Blog

Uzman Görüşleri

Aileler ve bakıcılar için hazırlanan en güncel bilgiler ve tavsiyeler.

İdeal Dadıyı Seçmek

İdeal Dadıyı Seçmek

Anne ve babalar için bin bir çeşit heyecanla geçen doğum serüveninin ardından miniklerine kavuştuklarında çeşitli tedirginlik ve korkuların da çanları çalmaya başlar. Bunların başında ise, özellikle çalışan ebeveynlerin ihtiyaç duydukları “profesyonel dadı” veya “profesyonel çocuk bakıcısı” bulma ihtiyacı ve süreci gelir.Bu süreç hem anne hem de baba için oldukça kaygılı ilerlemektedir. Ebeveynler özellikle suçluluk duygusu, çocuğu bir başkasına emanet etme, sanki onu terk ediyormuş gibi hisler altında boğularak, yoğun bir endişe duyarlar. Oysa anne ister çalışsın ister çalışmasın bebeğinin büyümesi ve bakımı sırasında her daim yardıma ihtiyaç duyabilir ve bu durum oldukça doğaldır. Önemli olan bu noktada doğru adımlar atarak, ihtiyaçlarını en doğru şekilde karşılayabilecek, güvenilir ve çocuk bakımı konusunda deneyimli adayları bulmaktadır.Sizler için bu yazımda aradığınız ideal bakıcıya ulaşmak için nasıl bir yol izlemeniz gerektiği ve nelere dikkat etmeniz gerektiği hakkında bilgi vereceğim. Biliyorum ki, anne-baba olmak oldukça keyifli ancak bir o kadar da zorlu bir yolculuk. Bu yolculukta sizlere sağlanan en ufak fayda bile size bebeğinizle geçireceğiniz daha keyifli ve daha kaliteli vakit olarak geri dönecektir.İşte dadı ararken özellikle dikkat etmeniz gereken noktalar şunlar:Öncelikle, çocuğunuz için aradığınız bakıcıyı dilerseniz kendi imkânlarınız ile dilerseniz de bir danışmanlık şirketi aracılığı ile bulabilirsiniz. Bu işi profesyonel anlamda yapan bir şirketten yardım almak bu süreçte üzerinizdeki pek çok yükten sizi kurtaracaktır.Seçtiğiniz şirketi mutlaka araştırın! Bu işi yapabilmesi için gerekli olan belgelere sahip olup olmadığını ve şirket referanslarını kontrol edin.Bakıcıdan beklentilerinizin neler olduğunu listeleyin, önceliklerinizi ve ihtiyaçlarınızı belirtin. Örneğin, İngilizce bilen bir bakıcı ile çalışmak istiyorsanız Filipinli bakıcılar bu alanda deneyimlidir. Ya da donanımlı ve eğitimli bir bakıcı arıyorsanız çocuk gelişimi mezunu olan oyun ablaları da bu noktada sizin için ideal olabilir.Görüştüğünüz adayların tecrübelerini inceleyin. İlk defa anne-baba olmuş ebeveynler için bakıcının tecrübeli olması çok önemlidir. Bu noktada eksik kaldığınız veya çocuk bakımı ile ilgili bilmediğiniz her şeyi öğrenme fırsatı yakalamış olursunuz.Karar verme konusunda acele etmeyin. Adayları, kişisel, sosyal, duygusal anlamlarda inceleyin. Aile yaşantılarına, evli olup olmadıklarına, kendi çocukları olup olmadıklarına, güler yüzlü olup olmadıklarına, konuşkanlıklarına, ses tonlarına, konuşma şekillerine kadar inceleyin ve bunların ışığında bir karar verin.Uzun süreli çalışabilecek bir aday ile yollarınızı birleştirin. Bu noktada sürekli olarak bakıcı veya dadı değiştirmek, çocuğun gelişimi konusunda olumsuz etkilere sahiptir. 0-2 yaş çocuk için bağlanma dönemidir ve bu süreçte kendine bakım sağlayan bireyler ile duygusal bağ kurar. Bakıcının sürekli değişmesi, bu bağın zarar görmesine ve çocuğun güven duygusunun hasar almasına yol açar.Seçtiğiniz adayın soğukkanlı ancak güler yüzlü, sıcakkanlı ancak otoriter, samimi ancak sınırlarını bilen, merhametli, sağduyulu, anlayışlı olmasına dikkat edin.Eğer adayın aldığı eğitimler ve sertifikalar varsa bunları mutlaka size belgelemesini talep edin ve belgelerinin geçerliliklerini kontrol edin.Seçmeye karar verdiğiniz çocuk bakıcısının ya da dadının daha önceki işlerinden referanslarını mutlaka kontrol edin!Bakıcınız ile karşılıklı olarak açık ve net bir şekilde tüm beklentilerinizi ve şartlarınızı konuşun. Bu sonradan ortaya çıkabilecek çoğu sorunu en aza indirecektir. Kendisine sağlayabileceğiniz koşullardan en açık şekilde bahsedin. Bakıcınızla aranızdaki mesafeyi en doğru şekilde ayarlayın. Kendisine evinizden bir bireymiş hissini verirken işveren-işçi ilişkisinden de uzaklaşmamanız gerektiğini unutmayın.

