereken bir diğer önemli nokta ise çiftler arasındaki iş bölüşümü ve paylaşımdır. Bu noktada ev içerisinde ve dışında genel olarak sorumluluklarınızı ve yapacaklarınızı belirlemeniz, bu sorumlulukları eşit şekilde paylaşmanız oldukça önemlidir. Adil bir şekilde gerçekleştirilen iş bölümü çiftlerin hem özel hem de evlilik hayatını oldukça kolaylaştıracak bir etkendir. Her iki tarafında bütün sorumluluğu tek başına yüklenmesindense bunun doğru şekilde dağıtılması önemlidir. Bu nedenle evlenmeden önce partneriz ile bu konu hakkında konuşmalı ve ortak bir noktada buluşmalısınız.Tüm bu noktalar sizler için önemsiz, konuşulması gereksiz gibi görünse de bir evlilikte pek çok krize neden olan en temel konulardır aslında. Büyük umutlar, heyecan ve aşkla çıktığınız bu yolculuğun hayal kırıklığı, mutsuzluk ile sonlanmaması adına bu konuları masaya yatırmak, üzerine düşünmek ve karar varmak en sağlıklı ve doğru yol olacaktır.

Devamını Oku
Mobbing Nedir

Mobbing Nedir

Mobbing, en basit haliyle kişilerin iş yerinde uğradıkları psikolojik taciz olarak adlandırılabilir. Günümüzde çalışanlar için en zorlu durumlardan biri olan mobbing, sözel taciz ve şiddet, aşağılama, dalga geçme, küçümseme, mutsuz etme, dışlama, özgüvene zarar verme, motivasyonu düşürme gibi davranışları içermektedir. İş yerinde bir veya birkaç kişinin bir araya gelerek kişinin üzerinde baskı yaratmaya çalışması ve yıldırmak için uğraşması şeklinde de tanımlanabilir. Burada yapılmak istenen kişinin özgüvenini kırarak ve aşağılayarak işi bırakmasını ve pes etmesini sağlamaktır.Mobbing hakkında bilmeniz gerekenler nelerdir?Mobbing kişiye yapabileceğinden çok daha fazla iş yükü yüklemek, kişiyi şirket içindeki sosyal ortamdan dışlamak, mesleki yeterliliğini sorgulamasına neden olarak özgüven sorunları yaşatmak şeklinde görülebilir.Mobbing’in düşey, yatay ve dikey taciz şekilleri bulunmaktadır. Düşey mobbing, üst düzey çalışanların astlarına uyguladıkları taciz şeklidir. Yatay mobbing, benzer pozisyonlarda çalışan kişiler arasında gerçekleşen taciz şeklidir. Dikey mobbing ise, çalışanların yöneticilerine karşı uyguladıkları psikolojik tacizdir.Çalışma hayatının temel sorunlarından biri haline gelen mobbing, kişinin hayatını pek çok yönden etkilemektedir. Hem psikolojik hem fizyolojik hem de sosyal etkileri bulunmaktadır.Kişinin meslek bütünlüğünün ve başarısının zarar görmesine neden olacağı gibi depresyon, uykusuzluk, panik atak, yüksek tansiyon gibi fiziksel rahatsızlıklara da neden olabilir.Yapılan hukuksal yenilikler ile günümüzde mobbing ile ilgili önlemler almak ya da psikolojik tacize uğradığında bununla ilgili işlemler yapmak mümkün hale gelmiştir. Mobbing hem tespit edilebilir hem de şikayet edilerek yardım alınabilir bir durum halini almıştır.Hukuksal anlamda mobbing’e uğrayan kişinin sahip olduğu haklardan bazıları; kendisine psikolojik tacizde bulunan yöneticiyi ya da iş arkadaşını dava etme ve tazminat isteme hakkı, kötü niyet tazminatı isteme hakkı, iş sözleşmesini haklı nedene dayanarak feshedebilme hakkı şeklindedir.Mobbing’e uğradığınız zaman neler yapabilirsiniz?Çalıştığınız kurumun yetkilileri ile yaşadığınız durumu paylaşmanız öncelikli olarak yapılması gerekenler arasındadır. Onlara açık bir şekilde içinde bulunduğunuz durumu ve hissettiklerinizi anlatmalısınız.Psikolojik tacizi gerçekleştiren kişiye karşı açık ve net bir uyarıda bulunmalısınız. Yaptığı davranışı durdurması gerektiğini dile getirmeli ve konu ile ilgili bilgi sahibi olan bir tanık bulmalısınız.Yaşadığınız her olayı, sözel olarak yapılan her tacizi, verilen gereksiz her iş yükünü ve tacize dair önemli olan her noktayı yazılı olarak not almalısınız.Gerekli ve ilerlemiş durumlarda bir psikologdan ya da psikiyatri uzmanından durumdan etkilenmenizle ilgili olarak yazılı bir rapor istemeniz faydalı olacaktır.İş yerinde güvendiğiniz ya da yakın olduğunuz arkadaşlarınız ile içinde olduğunuz durumu paylaşabilirsiniz. Böylece aynı sorunu yaşayan kişiler var ise toplu halde şikayette bulunmak etkili olacaktır.Size mobbing uygulayan kişiyi mutlaka onun bir üstünde olan bir yetkiliye şikayet edin ve durumu anlatın. Örneğin, tacizi gerçekleştiren kişi yöneticiniz ise yönetim kuruluna ya da insan kaynaklarına şikayette bulunmanız doğru olacaktır.

