Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

Çalışan Annelere Öneriler

Çalışan Annelere Öneriler

Son yıllarda kadınların iş hayatında oldukça fazla yer almaya, önemli başarılar elde etmeye başladıkları görülmektedir. Kadın artık iş hayatının olmazsa olmaz ve çok önemli bir parçası. Öyle eski zamanlarda ki gibi evinin kadını, çocuklarının annesi olmaya da niyetli değil çoğu kadın. Tam aksine hem kariyer yapıyorlar hem de çocuklarını yetiştiriyorlar. Üstelik çoğu zaman her ikisinde de oldukça başarılı oluyorlar. Hal böyle olunca bir yandan iş hayatındaki yükümlülüklerini yerine getirmek bir yandan da annelik görevlerini ve sorumluluklarını yerine getirmek kimi zaman oldukça yorucu ve de yıpratıcı olabiliyor.Aynı anda birden fazla iş ile uğraşmak ve taşıyabileceğinden çok daha fazla yük almak kimi zaman çoğu kadını havlu atma noktasına getirebiliyor. İşte bu noktaya ulaşmadan ve pes etmeden önce birazdan bahsedeceğim tavsiyelere göz atabilirsiniz. En azından süreci planlayabilmeniz ve kendi açınızdan çok daha rahat ve kolay atlatabilmeniz için faydalı olduğunu göreceksiniz.Peki, çalışan anne olmayı kolaylaştırmanın yolları nelerdir?Biz kadınlar her daim alabileceğimizden çok daha fazla yükü ve sorumluluğu almaya gönüllüyüzdür. Oysa aile içerisinde ve programınızda yapacağınız ufak planlamalar sizi bu gereksiz sorumlulukların altında ezilmekten kurtaracaktır.Aile bireyleri ile görev paylaşımında bulunun. Örneğin, işten döndüğünüzde ortaya atılmış bir ceketi, boş bir su bardağını, her tarafa dağılmış oyuncakları siz topluyorsanız bu çokta doğru olmayan bir görev paylaşımı olduğunu gösterir. Eşiniz eve geldiğinde ceketini kendi asabilir, kızınız oyuncaklarını kendi toplayabilir, oğlunuz içtiği suyun bardağını mutfağa götürebilir. Bu noktada önemli olan, aile bireyleri ile birlikte görev dağılımını yapmak ve evin kurallarını belirlemektir.İş ve ev ile ilgili bir program oluşturun. Bu programı kendi iş yoğunluğunuza ve evinizin, eşinizin, çocuğunuzun ihtiyaçları doğrultusunda hazırlamaya özen gösterin.Hazırladığınız programa sadık kalmaya çalışın. Acil durumlar ve beklenmeyen değişiklikler dışında programınıza harfiyen uymanız size zaman yönetimi konusunda oldukça faydalı olacaktır.Programlarınızı günlük, haftalık ve aylık olarak planlamanız size çok daha fazla yardımcı olacaktır. Böylelikle adım adım ve hiçbir şeyi gözden kaçırmadan bir program oluşturabilirsiniz.Program içerisinde mutlaka kendiniz için de yer ayırın. Her günün mutlaka uygun olan bir vaktini 5 dakika dahi olsa kendiniz için ayırın. Böylelikle bir süreliğine de olsa soluklanmak için bir fırsatınız olacaktır.Günlük yemek planlaması yapabilirsiniz. Aile bireyleri ile birlikte ortak menüler çıkartabilirsiniz. Böylelikle her akşam işten döndüğünüzde kararsızlık ile vakit kaybı yaşamamış olursunuz. Aynı zamanda pişirmeye kadar verdiğiniz yemekler için ön hazırlığını bir akşam önceden yapabilir, kendinize göre pratik yöntemler bulabilirsiniz.Haftanın belli bir gününü ve belli bir saatini temizlik için ayırabilirsiniz. Hatta gerektiği durumlarda eğer fırsatınız varsa profesyonel ev temizlik hizmeti alarak kendinizi bu yükten kurtarabilirsiniz.Aile olarak aktiviteler yapabilmek için mutlaka programınıza “ Aile Zamanı”nı eklemelisiniz. Bu aile bireylerinin bir birlerine bağlılığını arttıracaktır. Her bireyin kendi günlük planlarından sonra bir araya gelmesini de sağlayacaktır.Aynı programlamayı çocuklarınızla baş başa vakit geçirmek için de planlamalısınız. Örneğin, akşam yemeğinden sonraki yarım saati onlarla oyun oynayarak, sohbet ederek geçirebilirsiniz. Bu durum hem çocuklarınıza iyi gelecek hem de çalışırken onlara vakit ayıramadığını düşünen siz ebeveynlere iyi gelecektir.Ev işleri, çocuklar derken tabii ki eşinizi de ihmal etmemeniz gerekiyor. Mümkün olduğunca baş başa vakit geçirmeye çalışın. Anne baba olmadan önce bir çift olduğunuzu hatırlayın. Örneğin, belirli zamanlarda profesyonel ve güvenilir bir çocuk bakıcısı bulabilir ve çocuklarınızı ona emanet ederek siz de eşinizle bir sinema ya da konser keyfi yapabilirsiniz.Çalışan anneler için baş etmesi en zor şey, vicdanen rahatsız hissetmeleridir. Çocuklarını ihmal ettiklerini, onlarla vakit geçiremediklerini, onlar için yeterli olmadıklarını düşünürler. Oysaki sadece yapılacak ufak planlamalar ve düzenlemelerle hem iyi bir iş kadını hem de iyi bir anne olmak oldukça kolaydır. Yapılan araştırmaların çoğu gösteriyor ki, çalışmayan annelerde çalışan annelere oranla çok daha fazla depresyon, öz güven eksikliği, panik atak, iletişimsizlik gibi sorunlar gözlemleniyor. Bu durumda, çalışan anneler olarak planlı olduğunuz sürece her şeye gücünüzün yetebileceğini ve başarabileceğinizi asla unutmayın!