Devamını Oku
Yaşlılığın Psikolojisi

Yaşlılığın Psikolojisi

“Yaşlanmak” duyduğumuzda her birimizi korkutan, içimizin derin bir endişe duygusu ile kaplanmasına sebep olan ağır bir kelimedir. Aslında yaşlılık bir durum değil, hayatımız boyunca süren bir yolculuktur. Terminolojik olarak bakıldığında ise, bireyin zihinsel, fiziksel ve ruhsal yeteneklerinin kaybı anlamına gelmektedir. Her birimizin zamanı geldiğinde yürümek zorunda kalacağı bu yolda onlara elimizden gelen desteği sağlamak, fiziksel ve duygusal anlamda yanlarında olmak, içinde bulundukları durumu anlamak oldukça önemlidir. Bu durum onların yolculuklarının son aşamasında olabildiğince kaliteli zaman geçirmelerine, büründükleri bu korkutucu psikolojiden uzaklaşmalarına, daha huzurlu ve mutlu bireyler olarak yolculuklarını tamamlamalarına sebep olacaktır.Kıymetli büyüklerimizin yürüdüğü bu yolda peki bizler onların daha iyi hissedebilmesi adına neler yapabiliriz?Bu süreçte yaşlılarımızın hem fiziksel hem de ruhsal bakımlarına destek olmalıyız.Onlara içinde bulunduğumuz hayatın değiştirilemeyecek bazı gerçeklerinin olduğunu ve bu gerçekleri kabullenmeleri gerektiğini anlatmalı ve öğretmeliyiz.Bireyin kendini kabullenmesi, kendi varlığından ve durumundan hoşnut olması yaşlılık döneminin de rahat geçmesi açısından oldukça önemlidir.Onlara geçmişteki başarılarını, güzelliklerini ve anılarını sık sık hatırlatın. Yaşlılık psikolojisine kapılmış bir birey kendini oldukça yetersiz ve işe yaramaz hissedecektir. Ancak etrafındaki sevdiklerinden geçmiş hikayelerini ve başarılarını duymak ona gençken başardığı şeyleri hatırlatacak ve kendini çok daha iyi hissettirecektir.Onları kontrol ve gözlem altında tutun. Anne-babalarımız yaşlandıkça ve bizler büyüdükçe birbirimizden uzaklaşıyor olmamız kaçınılmazdır. Ancak kendi hayat koşuşturmacamız içinde onlarında hayatlarında gerçekleşen değişiklikleri kaçırmamamız gerekmektedir. Örneğin, artık kendi kişisel bakımını yapamıyorsa, daha az yemek yiyorsa mutlaka ortada yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Bunları fark edip, müdahale etmeliyiz.Ortaya çıkabilecek sorunları, riskleri değerlendirin ve gerekiyorsa profesyonel yardım alın. Yaşlı anne-baba veya yakınınız fiziksel/zihinsel açıdan giderek kötüleşen bir tablo seyrediyorsa mutlaka ya sizin ya da bu işi profesyonelce yapan yaşlı bakım personellerinin gözetiminde hayatını sürdürmesi gerekmektedir. Kendi iş yoğunluğunuzdan ya da hayat şartlarınızdan dolayı bireysel olarak ilgilenemiyorsanız onun için en iyisi olacak şekilde durumu planlayabilirsiniz. Günümüzde bu işi profesyonel anlamda yapan yaşlı ve hasta bakıcılar bulunmaktadır. Böyle bir bakıcı hem yaşlı yakınlarınıza arkadaş olacak hem de onların eksik yönlerinde destek olabilecektir.Kendinizi asla suçlu hissetmeyin! Anne veya babanızın yaşlanması, yeterlilik ve yeteneklerini kaybediyor olması sizin suçunuz değil. Hayatın doğal akışı içerisinde ilerleyen bu durum karşısında elinizden gelen en iyi şartları onun için sağladıktan sonra gerisi için endişelenmek ancak sizin daha fazla yıpranmanıza sebep olacaktır.Yaşlılık psikolojisi içine giren bireyler için kaçınılmaz olan durumlardan biri de depresyondur. Önceden yapabildiği şeyleri artık yapamıyor olmak, fiziksel aktivitelerde zorlanmak, unutmak, hatırlayamamak vb. gelişen tüm bu değişimler yaşlı yakınlarımızı psikolojik açıdan oldukça yıpratır ve depresif bir ruh haline bürünmelerine sebep olabilir. Böyle durumlarda mutlaka bir profesyonelden yardım alın. Ve olabildiğince güler yüzlü, sıcakkanlı ve arkadaşça ona yaklaşın ve yanında olduğunuzu hala çok değerli olduğunu ona hissettirin.

