Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

Çocuklarda Hafife Alınan Duygular

Çocuklarda Hafife Alınan Duygular

Birçok anne babanın çocuk eğitiminde atladıklarını gördüğümüz bir durum var son zamanlarda. Bunu çok farkında olarak yapmıyorlar, hatta yüzleştiklerinde ne kadar acımasız davrandıklarını onlarda kabul ediyor. Hatta her şeyin farkına vardıklarında çok da üzülüyorlar.Neyden mi bahsediyoruz?Çocuklarının duygularını, hislerini abartılı bulmalarından. Hassas olduğu noktaları önemsememelerinden. Acılarını umursamamalarından. Bazı huy ve karakteristik özelliklerine karşı gereken ilgiyi göstermemelerinden.Çocuk dediğimize bakmayın. Çocuktan kastım 0-6 yaş arası değil buna 12 yaş, hatta 18 yaş da dahil.Mesela, sürekli hasta olan bir çocuk, annesine başım ağrıyor, karnım ağrıyor, bacağım ağrıyor, halim yok dediğinde annesi yine başladın, bişeyi de abartma, ilacını iç geçer gibi onu değersiz hissettiren cümleler kuruyor. Ya da birşey olmaz geçer gibi. Aslında belki saysak 30 sn. bile sürmeyecek olan bir ilgi ile bu sıkıntıyı halledebilecekken, ya da ona üzüldüğünü ve onun canının yanmasının onu üzdüğünü, ona yardım etmek istediğini belirten cümleler kurarak bu işi bitirebilecekken, bakın nelere sebebiyet veriyoruz;Bu durum, çocukta farkında olmadan bir yara açıyor. Bu yara bencilliğe ve kendini düşünmeye odaklandırıyor. Onu evde düşünen yok. Kendince kendini aciz hissettiğinde yani en zor zamanında yanında kimse yoktu diye düşünerek;’’Kimsenin kendinden başka yardımcısı yok. Ayakta durmam lazım ve bunun için her şeyden önce BEN önemliyim’’ demeye başlıyor. Çünkü olay artık karın ağrısı ve baş ağrısından çıkmış, hayatta ve ayakta kalma mücadelesine dönüşmüştür onun için.2. Diğer bir durum ise bu duygunun acımasızlık duygusuna dönüşmesi. Yani evde başka bir birey hasta olduğunda çocuk da aynı şeyi yapıyor ben o kadar hasta oldum kimse ilgilenmedi çeksinler şimdi gibi. Kendince intikam almaya çalışıyor. Merhamet, yardım etme gibi duyguların yerini acımasızlık ve bedel ödeme duyguları alıyor.Bir örnek daha vererek somutlaştıralım. Çocuğunuz evde herhangi bir nesneden, doktordan veya bir arkadaşından korkuyor. O anda yapmak istemediği bir davranışın sebebini korkuyorum diye açıkladığında biz:‘’Ne var bunda korkacak, korkarsan, yapmazsan sana şu cezayı veririm ‘’gibi onu korkutan şeyin sebebini anlamak yerine, hemen duygularını hafife alıyoruz. Hatta bazen farkında olmadan aşağılıyoruz bile. Ama yine unutuyoruz, çocuğumuz hisleri olan bir birey. Verdiğimiz tepkilerin hepsini kaydedip kafasında bir anne profili oluşturuyor. Baba profili oluşturuyor. Ve bize not veriyor. Anne – babalığımıza not veriyor. Sevgimize, saygımıza, değer duygumuza.Çocuklarımızı büyütürken sürekli problemler yaşıyoruz ama çocuklar bizim problem çözme becerilerimizi hep not ediyor ve kaydediyor. Ona göre onları yetiştirme tarzlarımızı eleştiriyorlar.Bu durumu çocuklarla konuştuğumuzda şunu fark ediyoruz. Anne babalarımızın birçoğunun hayattaki en önemli hedefi çocuklarının okul başarısı. Yani çocuk okulda çok başarılıysa yaptığı her kusur görmezden geliniyor. Bu olayları abartmaları, korkuları, endişeleri bi anda ilgilenilmesi gereken bi konu oluyor. Çünkü akademik başarılarını etkileyebilir.Ama okul başarısı ile alakalı sıkıntı yaşanıyorsa, aile bütün dertleri topluyor, yuvarlak kocaman bir kar topu yapıp çocuğa atıyor. Zaten okulda da başarısızsın. Bişeyi de büyütme, biraz kendin hallet koca kız oldun. Kocaman adamsın her şeyi de biz mi yapalım gibi.Çocuklarımız değerlidir. Başarılı da olsalar, başarısız da. Abartsalar da büyütseler de. Onlar geleceğin tohumları, gelecek olan toplumun minik ön izlemeleridir. O yüzden hiçbir duyguyu hafife almayın, eğer hafife alınmak istemiyorsanız.