Devamını Oku
İş Görüşmelerinde Kendinizi Sakinleştirmenin 10 Adımı

İş Görüşmelerinde Kendinizi Sakinleştirmenin 10 Adımı

Konu iş görüşmeleri ya da mülakatlar olduğunda en profesyonelinden en amatör olanımıza kadar hepimizi muhakkak bir heyecan kaplıyor. Üstelik yalnızca heyecanlı değil aynı zamanda stresli de oluyoruz. Yapılan araştırmalar belirli düzeyde stresin ve heyecanın aslında motivasyonu ve başarıyı artıcı etkisi olduğunu belirtiyor. İnsan Kaynakları uzmanları yapılan görüşmeler sırasında adayların belirli düzeyde stresli veya heyecanlı olmasını anlayışla karşılayabiliyorlar ancak stres düzeyiniz baş edemediğiniz bir seviyeye ulaştığında ise bu istediğiniz işi kapmada önünüze çıkan en büyük engellerden biri oluyor. Stresinizi kontrol edemiyor oluşunuz, insan kaynakları uzmanlarına zorluklarla başa çıkma kabiliyetinizin olmadığı ve stres kontrol mekanizmanızın yeterli çalışmadığı fikrini vermektedir.Gelişen iş dünyasında kapasite ve işlevsellik arttıkça çalışanların üzerindeki baskı ve streste artıyor. Bu sebeple çoğu şirket uzmanları, aradıkları pozisyona uygun olan adayı seçerken öncelikli olarak stresli durumlar karşısında nasıl tepki verdiklerine ve zorluklarla nasıl baş ettiklerine dikkat etmektedir. Herhangi bir kurumsal şirketin insan kaynakları uzmanları ile görüşürken heyecanınızı ve stresinizi kontrol altında tutabilmeniz hedefinize ulaşabilmek adına oldukça önemlidir.Peki, kendinizi sakinleştirmek ve stresinizi kontrol altında tutabilmek için neler yapabilirsiniz?Öncelikle kendinize güvenin ve gerçekten ne istediğinizden emin olun.Görüşmelere mutlaka hazırlıklı olarak gidin. Görüşmelere önceden hazırlık yaparak gitmek, kişinin kendine olan güvenini arttırmasına yardımcı olur. Örneğin, görüşme için gittiğiniz şirketi mutlaka araştırın. Burada sahip olacağınız, başvuruda bulunduğunuz pozisyonla ilgili olarakta araştırmalar yapın.Mülakat öncesinde evde kendi kendinize prova yapın. Karşınızda insan kaynakları uzmanı varmış gibi ayna karşısında konuşma yapmak sizin rahatlamanıza yardımcı olacaktır. Kendinizi, deneyimlerinizi ve eğer çalışmaya başlarsanız şirkete katabileceğiniz değerleri doğru şekilde ifade edebilmek için pratik yapın.Görüşme öncesinde mutlaka cv’nizi yeniden gözden geçirin, gereken düzenlemeleri yapın. Sonrasında birer kopyasını çıkartıp, mutlaka yanınıza alın. Uzmanlar sizden cv’nizi istediklerinde, onlara sizde bir kopyası var sanıyordum demek çokta hoş karşılanmaz.Hazırlıklarınızı önceden tamamlayın. Görüşme sırasında giyeceğiniz kıyafetlerin temiz ve ütü olduklarından emin olun.Görüşmenin yapılacağı yer hakkında kesin bilgi edinin ve buraya nasıl ulaşım sağlayacağınızı planlayın. Görüşmeden yaklaşık 20 dakika önce orada olmaya çalışın. Ancak çok fazla erken gitmemeye özen gösterin çünkü uzun süreli olarak beklemekte stres düzeyinizi arttırmanıza sebep olacaktır.Mülakat sırasında iyi bir dinleyici ve gözlemci olmanız önemlidir. Dikkatinizi uzmanların konuşmalarına ve sorularına yönlendirmelisiniz. Size sorulan sorulara net bir şekilde çok uzun olmayan cevaplar vermeye özen gösterin.Kendinizi sorguda hissetmemeniz adına bunun bir mülakat aynı zamanda karşılıklı profesyonel bir sohbet olduğunu kendinize hatırlatın. Önceden hazırladığınız soruları siz de karşınızdaki uzmanlara sorabilirsiniz. Sorduğunuz soruların etkileyici olması sizin uzmanlar karşısında artı puan almanızı sağlayacaktır.Kendinize sürekli olarak pozitif düşünmeniz gerektiğini hatırlatın.Öncelikli olarak başarılı yönlerinizden bahsedin. Ve bu pozisyonu aldığınız takdirde başarabileceğinizi, bu pozisyona uygun olduğunuzu vurgulayacak yönlerinizden bahsedin.Tüm bunlara dikkat ettiğinizde sandığınızdan daha az stresli ve kendinize güveniniz daha fazla bir şekilde mülakata katıldığınızı fark edeceksiniz. Ancak her şeye rağmen iyi bir görüşme geçirmemiş ve bu işi alamamış olabilirsiniz. Bu noktada kendinize “ En kötü ne olabilir?” diye sorun ve bunun sonuçlarını düşünün. Çünkü, fark edeceksiniz ki bu mülakatın kötü geçmesi ya da bu işi alamamış olmanız kariyer hayatınızın sonu demek değildir. Bunu kariyer hedefleriniz için attığınız bir adım ve mülakat konusunda yaşadığınız bir deneyim olarak cebinize koyup, emin adımlarla ilerlemeye devam edin.Hepinize başarı dolu bir kariyer hayatı diliyorum…

Devamını Oku
Profesyonel Dadının Özellikleri Nasıl Olmalıdır?

Profesyonel Dadının Özellikleri Nasıl Olmalıdır?