Devamını Oku
Kendi Kendini Motive Etme Yöntemleri

Kendi Kendini Motive Etme Yöntemleri

Motivasyon, bireyleri harekete geçiren mutluluk, başarı, azim gibi hedeflerimize ulaşma konusunda bizleri etkileyen oldukça önemli bir konudur. Kişisel motivasyonu arttırmak üzerine yüzlerce yazılar, makaleler yazılmış, seminerler verilmiş, filmler çekilmiştir. Ancak motivasyonun asıl kaynağı dış faktörlerden değil iç dinamiklerimizden beslenir. Bu sebeple, kendimizi motive ederken bir uyaran beklemek yerine kendi içimizdeki enerjiyi fark edip dışarı çıkarmak çok daha önemlidir.Profesyoneller ve uzmanlar tarafından yapılan çoğu araştırmanın sonucuna göre bireysel motivasyonumuzu etkileyen, arttıran ve bunu sürdürülebilir hale getiren bazı yöntemler olduğu saptanmıştır. Ancak birazdan sizlere bahsedeceğim tüm bu yöntemler ancak içimizdeki enerjiyi fark edip, uygulamaya geçtiğimiz ve istikrarı sağlayabildiğimiz sürece geçerli olacaktır.Kendi Hikayemi Yazıyorum: Öncelikle zihninizde dağınık olan parçaları bir araya toplamalısınız. Kendi hikayenizi, şuan nerede olduğunuzu, geçmişte nerelerden geçtiğinizi ve gelecekte nerede olmak istediğinizi içerecek şekilde bir deftere yazın. Bu noktada hem kendinize hem de zihninize karşı dürüst olmak önemlidir.Sınırlarımı Keşfediyorum: Gelecekle ilgili planlar yaparken, hayaller kurarken kendi sınırlarınızın farkında olmanız büyük önem taşır. Kişiliğinize ya da mizacınıza aykırı bir hayal talep etmek, kendi sınırlarınız dahilinde buna asla ulaşamayacağınız anlamına gelir. Bu sebeple, öncelikli olarak kendi sınırlarınızın farkında olun. Ve gerçekçi hayaller kurun!Şimdi ve Burada: İçinde olduğunuz anın farkında olmak çok önemlidir. Sadece yaşadığınız olaylara, durumlara odaklanmak dışında o an ne hissettiğinizin de farkında olmanız, duygularınızı isimlendirebiliyor olmanız da kendi motivasyon takibiniz açısından oldukça önemlidir. Yanınızda taşıyabileceğiniz bir defter edinin ve gün içinde kendinize sık sık “şuan burada nasıl hissediyorum?” diye sorup cevabınızı not edin.Kendinize Bir Model Seçin: Sizin için anlamı olan, başarı hikayelerine sahip, yeni bir şeyler öğrenmenize ışık tutacak bir rol model edinin. Bu kişinin karakterine, yaşam tarzına ve bilgisine özenmek yerine onu ilham kaynağınız haline getirin.Hedef  Seçin: Rotasız bir gemi yoldan çıkmalara, girdapta kaybolmalara açıktır. Bu sebeple birey olarak kendinize bir hedef seçin. Bu hedefin spesifik olmasına özen gösterin. Seçtiğiniz hedefe ulaşmak için bir yol haritası çıkarın ve rotanızı belirleyin.Düşünmekten Korkmuyorum: Düşünmek, bir şeyler üzerinde kafa yormak korkutucu gelse de aslında bizi aydınlatan itici bir kuvvettir. Düzenli aralıklar ile sizin için uygun ve sessiz bir ortam sağladıktan sonra bir kağıt kalem alıp düşünün, düşünün ve düşünün. Aklınızda beliren her imgeyi, her düşünceyi not alın. Aldığınız notlar hedeflerinizle ya da sıkıntılarınızla ilgili olabilir. Önemli olan zihninizi en saf ve açık hali ile kağıda aktarabilmektir. Böylelikle aklınızda uçuşup duran ve sizi huzursuz eden her şeyi somutlaştırmış olacaksınız.Kendimi Ödüllendiriyorum: Ödüllendirme sistemi hem çocuklukta hem de yetişkinlikte en etkili yöntemlerden biridir. Siz de hedeflerinizin sonuna kendiniz için ufak hediyeler ya da ödüller koyun. Hedefinize ulaştığınızda ise mutlaka bu ödülü kendinize armağan edin. Çünkü, siz hedefiniz için adım attınız, başardınız ve bu ödülü hak ettiniz!Nasıl Mutlu Olurum? : Kendinize sizi mutlu eden büyük, küçük her şeyi içeren bir liste hazırlayın. Bu acil durumlarda yani kendinizi kötü,yetersiz ve eksik hissettiğinizde kaçış planınız ve kurtarıcınız olacaktır. Mutsuz hissettiğiniz anlarda bu listeyi açın ve o an yapabileceğiniz mutluluk maddesini gerçekleştirin.Tüm bu yöntemlerin sizin yalnızca içinizdeki istek ve kendilik enerjinizle gerçekleşebileceğini asla unutmayın. Defalarca denemiş ancak düşmüş, canınız yanmış ya da başaramamış olabilirsiniz. Her seferinde ayağa daha hızlı kalkmayı öğrenin. Hayatınızı ertelemeden yaşamaya çalışın. En önemlisi, etrafınızda enerjinizi alan “Yapamazsın, başaramazsın.” diyen tüm sesleri susturun ve yalnızca kendinizi dinleyin!