Devamını Oku
Çocuğum Üstün Zekalı Çıktı

Çocuğum Üstün Zekalı Çıktı

IQ seviyesi yüksek olan çocuklar genellikle 5-6 yaşlarında fark edilirler. Önce yaşıtlarıyla bulunduğu ortamlarda sergiledikleri konuşmalarla, oynadıkları oyunlarla aileleri ve bakıcıları tarafından daha sonra anaokullarında öğretmenleri tarafından dikkat çekerler.Bazı aileler çocuklarına konduramasalar da bazı aileler çocuklarını üstün zekalı olmasa bile benim çocuğum çok zeki diye de adlandırabilir ancak;Bu tespit sadece uzmanlar tarafından netleşir ve kesin sonuca sadece uzmanlar ulaşabilir. Üstün zekalı çocuklarla alakalı birkaç belirti verelim size;BELİRTİLERİMantıklı birçok soru sormak; Dünyayla alakalı, uzayla alakalı, dünyadaki sorunlar ya da tabiattaki işleyiş, varoluş ve eşyaların üretimi, aralarındaki bağ ile ilgili birçok soru soruyor olmakDiğer çocukların takılmadığı birçok şeye takılabilirler, çorabının dikişi, kıyafetinin etiketi onu rahatsız edebilir ya da çok duygusal olabilirler.Mizah anlayışları çok farklıdır.Normal eğitime adapte olmada sıkıntı yaşayabilirler.Önemli olan bunu tespit etmek değil, tespit ettikten sonrası. Çünkü üstün zekalı çocuklar gerekli eğitimi almazsa bu zekâ seviyesi çok hızlı bir şekilde normal çocukların seviyesine inebilir.Şöyle düşünün;Üstün zekalı çocukların kapasitesini bir sürahi olarak varsayalım. Normal zekalı çocuklarınkini de bir bardak. Bir bardak 200 ml alıyorsa içine maksimum, sürahi 1 lt alır. Ama üstün zekalı çocuğun zekasını aktif tutmazsanız yani sürahiyi sürekli doldurmazsanız normal bir çocuktan daha aşağıda bile olabilir. Üstün zekalı bir çocuk sürahiye 100 ml dolduruyorsa, normal çocuk bardağına 150 ml dolduruyorsa normal çocuk üstün zekalı çocuktan daha iyi performans gösterir. Bu yüzden üstün zekalı çocuklara özel eğitim mutlaka verilmelidir. Aileler bunu takip etmeli ve tespitten sonraki süreci çok verimli geçirmelidirler.Gelelim bir diğer önemli meseleye, size tavsiyemiz çocuğunuz bu zekanın ne demek olduğunu anlayabilecek ve bunu yönetebilecek olgunluğa erişene kadar bunu onunla paylaşmamanız. Çünkü kendini diğer çocuklardan farklı görmemeli ve ben zekiyim çalışmama gerek yok algısı oluşmamalı.Diğer yandan da üstün zekalılara özel program ve planlamayı aksatmanızdan kaynaklı çocuğunuzun IQ seviyesi düşerse bu sefer çocuk kendisini akıl yönünden eksilmiş hissedebilir ve bu durum ona zarar verir.O yüzden testi yaptırdıktan sonra bana çekmiş diye övünmek ve rahatlamak yerine omuzlarınıza çok önemli bir yük bindiğini unutmayın.