Mürebbiye, kelime anlamı olarak bir evde yatılı olarak ve aylıkla çalışan, evin çocuklarının bütün ihtiyaçlarını karşılayan, bakımını ve eğitimini üstlenen görgülü, bilgili, eğitimli ve donanımlı olan kadın anlamına gelmektedir. Geçmişten günümüze gelene kadar kelime olarak kullanımını yitirse de aslında mürebbiyeler bugün hala profesyonel dadı adı ile iş dünyasında kendilerine yer bulmaktadır. Geçmiş zamanlarda, bir ailenin çocuklarının mürebbiyelere sahip olması o ailenin aynı zamanda sosyo-ekonomik düzeyini de gösterirdi. Tarihe baktığımızda, özellikle varlıklı ailelerin çocukları için mürebbiyeler tuttukları, onları en donanımlı, eğitimli ve asil şekilde yetiştirmek için ellerinden gelen her şeyi yaptığını görüyoruz.Oysa bugün değişen yaşam şartları, standartları doğrultusunda baktığımızda çocukları için profesyonel dadı tutan ailelerin yalnızca üst düzey gelir sahibi aileler olmadıklarını görüyoruz. Bunun sebebi ise profesyonel dadıların artık ulaşılması zor bir lüksten çok çalışan her ailenin ihtiyacı haline gelmiş olmasıdır. Her anne baba çocukları için konforlu, standartları yüksek ve başarılı bir gelecek hayali kurar. Bu nokta siz ebeveynler olarak işte çalışırken aklınız kalmadan, gerçekten güvenilir ama aynı zamanda da çocuğunuzla kaliteli vakit geçirebilecek bir yardımcı arıyorsanız, bu işi geçmişin mürebbiyeleri, bugünün ise profesyonel dadıları yapıyor.Peki, bir profesyonel dadının özellikleri nasıl olmalıdır?Öncelikle, yaş aralığı oldukça önemlidir. Sizler de bu noktada seçim yaparken daha hızlı ve hareketli olur düşüncesine kapılmamalı ve yaşı biraz daha olgun olan adaylarla görüşme sağlamalısınız. Yapılan araştırmalara bakıldığında, tarihte de mürebbiyelerin çoğunun 35 yaş ve üzerinde olduğu görülmektedir.Profesyonel dadı adayı mutlaka başarılı bir akademik geçmişe sahip olmalıdır. Bu alanda ilerleyen adaylar genelde çocuk gelişimi, psikoloji tarzında çocukların gelişimi ve eğitimi ile ilgili olarak profesyonel eğitim geçmişine sahip olurlar.Eğitimlerini yalnızca lisans eğitimleri ile sınırlandırmamış aynı zamanda ilk yardım, gelişim, eğitim ve çocuklar üzerine çeşitli eğitimler almış, sertifikalar edinmiş olmalıdır.Profesyonel bir dadının mutlaka yabancı bir dil biliyor olması gerekmektedir. Sizler de çocuğunuz için en doğru adayı seçerken bu kritere dikkat etmelisiniz. Tercih ettiğiniz bir dil varsa bu bilgiye sahip adaylar ile görüşme sağlayabilirsiniz. Ancak çoğu profesyonel aday zaten 1 veya 2 farklı dil yeterliliğine sahiptir.Profesyonel dadı olabilmek için yalnızca akademik bilgiye sahip olmak yeterli değildir. Aynı zamanda kültürel ve sosyal anlamda da oldukça donanımlı olması gerekmektedir. Çocuğunuza sofra adabından tutunda, tuvalet eğitimine kadar her şeyi verebilmek anlamında yeterli olmalıdır. Kültürünüze, adetlerinize ve geleneklerinize hakim adaylar tercih etmeniz adaptasyon anlamında kolaylık sağlayacaktır.Profesyonel bir dadının bir diğer özelliği ise, mutlaka bir hobi sahibi olmasıdır. Bu sayede çocuğa sahip olduğunu hobiyi öğretebileceği gibi aynı zamanda çocuğun içindeki potansiyeli de dışarı çıkarabilir. Örneğin, herhangi bir müzikal enstrüman çalmayı biliyor olması o adayı tercih etmenizde sizi etkileyecek bir özellik olabilir.Profesyonel bir dadı olabilmenin en önemli kriteri ise psikolojik anlamda yeterli olabilmektir. Bu psikolojik yeterlilik yalnızca dadının ruhsal durumunun sağlıklı olması anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda gerçekten sabırlı, uysal, uyumlu olması, şiddete eğilim göstermeyen ve saldırgan bir yapıda olmaması da oldukça önemlidir.Geçmişten günümüze kadar incelediğimizde, mürebbiyelerden tutun da bugünün profesyonel dadılarına kadar hepsinin çocukların hayatında önemli ve kayda değer bir yer kapladığı aşikardır. Unutmamanız gereken nokta ise, çocuğunuzun asıl yol göstericisi, yardımcısı, öğretmeni, eğiticisi, arkadaşı ve ebeveyni sizsiniz. Profesyonel dadılar ise, size bunu en doğru nasıl yapabileceğiniz konusunda yardımcı olan yol göstericilerdir. Bu anlamda, en doğru adayı seçmeniz oldukça önemlidir.