Devamını Oku
Menopoz Dönemi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Menopoz Dönemi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Menopoz dönemi, kadın için en hassas aynı zamanda da kaygılarla, bilinmezliklerle ve doğru bilinen yanlışlarla dolu bir dönemdir. Toplumda bilgi kirliliğinin oluştuğu en önemli konulardan birisi de kadınların menopoz dönemidir.Öncelikle, Menopoz Dönemi Nedir?Menopoz, kadınlardaki yumurta üretiminin durması ve yumurtalık fonksiyonlarının kalıcı olarak kaybolması sonucu adet kanamalarının durması anlamına gelmektedir. Menopoz dönemine girmiş olmak için son adet görülmesinin üzerinden yaklaşık 1 yıl geçmiş olması gerekmektedir. Menopoz dönemine girildiğini işaret eden birkaç belirgin nokta;Ani gelen sıcak basmaları ve terlemelerGece derin uyku sürelerinin kısalmasıAni öfke patlamalarıRuhsal değişiklikler, mutsuzluk, isteksizlikşeklinde sıralanabilir.Menopoz Dönemi Hakkında Bilmeniz Gerekenler Nelerdir?Menopoz döneminin başlama yaşı ortalama 50 yaş ve üzeri olarak belirlenmiştir. Ancak genetik özellikler doğrultusunda ‘erken menopoz dönemine’ girmek de mümkündür.Erken menopoz dönemine girilmesinin üzerinde en büyük etki genetik iken, sigara kullanımı, yeme bozuklukları, psikolojik rahatsızlıklar gibi etkiler de bulunmaktadır.Menopoz dönemi yalnızca ruhsal olarak değil fiziksel olarakta bir takım rahatsızlıkların ortaya çıkmaya başladığı dönemdir. Kemik erimesi, kalp yetmezliği, uyku bozuklukları gibi rahatsızların meydana çıkabileceği bu dönemde mutlaka bir uzman kontrolünde olmak önemlidir.Menopoz dönemi konusunda doğru bilgi sahibi olmak ve bilinçli olmak süreci en sağlıklı ve doğru şekilde geçirmeniz açısından önemlidir. Bu süreci ne kadar bilinçli atlatırsanız, yaşlılık döneminiz de okadar sağlıklı geçecektir.Menopoz dönemi içerisinde bulunan kadınların %80’ni kadınlıklarının ya da cinsel yaşamlarının bittiğini düşünür. Oysa bu dönemde düşen hormon seviyeleri sebebi ile cinsel istekte azalmalar görünür ancak bu cinsel yaşamın sonlandığı anlamına gelmez.Menopoz döneminde kadınlar için riskli olan durumlardan birisi de rahim kanseridir. Bu nedenle menopoz dönemine girildikten sonra her 6 ayda bir mutlaka jinekolojik muayene yaptırılması gerekmektedir.Bir çok kadın için oldukça zor olan bu dönemde, hormonlarda değişiklikler sebebi ile kişinin duygu durumunda ve ruh sağlığında da çeşitli değişiklikler meydana gelir. Bu dalgalanmaların normal olduğunun bilincinde olmak gerekir.Kadınlar için zorlu olan bu süreçte yaşam kalitesini arttırmak ve bunun için çabalamak faydalı olacaktır. Burda yaşam kalitesini arttırmakla kast edilen egzersiz yapmak, kişisel bakıma dikkat etmek, sağlıklı beslenmek, psikolojik destek almak olarak sıralanabilir.Bu süreçte önemli noktalardan birisi de kadın için eş ve yakınlarının desteğidir. Özellikle bu dönemde eşlerden beklenen, daha anlayışlı olmak, kadına günlük işlerinde yardımcı olmaktır. Aynı zamanda çocuklarının ve yakınlarının da anlayışla yaklaşması önemlidir.Bu dönemde kendinizi motive etmek için dikkatini yönlendirebileceğiniz yeni etkinlikler, aktiviteler bulmak süreci daha rahat geçirmeniz için faydalı olacaktır.