Devamını Oku
Üstün Zekalı Çocuklar

Üstün Zekalı Çocuklar

ÇOCUĞU ÜSTÜN ZEKALI OLAN ANNE-BABALAR İÇİN TAVSİYELERÜstün zekalı yani aynı zamanda üstün yetenekli olan çocuklar, genel anlamda ve bazen belirli konularda yaşıtlarına göre çok daha başarılı, aktif, yaratıcı olan aynı zamanda dikkatini kusursuz şekilde toparlayabilen ve daha uzun süre aktif tutabilen çocuklardır. Üstün zekalı çocuklar da kendi aralarında zeka alanlarına göre farklılık göstererek ayrışırlar. Örneğin, bir çocuk matematiksel zeka anlamında ilerde iken diğer çocuk uzamsal zeka alanında ya da görsel zekâ alanında ilerde olabilir. 1983 yılında Howard Gardner’ın öne sürdüğü çoklu zeka kuramında, zekanın tek boyutlu olmasından ziyade farklı alanlarda baskın olabilen ve çeşitliliği olan bir olgu olduğunu savunmuştur.Peki, çocuğumun hangi zeka alanında üstün olduğunu nasıl anlarım?Genellikle çocuklar yalnızca akademik anlamda sınanabildikleri için en kolay şekilde üstünlüğü anlaşılabilen zeka türleri akademik zeka dediğimiz yani matematiksel, analitik, uzamsal, sözel zekadır. Bu noktada çocuğun etkin olduğunu zeka alanını keşfetmedeki en büyük sorumluluk ebeveynlerdedir. Ailenin çocuğunu dikkatli bir şekilde gözlemlemesi, gerekli testleri yaptırması gerekmektedir. Testler ile ortaya konulamayan zeka türlerini için örneğin, doğa zekası, sosyal zeka, sanatsal zeka vb. ailenin çocuklarını gözlemlemesi ve yatkınlıklarını keşfetmesi oldukça önemlidir.İşte üstün zekalı çocuklarınızın kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri ve içlerinde sahip oldukları potansiyeli çıkartabilmeleri için dikkat etmeniz gerekenler şunlardır:Ebeveyn olarak çocuğunuza karşı iyi bir gözlemci olmayı öğrenmeniz gerekmektedir. Bu ondaki değişimleri ve farklılıkları en hızlı şekilde keşfetmenize olanak sağlayacaktır.Üstün zekalı bir çocuğa sahip olmak her ne kadar gurur verici bir durum olsa da aynı zamanda da oldukça zorlayıcı yanları da bulunmaktadır.Ebeveynler olarak çocuğunuzla gurur duymanız oldukça normaldir ancak bu durumu çocuğunuza aşırı şekilde yansıtmak, onu sürekli övmek, poh pohlamak ve çocuğunuza karşı yüksek beklentiler duymak onun kişilik gelişimi açısından tehlikeli olabilir. Unutmayın o üstün zekalı da olsa yalnızca bir çocuk!Çocuğunuzla açık iletişim kurmaya çalışın. Onu dinlemeye ve anlamaya özen gösterin.Üstün zekalı çocuklar çoğu zaman yaşıtlarından üstün ve önde oldukları için sosyal ilişkilerde dışlanabilirler ya da sorun yaşayabilirler. Bu nedenle ebeveynler olarak çocuğunuzun kendisi gibi üstün yetenekli olan çocuklarla bir araya gelmesine, iletişim kurmasına, arkadaş olmasına yardımcı olmanız doğru olacaktır.Üstün yetenekli çocuklar çoğu zaman sorumluluklardan, ödevlerden kaçma eğiliminde olurlar. Çünkü ödevler ve sorumluluklar onlar için çok kolay olduğundan vakit kaybı olarak ve sıkıcı bulurlar. Bu durumda mutlaka çocuğunuza sorumluluk almayı uygulama yolu ile öğretmelisiniz.Özel yetenekli çocuklar sürekli olarak düşünme, sorgulama ve soru sorma halinde olurlar. Anne – baba olarak onu bu süreçte desteklemeniz, sorduğu sorulara sabırla karşılık vermeniz, merak ettiği şeyleri araştırmasına yardımcı olmanız büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde merakına ket vurulan çocuğun yetkinlikleri körelecek ve sahip olduğu potansiyele ulaşamayacaktır.Çocuğunuzu sadece akademik anlamda değil sosyal anlamda da desteklemeniz gerektiğini unutmayın. Üstün zekalı çocuğunuzu yalnızca akademik başarı odaklı destekler ve yetiştirirseniz kişiliğinin pek çok yönü eksik kalacak ve ilerde sosyal anlamda oldukça sorun yaşayacaktır.Üstün zekalı çocuklar için yapılan çalışmaları, etkinlikleri ve eğitimleri mutlaka takip edin ve bu etkinliklere çocuğunuz ile birlikte katılım sağlamaya özen gösterin. Unutmayın onun kendini en iyi hissedeceği yerlerden birisi kendine benzer insanlar ile bir arada olacağı yerlerdir!Çocuğunuza üstün zekalı da olsa her zaman başarmak, kazanmak zorunda olmadığını bazen bazı şeylerde insanların başarısız olabileceğini, kaybedebileceğini ya da yenilebileceğini mutlaka öğretmelisiniz. Aksi takdirde çocuğunuz olası başarısızlıklara karşı savunmasız kalacak ve aldığı ilk darbede ağır bir aşağılık duygusuna kapılacaktır.Çocuğunuzla birlikte belli aktiviteler yapmaya, kaliteli vakit geçirmeye, onun sevdiği tarzda oyunlar oynamaya, sohbetler etmeye mutlaka özen göstermelisiniz. Bu durum onun kendini yalnız hissetmesinin önüne geçecek aynı zamanda da hem sosyal anlamda hem güven anlamında gelişecektir.Üstün zekalı bir çocuğa sahip olmak başta da söylediğim gibi hem oldukça gurur verici hem de zorlayıcı bir durumdur. Bu noktada hem kendinizin hem de çocuğunuzun çıkma girdiğini düşündüğünüz anda mutlaka bir uzmandan destek almalısınız. Hatta çoğu zaman bu durumu bile beklemeden, yardım alan ailelerin üstün yetenekli çocukları ile çok daha sağlıklı ilişkiler kurdukları gözlenmiştir.