Devamını Oku
Çocuklarda Oyuncak Seçimi

Çocuklarda Oyuncak Seçimi

Oyun ve oyuncaklar çocuğun gelişiminde oldukça önemli bir yere sahiptir. Çocuğun farklı açılardan gelişimini sağlayabilmesinin en etkili yolu ise kaliteli oyunlar oynaması ve doğru oyuncak seçimidir. Oyunlar ve oyuncaklar, çocuğun sosyal, duygusal, fiziksel, zihinsel, bilişsel gelişiminde oldukça önemli bir yere sahiptir. Çocuk doğası gereği aslında dünyaya geldiği andan itibaren oyun oynamaya başlar. Yani gelişim süreci boyunca çocuğun en önemli işi ve işlevi oyun oynamaktır. Ebeveynler olarak yapmanız gereken ise, çocuğunuzu bu süreç boyunca doğru oyuncaklarla doğru oyunlar oynamaya yönlendirmenizdir. Bu sayede çocuğunuzun tüm bu gelişim süreci en doğru şekilde desteklenmiş olacaktır.Peki, yaşlara göre çocukların gelişim özellikleri nasıldır ve ne tarz oyuncaklara ihtiyaç duyarlar?0–6 Ay Arası Bebekler: Yeni doğan bebeğin en güzel oyuncağı aslında kendi bedenidir. Uzunca sürecek bir keşif yolculuğuna kendi bedeni ile başlar. Ellerini kollarını sallaması, ellerini ayaklarını emmeye çalışması, değişik sesler çıkarması hem kendi keşif yolculuğunda ilerlemesine hem de eğlenmesine sebep olur. Bu dönem içerisinde bebeğinizin görsel ve işitsel duyularına hitap eden oyuncaklar almanız, onun gelişimini olumlu yönde etkileyecektir.6–12 Ay Arası Bebekler: Bebekler 6. ay itibarı ile artık oturmaya başlarlar. Bu da onların daha bağımsız hareket edebilmelerine ve daha geniş alanlara sahip olmalarına olanak sağlar. Ayrıca bu aylarda bebeğinizin tutma, kavrama gibi kabiliyetleri de gelişmektedir. Bu sebeple elinde tutabileceği, çok fazla büyük olmayan, yumuşak dokulu oyuncakları verebilirsiniz. Örneğin hayvan figürleri, bebekler ya da sesli ve ışıklı oyuncakları tercih edebilirsiniz. Gene bu dönem içerisinde, bebeğinizin diş çıkarma serüveni de başlamış olacağından, aynı zamanda yumuşak, sağlık açısından zararlı olmayan diş kaşıyıcıları da kullanabilirsiniz. 8. aydan sonra bebeğiniz emeklemeye başlayacak ve bu dönem için tercih edebileceğiniz çok çeşitli oyuncaklar bulunmaktadır. Yürümeye teşvik edici yürüteçlerden tutunda, minik plastik toplara kadar pek çok alternatif bulunmakta. Motor gelişimi devam eden bebeğiniz için, tutunabileceği, atabileceği, itip-çekebileceği çeşitli oyuncaklar oldukça faydalı olacaktır. 1 yaş itibarı ile ise, sesli ve renkli kitapları artık hayatınıza sokabilirsiniz. İçeriğinde basit kelimeler, renkler, hayvanlar, sebzeler ve meyveler olan kitaplar hem birlikte keyifli vakit geçirmenizi hem de çocuğunuzun dil gelişimini önemli ölçüde etkiler.12–24 Ay Arası Bebekler: Çocuğunuzun yürümeye başlaması ile keşif yolculuğu da hız kazanmaya başlar. Bir odadan bir odaya gitmek, ulaşabildiği çekmeceleri dolapları açmak karıştırmak, ortadaki nesneleri taşımak gibi davranışlarda bulunabilir. Aslında yaşadığı ortamı keşfederken çokta oyuncaklara ihtiyaç duymasa da bu dönemde üzerine binebileceği bir araba, bisiklet ya da oturup oynayabileceği ahşap bloklar tercih edebileceğiniz oyuncaklar arasındadır.2–3 Yaş Arası Çocuklar: 2 yaş çocuğun etrafındakileri taklit etmeye ve gördüğü rolleri deneyimlemeye başladığı dönemdir. Bu sebeple bu dönemdeki çocuklar için en uygun oyuncaklar yemek takımları, doktorculuk setleri, çeşitli boyutlarda bebekler, mutfak malzemeleri, temizlik malzemeleri, hayvan setleri, ulaşım setleri şeklindeki oyuncak setleridir. Bu şekilde çocuğun hayal dünyası gelişecek ve dramatize ettiği rollerin özelliklerini kolaylıkla öğrenmesini sağlayacaktır.4–6 Yaş Arası Çocuklar: 4 yaş itibari ile çocuklar daha sosyal hale gelmeye başlarlar. Bu sebeple açık havada gerçekleştireceğiniz etkinlikler örneğin parka gitmek ya da bisiklete binmek, scooter kullanmak gibi etkinlikler oldukça ilgi çekici olacaktır. Bunun yanı sıra çocuğunuzun bilişsel gelişimi de bu dönemde hız kazanır. Masa başında gerçekleştireceği etkinlikler de bu gelişimi desteklemek adına oldukça ilgi çekici olacaktır. Örneğin, resim yapmak, boyama, kesme, yapıştırma gibi. Çocuğunuz bu dönem itibarı ile yalnızca gördüğünü taklit etmez artık kendi yorumlamalarını katma, çözümler bulma, parçaları birleştirme gibi bilişsel gelişim de sağlar.6 Yaş ve Üzeri Çocuklar: Bu dönemle birlikte çocuğunuzun hayal dünyası da en üst seviyeye ulaşmış bulunmaktadır. 6 yaş çocuğun okula başladığı, bireyselleştiği, özgürleştiği dönemdir ayrıca. Sosyal ilişkilerinin de geliştiği bu dönemde, çocuğunuz aynı zamanda kendini bir birey gibi hissetmeye de başlayacaktır. Sosyal birey haline gelen çocuk, özellikle arkadaşları ile oynayabileceği oyunlardan keyif alır. ( İp atlamak, saklambaç oynamak, kovalamaca oynamak, top oynamak, yüzmek vb. ). Bu dönemde aynı zamanda hayal dünyasını geliştirecek doktorculuk, evcilik, bakkalcılık, öğretmencilik gibi oyunları oynamaktan oldukça keyif alırlar. Siz de bu ve buna benzer diğer oyunlarını destekleyecek materyalleri tercih edebilirsiniz.Çocuğunuzun yaşı kaç olursa olsun, onun en iyi oyun arkadaşının siz ebeveynler olduğunu unutmamalısınız. Çocuk oyunla var olur ve gelişir. Bu süreçte sabırla, sevgi ile onu desteklemeniz aranızda sağlıklı bir ilişki oluşması açısından ve çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için oldukça önemlidir.Oyunla ve sevgi ile kalın…