Devamını Oku
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu, erken çocukluk döneminde görülen ve çocuğun zihinsel, davranışsal, sosyal ve duygusal tüm süreçlerini olumsuz etkileyebilecek bir rahatsızlıktır. Günümüzde çocuklarda çok sık rastlanan bu rahatsızlık, anne-babaların bu konu hakkında bilinçsiz olmasından dolayı göz ardı edilmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar genellikle yaramaz, ebeveynleri tarafından iyi yetiştirilmemiş ve şımarık çocuklar olarak adlandırılırlar. Ancak bunun bir hastalık olduğunun ve ebeveynlerin yetiştirme tarzından çok genetik faktörlerle ilgili olduğunun bilincinde olmak gerekir.Bu noktada DEHB hakkında daha fazla bilgi edinmek, bilinçlenmek, belirtileri ve nedenleri hakkında bilgilenmek faydalı olacaktır. Anne-babalar için de oldukça zor olan bu süreçte belirtileri doğru takip etmek, bu rahatsızlığa sahip çocuklarına gerektiği tedaviyi uygulatmak çok önemlidir. Tedavi ile çocuk doğru davranış biçimine, sağlıklı iletişim şekline, başarılı akademik ilerlemeye vb. kavuşacaktır. Böylelikle hem çocuk hem de ebeveynler için sorunlar ortadan kalkacak, süreç normale dönecektir.Çocuğumun Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğuna sahip olup olmadığını nasıl anlarım?DEHB’e sahip çocukların en belirgin özellikleri dikkatlerinin kolayca dağılıyor olmasıdır.Özensiz, dikkatsiz ve unutkandırlar. Örneğin, derslerinde dikkatlerini sürdürememekten kaynaklı hatalar yaparlar.Çoğunlukla okulla ve ders çalışmakla ilgili sıkıntı yaşarlar. Ders çalışmak istemezler, ödevlerini yapmak için masa başında uzun süreli olarak oturamazlar. Ailelerine sık sık okuldan ve öğretmenlerinden şikayet gelir.Sürekli olarak hareket halindedirler. Uzun süreli olarak hareketsiz kalamazlar. Genellikle huzursuz ve kıpır kıpır bir hal içindedirler.Zamanla ilgili sıkıntı yaşarlar. Zaman kavramlarında yanılmalar yaşarlar. Ve zaman kısıtlamalarına uyma konusunda da oldukça sıkıntı yaşarlar.Konsantrasyon ve organizasyon gerektiren işlerden hoşlanmazlar ve kaçınırlar.Çok konuşurlar ve genellikle konudan konuya atlarlar. Sıra beklemekten hoşlanmazlar örneğin bir soru sorduğunda cevabını almadan konuşmaya devam ederler.Direkt olarak kendisine konuşulduğunda dahi dinlemiyormuş gibi görünür.Verilen görevleri layığı ile yerine getiremez ve sorumluluk alamazlar.Sürekli olarak kendine ait kişisel eşyalarını kaybeder-sahip çıkamazlar.Sessiz kalarak herhangi bir şey ile uğraşma konusunda sıkıntı yaşarlar.Oyunlarda ve arkadaşları ile olan ortamlarda sorunlar yaşarlar.Bu doğrultuda, çocuğunuza DEHB tanısı konabilmesi için yukarda ki belirtilerden en az 6 tanesinin varolması, 17 yaşından büyük bireyler için ise en az 5 belirtinin varolması gerekmektedir. Bu belirtilerin süreklilik göstermesi de tanının kesinleşmesinde önem taşımaktadır. Ara sıra ortaya çıkan belirtiler tanının konması için yeterli değildir. Farklı ortamlarda, farklı zaman ve durumlarda bu belirtilerin sık sık yaşanıyor olması ise kuvvetle DEHB’e işaret eder. Sizlerde eğer bu belirtileri çocuğunuzda gözlemliyorsanız, geç olmadan mutlaka bir profesyonelden yardım alın!