Devamını Oku
Çocuğumu Okula Kayıt Ettirmeli Miyim?

Çocuğumu Okula Kayıt Ettirmeli Miyim?

Hepinizin de bildiği gibi eğitim sistemi ülkemizde çok sık değişmektedir. Değişmekte olan eğitim sistemi genelde üniversiteye hazırlanan çocuklarımızı etkilese de lise sınavlarına hazırlananları etkileme oranı yavaş yavaş çoğalmaktadır.Ama bundan birkaç yıl önce ilkokul çağındaki çocuklarımız da bu sistem değişikliğinden nasibini almış durumda. Bununla birlikte doğan sorundan da tabi.Aileler eskiden 7 yaşına gelen çocuklarını ilkokul 1.sınıfa yazdıracaklarını biliyorlardı ve hiçbir karmaşıklık yaşamıyorlardı. Ama yeni eğitim sistemiyle birlikte zorunlu okula başlama yaşı değil zorunlu okula başlama ayı şartı getirildiği için aileler, haklı olarak çok kararsız ve endişeliler.Bu eğitim sisteminde 60 aydan 66 aya kadar zorunlu olmadan, 66 aydan itibaren 72 aya kadar ise zorunlu olarak ilkokula başlaması gerekiyor çocuklarımızın. Tabi baktığımız zaman 66 ay ile 72 ay arasında tam 6 ay var. Sizin de bildiğiniz gibi 6 ay çocukların motor ve beyin gelişimleri için çok önemli bir süre. Yani 66 aylık bir çocukla 72 aylık bir çocuk aynı sınıfta eğitim gördüğünde muhakkak algılama ve uyum sorunları yaşanacaktır. Ama önemli olan bu sorunun akademik hayatını etkileyip etkilememesi ve sosyal ilişkilerini kurmada zorluk çekmemesi.Çünkü çocuklar için okul, derslerden daha çok arkadaş ilişkilerinin iyiliği ve mutluluğu doğrultusunda ilerler.Ama bütün bu olumsuzluklara rağmen ailelerimiz endişelerini giderebilir. Bir psikologdan yardım alarak çocuğunuzun hangi eğitim öğretim yılında okula başlaması gerektiğine çok rahatlıkla karar verebilirsiniz. Danışmanınız çocuğunuza bazı akademik başarı ve sosyal uyum envanterleri uygulayacak ve çıkan sonuçlara göre beraber analiz yaparak bu yıl mı başlaması gerektiğine yoksa bir yıla daha mı ihtiyacı olduğuna karar vereceksiniz.Bu testler genellikle çocuğunuzun;Sınıf ortamı için algı seviyesiniBilişsel olarak akademik eğitim yeterliliğiniMotor becerilerinin hazırlık durumunuVe son olarak psikolojik eksikliklerini tespit etmeye yarar ve eksiklikleri belirleyip okula hazır duruma getirebilmeyi de sağlar.Kısacası eğer çocuğunuzu bu eylül ayında mı yoksa bir sonraki eylül de mi okula başlatmalıyım diye düşünüyorsanız ve kararsızsanız endişelenmeyin, bir uzmandan yardım alın.