Devamını Oku
Seçici Yeme Bozukluğu

Seçici Yeme Bozukluğu

Hepimizin bildiği gibi, bir çocuğun sağlıklı beyin ve beden gelişiminde beslenmenin yeri oldukça büyüktür. Normal gelişim seviyesinde olan çocuklar, 1 yaşından itibaren kendi başlarına yemek yemek için çabalarken, 2-3 yaş arasında ise her çocuk kendi başına yemek yiyebilme becerisine sahip hale gelir. Çocuğun, doğduğu andan itibaren sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanması ise tamamen ebeveynlerin tutumları ve davranış şekilleri ile bağlantılıdır. Beslenme alışkanlıklarının çocuğa kazandırılmaya çalışıldığı dönemde ailelerin karşısına çıkan en önemli sorunlardan biri ise çocuğun yemek yemeyi reddediyor ya da yemek konusunda seçici davranıyor oluşudur.Türk gelenek görenekleri ve aile yapısı ile değerlendirdiğimizde, genel olarak yemeyi ve yedirmeyi seven bir toplum olduğumuzdan bahsedilebilir. Bu şartlar altında yetişen nesilleri ve ebeveynleri göz önüne aldığımızda ise, çoğu iştahsız olarak nitelendirilen çocuğun aslında yaşlarına uygun seviyede boy kilo endeksine sahip oldukları gözlemlenmektedir. Bu noktada öncelikli olarak, çocuk gerçekten iştahsız, yemek yemeyi reddedici tavırda ve yemek konusunda seçici mi yoksa anne çocuğunun doyduğunu düşünmüyor ve bunu bir problem haline mi getiriyor bunu ayrıştırmak gerekmektedir. Başta da belirtmiş olduğum gibi, çocuğa sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılmaya çalışıldığı dönemde ebeveynlerim tutumları ve davranışları oldukça önemlidir.Peki, seçici yeme bozukluğu nedir?Seçici yeme bozukluğu yani yemek seçme, seçici yeme olarak ta bilinen bazı belirli gıdaların tüketimini engelleyen bir beslenme bozukluğudur. Özellikle çocukların gelişim döneminde sıkça rastlanan bu sendrom, çocuklar büyüdükçe ve seçici yiyici tavırlarından vazgeçtikçe düzelebilecek bir problemdir.Bu süreçte nelere dikkat etmelisiniz ve neler yapmalısınız?Çocuk sosyal anlamda kaçınmalar yaşayabilir. Bunun sebebi, tercih ettiği gıda seçeneklerine girdiği sosyal ortamlarda ulaşamayacak olmak olabilir.Anksiyete ve çatışmalar yaşayabilir.Çocuğunuz bazı yiyecekleri koku, doku ve tat konularını sebep göstererek yemeyi ısrarlı şekilde reddeder.Çocuğunuz özellikle kendi için “güvenli” olarak adlandırabileceğimiz yiyecekler seçecektir. Örneğin, yalnız bir markaya ya da bir besine takılı kalmış durumdaysa buna dikkat etmeniz gerekebilir.Genelde seçici yiyen çocukların boy-kilo oranlarında herhangi bir anormallik gözlenmez. Çoğunlukla karbonhidrat ağırlıklı besinlere takıntılı hale geldiklerinden herhangi bir enerji kaybı da gözlenmez.Sıkça okul öncesi çağdaki çocuklarda gözlemlenir. Ve genellikle çocuk kendi belirlediği 3-4 çeşit yemekten başka bir şey yemeyi reddeder.Bu ve buna benzer semptomları çocuğunuzda gözlemlediğiniz takdirde mutlaka bir uzmana danışmalı ve ondan yardım almalısınız.Gözlemlenen davranışların sebebi yalnızca gelişim çağında ortaya çıkan bir sıkıntı olsa da, travmalardan tutun da obsesif kompülsif bozukluklara kadar pek çok rahatsızlıkla ilişkili olabilir.Ebeveyn olarak dikkat etmeniz gereken en önemli noktalardan biri de, çocuğunuza zorla istemediği besinleri yedirmeye çalışmak ya da onu cezalandırmak durumu düzeltmeyeceği gibi aynı zamanda kötüleşmesini de sağlayacaktır.Çocuğunuza, ek gıdaya geçtiğiniz dönemden itibaren çeşitli besinleri tattırmalı ve öğünlerini çeşitlendirmelisiniz.Aile olarak sürekli şekilde evinizde geçerli olacak yemek kuralları belirlemelisiniz. Ve tüm aile bireyleri olarak bu kurallara uymanız oldukça önemlidir.Çocuğunuzun sizin kafanızdaki kadar değil de kendi midesinin kapasitesi kadar yiyebileceğini unutmayın. Tek seferde yiyebileceği kadar büyüklükte porsiyonlar sunmaya çalışın.Beslenme alışkanlığı kazandırılmaya çalışılan dönemde anne-baba olarak ortak hareket etmeli ve davranışlarınızda tutarlı olmalısınız.Çocuğunuz için en önemli rol modelin siz olduğunu unutmayın. Çocuğunuz sizin beslenme alışkanlıklarınızı da gözlemleyecek ve kendine örnek alacaktır.Çocuğunuzun kendi kararlarını verebilmesi konusunda ona destek olun. Yemeklerde seçme hakkı tanıyın.Önüne konulan yemeği yemeyi reddediyorsa yemek süresinin bitiminde “Sanırım yemiyorsun o zaman kaldırıyorum ve bir sonraki ana öğüne kadar herhangi bir şey yemen mümkün olmayacak.”diyerek kaldırın. Ve söyleminizde tutarlı davranın. Böylece çocuğunuz evdeki yemek kurallarına uyum sağlamayı öğrenecektir.Çocuğunuza sevginiz ve sabrınızla kazandıramayacağınız hiçbir beceri yoktur. Sıkıştığınız noktada bir uzmandan yardım alarak tüm problemlerin üstesinden gelebileceğinizi ve yalnız olmadığınızı unutmayın!