Devamını Oku
Yaşlılık Hastalığı: Demans (Bunama)

Yaşlılık Hastalığı: Demans (Bunama)

Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği kriterler doğrultusunda artık 65 yaş üstü her birey yaşlı olarak sayılmaktadır. Genelleme yapmak her ne kadar doğru olmasa da, bu yaşın üstündeki çoğu bireyin sağlıkla ilgili şikayetleri artmaktadır. Bu sebeple, belirli bir yaş ile birlikte önlemler alınmalı, düzenli sağlık kontrolleri yapılmalıdır. Yaşlılık döneminde görülme sıklığı oldukça yüksek olan hastalıkların başında Alzheimer ve Demans gelir.Yaşlanma sürecinde, beyin hücrelerinde belirli oranda kaybolma ve azalma görülür. Bu kaybın miktarı ve hızı arttığında ise beyin normal fonksiyonlarını yerine getiremediği için bunama yani demans ortaya çıkar. Bu hastalık, pek çok zihinsel aktivitenin gerçekleşmesini engeller ve bozar. Dikkat, planlanma, düşünme, konuşma ve tüm davranış şekilleri hatta duygular bile bu hastalık sürecinde etkilenir ve çoğu zaman işlevlerini yerine getiremez.Sadece bir süreliğine, bildiğiniz, yaşadığınız, düşündüğünüz ve öğrendiğiniz her şeyin yavaş yavaş silindiğini düşünün. Ne kadar korkutucu bir his olduğunun eminim farkına varmışsınızdır. İşte, bizler için yalnızca birkaç saniye için bunu düşünmek bile korkutucu iken yaşlı bireyler bu zorlu süreci adım adım deneyimlemek durumunda kalıyor. Bunama, hem hastanın kendisi hem de hasta yakınları için oldukça zorlu bir süreçtir. Hastalık, git gide kötüleşen bir seyir izler. Örneğin, Alzheimer rahatsızlığı giderek ağırlaşan 7 farklı evreden oluşur. Bunamada ise tablo ve unutkanlık düzeyi giderek artarken buna eşlik eden en büyük rahatsızlık depresyondur. Ve depresyon bunama hızını arttırmaktadır. Bu sebeple, genellikle demans hastaları bir yakını tarafından unutkanlığından çok içinde olduğu depresyon sebebi ile doktora götürülür.Peki tedavisi var mıdır?Alzheimer dışındaki bunamalar genellikle tedavi ile geri dönüşüm sağlanabilir, durdurulabilir ve hızı yavaşlatılabilir duruma gelmişlerdir. Tedavinin niteliğinin yanı sıra hastanın içinde bulunduğu çevresel ve sosyal faktörler, yakınlarının desteği çok önemlidir. Erken evrelerde, kitap, dergi, gazete okumak, bulmaca çözmek vs. bunama sürecini yavaşlatıcı etkiye sahiptir. Sonra ki dönemlerde ise hastayla sürekli iletişim halinde olmak, onunla sohbet etmek ve zihnini açık tutmakta önemli bir etkendir. Bu süreçte, hasta yakınları olarak bu hastalığı çeken birine bakmak yorucu bir görev olarak gelebilir. Bazen yorulduğunuzu hissedebilir, bir nefes almak için molaya ihtiyaç duyduğunuzu hissedebilirsiniz. İşte bu sebeple hastalıkla başa çıkmak için alınabilinecek her türlü yardımı almak gerekir. Örneğin, bu süreci Demans ve Alzheimer hasta bakımı konusunda deneyimli profesyonel bakıcılardan, hemşirelerden destek alarak en az yıpratıcı şekilde tamamlamak mümkün olacaktır. Böylelikle, kıymetli büyüklerimiz için korkutucu, zorlu ve yıpratıcı olan bu süreçte en azından tüm enerjinizle onların son anına kadar yanlarında olabilmenin huzurunu yaşayabileceksiniz.