Devamını Oku
Çocuk Gelişiminde Eğitim Nasıl Olmalıdır

Çocuk Gelişiminde Eğitim Nasıl Olmalıdır

Teknoloji sayesinde çoğumuz çözemediğimiz, bizi yorduğunu düşündüğümüz ya da bunun kolayı nedir acaba dediğimiz birçok olay için internete başvururuz. Ve iyi ya da kötü bir yöntem olduğunu deneyimlerken anlarız. Deneyim sırasında işe yararsa iyidir ama bizi bir önceki durumdan daha da zorluyorsa kötüdür bizim için. Bu bize bakan yönü. Peki deneyimin ana unsuru, ana öğesi deneyimin asıl muhatabı olan kişi tarafından bakıldığında yani kabaca denekler tarafından bakıldığında sonuç korkunç olmaktadır.Ailelerin özellikle bebeklerde uyku, çocuklarda davranış bozuklukları veya bebeklerde kucağa alma, emme gibi vakaları tarattığını, bu konularla alakalı araştırma yaptıklarını görüyoruz. Ve ne yazık ki hiç tasvip etmediğimiz birçok yöntemin internette dolaştığını size söylemek zorundayız. Bundan daha kötü olanı ise ailelerin bu yöntemleri çocuklarına uygulamalarıdır. Uygulayanlara şahit olduklarımızın  %70’i işe yaramadığını söylerken bu yöntemi uygulayıp da pişman olanların sayısı da oldukça fazladır.HANGİ YÖNTEMLERDEN Mİ BAHSEDİYORUZ?UYKU BOZUKLUKLARI İÇİNYeni doğum yapmış annelerin gece bebeklerinin emme isteminin çok fazla olması sebebiyle sürekli uyuyup uyanmalarından dolayı ne kadar zorluk çektiklerini bilirsiniz. Anneler için bir 15 dakikalık uyku bile onlar için çok değerlidir. Hatta çoğu anne biri gelse çocuğa baksa da bir rahat rahat uyusam diye iç geçirmiyor değildir. Ve ne yaparlar internetten bu işin yolu yordamı yok mu diye bakarlar. Karşılarına birkaç yöntem çıkar. Cry it out ve Ferber yöntemi en sık rastlanan yöntemlerdendir. Cry it out yöntemini tercih etmezler çünkü bebeğinizi ağlata ağlata öğretilen bir yöntemdir. Genelde deneme için Ferber yöntemini seçerler.Ferber Yöntemi, bebeğinize bir çeşit uyku eğitimi verme yöntemidir. Bu yöntemde bebeğinizin uykusu gelmeye başlayınca beşiğe yatırılır ve ağlamaya başlasa bile bir süre odaya girilmez. Bebeğe bir gözükülür, bir gözükülmez. Süre 5 dakika dan 10 dakikaya, 10 dakika dan 15 dakikaya kadar çıkartılır ve tek başına uyutulması öğretilir. Ve burada eğitim mi eziyet mi sorumuz devreye girer.Bakın, bebeğiniz 9 ay boyunca sizin nefesinizle nefes alıp sizin nefesinizle nefes verir. Sizin kalbinizle kalbi atar. Sizin hayatınızla hayat olur. Evet, dünyaya gelir ve sizin kokunuzdan başka, sizin verdiğiniz sütten başka ve sizin teninizden başka hayatta zevk aldığı bir şey yoktur. Ve kendini huzurlu hissettiği başka bir yer de yoktur. O yüzden her minik midesi acıktığında sizi istemesi, hiç bilmediği bir dünyada her korktuğu an size dokunmak istemesi, sizi özlemesi ve sizin teninizde huzur bulmak istemesi sizce de doğal değil mi? Çünkü sizden başka hiç kimseyi tanımıyor, size ve sevginize, gülümsemenize muhtaç.Bu uyku problemleri emmeyi bıraktıktan sonra düzene giriyor. Emme olayı da 2 yaşına kadar. Yani 2 yıl boyunca bebeklerinizi eğitmeye çalışıp, birçok yöntem denemeye çalışacağınıza sevginizi verip onun gelişimini keyifle izleseniz emin olun bebeğiniz gerilmeyecek ve rahat bir bebeklik geçirecektir.PASPAS YÖNTEMİHiç tasvip etmediğim bir eğitim modeli de yapılan anlaşmanın dışına çıkıldığı takdirde yaşı kadar dakikada paspas da bekletilme yöntemi. Bu yöntem çocuğu aşağılamaktan, onu değersizleştirmekten ve bir insana itaat ve boyun eğme ahlakını yerleştirmekten başka hiçbir işe yaramıyor maalesef. Çocuklar önce hırçınca ağlarlar sonra çaresizce boyun eğerler ve ebeveynler işe yaradığını düşünerek bu davranışı sürekli tekrarlarlar. Çocuklarımız insandır ve insan olmayan varlıklara uygulanan eğitimler onlara uygulanmamalıdır. Sevgi dili en etkili dildir. En kısa yoldur. En zevkli yöntemdir. Diretme ve baskı sadece anlık çözümdür ve ileriye dönük bıraktığı etki çok fazla olacaktır. Bir çocuk anne babası ona ceza verecek diye korkmamalı, en korktuğu şey bu sevginin yoksunluğu olmalı. Yani sevginizi kaybetmekten korkmalı.KUCAĞA ALMA ALIŞIR SONRABu bahsedeceğimiz son konu. Aman çok kucağına alma alışır sonra. Size soruyorum sevgili ebeveynler; bir çocuk kucağa nasıl alışabilir? Mesela bebekken hep kucağa alınmış ve 20 yaşına gelmiş hala kucak isteyen bir insan gördünüz mü? Ya da bebekken çok kucakta taşınmış da okula giderken kucakta gidip gelmeyi isteyen bir çocuk gördünüz mü? Veya işe kucakta gitmek isteyen, parkta annesiyle kucak kucağa oynamak isteyen, sinemada babasının kucağında film izlemek isteyen gibi. Örnekleri çoğaltabiliriz. Demek ki kucağa alışılmıyormuş. Bir çocuk en fazla 2 yaşına kadar kucak ister. Siz zaten sevginizi eksik etmezseniz çocuğunuz kendi ayrılmak isteyecektir.0-2 yaş dönemi hep zordur. En yoğun dönemdir. En bunaldığınız ve çaresiz hissettiğiniz dönemdir. Ama siz ne kadar huzurlu hissederseniz, ruhunuzla, kalbinizin sesini dinleyerek geçirirseniz bu dönemi, sonrası o kadar rahat olacaktır. Siz soğukkanlı ve yaptığınızdan emin olursanız bebeğiniz de sizden emin olacaktır. Eğitimlerinizi eziyete çevirmemeniz dileğiyle…