Devamını Oku
Yatalak Hasta Bakımı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Yatalak Hasta Bakımı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Yatalak olarak yaşamak, yatağa bağımlı ve fiziksel aktivitelerini kendi başına yerine getirememek anlamına gelmektedir. Her birimiz için düşündüğümüzde korkunç hissettiren yatağa bağımlı olarak yaşama düşüncesi kimileri için maalesef gerçek olmaktadır. Geçirilen bir kaza sonucu, yaşlanmaya bağlı olarak, doğuştan sahip olunan bir rahatsızlık sebebi ile bireyler yaşamlarını yatağa bağımlı olarak geçirebilir.Yatalak hasta bakımı, ayakta hasta bakımına nazaran oldukça zordur. Özellikle bilinci açık olan, her şeyin farkında olan yatalak hastaların bakımı ayrıca bir hassasiyet gerektirir. Çünkü, kişisel temizliklerinden tutun da ilaç takiplerine kadar her türlü ihtiyaçları bakım veren kişi tarafından gerçekleştirilir. Bu durumda hastalarda utanç duymalarına, kendilerini eksik ve yetersiz hissetmelerine, birine muhtaç olarak yaşamanın getirdiği mahcubiyet duygusuna sebep olmaktadır. Bu da bu hastaların psikolojik olarakta çok zor süreçler yaşamalarına ve her an değişen duygusal durumları ile depresyona yatkınlık göstermelerine neden olur.Yatalak hasta bakımı konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri, hastaya bakım veren kişinin mutlaka eğitimli ve deneyimli profesyonel bir hasta bakım personeli olması gerekmektedir. Yatalak hastalar hastanelerde ve özel kurumlarda bakılabildiği gibi aynı zamanda evde de bakımları sağlanabilir. Bu hastanın kendini bu zorlu süreçte daha rahat hissedebilmesi açısından oldukça önemlidir.Yatalak hasta bakımında dikkat edilmesi gereken noktalar;Yatak yaraları: Sürekli yatmaya bağlı olarak vücudun farklı noktalarında yaralar oluşur. Bunun sebebi yatağa uzun süreli temas eden noktaların havasız kalması ve yatak yarası dediğimiz yaralara sebep olmasıdır. Bu noktada, profesyonel hasta bakıcılar hastayı gün içerisinde düzenli olarak çevirerek yatak yaralarının oluşumunu engeller.Kas-İskelet sistemi rahatsızlıkları: Uzun süreli hareketsiz kalmaya bağlı olarak kaslarda zayıflamalar, kuvvetsizlik ve çeşitli ağrılar başlar. Hasta bakıcıların görevlerinden biri de yatalak hastaya her gün düzenli olarak egzersizler yaptırmak ve bu şekilde kas – iskelet sisteminin zayıflamasını önlemektir.Solunum sistemi rahatsızlıkları: Yatalak hastalarda uzun süreli yatma sonucu göğüs kafesi genişler ve buna bağlı olarak hastanın derin nefes alabilme kabiliyeti azalır. Bu noktada, yatalak hasta bakım personeli hastaya çeşitli nefes egzersizleri yaptırmalı, balon şişirme, ıslık çalma gibi egzersizler ile nefes alabilme kabiliyetini kaybetmeden korumasına yardımcı olmalıdır.Uygulanması gereken diyet ve ilaç takibi: Yatalak hastanın rahatsızlığına bağlı olarak uyması gereken bir beslenme ve diyet programı var ise, bakım veren kişi tarafından bu liste düzenli olarak uygulanmaktadır. Kullandığı ilaçlar takip edilmeli ve saatinde verilmelidir.Psikolojik rahatsızlıklar: Yatalak hastalarda gözlemlenen en önemli sıkıntılardan biri de içinde bulundukları duruma bağlı olarak geliştirdikleri psikolojik yakınmalardır. Uzun süreli olarak yatağa bağımlı kişilerde özellikle depresif duygular fazlaca görülür ve bu da depresyona sebebiyet verir. İhtiyaçlarını kendi başına gideremediği ve mutlaka birinin yardımına muhtaç olduğu için en derin ve şiddetli hissettiği duygu terk edilme ve yalnız kalma korkusudur. Bu durumda yatalak hastanın yanında olmak, onunla sürekli olarak sohbet etmek ve sosyal yaşamdan ve çevreden kopmasını engellemek gerekir. Profesyonel anlamda hizmet veren bir yatalak hasta personeli, hastası ile hem fiziksel hem ruhsal olarak ilgilenmeli onu gündelik yaşamın içinde desteklemelidir.Unutmayın ki yatalak hasta olmak, yatağa bağımlı yaşamak bir kader olsa da ve bunu değiştiremeseniz de işinde deneyimli, eğitimli profesyonel bir yatalak hasta bakım personelinden destek aldığınız zaman hem hastanız hem de siz oldukça kaliteli, sağlıklı, huzurlu ve konforlu bir yaşam sürebilirsiniz.