Devamını Oku
Çocukla Doğru İletişimin 10 Altın Kuralı

Çocukla Doğru İletişimin 10 Altın Kuralı

Çocuğunuzu yetiştirirken ebeveyn olarak çocuğunuzla kurduğunuz iletişim şekli çok önemlidir. 0-2 yaş bağlanma döneminden sonra, çocuğun karakter oluşumunda etkili olan en kritik şey anne-babanın çocukla kurduğu iletişim biçimidir.Peki çocuğunuzla doğru iletişim kurabilmenin yolları nelerdir?Sağlıklı iletişim kurabilmenin en önemli noktalarından biri konuşurken çocuğunuzla göz göze gelmektedir. Çocuğunuzla konuşurken onunla aynı seviyede olmalı ve onu anladığınızı gösterecek mesajlar yollamalısınız.İyi bir dinleyici olmalısınız. Çocuğunuzla iletişim sırasında hiçbir zaman için onu dinlermiş gibi yapmayın. Çocuk onu geçiştirmek istediğinizi ya da aslında dinlemediğinizi hemen hissedecektir.Çocuğunuza kendini rahatlıkla ifade edebilmesi için alan tanımalısınız. Kendi duygularını, düşüncelerini tanımalı ve bunu özgürce ifade edebilmelidir.Çocuğunuzun görüşlerine saygı duymalısınız. Sizin düşüncenizin aksini de ifade ediyor olsa dinlenmeye hakkı olduğunu ona hissettirin.Çocuğunuza gün içerisinde yaşına uygun sorumluluklar verebilirsiniz. Yerine getirilen her sorumluluk için ona teşekkür etmeyi ve onu desteklemeyi unutmayın.Çocuğunuz yanlış bir şey yapmış olsa bile bu durumun ona karşı olan sevginizi etkilemeyeceğini ve eksiltmeyeceğini her zaman ifade etmelisiniz.Sevginizi her fırsatta dile getirmekten çekinmeyin. Koşulsuz sevgiyi hisseden çocuğun kendine olan güveni her zaman daha yüksektir.Çocuğunuzda sağlıklı iletişimde olabilmenin yollarından biri de, verdiğiniz sözleri yerine getirmeniz ve aslı geri çekilmemeniz gerekmektedir. Sözlerinizi tutmanız, çocuğunuzun size olan güvenini dinç tutacaktır.Çocuğunuza uyarılarda bulunun, onu azarlamayın. Uyarılarınızı açık ve net bir dil ile gerçekleştirin. Yanlış davranışın yerine yapması gereken doğru davranışı da ona açıklayarak anlatın.Çocuğunuzla birlikte mutlaka özel olarak anne-baba saati için aktiviteler düzenleyin. Çocuk bakımının en önemli noktalarından biri çocuğunuzla kaliteli ve eğitici vakit geçirebilmektir.