Devamını Oku
Aile Toplantısı Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Madde

Aile Toplantısı Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Madde

Aile içi iletişimde, iletişimi aktif ve sağlıklı tutabilmenin en iyi yolu belirli periyotlarla çekirdek aile toplantısı yapmaktır. Evet, toplantı kelimesi belki biraz ciddi gelebilir ama asıl sorunlar da zaten sevdiklerimizin rahatsız oldukları durumlara karşı ciddiyetimiz bittiğinde başlamaz mı?Bir baba çocuklarının dertlerini, sıkıntılarını zevk ve eğlenme yollarını bilmiyorsa, sevdiği yemeği, en hassas olduğu noktayı en sevmediği karakter tipini, en rahatsız olduğu durum ve davranışları bilmiyorsa çocuğuyla çatışmaya ve çocuğuyla arasında mesafe olmaya mahkûmdur.Aynı şekilde anne için de geçerli. Anne çocuklarının karnını doyurup çamaşırlarını yıkamaktan çok daha fazlası olmalıdır. Ya da çocuklar anne-babalarının onlara vermeye çalıştığı değerleri anlayamıyorsa burda sıkıntı var demektir.Çocuklarınızla 7 yaşına kadar onlarla oyun oynayarak, 14 yaşına kadar arkadaşlık kurarak, 14 yaşından sonra da onlarla birçok meseleyi istişare ederek iletişim kurmanızı tavsiye ederim.AİLE TOPLANTILARI NASIL OLMALIDIR?Öncelikle ihtiyacınıza göre belirli periyodlarla olmalıdır.O gün aile fertlerinden herkesin olması gereklidir.Öncesinde güzel bir kahvaltı yapılarak sorunlu hava biraz yumuşatılmalı ve herkesin sıkıntılarını açabileceği kıvama getirilmelidir.Daha sonra baba evdeki sıkıntıları güzel bir üslupla tek tek ifade edip, neden böyle olduğunu anlamalı ve nasıl bu sıkıntıların giderilebileceği konusunda fikir alışverişi yapmalıdır.Suçlayıcı ifadelerden ve tahrik edici cümlelerden kaçınılmalıdır.Amaç aile içi sevgiyi artırmak, iletişimi kuvvetlendirmek ve çözüm yolu bulmaktır.Ebeveynlerin çocuklarıyla alakalı problemleri konuşulduktan sonra söz çocuklara da verilmelidir.Çocukların rahatsız olduğu noktalar düzeltilmeli ya da çocuğunuzun düşünce biçimi düzeltilmelidir.Anne-baba gerektiğinde özür dilemeyi bilmelidir.Toplantı sonunda çocuklara bu konuda sizlere yardımcı oldukları be güzel bir iletişimle problemlerini çözdükleri için teşekkür etmeli ve mümkünse minik hediyeler verilmelidir.Aile içi iletişimde en büyük problem iletişimsizliktir. Bu yüzden iletişiminizi kaybetmemeye özen gösterin.Sağlıklı diyaloglar, bol empatili ilişkiler dileğiyle..