Devamını Oku
Çocukların Yeni Arkadaşı Oyun Ablaları

Çocukların Yeni Arkadaşı Oyun Ablaları

Çocuğunuzun zihinsel, fiziksel, duygusal, sosyal gelişimini en doğru şekilde etkileyebilmenizin yolu doğru ve eğitici oyunlar seçerek aynı zamanda da kaliteli vakit geçirmesini sağlamaktan geçer. Ebeveynler olarak çocuğunuzun her ihtiyacına aynı düzeyde karşılık verebilmeniz mümkün değildir. Özellikle çalışan ebeveynler çoğu zaman çocukları ile oyun oynayacak vakit bulamamaktadır. Çocuğunuza bir bakıcı bulmak istemiyorsanız, yalnızca oyun oynasın, ödevlerine yardımcı olsun ve sizi desteklesin aynı zamanda da çocuğunuzun gelişimine katkıda bulunsun istiyorsanız, günümüzde son zamanlarda oldukça popüler hale gelen ve isimlerini sık sık duyduğumuz oyun ablaları bu noktada sizin ihtiyacınıza en uygun kişi olabilir.Peki, kim bu oyun ablası?Oyun ablası; genelde 18–25 yaş aralığında olan, üniversite eğitimine devam eden ya da yeni tamamlamış, çocuğunuzla eğitici, bilimsel, sanatsal aktiviteler yapan, okuldan geldiğinde onu karşılayan ödevlerine destek olan, genellikle yabancı dil bilgisine sahip ve çocuğunuza yabancı dil öğreten, onunla kaliteli ve eğlenceli oyunlar oynayan kişilere denir. Kısacası, çocuğunuzun hem eğlenmesi hem de öğrenmesi için çabalayan genç ve eğitimli kişilerdir.Oyun ablası seçerken ne gibi özelliklere ve donanıma sahip olması gerektiğine kendiniz karar verebilir, bir liste oluşturabilir ve bu liste üzerinden adaylar ile görüşebilirsiniz. Bu süreci kendi başınıza yönetebileceğiniz gibi aynı zamanda bu işi profesyonel şekilde yürüten şirketlerden de yardım alabilirsiniz.Önceliklerinizi belirleyin. Seçeceğiniz en doğru adayın ne gibi özelliklere sahip olması gerektiğine, çocuğunuzun ihtiyaçları doğrultusunda karar verin. Örneğin, spora yatkın bir çocuğunuz varsa sporla ilgilenen ve bu alanda başarılı olan bir aday çocuğunuza hem örnek hem destek olacaktır.Oyun ablaları genelde üniversite eğitimine devam etmiş ya da yeni mezun olan kişilerden oluşur. Adaylar genelde harçlıklarını çıkartmak amacı ile bu işi yaptıklarından, bir bakıcıya göre çok daha uygun ücretler ile hizmet vermektedirler.Görüşmeleri çocuğunuz ile birlikte gerçekleştirin. Bu şekilde hem adayın çocuğunuz ile olan iletişimini gözlemleme şansı bulmuş olursunuz hem de çocuğunuzun bu yeni abla / arkadaş ile ilgili fikirlerini öğrenmiş olursunuz.Eğitimli ablalar çocuğunuzun gelişiminde oldukça faydalı olacaktır. Çünkü, bu işi profesyonel anlamda yapan oyun ablalarının çoğu eğitici-öğretici aktiviteler hakkında bilgi sahibidir.Çocuğunuzun eğlenirken öğrenmesine fırsat yaratın! Çocuklar için okula gitmek, ders çalışmak, ödev yapmak genelde oldukça sıkıcı ve bunaltıcı olabilir. Bu durumda bir oyun ablası eşliğinde bunları gerçekleştirmeli onların hem motivasyonunu hem de başarısını arttırıcı bir etki sağlar.Oyun ablaları genelde belirli günler ve saatler aralığında çalışırlar. Oyun ablasının gelmesini istediğiniz zamanları hem kendi ajandanıza uygun olacak şekilde hem de çocuğunuzun programına uyacak şekilde kendiniz ayarlayabilirsiniz.Çoğu oyun ablası sizin sağ kolunuz gibi olacağından bazı konularda esneklik gösterebilir. Bu durumda bir davete katılmanız gerektiğinde ya da eşinizle baş başa birkaç saat geçirmek istediğinizde oyun ablası çocuğunuzu emanet edebileceğiniz doğru kişidir. Hem çocuğunuz sıkılmayacak hem de güvenli bir şekilde yapmanız gereken işleri yapabileceksiniz.Kendinizi suçlu hissetmeyin! Çoğu çalışan anne-baba çocuğuna yeteri kadar vakit ayıramadığı ve tüm ihtiyaçlarını karşılayamadığı için vicdan azabı çeker. Ancak düşünüldüğünde ebeveynler olarak her biriniz aslında çocuğunuza daha iyi bir gelecek sağlayabilmek adına çalışıyorsunuz. Bu durumda bir oyun ablası çocuğunuzun ödevlerini yapmasına yardımcı olurken ve onları kontrol ederken sonrasın da sizde kalan vaktinizi en iyi şekilde değerlendirerek onunla oynayabilirsiniz.Oyun ablaları, dil eğitiminden tutunda satranç oynamaya, keman çalmaya kadar pek çok beceriyi çocuğunuza öğretebilir. Bunun yanı sıra birlikte kitap okumak,sinemaya gitmek, tiyatro izlemek, birlikte yüzmek gibi pek çok aktivitede onun arkadaşı ve destekçisi olabilir.Eğer sizlerde çocuğunuz için hem eğlenebileceği bir arkadaş, hem destekçisi olabilecek bir abla arayışında iseniz, bu durumda kriterlerinizi ve önceliklerinizi belirleyip, çocuğunuzun ihtiyaçları doğrultusunda oyun ablası arayışına başlayabilirsiniz. Bu noktada önemli olan ise, bu işi profesyonel anlamda yapan insan kaynakları firmalarından destek alarak güvenilir, referanslı ve eğitimli adayları bulabilmektir.

Devamını Oku
Çocuklarda Tırnak Yeme Alışkanlıkları

Çocuklarda Tırnak Yeme Alışkanlıkları

Tırnak yeme alışkanlığı, hem çocukluk hem de yetişkinlik hayatında görülen bir davranış bozukluğudur. Çoğu davranış bozukluğu gibi altında yatan nedenleri fark etmek, bulmak ve anlamak oldukça büyük önem taşır. Sebebi bulunduktan sonra da tedavi yollarına bakılmalı ve en sağlıklı yol izlenmelidir. Çocuklarda sıklıkla görülen davranış bozuklukları şu şekildedir:Tırnak yemeAlt ıslatmaKaygı bozukluklarıSaldırganlık – Agresif tutumlarFobilerİçe kapanıklıkSaç koparmaParmak emmeUyku bozukluğuEvden / Okuldan kaçmakÇoğu aile çocuğunun tırnak yeme alışkanlığı karşısında endişeye kapılır ve bu kaygı ile hareket ederek yanlış tutumlar sergileyebilir. Aslında önemli olan bu davranışın altında yatan çevresel ya da psikolojik sebebe ulaşabilmektedir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki tırnak yeme davranışı kız çocuklarında erkek çocuklarına nazaran daha fazla görülmektedir.Bu davranışın kökeni aslında çocuğun duyduğu aşırı kaygıya yani kaygı bozukluğuna dayanmaktadır. Çocuklarda görülen kaygı bozukluğunun temel sebebi ise anne-babanın davranışlarındaki eksiklik ya da yanlışlardan kaynaklanmaktadır. Örneğin, anne babanın sevgi ya da ilgi eksikliği, kardeş kıskançlığı, ebeveyn kaybı, annenin ya da babanın uzaklaşması, anne-baba boşanması, ev içerisindeki şiddetli kavgalar gibi durumlar çocuğun aşırı düzeyde kaygı duymasına sebep olur. Çocuk çoğu zaman bu kaygı ile nasıl baş edeceğini bilemez ve kendince yöntemlerle bunu bastırmaya çalışır. Tırnak yeme davranışı da çocuğun baş edemediği aşırı kaygı içeren durumda ortaya çıkan aslında bir baş etme yöntemidir.Tırnak yeme alışkanlığı nasıl sonlandırılır?Öncelikli olarak ailenin tırnak yeme davranışı hakkında bilgili olması gerekmektedir. Bunun çocuğun bir eksikliği hatası olmadığını kabullenmesi ve bu doğrultuda bu davranışı düzeltmek adına kendisini desteklemesi gerekmektedir.Çocuğunuza tırnak yediği zaman kızmayın, bağırmayın, ceza vermeyin! Bu çocuğunuzun kaygı düzeyini arttırmaktan ve yaptığı yanlış davranışı daha sık tekrarlamasından başka bir işe yaramayacaktır.Bir profesyonelden yardım alın ve davranışın altındaki temel sebebe ulaşın.Bu süreçte anne babanın çocukla daha fazla ilgilenmesi, sevgisini her koşulda hissettirmesi ve onu desteklemesi oldukça önemlidir. Mümkün olduğu kadar çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmeye çalışın.Çocuğunuzun dikkatini başka noktalara çekmek onu bu davranıştan uzaklaştırma konusunda size yardımcı olacaktır. Çocuğunuzun davranışı gerçekleştirdiğini gördüğünüz zamanlarda “tırnağını yemeyi bırak, elini ağzından çek, çocuk gibisin aynı” gibi dikkati oraya çekecek davranışlardansa onu sevdiği şeylere yönlendirmeniz gerekir.Tırnağına acı oje sürmek, ağzına biber sürmek gibi cezalandırıcı yöntemlerden uzak durun. Bu çocuğunuzun kaygısını arttırır ve davranışa daha sıkı tutunmasına sebep olur.Çocuğunuza bulunduğu davranışın yanlış olduğunu, ellerinin bu şekilde sağlıklı ve güzel görünmeyeceğini, bu davranışın kendi sağlığı için zararlı olduğunu onu incitmeyecek ve eleştirmeyecek bir üslupla kendisine anlatabilirsiniz.Çocuklar anne ve babalarını kendilerine rol model olarak alırlar ve onların yaptığı davranışları tekrarlarlar.  Bu noktada sizin tırnaklarına bakım yapmanız ona özendirici davranışlarda bulunmanız da oldukça etkili olacaktır.