Devamını Oku
Serviks Kanser

Serviks Kanser

SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLERJinekolojik kanser türleri arasında yer alan serviks yani halk arasında bilinen adı ile rahim ağzı kanserinin günümüzde görülme sıklığı giderek artmaktadır. Yapılan bilinçlendirme kampanyalarına, erkan tarama tekniklerine rağmen hastaların yalnızca %45’ne erken teşhis konulabilmektedir. Bunun nedeni ise, çoğu kadının rahim ağzı kanser belirtilerini ciddiye almaması, gerekli aşılamaları ve kontrolleri yaptırmamasıdır.Rahim ağzı kanseri nedir?Serviks, rahim boynunun diğer ismidir. Rahim içinde yer alan bu güçlü kas doğum sırasında bebeğin dışarı çıkışını sağlar. Serviks’in iç bölgesinde hücre tipinde bir tabaka bulunmaktadır. Çoğunlukla HPV virüsü nedeni ile bu hücrelerde gerçekleşen bozulma sebebiyle rahim ağzı kanseri meydana gelmektedir.Rahim ağzı kanseri ile ilgili bilmeniz gerekenler:Serviks kanser erken teşhis ile önlenebilir ve tedavi edilebilir bir kanser türüdür.Hastalığa neden olan risk faktörleri arasında en yaygın olanı HPV virüsüdür. HPV cinsel yolla bulaşabilen, rahim içinde enfeksiyonlara, yaralara ve siğillere neden olan, ilerleyen dönemde ise kanser oluşmasına etki eden bir virüstür.Hastalığa neden olan diğer faktörler ise; sigara kullanmak, düşük bağışıklık sistemi, çok fazla sayıda doğum yapmak, uzun süreli doğum kontrol hapı kullanmak, erken yaşta cinsel deneyim yaşamaktır.Rahim ağzı kanseri oluşmadan önlenebilecek bir hastalıktır. Bu nedenle serviks taramalar yaptırmak, rahim içinden örnek alınarak düzenli olarak bu bölgedeki hücre yapısını kontrol ettirmek oldukça önemlidir.Son yıllarda HPV virüsünü ve rahim ağzı kanserini önleyen aşılar bulunmuştur. Yapılan bilinçlendirme kampanyaları ile bilinir hale getirilmeye çalışılan rahim ağzı kanser aşısı hastalığın önlenmesi açısından oldukça önemli bir yer tutmaktadır.Özellikle cinsel hayatı başlamış olan kadınların her yıl düzenli olarak rahim ağzı kanser taraması yaptırması gerekmektedir. Bu test rahim içerisindeki hücre yapılarını kontrol eder. Bir anormallik olması durumunda ya da ileride kanser olma riskiniz var ise erken dönem tedavisi ve koruması uygulanır. Bu da hastalığın ortaya çıkışını büyük ölçüde engellemektedir.Rahim ağzı kanser belirtileri şu şekildedir; adet döneminde bozulma ya da adet dönemi dışında kanamalar, cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında anormal olan kanamalar, kötü kokulu vajinal akıntı, cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında hissedilen şiddetli ağrı, menopoz döneminde kanama. Eğer bu belirtilerden bir ya da birkaçına sahipseniz mutlaka bir uzmana görünmelisiniz.Rahim ağzı kanserinde görülen belirtilerin bir çoğu vajinal başka rahatsızlıklarda da görülebilmektedir. Bu noktada önemli olan belirtileri fark ettiğiniz anda mutlaka bir uzmana danışmanız gerektiğidir.Hastalığın tedavisi rahim ağzı kanserinin bulunduğu evreye göre farklılık gösterebiliyor. Tedavi şekilleri, cerrahi ya da radyoterapi olarak 2 ana başlıkta toplanabilir. Erken evrede olan kanserde cerrahi müdahale tercih edilirken ileri dönemlerde ise radyoterapik müdahale tercih edilmektedir.Hastalıktan korunmak için HPV virüsü aşısı yaptırmak, düzenli olarak Smear testi ya da HPV virüs taraması yaptırmak, cinsel yönden aktif iseniz mutlaka korunarak ilişkiye girmeniz, cinsel ilişkide tek eşli olmanız oldukça önemlidir.

Devamını Oku
1 2 ... 19 20 21 22 23 24 25 ... 31 32
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al