Devamını Oku
Çocukların IQ Seviyelerine Bakıcıların Etkisi

Çocukların IQ Seviyelerine Bakıcıların Etkisi

Bakıcı kavramı özellikle yabancı bakıcılar; eskiden refah seviyesi çok yüksek olan ailelerin evlerinde, çocuklarının adab-ı muaşeret ve dil öğrenimleri sebebiyle olmazsa olmazlarıydı. Günümüz itibariyle ise insanların ihtiyaçları haline dönüştü. Ve etrafımızda görüyoruz ki yabancı bakıcılar çok yaygın. Sizin de bildiğiniz üzere her insan ayrı bir dünyadır ve her dünya ayrı bir ufuk açar. Evlerinizdeki yabancı bakıcılarınızın özelliklerini keşfedin, onlara sadece çocuklarınızın yeme-içme aktivitelerini emanet etmeyin. Onların içindeki farklılıkları, sanatsal becerilerini ve dil yeteneklerini tespit edin ki; çocuğunuz aynı zamanda multi-kültürel bir insana dönüşsün. Size küçük bir ipucu verelim. Mesela;DİL YETENEKLERİEğer bakıcınız yabancı bir dile çok hâkimse ve onun o dili doğru bildiğinden eminseniz mutlaka çocuğunuzla yabancı dilde konuşmasını sağlamalısınız. Bu size ilk başta endişe verici olabilir ama endişelenmenizi gerektirecek bir şey yok. Çünkü siz ve babası, kardeşleri, etraftaki diğer bütün insanlar kendi dilinde konuşuyor olacağından çocuğunuzun ana dilinde bir problem olmayacaktır. Çift dil bilen çocukların IQ seviyeleri bilmeyenlere oranla daha yüksek olduğu araştırmalarca tespit edilmiştir. Çünkü yabancı dil öğrenmek beyni geliştirir ve güçlendirir.SANATSAL YETENEKLERSanatın insan hayatına olan etkisi ve problem çözme becerisine kattığı değer şüphesiz ki tartışılmazdır. Ve her toplumun kendine has sporu vardır. Tıpkı bizde güreşin, Uzakdoğu’da tekvandonun, Brezilya’da futbolun olduğu gibi. Bakıcılarınızın da sanatsal ve sporsal yetenek ve becerilerini keşfedip, çocuğunuza aktivite olarak sunmasını sağlayın. Biz mesela öfke problemi yaşayan insanlara bazı spor aktivitelerini tavsiye ediyoruz ya da okul döneminde başarısızlık yaşayanlara. En çok da küçük yaşlarda sosyal becerileri gelişmemiş, diğer çocuklarla anlaşamayan ailelere tavsiyelerimiz çocuklarını mutlaka sanatsal faaliyetlerin olduğu bir kursa yazdırmaları. Böylelikle beynimizde bulunan yaklaşık 9 tane zekâ çeşidinden tutabildiğimiz kadarını aktif tutup çocuğun motor ve zekâ beceri oranını yüksek tutmaya çalışıyoruz. Siz de farklı kültürlerdeki hareketlilikleri hayatınıza adapte etmeye çalışarak çocuğunuzun dil zekâsını, sanatsal zekâsını ve spor zekâsını eşzamanlı bir şekilde aktif tutarak çocuğunuzun IQ seviyesini yükseltebilirsiniz. Ve emin olun bu en çok sizin işinize yarayacaktır.BU NEDENLE ELİNİZDEKİLERİN DEĞERİYLE, EN DEĞERLİNİZE DEĞER KATMANIZ DİLEĞİYLE…

Devamını Oku
Oyuncakçılarda Çocukları Doğru Yönlendirecek 5 Madde

Oyuncakçılarda Çocukları Doğru Yönlendirecek 5 Madde

Çocuklarımızın girdiklerinde kendilerini kaybettikleri yer hepimizin bildiği gibi OYUNCAKÇILARDIR. Tıpkı bayanların alışveriş merkezlerinde, beylerin de galeriler, spor ya da hobi mağazalarında olduğu gibi. Herkes kendilerini zevklerine uygun ortamlarda bulunca değişik değişik tepkiler verebilir.PEKİ, SİZCE NEDEN BAZI ÇOCUKLAR SAKİN SAKİN GEZERKEN, BAZILARI DA BİR ORAYA BİR BURAYA HIRÇINCA SALDIRIYOR?Bunun cevabını siz yazının sonunda kendiniz bulacaksınız. Şimdi hangi davranışlar yanlış, hangileri doğru biraz maddeleyelim:Oyuncak mağazasına sadece oyuncak alınacağı zaman girmek yanlış, şartlar müsaitse, vakit sıkıntısı yoksa çocuk oyuncakçıya girmek istiyorsa, istediği her zaman girmek doğru.Oyuncakçıya girerken acaba pahalı bir oyuncak mı alacak, nasıl çabuk çıkartırım, ağlamadan nasıl çıkarız gibi kafanızın içindeki endişe balonları ile girmek yanlış, onun içeriye girerken hissettiği heyecan ve mutluluğu, çocuğunuzla dokunsal olarak paylaşmak doğru.Çocuğunuz eline alıp incelediği her oyuncağa elleme kızım, evet boşver şunlara bak oğlum gibi sürekli direktifler vermek yanlış, elindeki oyuncağın özelliklerini beraber keşfedip eğlenerek vakit geçirmek doğru.Her gördüğünü satın almak isteyen çocuğa tepkili davranmak ve hayır demek yanlış, oyuncakçıyı gezerken beğendiği her oyuncağı size vermesi ve gezme bittikten sonra beraber tek tek konuşup oyuncakları eleyerek ortak istenilen oyuncağı almak doğru.Maddi durumunuz o an oyuncak almanıza müsait değilse, sadece bakacaksın hiçbir şeyi almayacağız bak yoksa girmeyiz demek yanlış, o oyuncağın fotoğrafı çekilip, aklımızda kalsın müsait olduğumuz ilk zamanda alacağız demek doğru.Bu tarz çözüm yollarıyla çocuğunuz sizin rahat ve mutlu olduğunuzu gördüğü için o da sakin olacaktır.Aslında çocuk gelişiminde kilit nokta ve her kriz anında kilidi açacak nokta şudur; çocuğunuzun da düşünen, yaşayan, isteyen, sinirlenen, öfkelenen ya da heyecanlanan kendince hedef ve planları olan bir İNSAN olduğunu unutmamak. Nasıl etrafımızdaki insanlara ya da eşimize, anne-babamıza yanlış anlar, kalbi kırılmasın diye hassas ve dikkatli davranıyorsak çocuklarımıza da böyle davranmalıyız.AMA ABARTMADAN VE ÇOCUKLARIN BUNU KULLANMASINA İZİN VERMEDEN…Yine de birçok şey denediyseniz ve bu oyuncak meselesi kriz haline dönüştüyse, davranış bozuklukları konusunda uzman bir psikologdan yardım almanızı tavsiye ederiz.