Devamını Oku
Bebeklerin Gizli Kahramanı Yeni doğan Hemşireleri

Bebeklerin Gizli Kahramanı Yeni doğan Hemşireleri

Her yeni başlangıç beraberinde yeni zorlukları, korkuları, endişeleri ve heyecanları getirmektedir. Bu alışma süreci bazen zorluklarla, bazen de kolaylıklarla dolu bir yoldur. İyi, kötü her duyguyu iç içe yaşadığımız, hayatlarımıza sihirli bir değnek dokunmuşçasına değişen bazı anlar vardır. Bu anlardan biri de minicik elleri ve ayakları, henüz açılmamış gözleri ile dünyamıza 9 aylık bir bekleyişin ardından katılan bebeklerimizdir.Bebeğiniz dünyaya gelmeden önce artık her şeyin değişmeye başladığını anladınız, hamileliğiniz süresince korkularınız arttı, durduk yere ağladınız, endişelendiniz fakat hepsi geride kaldı. 9 ay boyunca sabırsızlıkla beklediğiniz o an geldi! Şimdi sizi böyle duygudan duyguya sürükleyen o minik can ellerinizde. Bebeğiniz artık dünyaya merhaba dedi. Onun gelişiyle birlikte yeni yeni endişeleriniz, korkularınız da size merhaba dedi. Peki siz bu sürece anne – baba olarak ne kadar hazırsınız? Çıktığınız bu yolda sizlere en büyük desteği verebilecek, destek verirken aynı zamanda yeni doğan bebeğinizle ilgili her konuda bilgilenmenizi, adım adım öğrenmenizi, size bu yolda birlikte eşlik edebilecek kişilerden biri de yeni doğan yoğun bakım hemşireleridir.Yeni doğan hemşireleri doğum öncesinde sizi doğuma hazırladıkları gibi aynı zamanda da doğum sonrasındaki süreçte de size destek olurlar. Hemşirelerin öncelikli görevlerinden biri de yeni doğanlara ve hasta bebeklere uygulanan tedavi ve verilen bakımın başarılı bir şekilde ve sorunsuz olarak gerçekleştirilmesidir. Yeni doğanın tedavisini, bakımını üstlenmek ve gerekli değerlendirmeleri yapmaktır.Yeni doğan hemşireleri annelerin doğum için hastaneye giriş yaptığı andan, çıkış yaptığı ana kadar tüm süreçlerinde tam destek sağlar. Doğum öncesi annenin sakinleştirilmesini sağlamak, doğumdan sonra emzirme, alt değiştirme gibi her türlü konuda destek ve eğitim vermekte yeni doğan hemşirelerinin görevleri arasındadır. Bu desteği ve ebeveynliğe hazırlık sürecini evde de devam ettirmek mümkündür.Kalite İnsan Kaynakları olarak bizler portföyümüzde bulunan profesyonel yeni doğan yoğun bakım hemşirelerimizle ve yeni doğan bakımında deneyimli, referanslı bebek bakımı personellerimiz ile siz değerli anne-babaların ve miniklerimizin bu zorlu ama bir okadar da keyifli zamanlarında size yardımcı olmaktan onur duyarız.O minik parmakları tutmaya alışmak sizin için zaman alacak ama bu süreci en güzel şekilde sevgi ve güven ile birlikte yaşayacağız.

Devamını Oku
Dikkat Kardeş Geliyor!

Dikkat Kardeş Geliyor!

Eve yeni bir kardeşin geliyor olması, bir çocuk için kabullenmesi gerçekten zor bir durumdur. Bu süreci kolaylaştırmak, çocuğun yeni gelen kardeşi kabullenmesi ailenin yaklaşımına, çocuğun yaşına ve karakter özelliklerine göre farklılık göstermektedir. Kardeş kıskançlığını tamamı ile önlemek maalesef mümkün değildir. Zaten kardeş kıskançlığı belirli düzeyde çocuğun gösterdiği doğal ve sağlıklı bir tepkidir. Bu noktada önemli olan çocuğun kıskançlık derecesi ve kardeşine karşı olumsuz davranışlarının var olup olmadığıdır. Bu kriz sürecini en doğru ve sağlıklı şekilde yönetmekse ebeveynlerin sorumluluğundadır.Kıskançlığın kökeninde yatan temel duygu, kaybetme korkusudur. Çocuk, kardeşi gelmeden önce sahip olduğu anne-baba ilgisini ve sevgisini kaybedeceği korkusuna kapılır. Çocuk artık kendini istenmeyen, sevilmeyen ve gereksiz bir varlık olarak hissetmeye başlar. Kıskançlık aklın değil, duygunun ürünüdür. Bu yüzden çocuk ancak kendini güvende hissettiği sürece kıskançlık duygusu azalabilir.Kardeş Kıskançlığını Önlemek İçin Neler Yapabilirsiniz?Bir uzmandan yardım alarak çocuğunuzu kardeşin gelişine hazırlayın.Ev içerisinde ve hayatınızda yapacağınız tüm değişiklikleri bebeğiniz gelmeden önce tamamlayın.Doğum öncesi bebeğinizin gelişini doğru bir dille çocuğunuza anlatın.Çocuğunuzun yaşına uygun olarak, kardeşin gelişini hikâyeler ile anlatmak sürecin daha hafif geçmesi konusunda fayda sağlayabilir.Çocuğunuzu bebek geldikten sonraki ilk aylarda ilgisiz bırakmayın.Çocuğunuza, kardeşine yardım etmesi için fırsatlar yaratın ve ona kendini değerli hissettirin.Ona kendi bebekliğinden bahsederek sürece adaptasyonunu hızlandırın.Çocuğunuza, kardeşini kabullenmesi ve uyum sağlayabilmesi için zaman ve alan tanıyın.Belirli sürelerde, ortamda yeni gelen kardeş olmadan çocuğunuzla baş başa vakit geçirin.Eve yeni bir kardeş gelmesi doğal bir durumdur. Bu süreç içinde anormal bir durum olduğunu düşündürecek abartılı tepkilerde bulunmayın. Bu durum çocuğunuzun daha fazla hassasiyet kazanmasına sebep olacaktır.Çocuğunuzu aşırı davranışlarla şımartmayın. Doğal davranın, suni davranışlarda bulunmanız çocuğun daha fazla kaygılanmasına sebep olacaktır.Ona kardeşi ile ilgili belirli sorumluluk ve görevler verin.Çocuğunuzu hissetti bu duygudan ötürü suçlamayın, yargılamayın ve cezalandırmayın.Durumla baş edemediğinizi düşündüğünüz noktada psikolojik destek almanız gerektiğini unutmayın!