Devamını Oku
Yaşlılarda Uyku Bozukluğu

Yaşlılarda Uyku Bozukluğu

Uyku, insanın yaşamında oldukça fazla yer kaplar ve hem vücut hem de ruh sağlığını dengeler. Uykunun temel amacı kişinin yorgunluğunun atılması, gün içinde harcadığı enerjiyi geri kazanması, vücut ve zihin dinginliğini kazanmasıdır. Bireyin uyku ihtiyacı yaşına göre farklılık göstermektedir. Yapılan araştırmalarda bir yetişkin veya bir yaşlı birey için günde ortalama 6-7 saat uyku yeterli olmaktadır.Yaş ilerledikçe fiziksel ve zihinsel bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bunun sebebi bedenimizin ve zihnimizin sürekli değişiyor ve farklı bir biçim alıyor olmasıdır. Yaşlılıkta sık rastlanan sorunlardan biride uyku problemleridir. 60 yaş üstü çoğu bireyin uyku ile ilgili sorunlar yaşadığı gözlenmektedir.Insomnia, yani uyku bozukluğu kişinin uykuya dalamaması, düzenli uyku uyuyamaması, daldıktan sonra gece sık sık uyanması şeklinde tanımlanabilir. Sağlıklı ve kaliteli bir uyku için, uykunun evrelerinden biri olan REM uykusuna ulaşmak gereklidir. REM uykusu yani derin uyku dediğimiz evre vücudumuzu ve zihnimizi yenileyen, besleyen ve onaran en önemli evredir. Bu noktada insomnia hastaları derin uykuya geçemedikleri için en büyük şikâyetlerinden biri de sürekli yorgun hissetmektir.Yaşlılıkta ve yetişkinlikte ortaya çıkan uyku bozukluklarının pek çok sebebi olabilir. Bu sebepler fizyolojik olabileceği gibi aynı zaman da psikolojik temelli de olabilir.Peki, yaşlılarda insomnia görülmesinin nedenleri nelerdir?Kronik – hiç geçmeyen yorgunluk haliAşırı strese maruz kalmakPsikolojik rahatsızlıklarÖlüm korkusuAşırı düzeyde kaygılar, endişelerTıbbi kökenli rahatsızlıklarKullanılan ilaçlar ( tansiyon, idrar söktürücü, antidepresan gibi )Alkol, kafein, nikotin tüketimiYukarıda belirtmiş olduğumuz tüm nedenler yaşlılık döneminde bireyin uyku sorunları yaşamasına sebep olabilir. Bu noktada asıl önemli olan kısım ise nedenlerin bir an önce belirlenmesi ve buna uygun bir tedavi şekli izlenmesidir. Yaşlılarda görülen uyku bozukluklarının birkaç çeşidi bulunmaktadır.Bunlar şu şekildedir:Uyku apnesi; gece solunumun durması olarak ta bilinen bir rahatsızlıktır. Gece uyku sırasında bireyin nefesi 10 saniye ve üzeri süre durur ve kişi uykusundan uyanır. Bu sorun kaliteli bir uyku uyumayı engellediği gibi beraberince pek çok rahatsızlığı ve riski de getirmektedir.Horlama; yaşlılarda sık görülen bir uyku bozukluğu şeklidir. Tıpkı uyku apnesi gibi bu da bireyin kaliteli bir uyku uyumasına engel olur. Kaliteli bir uyku uyuyamayan bireyler ise güne yorgun başlar ve yaşam kaliteleri oldukça düşük olur.Parasomnia; kişi uykusunda konuşur, bağırır, yataktan çıkar yürür. Bu da aynı şekilde yaşlı bireylerin sağlıksız bir uyku uyumalarına hatta çoğu zaman uyuyamamlarına neden olur.Kaliteli bir uyku uyumak için neler yapılabilir?Uyku saatlerinizi düzenlemeye çalışın. Her gün aynı saatlerde uyumaya ve uyanmaya özen gösterin. Bu biyolojik ritminizi dengeye sokacak ve daha rahat uykuya dalmanıza yardımcı olacaktır.Uyumak için yalnızca yatak odanızı ve yatağınızı kullanın.Beslenmenize dikkat edin. Çok ağır ve yağlı yiyecek tüketiminden uzak durun. Bu midenizde rahatsızlık hissetmenize ve uyuyamamanıza sebep olur.Gün içinde çeşitli aktivitelerde bulunmaya çalışın. Kısa yürüyüşler veya basit egzersizler enerji kaybı yaşamanıza ve bu sebeple uykuya gece daha çabuk dalmanıza yardımcı olur.Herhangi bir fiziksel rahatsızlığınız varsa doktorunuza başvurarak bunun tedavisini istemelisiniz. Vücuttaki ağrılar ve rahatsızlıklarda uykuya dalışınızı engeller.Uyku vaktiniz geldiğinizde aşırı uyaranlardan uzak durmak, örneğin ses ve ışık gibi sizin uyumanızı kolaylaştıracaktır.

Devamını Oku
1 2 ... 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al