Devamını Oku
Bakıcı mı? Yoksa Kreş mi?

Bakıcı mı? Yoksa Kreş mi?

Çalışmak zorunda olan birçok annenin kararsız kaldığı bir noktaya değinmek istiyorum. Doğumdan yaklaşık 1 yıl sonra çoğu anne çocukları için bir arayışa giriyor. Önce güvenilir bi aile dostuna emanet etmeyi tercih ederken bebekleri büyüdükçe kreş ya da bakıcı arayışına giriyorlar. Önce bakıcı, sonra olmadı kreş,  kreşte hasta oldu tekrar evde bakıcı derken çocuklar deneme tahtasına dönüyor. Her uzmanın kendine göre görüşü olsa da hepimizin ortak noktası 2 yaşına kadar çocuğun anneden ayrılmaması yönünde.PEKİ, 2 YAŞINDAN SONRA?Gelin bu konuyu beraber inceleyelim.KREŞ SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER NELERDİR?2 yaşından 3 yaşına doğru çocukta özerklik dönemine yavaş yavaş geçilir. Sosyal olması önemlidir ama seçeceğiniz kreş, her sınıftaki çocuk sayısı, öğretmenlerin ilgileniş tarzları ve sınıftaki çocukların hal ve hareketlerini iyice analiz etmeden çocuğunuzu bi kreşe yazdırmayın derim. Hem bi anne hem de bir psikolog olarak bu yaş grubundaki çocuklarınızı 6-7 kişiden fazla gruplara koymamanızı tavsiye ederim. O da 2 öğretmen şartıyla tabi.Temizlik, hijyen ve yemek de çok önemli.Aynı zamanda çocukların gün içerisinde oksijen ve gün ışığı alabilecekleri oyun alanlarının olması gerekir. Bazı kreşlerin oyun alanları da kurumun içinde oluyor ve çocuklar hep iç içe yaşamak zorunda kalıyor.Maalesef çoğu ailenin yaptığı ortak bi hata var. Evlerine en yakın olan okula gidip ücret konusunda anlaşıp tokalaşmak ve ertesi gün çocuğu kreşe bırakmak. Çocuklarımızın dünyalarını bi düşünürse yaptığımız çok acımasızca. Siz bi anda hiç bilmediğiniz bi ortamın içinde kendinizi bulsanız, eminim ki siz de hemen hemen aynı duyguları hissedersiniz. O yüzden kreş seçimine özen göstermelisiniz.BAKICI SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER NELERDİR?2 yaşından sonra eğer bakıcıyla devam etmek isterseniz mutlaka sizin sıcaklığınızı ve şefkatinizi verecek güvenli birini bulmak ilk şartınız olmalı. Çünkü çocuğunuz hala sevgiye ve ilgiye muhtaç.Hangi bakıcıyla devam etmeye karar verdikten sonra bakıcıyla birlikte siz de en az bir 4 aylık süreçte beraber olmalısınız ki çocuğunuzda terkedilmişlik hissi oluşmasın. Çocuğunuz sizin yanınızda bakıcısına daha iyi alışacaktır ve kendini güvende hissedecektir. Böylelikle bakıcı da sizin eğitim ve sevgi tarzınızı öğrenip çocuğunuza alıştığı ilgi ve alakayı verecektir.Çocuğunuzun bakıcıya alıştığını ve onunla kalmaktan zevk aldığını iyice tespit ettikten sonra ayrılmanızın ve rahatlıkla işe gitmenizin vakti gelmiş demektir.Daha sonra yavaş yavaş bakıcınızın çocuğunuzu sosyal ortamlara alıştırmasını sağlayın. Günlük bi saatlik oyun evlerine, yarım gün anne-bebek aktivitelerine gibi.Böylelikle çocuğunuz hem anne şefkatinden mahrum kalmamış olacak, hem de doğayla ve akranlarıyla güven ortamı içinde sağlıklı bir sosyalleşme süreci geçirecektir.Hepinize sağlıklı ve mutlu iletişimler dilerim.

Devamını Oku
1 2 ... 20 21 22 23 24 25 26 ... 32 33
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al