Devamını Oku
Uyku Eğitimine Başlamadan Önce Bilmeniz Gereken 10 Adım

Uyku Eğitimine Başlamadan Önce Bilmeniz Gereken 10 Adım

Uyku eğitimi, bebeklerin kendi kendine uykuya dalmasını öğretmeyi amaçlayan ve çeşitli yöntemleri içeren bir erken dönem eğitimidir. Bu eğitimin temel amacı bebeğin uyku düzenini sağlamak, kendi başına uyuma alışkanlığını kazandırmaktır. Bebeklerde uyku eğitimi konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bu ekollerden kimisi bebeği ağlatma yöntemiyle uyumayı öğretirlerken, kimi ekol ise bebeğe ağlamadan kendi kendine uyumayı öğretirler. Tüm bu modellerin hedeflediği en temel nokta bebeğinizin sağlıklı, rahat, huzurlu ve deliksiz bir uyku uyumasıdır.Uyku Eğitimine Başlamadan Önce Bilmeniz Gereken 10 AdımÇocuğunuza bu eğitimi vermekten istediğiniz konusunda kararlı ve emin olmalısınız.Uyku Eğitimine başlamadan önce çocuğunuzun kronik veya dönemsel bir sağlık sorunu olmadığından emin olmalısınız.Tüm bu süreç boyunca kararlı, istikrarlı ve istekli olmalısınız.Uyku eğitimi sırasında çocuğun bakımından sorumlu olan her bir birey, süreç hakkında bilgilendirilmeli ve aynı şekilde istikrarı bozmaması konusunda uyarılmalıdır.Eğitim boyunca anne ile babanın işbirliği içinde olması gerekmektedir.Süreci başlatmadan önce çocuğunuzun uyku düzenini gözlemlemeniz ve hangi saatlerde uyuyup uyandığı konusunda bilgi sahibi olmalısınız.Tüm ekoller hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmelisiniz.Sizin ve bebeğiniz için en uygun yöntemi seçtiğinizden emin olmalısınız.Eğitim boyunca bebeğinize karşı daima olumlu ve yapıcı olmaya çalışmalısınız.Ona değerli olduğunu sürecin her adımında hissettirmelisiniz.Uyku Eğitimi Sırasında Dikkat Etmeniz Gereken 10 AdımUyku eğitimini bebeğinize cezaymış gibi bir tavırla değil onun için iyi bir şey yapıyormuşsunuz tavrı ile doğru şekilde aktarmalısınız.Çocuğunuzun yaşı kaç olursa olsun onunla konuşmalısınız. Uygulamaya koyduğunuz her adımı ona açıklamalı, nedenleri ile anlatmalısınız.Hangi ekolü uyguluyorsanız ekolün gerektirdiği noktaları eksiksiz, tamamıyla ve istikrarlı bir biçimde uyguladığınızdan emin olmalısınız.Eğer uyku eğitimi konusunda endişeleriniz varsa, sizin için en basit ve işinize yarayacak olan yöntemi seçmelisiniz.Eğitim sonunda elde edeceğiniz sonuç çocuğunuzun yaşına ve mizacına göre farklılık gösterebilir.Bazen bebeğiniz eski alışkanlıklarına geri dönebilir bunun geçici bir süreç olduğunu unutmamalı ve sizi yıldırmasına izin vermemelisiniz.Çocuğunuzun ihtiyaçlarını göz ardı etmemelisiniz. Ve her ihtiyacına mutlaka karşılık vermelisiniz.Her yöntemin her bebeğe uymayacağını bilmeli ve bir şeyler yolunda gitmediğinde pes etmek yerine yeni bir yöntem denemeyi düşünmelisiniz.Bebeğiniz süreç içerisinde zorluk yaşıyor, adapte olamıyorsa bunun nedenlerini araştırmalısınız.Tüm süreç boyunca en önemli nokta sizin ve bebeğinizin beden ve ruh sağlığıdır. Bunu asla unutmayınız !

Devamını Oku
1 2 ... 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33
Bakıcı Talebi

Size En Uygun
Bakıcıyı Birlikte
Bulalım

İhtiyaçlarınızı bizimle paylaşın, size özel en uygun adayları kısa sürede sunalım.

Hemen Ara Randevu Al